***
Süryaniler PKK'ya nasıl bakıyor? Büyük Asurlu Devleti
kurma düşüncesi ne kadar doğru? AK Parti'nin gayrimüslimlerle ilgili
düzenlemelerini nasıl değerlendiriyorlar?
02 Temmuz 2012 Pazartesi - 09:52
Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit ve Recep Tayyip Erdoğan
önderliğindeki AK Parti'nin Süryanilere bakışından memnuniyetini bildiren
BDP'li Süryani milletvekili Dora, AK Parti'nin sağlık alanındaki icraatlarını
takdirle karşılıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) giren ilk Süryani
milletvekili olan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Mardin Milletveklili Erol
Dora, haber7.com'a samimi açıklamalarda bulundu.
Yüzyıllardır bu topraklarda birlikte yaşadığımız bu
halkın sorunlarını dile getirmeye çalışan Dora, Süryaniliğin ne olduğunu,
Süryanilerin Türkiye'ye nasıl baktıklarını, Avrupa'ya neden göç ettiklerini,
Avrupa'ya giden Süryanilerin anavatanı olan Türkiye'ye ne zaman döneceklerini,
AK Parti Hükümeti'nin bunlar üzerindeki politikaları ve Güneydoğu'ya yaptığı
yatırımları anlattı.
İşte Erol Dora ile yaptığımız röportaj...
Süryanilik nedir? Süryani kime denir?
Ataları Asur ve Babillere dayanan yaklaşık 6500 yıllık
bir geçmişi olan Mezopotamya ve Ortadoğu'nun en eski halklarından biridir.
Süyanilik bir inanç biçimi değildir, bir halkın ismidir. Hala atalarımızın
dilini konuşuyoruz, kendimize has alfabemiz var. Müslümanlık kabul edildikten
sonra Abbasi ve Emeviler zamanında çok etkin olan Süryaniler, tıp, bilim ve
tercümanlık alanlarında aktif rol almışlardır. Süryaniler genel olarak Irak,
Suriye,Türkiye, İran ve Lübnan'da var. Süryanilerin Hristiyanlığı kabul
etmesinden sonra Avrupa Hristiyanlıkla tanışmıştır. Dolayısıyla Hristiyanlık
denilince Avrupa akla gelir ama bu dinin çıkış noktası Ortadoğu ve Mezopotamya'dır.
Hz.İsa'nın kullandığı dil Aremice yani Süryanice'dir.
Türkiye'de Süryaniler daha çok nerelerde yaşıyor?
Yoğun olarak Güneydoğu Anadolu'da yaşayan Süryani halkı
Mardin, Van, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya'da hayatlarını sürdürüyor. Türkiye ve
dünyada yaşanan bazı olaylardan sonra Süryaniler, büyükşehirlere ve Avrupa'ya
göç etmek zorunda kalmışlar.
Süryaniceyi günlük hayatınızda ne kadar
kullanabiliyorsunuz?
Daha çok kırsal kesimde konuşulur. Midyat, Cizre, Silopi,
İdil, Dargeçit, Mardin, Hakkari merkezinde ve köylerinde yaşayan Süryanilerin
anadili Süryanicedir. İlkokula başladıktan sonra Türkçe, Kürtçe ve Arapça'yı
öğreniyorduk. Böylece yetişkin bir Süryani aynı zamanda birden fazla dili rahat
bir şekilde konuşabiliyordu.
Süryanilerin göç etmelerinin sebepleri neler?
Gerek komşularıyla yaşadıkları sıkıntılar, gerek geçim
derdi yaşamaları, gerekse dini vecibelerini rahatça yapamamalarından göç olayı
başlamıştır. Türkiye'de şu anda 15 bin civarında Süryani yaşıyor ancak bu rakam
Osmanlı döneminde ya da öncesinde çok daha fazlaydı. Avrupa'ya gidenler
ekonomik alanda rahat kavuşarak tahsil de yaparak önemli mevkilere geldi.
Mesela İsveç Parlamentosu'nda 6 Süryani milletvekili var.
Avrupa'ya göç eden Süryaniler Türkiye'ye dönmeyi
düşünüyor mu?
Güneydoğu'da yaşayan Süryani halkı, ileride Türkiye'ye
geri dönmek adına Avrupa'ya gitmişti, ama gidenler geri dönmedi. Her giden
yanına birkaç akrabasını aldı. 1980 darbesi gerçekleşince de Türkiye'de şartlar
iyice zorlaştı. 1980'den sonra bölgede Süryanilere yönelik 60'a yakın faili
meçhul cinayet oldu. Bu faili meçhullerin de faili bulunamayınca Süryanilerin
Avrupa'ya göçü daha hızlı oldu. Ayrıca güvenlik nedeniyle Hakkari, Şırnak,
Adıyaman, Mardin ve Urfa gibi yerlerde köyler boşaltılınca Süryaniler,
kendilerine farklı yaşam alanları bulma arayışına girdi. Ama günümüzde bu göç
olayı durmuş vaziyettedir.
ECEVİT VE AK PARTİ GAYRİMÜSLİMLERE ÖNEM VERDİ
2001 yılında önce Almanya'ya giden bir Süryani, Alman
yasalarına göre, iki vatandaşlık taşıyamıyordu. Buraya gidenler Türk
vatandaşlığından çıkmak zorunda kalıyordu çünkü Almanya çifte vatandaşlığı
kabul etmiyordu. Almanya'ya giden bir Süryani Türkiye'ye döndüğünde sorunlar
yaşıyordu. DSP lideri merhum Bülent Ecevit, o zaman bir genelge yayınlatarak
Süryanilerin Türkiye'de haklarını güvence altına aldı. Bu Süryaniler arasında
olumlu karşılandı. Daha sonra AK Parti Hükümeti zamanında Türkiye, Avrupa
Birliği sürecine girince ülkemizde olumlu gelişmeler yaşandı. 2004 ve 2008
yıllarında çıkartılan Vakıflar Kanunu ile sorunların bir kısmı halloldu. Hal
böyle olunca Türkiye'de yaşayan gayrimüslimler rahatladı ve ülkesine
bağlılığını güçlendirdi. Ama yine de eksiklikler vardır. Mesela bazı vakıflar
yönetimlerini oluşturamadıklarından Vakıflar Genel Müdürlüğü o vakıflara el
koydu. Bunların geri iadesi hala gerçekleşmedi ancak genel anlamda
düşündüğümüzde müspet gelişmeler yaşanıyor. Bunun neticesinde Süryaniler, 2002
yılından sonra Türkiye'ye dönmeye başladı ve bu çok önemsenecek bir durumdur.
Bölgede güven ve istikrar oluşursa, insanlar yatırım imkanı bulacak ve bu da
göçü hızlandıracak önemli bir olgu olacak.
Mor Gabriel Kilisesi arazisi üzerinde bir sorun yaşanıyor
ve olay mahkemelerde uzun yıllar çözüm bekledi. Bununla ilgili son durum nedir?
M.S 397 tarihinde kurulan Mor Gabriel Kilisesi yaklaşık
olarak 1600 yıllık bir geçmişe sahiptir. Süryaniler için kutsal olan -Turabdin-
bölgesi içerisindedir bu kilise... Kilisenin arazisi üzerinde birçok yerin
tapusu olmamasına rağmen, insanlar buranın vergisini vermeye devam ediyordu.
2008'den sonra bölgede tapulandırma işlemleri başladıktan sonra burada arazi
sorunu çıkmaya başladı. Çevre köylülerin şikayet etmesiyle hem orman idaresi
hem de hazineyle Mor Gabriel Kilisesi arasında anlaşmazlık ortaya çıktı.
Köylüler ve orman idaresinin iddiasına göre, Mor Gabriel'e kayıtlı olan
araziler aslında ona ait değildi. Bununla ilgili olarak davalar açıldı. 1936'da
kilise bütün bu arazilerin kendisine ait olduğuna dair bir mal beyanında
bulundu ve 1937'den günümüze kadar olam zaman diliminde de kendisine ait
olduğunu iddia ettiği malların vergisini devlete ödemektedir. Hazine ile ilgili
davada mahkeme, Mor Gabriel'in haklı olduğuna dair karar verdi. Ormanla ilgili
olan dava Mor Gabriel'in aleyhine karar verildi. Bu konuda Türkiye'de bütün
hukuki yollar denendi ve dava AİHM'dedir. Hazine ilgili karar Yargıtay
tarafından bozuldu, dava tekrar yerel mahkemeye gönderdi ancak yerel mahkeme
kararında direnince dava ile ilgili kararı Hukuk Genel Kurulu'nda görüşüldü.
Hukuk Genel Kurulu da Yargıtay'ın kararına uydu. Kararlar neticesinde
yüzyıllardır bu topraklarda kardeşçe yaşayan Süryani halkının morali bozulmuş
ve ülkelerine olan güvende sarsılmıştır. Türkiye'de davalar bitmiş olabilir
ancak Süryanilerin haklarını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde arayacağını
buradan aktarmak istiyorum.
Süryanilerin devletten eğitim konusunda istedikleri ne?
Ermeni ve Rumların ilkokuldan liseye kadar okulları var
ki, bunla Lozan Antlaşması'yla güvence altına alınmıştır. Hukuken Süryaniler de
bu haklara sahiptir anca pratiğe baktığınızda Süryaniler bunlardan mahrum
bırakılmıştır. Süryanilerin 1928 yılına kadar bir okulu vardı, sonra bu okul
kapatılmış.
Peki, bu okul neden kapatılmış?
Nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, iddiaya göre
Süryaniler, devlete başvurup kendileri bu okulu kapattırmış.
Süryanilerin eğitim konusunda ne gibi talepleri var?
Lozan'da bütün haklarımız açık bir şekilde ifade
edilmektedir. Diğer azınlıklara verilen haklar neyse Süryanilere de aynı
hakların pratikte uygulanmasını istiyoruz. Dil konusundaki ihtiyaçlarımızı
gidermek için fazla bir şansımız yok sadece manastırlarda bu ihtiyacımızı
karşılamaya çalışıyoruz.Lozan'ın ortaya çıkardığı var olan haklarımızı kullanamadığımızdan
bizde derin yaralar bırakmıştır. Bu süreçte Süryanilerden kaynaklanan sorunlar
da varolmuştur. Çünkü bunlar uzun yıllar ne istediklerini tam olarak
belirtmemişler, haklarını aramamışlar.
Süryaniler 1928'den sonra bir okul açmayı düşündü mü? Veya
Düşündünüz de bir engelle mi karşılaştınız?
Yok, şu ana kadar öyle bir denememiz olmadı.
Avrupa'daki Süryanilerin Türkiye'den toprak satın alarak
'Büyük Asurlu Devleti' kurmak istediği iddiası var. Bu iddia ile ilgili olarak
ne diyeceksiniz?
Türkiye'de yaşayan halklar içerisinde bu topraklarda ilk
yaşamaya başlayan Süryanilerdi. Yakın bir tarihte Dışişleri Bakanı Ahmet
Davutoğlu, Mardin'de yaptığı açıklamada 'Biz Süryanileri küstürdük, ne edip bu
insanları Türkiye'ye döndürmeliyiz, dedi. Devlet de yaptığı hataların
bilincindedir. Anavatanları olan Türkiye'de pozitif yönde düzelmeler olunca
Süryaniler ülkelerine dönmeye başladı. İnsanların doğup büyüdüğü topraklarda
yeniden yaşamak istemesi bizi mutlu ediyor. Kimsenin böyle iddiaları ortaya atmasının
hakkı yoktur. Kimse kimsenin anavatanına olan sevgisini engelleme çabası
içerisinde olması kabul edilemez bir durumdur. Süryaniler buralardan göç etmiş
ancak gönül bağlarını Türkiye'den koparmamışlardır. Bu insanlara saygı
göstermek lazım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak demokratik bir ortamda
Kürdü, Türkü, Süryanisi, Ermenisi, Lazı, Çerkezi ve Yezidisiyle birlikte
yaşamayı öğrenmeliyiz. Hepimiz Türkiyeliyiz. Keşke Avrupa'ya göç eden
Süryaniler, Kürtler, Lazlar Türkiye'ye dönebilse...
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geçtiğimiz haftaki grup
toplantısında 'Kandil'e Türk Bayrağı dikmedikten sonra PKK bitmez' dedi. Siz bu
değerlendirmeyi nasıl yorumlamak istersiniz?
Bu tür açıklamalar hem Türklere hem de Kürtlere zarar
veriyor. Siz 5 bin kişi öldürseniz sorun bitecek mi? Bitmez... Siyasilerin
halkları birbiriyle yaşacak sokacak atmosferi oluşturmaları gerektiğini
düşünüyorum. Şiddet politikaları hiç bir zaman sorunları çözmemiştir.
Son yıllarda Güneydoğu'da çok önemli yatırımlar oldu. Siz
bu yatırımların ne kadar önemli olduğunu düşünüyorsunuz?
Türkiye'nin her tarafının yatırıma ihtiyacı var.
Güneydoğu'nun ihtiyacı olan yatırımlara Akdeniz, Ege ya da Marmara'da
yaşayanların ihtiyacı yok mu? Güneydoğu'ya yapılan yatırımlar çok önemli...
Eğer bölgedeki çatışma ortamı ortadan kaldırılırsa turizm ve sanayi alanında
büyük yatırımların olacağı kesin. İnsanların refaha kavuşması için yapılan
yolları, sağlık alanında yapılanları görmezlikten gelemeyiz. Eskiden
hastanelerin durumları içler acısıydı. Şimdi insanı onuru kırılmadan tedavi
oluyor. Sağlık konusunda Avrupa seviyesine gelmedik ancak eskiden hastanelerde
rehin kalan hastaları düşündüğümüzde Türkiye'nin önemli bir yol katettiğini
düşünüyorum. Bir tarafta Suriye, bir tarafta İran bir tarafta da Irak'a
açılacak kapılar, bölgede artırılacak havaalanları, bölgedeki turizm
potansiyeli bölgedeki halkın moralini daha da yükseltecektir. Bunların anlamlı
olabilmesi için de bölgede bir an önce barışın egemen kılınması gerekiyor.
Avrupa'da yaşayan bazı Süryanilerin PKK'ya maddi yardım
yaptığı iddiası ortaya atıldı. Türkiye'deki Süryanilerin PKK'ya bakış açısı
nedir?
Süryaniler çok barışçıl bir halktır, barışı severiz.
"Komşunu kendin gibi seveceksin" felsefesini benimsediğimizden
Süryaniler kendi halinde yaşarlar. O bahsettiğiniz iddialarla ilgili olarak bir
bilgiye sahip değilim. Süryanilerin genel karakteri sevgidir...
BDP'li Dora: Başbakan tarihe geçebilir!
Leyla Zana’nın Kürt sorunu konusunda ‘Bu sorunu Erdoğan
çözer’ açıklaması ne kadar ses getirdiyse BDP’li vekilin bu sözleri de bir o
kadar ses getirecek.
29 Haziran 2012 Cuma - 09:56
Ömer Süt *
Türkiye kritik bir dönemden geçiyor. Kürt sorunun
çözümüne dair yapılan görüşmelere yarın bir yenisi daha eklenecek. AK Parti
Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Bağımsız Milletvekili
Leyla Zana ile görüşecek.
Bu önemli görüşme öncesi, Leyla Zana’nın Kürt sorunun
çözümüne dair yaptığı açıklamaların bir adım ilerisini Barış ve Demokrasi
Partisi Mardin Milletvekili Erol Dora yaptı. Zana’nın konuyla ilgili olarak
yaptığı “Bu sorunu Erdoğan çözer” açıklamasının bir benzerini haber7.com’a
konuşan TBMM’nin ilk Süryani vekili Erol Dora, iktidar partisi olması sebebiyle
Başbakan Erdoğan’ın güçlü olduğunu söyledi ve ekledi:
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorunun demokratik
bir şekilde çözerse tarihe geçme şansına da sahiptir. Sayın Başbakan’ın bu
şansını da kullanması gerekir.
“BDP’DE BASKI YAŞAMIYORUM”
Bir Süryani milletvekili olarak Barış ve Demokrasi
Partisi’nde hiçbir zorluk yaşamadığını, düşüncülerini özgürce ifade
edebildiğini söyleyen Erol Dora, Türkiye’nin hassasiyetlerini göz önünde
bulundurarak siyaset üretmeye çalıştığını dile getirdi. İşte Dora'nın
açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
Dora, Türkiye’nin gerçek sorunu Kürt sorunudur. Bu
sorunun temelinde de Kürtlere haklarının verilmeyişidir. Sorunlarımızı
birbirimizi yok ederek, baskı kurarak çözemeyiz. Şu anda her birimizin sahip
olduğu dili, etnik yapıyı biz yaratmadık, hepimiz böyle yaratıldık. Bu konuda
empati kurulması taraftarıyım, kendi dilimize, etnik yapımıza ne kadar değer
veriyorsak başkalarının da diline ve etnik yapısına saygı göstermeliyiz.
Sorunlarımızın barışçıl yollarla, müzakereyle, demokratik süreçle çözümüne
inanıyoruz, bu şiddet politikaları Türk ve Kürt halkını birbirinden
uzaklaştıran politikalardır, dedi.
ATEŞKES ÇAĞRISI
Dora, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkler ve Kürtler Mezopotamya ve Ortadoğu’da
kültürel olarak birbirine yakın olan, birlikte yaşamayı başarabilen iki
halktır. Bir an önce bu çatışmalara son vermek gerekiyor ki bu yöntemle
sorunların çözümlenmediğini hep beraber gördük, bir an önce ateşkesin olması
gerektiğine inanıyorum. Türkiye’de bu konuyla ilgili olarak bir kamuoyu
oluşmuştur.
“GÖZ YAŞININ RENGİ YOK”
Bir Kürt gencinin öldürülmesiyle bir Türk askerini
öldürülmesi arasında bir farkın olmaması gerekiyor. Eğer biri bu iki ölüm
arasında bir fark görüyorsa ben o insanın insanlığından şüphe ederim. Ölen
insanlar bu ülkenin vatandaşıdır ve bizim kardeşimizdir. Gözyaşlarının rengi
yoktur, ikisinin de rengi aynı. Bireyler, siyasiler, sivil toplum kuruluşları
kendilerini sorgulamaları lazım. Eğer birlikte yaşayacaksak, bizim amacımız
budur, niçin yıllardır insanlarımız ölüyor.
TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ FIRSAT
Önümüzde yeni bir anayasa çalışması var, Anayasa Uzlaşma
Komisyonu çalışmalarına devam ettiğini söyleyen Dora bu çalışma bizim için
tarihi bir süreçtir, bunu çok iyi değerlendirmek gerekiyor, dedi. Dora,
sözlerini şöyle devam etti: "Kürt sorunu evrensel anlamda, Kürtlerin ne
istediklerini göz önünde bulundurarak barışçıl yollarla çözülmelidir. Hakları
bir lütuf olarak değil, hakkı hak olarak vermemiz lazım. Devletin vatandaşa
verdiği hakları teşvik edip bunu yaşatması gerekiyor. Böyle olursa vatandaşlar
sorunlu vatandaş olmaz, Türkiyelilik şemsiyesi altında gönüllü vatandaş olur.
Birlikte yaşamayı öğrenirsek, Türkiye’nin Ortadoğu ve dünyadaki rolü çok daha
etkili olur. "
SİYASİLERE ÇAĞRI, MHP’YE MESAJ
Ortadoğu’da daha güçlü bir Türkiye için müzakerelerin
başlaması gerektiğini savunan Dora, bu konuda Barış ve Demokrasi Partisi olarak
sorunların çözülmesi konusunda samimi bir şekilde her türlü desteğe hazırız,
Meclis’teyiz buyursunlar gelsinler, görüşelim, dedi. Konuyla ilgili olarak
şunları söyledi:
"Ana muhalefet partisi CHP doğru bir adım atmıştır,
sorumluluk almıştır, zaten şu ana kadar böyle bir sorumluluğu almadığı için de
hata yapmıştır. CHP, AK Parti ile beraber yürüttüğü Kürt sorunun çözümüne dair
ısrarını sonuna kadar sürdürmelidir. MHP’yle süreç içerisinde iyi ilişkiler
kurmak gerekiyor, bütün partiler bir araya geldiğinde sorunun çözümü
kolaylaşacaktır."
“AK PARTİ VE BAŞBAKAN ERDOĞAN’A BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR”
Oslo görüşmelerine göndermede bulunan BDP'li Dora şu
ifadelere yer verdi: "Eğer Kürt sorunundan bahsedeceksek, Oslo
görüşmelerine de değinmemiz gerektiğini düşünüyorum. Oslo sürecinden sonra AK
Parti seçimlere girdi ve yüzde 50 oy alarak tek başına iktidar oldu. Demek ki
AK Parti seçmeni demokratik süreçten, müzakereden rahatsız değil. Türkiye
haklarının dileği de bu sorunun çözüme kavuşması yönünde. Burada en büyük görev
iktidar partisi AK Parti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a düşmektedir."
“BAŞBAKAN ERDOĞAN GÜÇLÜDÜR”
Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana'nın sözlerine
de değinen Dora, Başbakan Erdoğan ve Hükümet'e mesaj verdi:
"Bir partide parlamenterler farklı görüşlerini dile
getirebilirler, bu demokrasinin bir gereğidir. Her politikacı partinin
içerisinde farklı görüşler ortaya atılabilir, yeter ki bu görüşler samimi olsun
ve o sorunun çözümüne katkı sunsun. Dolayısıyla Sayın Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’a büyük görev düşüyor, Kürt sorununu çözüme kavuşturacak iktidar gücüne
sahiptir. Başbakan Erdoğan’ın CHP, MHP ve BDP’nin de katılacağı bir barış
sürecinde birlikte hareket etmesi gerekiyor. Leyla Zana “Bu sorunu çözüme
kavuşturacak Başbakan Erdoğan’dır dedi. Başbakan Erdoğan’ın bu sorunu
çözmesinde biz büyük bir mutluluk duyarız. Sayın Başbakan Erdoğan güçlüdür.
Türkiye bu sorunun demokratik yollarla çözüme kavuşturulmasından yanadır. O
zaman şu ana kadar yürütülen politikaların değiştirilmesinde fayda vardır.
BDP’ye mensup 8 bin kişiye yakın insan tutuklandı, bunlar barışa hizmet edecek
gelişmeler değildir, bu tutuklamalarla barış süreci ilerlemez.
“ERDOĞAN’IN TARİHE GEÇME ŞANSI VAR”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorunun demokratik
bir şekilde çözerse tarihe geçme şansına da sahiptir. Sayın Başbakan’ın bu
şansını da kullanması gerekir. Kürt sorunu çözümlenmediğinde, sadece Kürtler
değil, Türkiye’deki bütün halklar menfi bir şekilde etkilenecektir. Tekrar
söylüyorum, Barış ve Demokrasi Partisi olarak, üzerimize düşen her türlü görevi
yerine getirmeye hazırız."
* Haber7
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.