Aslında 11 Eylül 2001′in, 1990′da baba Bush tarafından
açıklanan “yeni dünya düzeni” açısından “sarsıcı bir etkisi” vardı. Her iki
dünya savaşı dahil kendi topraklarında “vurulmayan” ve “dokunulmazlık”la
tanımlanan ABD vuruldu. Üstelik vuran ne SSCB, ne yeni Rusya, ne de Çin’di. El
Kaide adlı Vahabi-Selefi öğretisine dayalı, daha önce adı sanı çok duyulmamış
bir İslamcı örgüt, bu eylemleri üstlendi. New York’taki “ikiz kuleler”,
arkasında herhangi bir devletin olmadığı, militan bir örgüt tarafından, sivil
uçakların “intihar saldırısı”na alet olduğu, alışılmamış yöntemlerle ortadan
kaldırıldı. Ne var ki, El Kaide’nin kaynaklandığı Selefi anlayışı ABD tarafından
Afganistan’da SSCB işgaline karşı “mücahit” örgütlenmesinde ve Çeçenistan’da
Rusya’ya karşı kullanılmış, El Kaide lideri Bin Ladin, Afganistan’da CIA’nın
“lojistik ve ideolojik eğitimi”nden geçmişti. Soğuk Savaş bitince “namlu”
ABD’ye döndü ve vurmaya başladı.
El Kaide’nin saldırıları “asimetrik savaş” ya da “post
modern savaş” olarak nitelendirildi. Zira artık siyasal ve askeri rekabet,
devletler arası tekelinden çıkmıştı. Nitekim 11 Eylül 2001′den sonra olağanüstü
toplanan NATO zirvesi, ABD’ye yönelik saldırıları, “kollektif savunmayı” içeren
“5. madde” kapsamında kabul etti ve Afganistan’da El Kaide’yi yardım ve
yataklık etmekle suçladığı Taliban yönetimine karşı, askeri operasyon kararını
verdi. Afganistan’daki “hayalet avcılığı”, 11 yıldan beri sürüyor. El Kaide
terörünün gündeme getirdiği en önemli tezlerden biri, Samuel Huntington’un
“Uygarlıklar Çatışması” idi. Önce makale, sonra kitap olan Uygarlıklar
Çatışması, dünyadaki siyasal rekabeti, dinlere dayanan uygarlıklar çerçevesinde
ele aldı ve “küresel muhafazakarlık”ı öne çıkardı. Oğul Bush’un birlikte
çalıştığı “yeni muhafazakarlar” da bu işten epey nemalandı. Ilımlı İslam
önerileri ise, radikalleşen İslami hareketlerin piyasacı ve Batıcı bir zemine
kaydırılması ancak Batı sistemine dahil edilmemesi bağlamında ele alındı.
Türkiye’ye AKP iktidarı yüzeyinde “model ülke” olma rolü biçildi.
11 Eylül 2012′ye gelindiğinde ise, “Arap Baharı” adı
verilen, sosyo-ekonomik taleplerle ortaya konulan kitlesel gösterilerin,
Müslüman Kardeşler (İhvan) tarafından nüfuz altına girmesiyle, giden
diktatörlerin yerini İslamcı, otoriter ama Batı’yla “sorunsuz” yönetimlerin
almasını sağladı. Tunus’ta Raşid Gannuşi’nin Ennahda’sı, Mısır’da Mursi’yi
cumhurbaşkanı seçtiren Hürriyet ve Adalet Partisi iktidarları böyle oluştu. Bu
arada Libya’da Kaddafi, NATO operasyonuyla devrilirken, ülke ikiye bölünmenin
eşiğne geldi. Suriye’de tasarlanan İhvan düşü ise, Esad yönetiminin
direnmesiyle “gecikmiş bahar”a dönüştü.
Obama yönetiminin 2011-2012 döneminde, İsrail hükümetiyle
zıtlaşan ve İhvan’la flört eden “Ortadoğu yaklaşımı”, 12 Eylül 2012′de
ABD’nin Libya Büyükelçisi’nin
öldürülmesiyle iflas etti. Üstelik iki aydan az bir zaman sonra, ABD başkanlık
seçimleri var. 11 Eylül’de ABD’nin Mısır’ın başkenti Kahire’deki büyükelçiliği
de yine Selefi gruplarca baskına uğratılmaya çalışılmış, büyükelçiliğin
duvarlarına tırmanmaya çalışan göstericiler, ABD güvenlik görevlilerinin açtığı
uyarı ateşleriyle dağılmak durumunda kalmıştı. Tüm bu olaylara neden olan da
eski bir emlakçı olan, ABD’nin California eyaletinde yaşayan ve kendisini
İsrailli bir Yahudi olarak tanıtan 56 yaşındaki Sam Bacile’ın Youtube’da
yayınlanan 13 dakikalık videosu. “Müslümanların Masumiyeti (Innocence of
Muslims)” adını taşıyan video, Hz. Muhammed’i aşağılayan ve hakaret eden, kaba
bir çalışmayı ifade ediyor. Tam da Huntington’a göre bir “yaklaşım”!..
Bacile’ın “provokatif” filmi, nasıl kitleleri
sokağa döktü? Bu hakaretleri içeren video, nasıl hedefine ulaştı?
Sorular çok ama, her bir provokasyonda Selefiler “Arap Sokağı”na hakim olursa,
İhvan yönetimleri de kısa bir vadede
tarihe karışabilir. İkinci Ilımlı İslam denemesi İhvan’la son bulurken,
Selefiler “Uygarlıklar Çatışması”nı yaşama geçirip, El Kaide’yi İhvan’la yer
değiştirebilirler.
Türkiye’nin “laik modeli”ni, Atatürk’ün “yurtta barış,
dünyada barış”ını aşağılayanlar, “nasıl bir Ortadoğu yarattık” sorusunu
sorduklarında iş işten geçmiş olacak? Obama bakalım Kasım’da ne yapacak?
Yrd. Doç. Dr. Deniz TANSİ
TAGS » 11 eylül, arap baharı, christopher stevens, deniz
tansi, el kaide, ennahda, hürriyet ve adalet partisi, ihvan, ılımlı islam,
innocence of muslims, j. christopher stevens, libya, manset, mısır, Muhammed
Mursi, müslüman kardeşler, müslümanların masumiyeti, sam bacile, samuel
huntington, Selefiler, suriye krizi, terörizm, tunus, usama bin ladin,
Uygarlıklar ÇatışmasıPOSTED IN » AFRİKA, AMERİKA, ORTADOĞU
1 yorum:
Ne Yurtta baris ,Cihanda Barisdan Nede onu simdi assagilayip Yeni ortadogu siyaseti izleyenlerden Bize Fayda yok,,, Bu yuzden o eski Turk atasozu akla geliyor,,,
Ne Samin/Damascos/un Seker/sugur/i ne de Arabin yuzu'm
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.