Şenay YILDIZ/ senay.yildiz@aksam.com.tr
Bahçeşehir Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve
Stratejik Araştırmalar Merkezi (BÜSAM) Başkanı Ercan Çitlioğlu'nun AKŞAM'a
verdiği söyleşinin ikinci ve son bölümünde olayın uluslararası bağlantılarını
konuştuk:
- PKK'nın sivilleri hedef alma stratejisinin arka planını
nasıl okumak lazım?
Bunu okuyabilmek için süreç analizi ve stratejik analiz
yapılması lazım. Biz günlük ve anlık olaylara bakarak bir değerlendirme
yapıyoruz ama o fotoğrafın daha öncesini çektiğimiz güncel fotoğrafla
karşılaştırıp, bu sürecin nedenleri üzerinde bir irdeleme yapmak ihtiyacı
hissetmiyoruz. Neden ilişkisini çözerken birincisi Türkiye'nin içine, ikincisi
yakın çevresine, üçüncüsü bölgesel düzleme ve küresel konjonktüre bakmamız
gerekiyor. Eylemler ne zaman artmaya başladı? Özellikle Suriye'deki rejim
aleyhtarı faaliyetler bir iç savaş düzeyine yükselmeye başladığı andan itibaren
PKK'nın da eylemlerinin giderek arttığını görmeye başladık.
- Suriye ile bağlantılıyoruz ama bu saldırıların Suriye
destekli gerçekleştiğini gösterecek somut kanıt yok, değil mi?
Bu eylemlerde Suriye'nin doğrudan ne kadar payı var
konusunu tartışmaya açık bir konu olarak görüyorum. Çünkü elimizde kanıtlar
olması gerekir ki Suriye'yi parmağımızla işaret ederek suçlayabilelim. Örgüt
içerisinde çok kalabalık bir Suriyeli grubun varlığını, örgüt üst yönetiminde
özellikle HPG kanadı liderliği arasında Fehman Hüseyin, Nurettin Sofi gibi
Suriye kökenli kişileri gördüğümüz zaman Suriye'deki olaylarla ister istemez
bir örtüştürme yapıp, Suriye'nin bu olayda büyük bir rolü olduğu sonucuna
varabiliyoruz. Bu yorum haksız değil haklı ama şunu ihmal ediyoruz: PKK'nın
eylemlerinde kullandığı lojistik desteğin çok büyük bir bölümü Suriye'den
değil; Irak'ın kuzeyinden gelmeye devam ediyor. Ama bizim algılarımız yönetildiği
ve yönlendirildiği için tehlikenin kaynaklandığı odak noktasını gözümüzden
kaçırıp, son dönemlerde bütün enerji ve dikkatimizi Suriye'ye yöneltiyoruz.
Dolayısıyla bizim silahlı mücadelede öncelik vermemiz gereken yer Irak'ın
kuzeyi.
ERMENİSTAN VE İSRAİL
- PKK'nın eylemlerinin artırmasının arkasında İran ve
Rusya'nın rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Süreç analizleri zaten bu olaydaki bütün aktörleri
masanın üzerine koyup, her aktörün konumu ve çıkar kaygısını analiz ettikten
sonra bir senteze ulaşmanız lazım. Buradaki aktörler kim? Rusya, İran, Suriye,
Irak'ın kuzeyi, Irak Merkezi Hükümeti yani Bağdat, Barzani, İsrail, ABD. İsrail
bu konudaki ana aktörlerden bir tanesi ama İsrail'i konuşmuyoruz. Bu aktörlerin
her birinin şu anda bölgede yaşananlarla ilgili gelecek tasarımları ve bu
tasarımlara ulaşmak için uyguladıkları politikalar var. Bunları değerlendirdiğimiz,
analiz ettiğiniz zaman PKK'daki hareketlenmenin nedenleri daha anlaşılır hale
gelmeye başlar. Kaldı ki, şu anda bizim bu aktörlere ilave etmemiz gereken bir
ülke daha çıktı: Ermenistan. Birkaç gün önce ASALA'nın çok uzun bir
sessizlikten sonra Türkiye'nin Suriye'ye askeri bir maceraya girmesi ve oradaki
Ermenilere zarar gelmesi halinde bir bedeli olacağına ilişkin bir açıklaması
oldu. Demek ki masanın üzerinde şu anda bir aktör daha var. Bu aktörlerin
çıkarlarının örtüştüğü ve ayrıştığı noktaları tespit etmemiz lazım. Örtüştüğü
noktaları ayrıştırmak, ayrışan noktaları daha da derinleştirmek için bir
politika izlememiz gerekir ki Türkiye'nin etrafında oluşan bu cepheyi kendi
içinde parçalara ayırarak etki gücünü minimize edebilelim. Rusya ile Suriye'nin
çıkarları sonsuza dek örtüşür mü? Hayır. Rusya Tartus Üssü'nün geleceğini
garanti ettiği anda Esad kalsın veya gitsin fark etmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.