Turabdin Bölgesi'nde ilk kurulan Süryani manastırların 4.
yüzyılın sonunda inşa edilmiş olan Mor Gabriel (Yayvantepe), Mor Abrohom
(Midyat) ve Mor Samuel (Anıtlı) manastırları olduğu, Turabdin bölgesinde gün
geçtikçe azalan Süryani nüfusa ve terk edilen yerleşimlere rağmen, kilise ve
manastırların büyük bölümünün günümüze ulaşmayı başardığının anlatıldığı
bildirildi. 20. yüzyılın başında, Anadolu'da büyük acılar ve savaşlar
yaşandığından söz eden belgesel filmde, hemen herkes gibi Süryanilerin de bu
süreçten nasibini aldığı, Süryanilerin Seyfo olarak adlandırdığı bu dönemin
sonunda pek çok yöreyi terk etmek zorunda kaldığı anlatılıyor.
Mardin ve köylerinde, 1872 yılına ait bir elyazmasına
göre 30 bin, Beşiri ve çevresinde 30 bin 800, Nusaybin çevresinde 16 bin 500,
İdil çevresinde 10 bin 200, Savur çevresinde 8 bin, Midyat'taki dört Süryani
metropolitliğinin sınırları içinde de (Mor Malke Manastırı, Mor Gabriel
Manastırı, Mor Yakup Manastırı ve Mor Abrohom Manastırı) 52 bin 80 Süryani
Ortodoks yaşadığını anlatan filmde, 1980'li yıllarda Güneydoğu'da yaşanan
çatışmalarda yaklaşık 25 Süryani köyünün terk edildiği, Midyat'ın Karagöl
(Derkube), Nusaybin'in Günyurdu (Marbobo) ve Silopi'nin Kösrali (Hassana)
köylerinin de güvenlik nedeniyle boşaltıldığından söz edildiği bildirildi.
Aynı dönemde, aralarında Anıtlı (Hah), Bülbül (Bnebil),
Dereiçi (Kıllıt) ve Yemişli (Anhıl) köylerinin muhtarlarıyla, İdil Belediye
Başkanı Şükrü Tutuş'un da bulunduğu 40'a yakın Süryaninin faili meçhul
cinayetlerde öldürüldüğü, son yıllarda terk edilen köylerden bazılarına
(Elbeğendi, Sarı ve Taşköy gibi) Süryanilerin geri döndüğünün anlatıldığı
belirtildi.
Önceki tarihlerde nüfusunun çoğunluğunu Süryanilerin
oluşturduğu Kıllit, Hapsinas, Aynvert köylerinde çekimleri yapılan belgesel
filmin bazı bölümlerinin, 1914 yılındaki çatışmalarda, Süryanileri koruması
altına alarak mağaralarda saklayan ve daha sonra Süryanilerin "aziz"
ilan ettikleri Şeyh Fethullah Efendi'nin köyü Aynkef'te çekildiği belirtildi.
Süryanice, Arapça, Kürtçe ve Türkçe'nin bir arada
konuşulduğu film çekimleri sırasında, Süryanilerin uğradığı baskı ve tehcirden
dolayı hüzünlü anlar yaşandığı da dile getirildi.
Uluslararası alanda düzenlenen film festivallerindeki
başarılarıyla tanınan Prof. Dr. Sedat Cereci, Türkiye tarihinin kayıtlara
geçmemiş bir bölümünü konu edinen filmi, Kasım ayı sonuna kadar tamamlamayı
planladıklarını, ancak ortaya yeni bilgi ve belgeler çıktıkça yapım sürecinin
uzayabileceğini belirtti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.