Roz Teyze ve Simon Dayı hep yok sayıldı. İlhan Selçuk,
Roz Teyzesinin gittiği evde olduğunu öğrenince bir odaya kapanmış ve teyzeyi
görmek istememişti. İlhan Selçuk’un hayatının Ermeni annesini gizlemekle
geçtiğini söyleyebiliriz. Ülkemizdeki birçok insanın annesi, anneannesi,
babaannesi Ermenidir... Ermeni erkekleri öldürülürken kadınların, kızların bir
kısmı hayatlarının bağışlanması karşılığında Müslüman oldular ya da Müslümanmış
gibi yapmak zorunda kaldılar. Türkiye’nin iddialı iki yazarının, çizerinin
annelerini gizlemek gereğini duymuş olmaları son derece acı bir durum… Selçuk
kardeşlerin yaşadığı dram, tam anlamıyla ‘ülkemizin dramı’dır. ‘Öteki’ olmanın
anlamını ortaya koyan olağanüstü bir örnek ve hikâyedir. Ah be İlhan Abi! Keşke Ermeni anneni bir zenginlik olarak
görüp göğsünü gere gere savunabilseydin.
***
Oral ÇALIŞLAR/Radikal Gazetesi
Türkiye'nin
iddialı iki yazarının, çizerinin annelerini gizlemek gereğini duymuş olmaları
son derece acı bir durum
İlhan Selçuk, “Yukarıya, odama gel konuşalım” dedi. Tarih
12 Mayıs 2003’tü. O günkü Cumhuriyet’teki yazımın başlığı ‘Sözde Ermeni
Soykırımı İddiaları’ydı. Hüseyin Çelik’in Eğitim Bakanlığı dönemindeydik.
Ermeni okulları dahil ilkokullara “Ermeni soykırımı iddiası yalan, asıl
katliamı Ermeniler yapmıştı” biçiminde bir genelge gönderilmişti. Ermeni
çocuklarından da bunları yazmaları istenmişti.
Yazımdan satırlar: “Ermeni okulu ne yapsın?
...müfettişler gelir ve canlarına okur. O zaman... ‘asılsız Ermeni soykırımı’nı
çocuklara anlatacaktır. ...bu propaganda Türk çocukları için daha yanıltıcıdır.
Ermeni çocuğu ailesinden, yakınlarından ve ‘canlı tanıklar’dan bu ülkede
yaşayan 2 milyon Ermeninin neden bugün 60 bine düştüğünü bir şekilde öğrenir.
Okula gittiğinde evde öğrendiklerinin tersini söylemesi gerektiğini de bilir.
Türk çocuğu ne yapacak, bundan 88 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu döneminde
gerçekleşmiş bir zulmü, koca bir toplumun yerinden, yurdundan edilip yer ile
yeksan edilmesini ‘sözde bir gerçek’, ‘bir yalan’ olarak mı kabul edecek?”
“1915, Osmanlı tarihinin acı sayfalarından birisidir.
Burada İttihat Terakki büyük bir insanlık suçu işlemiştir. Bu suçu ben neden
üstlenip bunların hiçbiri olmadı, ‘sözde’ diyerek tarihi gerçeklere karşı
çıkayım? Gencecik beyinleri neden gerçek olmayan yalanlarla dolanlarla
kandıralım?”
Sabah koridorda karşılaştığım Alev Coşkun, “Bunu nasıl
yazarsın? Böyle bir yazıyı Amerika’da bile yazamazsın” şeklinde uyarı-eleştiri
karışımı bir şeyler söylemişti. Canım sıkılmıştı. Alev Coşkun, İlhan Selçuk’a
gidip durumu aktarmıştı.
‘Soykırım olduğuna inansam’
İlhan Selçuk’un odasına girdim: “Oralcığım, eğer Ermeni
soykırımı olduğuna inansam ilk önce ben yazarım” dedi. Söylemindeki sükûnet
dikkat çekiciydi.
“Soykırım olduğuna inansam” kafama çakıldı. İlhan
Selçuk’un annesinin Ermeni olduğunu bir yerlerden duymuştum. Şişli’deki binaya
taşındığımızda, “İlhan Selçuk’un odası, teyzesi Roz’un mezarına bakıyor”
diyenler de oldu.
Hasan Cemal’in ‘1915: Ermeni Soykırımı’ kitabıyla gündeme
gelen ‘Ermeni anne’nin Selçuk kardeşlerin hayatlarını nasıl etkilediğini
düşündüm.
Harp okulu engeli
1940’ların başı olmalı... İlhan Selçuk’un babası, Milas
Ask. Şb. Başkanı Kasım Selçuk, Milas Kaymakamı Vasfi Gerger’den (Haluk
Gerger’in babası) bir yardım talebinde bulundu. Oğulları Turhan ve İlhan, harp
okuluna, anneleri Ermeni olduğu gerekçesiyle kabul edilmemişlerdi. Baba,
Ankara’da ilişkileri olan Vasfi Bey’den çocukların okula kabulünün sağlanmasını
rica etti. Olmadı.
Ermeni anne, onları hayatları boyunca hep bir gölge gibi
takip etti. ‘Anneleri Ermeni’ diye yazan bir yazarı mahkemeye verdiler. İki
erkek kardeşin talebiyle avukatlar gidip Milas’taki kayıtlara baktı. Annenin
geçmişi kayıtlarda yoktu. Ancak iki Ermeni kardeş vardı. Roz ve Simon adlarını
korumuşlar ve öyle yaşamayı tercih etmişlerdi.
Roz Teyze ve Simon Dayı hep yok sayıldı. İlhan Selçuk,
Roz Teyzesinin gittiği evde olduğunu öğrenince bir odaya kapanmış ve teyzeyi
görmek istememişti. İlhan Selçuk’un hayatının Ermeni annesini gizlemekle
geçtiğini söyleyebiliriz.
Ülkemizdeki birçok insanın annesi, anneannesi, babaannesi
Ermenidir... Ermeni erkekleri öldürülürken kadınların, kızların bir kısmı
hayatlarının bağışlanması karşılığında Müslüman oldular ya da Müslümanmış gibi
yapmak zorunda kaldılar.
Türkiye’nin iddialı iki yazarının, çizerinin annelerini
gizlemek gereğini duymuş olmaları son derece acı bir durum. Üstelik onlar
‘Cumhuriyet devrimleri’ dedikleri devrime yürekten inanmış kişilerdi. Örneğin,
Ermeni anneleri nedeniyle kabul edilmedikleri harp okulundan mezun olan
subayların kumanda ettiği ordunun siyasete müdahalesini hep ‘olumlu bir etken’
olarak gördüler.
Selçuk kardeşlerin yaşadığı dram, tam anlamıyla
‘ülkemizin dramı’dır. ‘Öteki’ olmanın anlamını ortaya koyan olağanüstü bir
örnek ve hikâyedir.
Ah be İlhan Abi!
Keşke Ermeni anneni bir zenginlik olarak görüp göğsünü
gere gere savunabilseydin.
1 yorum:
Sayin yazar,
Bugun o "zenginligi" dillerine dolayan hipokritler de var. Iyisi mi su mecazi zenginlik kavraminini kullanmasaniz.
1915, maddi,sosyal birikim ve zenginliklere duyulan giptanin ideolojik havanda sosyal kiskanclik ve nefrete donusturulmesi sonucu
gerceklesmedi mi?
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.