
Seyit Erçiçek /Hürriyet
Narine Mıgırdiçyan, ailesini geçindirmek için
Ermenistan’dan Türkiye’ye gelen yüzlerce insandan biriydi. Narine
Mıgırdiçyan’ın annesi, şunları söyledi: “Kızımın otopsisi bitmişti. Fakat
görüntülerin olduğu hafıza kartı bulunamamıştı. Israr ettim. İkinci otopside
görüntülerin olduğu sim kart bağırsaklarından çıktı. Görüntüler savcılığa
gittikten sonra Ermenistan’da bankalardan çektiğim kredi borcu ile kızımın
naaşını memleketime götürdüm. Ona mezar yaptırdım. Ben onu çok zorluklarla
büyüttüm. Kızım mimarlık okurken, ben İstanbul’da çalışıyordum. Ona haftada 50
dolar gönderemediğim için kızım okulu 2’nci sınıfta terk etti. Keşke okutsaydım
da çalışması için İstanbul’a gelmesine izin vermeseydim. Yanında olamadım.”
***
Gümüş atölyesinde çalışıyordu, “İstanbul benim
memleketim” diyecek kadar yaşadığı şehri seviyordu, bir de üst komşusu
Orhan’ı... Türkiye’deki adıyla Narin, Orhan’ın çıplak görüntülerle şantajından
sonra hayatına son verdi. Annesinden Narine’in hikâyesini dinleyeceksiniz.
TÜRKİYE, Ermenistan vatandaşı Narine Mıgırdiçyan’ı (21)
20 Mart’ta siyanür içerek yaşamına son verdikten sonra tanıdı. Genç kız iddiaya
göre sevgilisi ve ağabeyi kendisine çıplak görüntülerle şantaj yaptığı için
intihar etti. Görüntülerinin olduğu hafıza kartını kimsenin eline geçmesin diye
yutan kızı ölüme sürükledikleri iddia edilen Barış ve Orhan Okumuş kardeşler tahliye
edildi. Tahliye kararına isyan eden anne Nune Mıgırdiçyan (42), “Bana söz
vermişti, intihar etmeyecekti. Kızımı rahat bırakmadılar. Tek istediği
alınteriyle para kazanmaktı. Keşke İstanbul’a gelmeseydi. O insanlar nasıl
serbest kalır? Yukarıda Allah var, vicdanları rahat mı? Hakkımı sonuna kadar
arayacağım” dedi.
ÇALIŞMAK iÇiN iSTANBUL’DAYDI
Kumkapı’da kuyumcu atölyesinde çalışırken siyanür içerek
intihar eden Narine Mıgırdiçyan, Ermenistan’da yaşayan 6 çocuklu ailenin en
büyüğüydü. Geçim sıkıntısı çeken ailesine yardımcı olabilmek için üniversite
öğrenimini yarıda bıraktı. Mimar olacakken çalışmak için İstanbul’a geldi.
Atölyedeki arkadaşları için artık o Narine değil Narin’di. Aldığı haftalığını
Ermenistan’a, ailesine gönderiyordu. İstanbul’da üvey babası ve ağabeyi ile
aynı evde kalıyordu. Kumkapı’da oturduğu apartmandaki üst kat komşusu Orhan
Okumuş’a aşık oldu. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen “Ben onu çok seviyorum,
evlenmeyi düşünüyorum, Türk vatandaşı olacağım. İstanbul’u çok seviyorum, burası
benim yeni memleketim” dedi.
Görüntülerle şantaj sonu oldu
İddiaya göre Orhan Okumuş genç kızın çıplak görüntülerini
çekti. Görüntüleri gören Orhan Okumuş’un ağabeyi Barış Okumuş da Narine’ye
kendisiyle beraber olması için şantaj yaptı. Kızın reddetmesi üzerine Barış
Okumuş, görüntülerin olduğu hafıza kartını Narine Mıgırdiçyan’ın kardeşi Zhora
Mıgırdiçyan’a gösterdi. Görüntüleri izleyen Zhora Mıgırdiçyan, sinirle eve
gelerek ablasına bir tokat attıktan sonra görüntüleri izletti. Bu olaydan sonra
Orhan Okumuş’un evlenmekten vazgeçmesi üzerine, kız bunalıma girdi. Siyanür
içerek hayatına son veren Narine’nin ölümünün üzerinden 6 ay geçti. Olayın
ardından tutuklanan Barış ve Orhan Okumuş kardeşler 5 ay tutuklu kaldıktan
sonra çarşamba gün yapılan duruşmada tahliye edildi.
KORKTUĞUMUZ BAŞIMIZA GELDİ
Anne, adaletin yerini bulacağını belirterek yaşadıklarını
şöyle anlattı: “Zhora görüntüleri izledikten sonra beni aradı. Ben kızımı
affetmiştim. Ama içim hiç rahat değildi. Vize sorumum olduğu için gelemedim İstanbul’a.
Sonra Narine aradı. Orhan için ‘Seven insan böyle yapmaz’ diyordu. Kızımla
konuştuğum akşam rüyamda çok kötü şeyler gördüm. Ermenistan’daki evimizin bir
odasında 6 sandalye vardı. Ancak sandalyelerden birinin 4 bacağı da kırılmıştı.
Rüyamı anneme anlattım. Annem de 6 çocuğumdan birinin başına zarar geleceğini
söylemişti. Korktuğumuz başımıza geldi. Rüyam gerçek oldu. Bir saat sonra Zhora
ağlayarak beni, ‘Narine öldü’ dedi. O an dünyam karardı.”
Gözyaşlarım hiç dinmedi
NARİNE Mıgırdiçyan’ın annesi, kızına üvey babasının
tecavüz ettiği iddiaları üzerine şunları söyledi: “Barış ve Orhan Okumuş
kardeşler ikinci eşime iftira attılar. O adam benim 3 çocuğumun babası. Narine
ve iki kardeşi daha çok ufakken o baktı onlara. Kendi çocuklarından ayırt
etmedi. İki kardeş, kızımın ölümüne sebep oldu ama Türkiye onları serbest
bıraktı. Gözyaşım hiç dinmedi.”
Cenazeyi borçla ülkeme götürdüm
“Kızımın otopsisi bitmişti. Fakat görüntülerin olduğu
hafıza kartı bulunamamıştı. Israr ettim. İkinci otopside görüntülerin olduğu
sim kart bağırsaklarından çıktı. Görüntüler savcılığa gittikten sonra
Ermenistan’da bankalardan çektiğim kredi borcu ile kızımın naaşını memleketime
götürdüm. Ona mezar yaptırdım. Ben onu çok zorluklarla büyüttüm. Kızım mimarlık
okurken, ben İstanbul’da çalışıyordum. Ona haftada 50 dolar gönderemediğim için
kızım okulu 2’nci sınıfta terk etti. Keşke okutsaydım da çalışması için
İstanbul’a gelmesine izin vermeseydim. Yanında olamadım.”
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/21416319.asp
1 yorum:
Yazik , Bu insanlar gecmisden de mi hic ders almamislar?
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.