***
WASHINGTON (A.A) - ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Uluslararası
Dini Özgürlükler Raporu'nun Türkiye bölümünde, hükümetin, azınlık vakıflarının
mallarının iadesi konusundaki adımlarına dikkat çekildi, ülkede dini
özgürlükler konusundaki bazı sorunların devam ettiği belirtildi.
Bakanlığın
raporunun Türkiye bölümünün özetinde, Türk Anayasası ve diğer kanunlar ile
politikaların dini özgürlükleri koruduğu, uygulamada da hükümetin genellikle
dini özgürlüklere saygı duyduğu kaydedildi.
Ancak, bazı
anayasal hükümlerin bu hakları kısıtladığı belirtilen raporda, ''Hükümetin
eylemleri, dini özgürlük hakkının korunması ve bu özgürlüklere saygının
artırılmasına yönelik eğilimi gösteriyor'' denilerek, dikkate değer şekilde,
hükümetin, önceki 10 yıllarda el konulan azınlıklara ait dini vakıfların
mülklerinin iadesi veya tazminini kolaylaştıran karar aldığı vurgulandı.
Raporda,
devletin, ''laik devleti'' koruma gerekçesiyle hükümet kurumlarında İslami
ifadelere yönelik kısıtlamaları dâhil, Müslümanlar ve diğer dini gruplara
yönelik sınırlamalarının ise devam ettiği ifade edildi.
Raporda, hükümetin, 40 yıldır kapalı durumda
olan Heybeliada Ruhban Okulu'nun hangi yasal merci altında tekrar
açılabilmesine açıklık getirmediği kaydedildi.
Bunun yanında,
bazı dini grupların, ''ibadet özgürlüğü, devlete kayıt yaptırma, mülk sahipliği
ve din adamı yetiştirme'' gibi konularda kısıtlamalarla yüz yüze kaldıkları
belirtilen raporda, dini konuşma ve ikna yasal olmasına rağmen, bazı Müslüman, Hıristiyan
ve Bahaîlerin bu konuda kısıtlamalarla karşılaştığı, bazen din propagandası
yapmak veya çocuklara dini bilgiler sağlamak suçlamasıyla tacize uğradıkları
kaydedildi.
-''Olumlu
gelişmeler''-
Ayrıntılara
bakıldığında da ''Dini özgürlüklere saygıda olumlu gelişmeler'' başlığı
altında, yıl boyunca hükümet ve yerel belediyelerin dini özgürlükleri
geliştirmek için adımlar attığı belirtildi.
Raporda,
hükümetin, azınlık (cemaat) vakıflarına, önceki on yıllarda el konulan
mülklerini tekrar almalarına izin verdiği, bunun yanında yeni cemaat
vakıflarının da kurulmasına müsaade ettiğine dikkat çekildi.
Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan'ın, Fener Rum Ortodoks Kilisesi'nin patrik seçimine başvuran
başpiskoposlara Türk vatandaşlığı teklif ettiği hatırlatılarak, Erdoğan'ın bu
açıklaması üzerine yapılan 26 başvurudan, 20'sinin Türk vatandaşlığı
başvurusunun kabul edildiği kaydedildi. Ancak, yılsonuna itibariyle bu
başvuruların henüz onaylanmamış olduğu ifade edildi.
Bunun yanında,
2010 yılında olduğu gibi hükümetin, ''Selçuk'taki Meryem Ana Evi, Demre'deki
St. Nicholas, Antakya'daki St. Peter ve Van'daki Akdamar kiliseleri ile
Trabzon'daki Sümela Manastırı'' gibi, daha önceden devlet müzesi haline
dönüştürülen önemli dini mekânlarda, yıllık dini ayinlerin yapılmasına yine
izin verdiğine işaret edilen raporda, Diyarbakır Belediyesi'nin de terk edilmiş
Ermeni kilisesi olan St. Giragos'un renovasyonuna katkı sağladığı ifade edildi.
Ayrıca, raporda,
ülke genelindeki birçok belediyenin de terk edilmiş veya ticari mekânlar haline
gelmiş kiliselerin, binanın dini önemini vurgulayacak kültür merkezleri veya
müzelere dönüştürme konusunda planlar başlattığına dikkat çekildi.
Temmuz ayı
itibariyle, imam hatip lisesi öğrencilerine, üniversite sınavındaki katsayı
engellerinin kalktığı, bunun da bu öğrencilerin istedikleri herhangi bir
programda eğitim görmelerini kolaylaştırdığı belirtildi.
Öte yandan,
devletin ilk kez Alevilerin dini günü olan Aşure Günü'nü resmi olarak andığı ve
ilk yeni cemaat vakfı olarak da İzmir'de Musevi Cemaat Vakfı'nın kurulduğu
hatırlatıldı.
-''Dini özgürlüklere saygı...''-
Dini özgürlüklere saygının toplumsal
statüsü ile ilgili bölümde de Türkiye'de dini inanç ve pratiklere yönelik
toplumsal ayrımcılık ve ihlallerin olduğuna dair raporların bulunduğu
belirtildi.
Raporda,
Türkiye'deki Musevi liderlerin, Yahudi karşıtlığına dair kaygılarını ve Yahudi
karşıtı duvar yazıları ve tehditlerin, doğrudan Ortadoğu'daki olaylarla
bağlantılı olduğuna inandıkları ifade ettiği belirtilen raporda, Musevi
liderlerin, azınlık cemaat liderleri ve sinagoglara yönelik Türk otoritelerin
sağladığı koruma ve işbirliğinden de memnuniyetlerini dile getirdikleri
kaydedildi.
Raporda, birçok
gazete ve televizyon programlarında Hıristiyan ve Musevi karşıtlığı mesajların
yer almaya devam ettiği ve kitapçılarda Musevi karşıtı ve misyonerlere karşı
eserlerin yaygın olduğu kaydedildi.
Müslüman olmayan
dini toplum üyelerinin, yasal olarak okullardaki dini derslerden muaf oldukları
ama pratikte, özellikle nüfus cüzdanlarında dinlerinin ''İslam'' yazması
halinde, bu muaflıktan yararlanmada bazı zorlukların yaşandığı kaydedildi.
Yetkililerin,
hükümet kurumları ile ilköğretim okullarında başörtü takılmasına yönelik yasağa
devam ettiği belirtilen raporda ancak bu yasağın üniversitelerde dayatılmadığı
ve bazı iş yerlerinde görmezden gelindiği bildirildi.
Muhabir: Barışkan
Ünal
Yayıncı: Tarkan
Demir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.