Söylenenler doğruydu yani, geceleri şehre dışarıdan
baktığınızda o işlemeli taş yapılar parıl parıl yanan birer gerdanlığa
dönüşüyor, o işçilik hem gece hem de gündüz lezzet veren bir güzellik haline
geliyordu.Şehri şaşkın bir merakla dolaştığımı hatırlıyorum. Ama Mardin'de beni şaşkınlığı düşüren sadece bu değildi;
zamanında 80 bine yakın süryaninin yaşadığı şehirde, bazılarına göre 1000 ya da
2000, bazılarına göre ise sadece 80 hanelik Süryani nüfusu kalmıştı. Buruldum. Çünkü
farklı inanma biçimlerinden neşet eden görünürlüklerin, farklı kültürlerin ve
yaşamların bir şehri ancak zenginleştireceğine inanan biriyim. Ermeni ve Rum
nüfus, bu kadar azalmamış olsaydı İstanbul'un da daha yaşanabilir bir şehir
olacağını zannederim.
***
Mardin'i iki kez, Midyat'ı bir kez ziyaret etme imkanı
buldum. Koskoca şehir; evler, medreseler, eski devlet binaları neredeyse
baktığınız her şey taştan birer devasa nakış gibiydi. Söylenenler doğruydu
yani, geceleri şehre dışarıdan baktığınızda o işlemeli taş yapılar parıl parıl
yanan birer gerdanlığa dönüşüyor, o işçilik hem gece hem de gündüz lezzet veren
bir güzellik haline geliyordu.
Şehri şaşkın bir merakla dolaştığımı hatırlıyorum.
Ama Mardin'de beni şaşkınlığı düşüren sadece bu değildi;
zamanında 80 bine yakın süryaninin yaşadığı şehirde, bazılarına göre 1000 ya da
2000, bazılarına göre ise sadece 80 hanelik Süryani nüfusu kalmıştı. Buruldum.
Çünkü farklı inanma biçimlerinden neşet eden
görünürlüklerin, farklı kültürlerin ve yaşamların bir şehri ancak
zenginleştireceğine inanan biriyim. Ermeni ve Rum nüfus, bu kadar azalmamış
olsaydı İstanbul'un da daha yaşanabilir bir şehir olacağını zannederim.
Süryaniler, Hristiyanlığı ilk kabul eden topluluklardan
ve o zamandan bu zamana yerleşim yerleri hep Mezopotamya olmuş. Ama ne zaman ki
1. Dünya Savaşı başlamış ve Tehcir kararı çıkmış; Süryaniler de tıpkı farklı
etnisiteye ve dine mensup olan pek çok benzeri topluluklar gibi göçe zorlanmış.
Kafilelerin kimisi yolda hastalıktan, kimisi saldırıya
uğrayarak hayatını kaybetmiş. Ama göç, çeşitli sebeplerle o günden bu yana hep
sürmüş.
Yine de, 1960 yılına kadar genelde Güneydoğu'da, özelde
Mardin'de yaşayan çok sayıda Süryani varmış, ancak 1960'larda ekonomik
şartların bozulması, yöre halkının baskıları ve yaşadıkları asimilasyon sonucu,
göç ivmelenmiş.
Çokkültürlü ve çok dinli, çok etnik yapılı bir
imparatorluğun bakiyesi dahi olsa, reddi miras yapmış ve ulus-devlet kurma
iddiasıyla ortaya çıkmış yeni Cumhuriyet'in azınlıklara yönelik tektipleştirme,
olmuyorsa yok etme politikası asla haklı olmasa bile, anlaşılır bir durum.
Gelgelelim, azınlıklara yönelik vandallıklar bugün dahi, hem de devlet eliyle
yürütülüyorsa, hepimizin bir sorunu var demektir.
Not: Yazının devamı http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=24.07.2012&y=OzlemAlbayrak
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.