Özetle, Ermeni sorununu, 1915 olaylarını öğrenmek
isteyen, 1893’de İstanbul’a gelerek, Ermeni öğrencilere felsefe ve edebiyat
dersleri vermeye başlayan Fransız casusu Pierre Kiare’ın, Osmanlı’ya karşı
başlatılan Sasun ve Zeytun isyanlarının tohumlarını nasıl ektiğini
öğrenmelidir. (Piyer Kiyar’ın Hatıratı-Ahoranyan Efendi ve Mösyö Çobanyan-
Fransızca basımı 1897) Özetle bu sorun basit değil son derece karmaşıktır,
“soykırım” diye ortaya çıkmadan önce çok ama çok kitap okumak birçok belgeye
ulaşmak gerekir! (Sayın Üstel, doğru kaynağa bakmak çok önemlidir ve Ermeni
sorunu konusunda en önemli ve doğru kaynaklardan biri Prof. Dr. Taner Akçam’dır. HYETERT)
***
Ermeni, sorununu ele almak gerektiğinde mutlaka Kafkas
Ermenileri’yle Osmanlı Ermenileri’ni ayı ayrı ele almak gerekir. Kafkas
Ermenisi, yüzyılların birikimiyle nasıl Rus menfaatlerine sımsıkı sarılmışsa
Osmanlı Ermenisi, Devlet-i Aliyye’nin çıkarlarına sahip çıkmıştır tıpkı bugün
Türkiye Ermenileri’nde olduğunca.
Yüzyıllara dayanan Rus boyunduruğu ve Moskova’nın
uyguladığı şiddet yoluyla sindirme siyaseti, Kafkas Ermenileri’nde bir
kadercilik saplantısı oluşturmuş, gerek çarları gerekse de Sovyetleri hep
efendileri olarak kabullenmişlerdir. Arada bir Kafkas Ermenileri ayaklanmışsa
da en kanlı biçimde bu ayaklanmalar bastırılmıştır. (Devlet Hizmetinde
Ermeniler. Y. Çark-1953)
Osmanlı Ermenileri’ne gelince, dinen azınlık ama Osmanlı
olarak bir bütündür. Malazgirt Savaşı’nda Ermenilerin Selçuklu saflarına
geçerek Bizans’a karşı savaşmalarını Hıristiyan milletler hiç bağışlamamış ve
Batı, Osmanlı Ermenilerini hep düşman olarak görmüştür (Suren Şamlıyan/Savaşa
Doğru (1939))
Osmanlı Ermenileri öylesine imparatorlukça benimsenmiş ve
büyük katkılar sağlamışlardır ki, Taba-yı Sadıka yeni sadık teba olarak
anılmışlardır.
Levon Panos Dabağyan, Osmanlı’da Şer Hareketleri adlı
kitabında şöyle bir yorum yapıyor ki, dikkate alınması gerekir:
“Ermeni sorunu, Ermenilerin sorunu değildir ve de hiçbir
zaman olmamıştır. Bu uğursuz hareket başta Rusya olmak üzere kimi büyük
devletlerin Osmanlı’ya karşı kurduğu iğrenç bir tezgahın sonucu, ürünüdür.
Ulaşılmak istenen asıl amaç, Osmanlı İmparatorluğu’nu içten çökertmektir.”
Ruslar Kafkas Ermenileri’ni “özerklik” yalanıyla
kandırmışlardır sür-git, nasıl son dönemde Osmanlı Ermenileri’ni, “bağımsız bir
Ermenistan kurulması için sizi destekleyeceğiz” diye aldatıp
ayaklandırmışlarsa. Aslında böyle bir amaçları hiç yoktur. Çünkü Osmanlı
Ermenileri’nin bağımsız bir devlet kurmalarına arka çıksalar, Kafkas Ermenileri
ayaklanacaktır bu kez. Amaç hep Osmanlı’yı içinden kemirmektir. Zaten Ruslara,
kısa bir süre Fransızlarla İngilizler de katılmış, Osmanlı’dan koparılacak
topraklarda pay istemişlerdir. İlk Ermeni Komitesinin Osmanlı ya da Rus
sınırları içinde değil de Paris’de kurulması, Fransızların ne kadar bu “davayı”
benimsediğini açıkça gösterir.
Özetle, Ermeni sorununu, 1915 olaylarını öğrenmek
isteyen, 1893’de İstanbul’a gelerek, Ermeni öğrencilere felsefe ve edebiyat
dersleri vermeye başlayan Fransız casusu Pierre Kiare’ın, Osmanlı’ya karşı
başlatılan Sasun ve Zeytun isyanlarının tohumlarını nasıl ektiğini
öğrenmelidir. (Piyer Kiyar’ın Hatıratı-Ahoranyan Efendi ve Mösyö Çobanyan-
Fransızca basımı 1897) Özetle bu sorun basit değil son derece karmaşıktır,
“soykırım” diye ortaya çıkmadan önce çok ama çok kitap okumak birçok belgeye
ulaşmak gerekir!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.