***
"TABULAR GÜNDEME GELDİĞİNDE TEHDİT ALIYORUZ"
Bu tür hadiselere insanlar kendi meşreplerine göre değişik iç
reaksiyonlar veriyorlar. Bazımız bunu rasyonelleştiriyoruz, bazımız panik
oluyoruz, bazımız bununla yazı üzerinden kavga etmeye soyunuyoruz. Benim
kendimi böyle bir durumda konumlamam doğru değil aslında, tanımlamam da doğru
değil. Sübjektifim, dolayısıyla bu tür şeylerden etkileniyorum. Burada ben
tehdit ve tehlike gördüm yaptıklarında. Ama şunu söyleyeyim, ben daha
rasyonalize eden bir tipim zannediyorum, Kendimi biraz dışarı çekerek burada ne
olduğunu, niye bunun olduğunu anlamaya çalışıyorum. Böyle baktığım zaman da
evet bir süreklilik var bu ülkede tabi. O süreklilik de şudur: tabu konular söz
konusu olduğunda, bu mesele 1915 olabilir ki oldu, o zaman da tehditler aldık,
özür kampanyası sırasında Bu Kürt meselesi olabilir, ya da bu başka tür kritik
eşikler olabilir. Böyle eşiklerde daha önde, daha ileri, daha riskli
pozisyonları savunan fikirleri savunan kişilere yönelik psikolojik harekâtlar,
ya da psikolojik harekât da değil, doğrudan doğruya basının bazı grupları, bazı
zihniyetler tarafından yapılan gelenekselleşmiş saldırılar, aslında o
kişilerden çok, o kişilerin karalanması ile onların fikirlerinin karalanmasını
hedefler.
"KRİPTO ERMENİ SÖZÜ ASLINDA NEFRET SUÇU"
Benle ilgili ne dediler, Kripto Ermeni dediler. Önce tebessümle
bakıyorsunuz, ama sonra görüyorsunuz ki Ermenilik kelimesi bir nefret suçu.
Ermeniliği kötü bir şey olarak kullanıyor. İki, kripto… Tam işte hedef o.
Kripto dediği anda, aslında siz Ali Bayramoğlu’nun savunduğu görüşlere
bakmayın, onların asıl nedeni onun gizli ermeni olmasıdır deyip o fikrilerin
tümünü, neyse o fikirlerse, tutarlı fikirlerse, önemli fikirlerse. Hepsinin
tümünü karalayan bir kampanya başlıyor. Bu çok klasik bir şey. Dünyanın pek çok
ülkesinde pek çok böyle hamleler oldu, tabi ölümler olabiliyor Hrant öldürüldü,
başka insanlar öldürüldü. İşler kaybedilebiliyor, zor duruma düşüyor insanlar,
maalesef otoriter toplumların, Kendisiyle barışmamış, ortak paydalarını üretmemiş
toplumların, ürettiği sorunların parçaları bunlar. Kendimi iyi hissetmediğim
anlar oluyor, hiç şüphe yok. mesela son olayda benden çok eşim rahatsız oldu.
Ben yurt dışındaydım, okuyunca ve bu tür tehditler gelince… Galiba, bu işlerin
uzmanı olduk. Ne tehlikeli ne değil anlıyorsunuz. Ama o kötü bir şeydi.
"KRİPTO ERMENİ SÖZÜ İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM"
Suç duyurusunda bulundum. Ayrıca her yazıya tazminat davası
açıyorum ve suç duyurusunda bulunuyorum. Bunu yapmamak söz konusu değil. Benim
tek aracım var: hukuk. Mesele sadece ben değilim. Ben şahıs olarak müştekiyim.
Benim itibarıma yönelik saldırılar olduğu için zaten gerekli hukuki girişimleri
yapıyorum. Ama unutmamak gerekir ki; benim vesilemle, siyasi düşünce alanının
daraltılması, karartılması gibi bir hamle var, bu politik bir mesele, bununla
ilgili meselem var. Üçüncüsü çok büyük bir nefret suçu işleniyor. Kimliklere
yönelik nefret suçu. Henüz Türkiye’de nefret suçu düzenlemesi yok. Çeşitli
sivil toplum örgütleri bununla ilgileniyorlar. Bildiğim kadarıyla benim
hadisemden sonra Dur De suç duyurusunda bulundu. Kampanya da başlattı, suç
duyurusunda da bulundu.
"GAZETECİLİĞİ ÖNCELİKLE GAZETECİ DENETLEMELİ"
Biz bir açık toplumuz, demokratik bir toplumuz. Pek çok şey
yasalarla düzenlenmez. Bazı şeyleri düzenleyen hususlar ahlaktır, zihniyettir,
kültürel konulardır. Siz gazetecisiniz, ben gazeteciyim. Gazetecilikte
kullandığınız kalemi sürekli yasalar denetleyemez. Önce siz denetleyeceksiniz.
Onu da size öğreten belli silsileler vardır. İlkeler, etik, ahlak v.s. Burada
da aynı şey söz konusu. Engelleyemiyorsanız, bunu yapamıyorsanız…
"NEFRET SUÇUNA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMALI"
Bu adamların yaptıkları; iç düşman Ermeni, iç düşman Rum, iç
düşman Kürt ve onların yanında bulunan entelektüeller, liberaller, demokratlar
tasnifine gidiyorsa, burada yapılması gereken şey, onlar bunu yapamadıkları
için, harekete geçmektir. Burada iki yol var. Hukuk, bezdirmek. Ben herkesi
davet ediyorum suç duyurusunda bulunmaya, herkesi davet ediyorum tazminat
davası açmaya. Amerika’da böyle halledildi bu işler. Sivil toplumun
bıktırıncaya kadar yapması lazım. Siyasi ya da yetkisi olan idari iradenin bazı
yaptırımlar uygulaması. Yaptırımlar da meşruiyetle ilgilidir, yasal değildir.
Başbakanın uçağında böyle nefret suçu işleyen bir gazetenin bulunmaması
gerekir. Bu bir yasaklama değildir, tam tersine ahlaki, demokratik ve gerekli
bir yaptırımdır.
“MİLLİYETÇİ ÖFKENİN YÜKSELTİLEBİLECEĞİ BİR DÖNEME GİRİYORUZ”
Ben bir insanınım. Her insan gibi cesur yönlerim var, korkak yönlerim
var. Tehlikeyi algılayan içgüdülerim var. Bu konudaki sezgilerim de pek
yanıltmadı bu güne kadar. Aldığım kimi tehditlerde, evimin yakınlarında tabanca
ile yakalana adama kadar benim çabalarımla, mesela bunda 4-5 sene önce, Hrant
Dink olayından sonra yakalandı. Bu hadisede de ben Tehdit algısını yüksek
olarak algılandım. İki tür bağlantı kurdum. Ama bu bağlantılar iddiadır sadece.
İddia da değil, varsayım. Benim MİT yazılarımdan rahatsız olan polis grubunun
Ankara’daki Haber Vaktim’in, nasıl söyleyeyim muhabirleri mi diyeyim, muhabir
kelimesini de hak etmiyorlar ama beslediklerini düşünüyorum. Benim o dönem
yazdığı yazıların, fırsat bulunup cezalandırılmaya çalışıldığını düşünüyorum.
İkincisi; Türkiye 2015’e gidiyor. 2015 çok kritik bir yıl olacak. 1915’in 100.
Yılı. Bütün dünya ayaklanacak. Bütün parlamentolar, bütün basın. Türkiye buna
hazırlanıyor. Türkiye buna lobilerle hazırlanıyor. Devlet çeşitli politikalarla
hazırlanıyor. Dışişleri Bakanı ile bunu uzun uzun konuştum, ne tür çabalar
gösterdiklerini, nasıl bertaraf etmeye hazırlandıklarını anlattı. Ama
Türkiye’de milliyetçiliğin tekrar yükseleceği, Kürt meselesi, devletin
içerisinde hala yaşamakta olan kimi karanlık gruplar, Yeni Ergenekon eski
Ergenekon nasıl adlandırırsanız adlandırın. Bu genetik bir damar bu ülkede.
1915’in katilleri de o damarın içerisinde yer alıyor, Sivas’ın katilleri de o
damarın içerisinde yer alıyor. Bunların sayısını arttırabilirsiniz. Bunların
vesile yapılacağı bir milliyetçiliğin yükseldiği, Milliyetçilik de demeyeyim de,
milliyetçilere de ayıp oluyor, İyi huylu ve vatanını seven bir sürü insan da
milliyetçi. Ama milliyetçi öfkenin bazı insanlar ve bazı kişiler üzerinden
yükseltilebileceği bir döneme giriyor olabiliriz. Dolayısıyla bunlar endişe
veriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.