HABERTÜRK Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı, dünkü
köşe yazısında da, ‘Şahadet Müslümanlarda olur, gavura şehit denilmez’ şeklindeki
tepkilerle karşılaştığını yazdı. Peki, vatanı için ölen gayrimüslim askerlere
‘Şehit’ yerine ne denilmeli? Kimi uzmanlara göre, onlar ‘Kahraman’, kimilerine
göre ise ‘ülke sevdalısı’ olarak nitelendirilmeli. Hatta terör nedeniyle
yaşamını yitiren Türk askerleri bile İslam adına savaşmadıkları için kimilerine
göre şehitlik mertebesinde değil. İşte görüşler...
***
HABERTÜRK Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı,
“Bizde mi kral çok, İngiltere’de mi?” başlıklı köşe yazısında, “Birkaç yıl önce
Hollanda Genelkurmay Başkanı’nın oğlu, Afganistan’da savaşırken şehit düşmüştü.
‘Babası Genelkurmay Başkanı onu Afganistan’a değil, Amsterdam’da orduevine
yollayalım’ demek kimsenin aklına gelmemişti” ifadesini kullandı. Bazı
kesimlerden büyük tepki geldi. Altaylı, dünkü köşe yazısında da, ‘Şehadet
Müslümanlar’da olur, gavura şehit denilmez’ şeklindeki tepkilerle
karşılaştığını yazdı. Peki vatanı için ölen gayrimüslim askerlere ‘Şehit’
yerine ne denilmeli? Kimi uzmanlara göre, onlar ‘Kahraman’, kimilerine göre ise
‘ülke sevdalısı’ olarak nitelendirilmeli. Hatta terör nedeniyle yaşamını
yitiren Türk askerleri bile İslam adına savaşmadıkları için kimilerine göre
şehitlik mertebesinde değil. İşte görüşler...
‘Hz. Muhammed'e ve Kuran'a inanmayan asla şehit olamaz’
Ali Rıza Demircan (Araştırmacı, Yazar):
“ŞEHİT, İslam dininin yasalarına göre yaşamak için
verdiği mücadelede baskıcı zalim güçler tarafından öldürülen imanlı kişidir.
Mütecavizlerin saldırılarında can veren Müslüman’dır. Malını korurken, zulmen
öldürülen mümindir. Çıkarılmak veya içinde esir edilmek istendiği yurdunu
korumak için yaptığı savaşta hayatını yitiren Müslüman’dır. Allah’a inanmayan
veya Allah’a inandığı halde ahiret hayatına, cennet ve cehenneme, Hz.
Muhammed’in peygamberliğine ve onun tebliğ ettiği Kuran-ı Kerim’in içerdiği
emirler ve yasaklara iman etmeyen kişi Kuran’a göre kâfirdir. O asla şehit
olamaz. Çünkü şehitlik için iman, temel şarttır. Asıl amaçları yeraltı ve
yerüstü kaynaklarını sömürmek olan zalim müttefiklerin yanında Müslümanlara
veya gayrimüslimlere karşı başlatılacak savaşa bilinçli olarak katılarak ölecek
Müslüman da şehit olamaz. O ancak bir zalim olarak ölür. Müslüman olduğu halde
Allah’ın rızasını amaç kılmaksızın, yalnızca ünlenmek, terfi etmek ve
siyasiekonomik yatırım için can veren kişi de gerçek şehit olamaz.”
‘Bırakın Hollandalıyı NATO’daki Türk’e bile şehit
denilemez’
Mehmet Pamak (İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Başkanı):
“ŞEHİT olmak
Kuran-ı Kerim’de ‘örnek, model olmak’ anlamındadır. Hac Suresi 78. ayette,
‘Peygamber size şehit, siz de insanlara şehit olasınız diye Allah size
Müslümanlar adını verdi’ hükmü yer alır. Dolayısıyla şehit olabilmek için,
öncelikle kişi yaşarken Kuran’a uygun yaşayan bir Müslüman olacak, sonra da
Allah için, Allah yolunda yapılan İslami amaçlı bir savaşta öldürülecek.
Yaşarken İslam’ın, Kuran’ın ahlakını kuşanmamış, İslami kimliği ve imanı
olmayan bir adam ne olursa olsun şehit olamaz. Müslüman olmayan şehit
olamayacağı gibi, beşeri ideolojiler uğruna yapılan savaşta ölenler de şehit
olamaz. Örneğin NATO için yapılan savaşta Afganistan’da ölenler şehit olamaz.
Afganistan’daki savaş, emperyalist bir savaştır. Kore’deki savaş da emperyalist
bir savaştı, bu ülkenin gençleri o savaşta Amerikan çıkarları uğruna helak
edildi. Bugün Türkiye’de de şehitlik kavramı yanlış kullanılıyor. Bırakın
Hollandalıyı, Türkiye’de şu an ölenlere dahi, İslami bir hedef ve Allah yolunda
sürdürülen bir savaş olmadığı için şehit denilemez. Şehitlik, Allah yolunda can
veren Müslümanların ulaştığı bir makamdır. İslam’a iman etmeyen, İslam
şeriatını esas almayan, tam tersine tesettürle ve Allah’ın şeriatıyla
savaşanların, şehitlik kavramını kullanmaları açık bir din istismarı ve ölüme
gönderecekleri gençleri Allah ile aldatmaktan başka bir şey değildir.”
‘Şehit olması için doğru bir inanca sahip olması gerekir’
Abdülaziz Bayındır (Süleymaniye Vakfı Başkanı, İstanbul
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi):
“BİZİM literatürümüzde şehit olmak için Müslüman olma
şartı var. O gencin inancını bilmiyoruz. Bu nedenle onun inancıyla alakalı bir
görüş belirtemeyiz. Bizde ne varsa, gerçek Hıristiyanlık’ta, gerçek
Yahudilik’te, gerçek Budizm’de de o var. Ama dinler zamanla hurafelere
boğuluyorlar. İnsanlar inançlarını bozuyorlar. Bize göre, bir kişinin şehit
olması için doğru bir inanca sahip olması lazım. Doğru inanç da kişinin
konumuna göre değişir.”
‘Görevi başında ölen Hıristiyan'a da şehit diyebiliriz’
Doç. Dr. Hülya Uğur Tanrıöver (Galatasaray Üniversitesi
İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi):
“TIRNAK içinde şehadet kavramı, dinsel bir kavram. Sadece
Müslümanlık’ta değil, Hıristiyanlık’ta da var. Hıristiyanlık’ta olmasa din
savaşlarını nasıl açıklayabiliriz? Sadece şehit kavramı yok, onun karşılığında
başka bir kavram var. Ama bir kavram, bir mertebe olarak başka dinlerde de
olduğunu biliyoruz. Afganistan’da ölen asker, Yahudi miydi, Hıristiyan mıydı
bilmiyoruz ama görevi başında ölenler anlamında kullanıyorsak zaten bence
hiçbir sakıncası yok. Ama buna dini bir anlam yüklüyorsak şehadeti kabul eden
herhangi bir dinden olması daha mantıklı. Benim görüşüme göre, ateist bir kişi
için dahi ‘Görevi uğruna şehit oldu’ denilebilir. Ama özel bir şehitlik
mertebesinden bahsedilemez. Görevi başında onlarca gazeteci ölüyor, benim
gözümde onlar da şehittir.”
‘Vatanı için ölen herkes Tanrı katında makbuldür’
Zeki Basatemir (Süryani Katolik Vakfı Başkanı):
“BANA göre, vatanı için ölen her insan şehit mertebesine,
en üst mertebeye ulaşmış kişidir. Yabancı ülkelerde de, ister Fransa’da, ister
İngiltere’de, ister Hollanda’da olsun, vatanı için ölen her asker için abideler
yapılır. Feriköy’deki Latin Katolik Mezarlığı’nda bunu görebilirsiniz. Onlar da
ülkeleri için şehit olmuş, yüce bir mertebeye ulaşmış kişilerdir. Şehit
kelimesinin dinsel anlamda tam karşılığı gelmiyordur belki ama vatanı için ölen
herkes yüce bir mertebeye ulaşmış kişidir. Irk, din, dil ayrımı yapılmaması
gerekir. Üst mertebeye ulaşan her kişi bana göre şehit olmuş, vatanı için ölmüş
kişidir. Vatanı için ölen kişi de tüm dinlerde Tanrı nezdinde makbul kişidir.
Bir Hıristiyan da vatanı için savaşırken ölmüşse en üst mertebededir.”
‘Yurdunu düşmana karşı savunurken ölen şehittir’
Ali Bulaç (Araştırmacı-Yazar):
“KURAN’da şehit, sadece Allah yolunda canını feda
edendir. Ama aynı zamanda yurdu düşmanlar tarafından sarılmışsa ve yurdunu
savunuyorsa o insan da şehittir. Peygamber efendimiz bu kavramı biraz daha
genişletmiştir. ‘Doğum esnasında hayatını kaybeden anne de şehittir’ demiştir.
Şehadetin dereceleri vardır. Kuran’ın tanımını esas alırsak Allah yolunda
canını verene şehit denmektedir. Ganimet, para, şöhret için ölene şehit
denmez.”
‘Şehit ifadesi yerine ülke sevdalısı denilebilir’
Hamit Köse (Şehit Aileleri Federasyonu Başkanı):
“BİZİM Medeni Kanunu’muzda henüz şehitliğin tanımı yok. Biz
bu konudaki rahatsızlığımızı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ilettik. Medeni
Kanun’da şehitliğin tanımı yapılsın istiyoruz. Kuran-ı Kerim’de şehitliğin
tanımı var. Müslüman olmayan bir kişinin Kuran-ı Kerim’e göre değerlendirilmesi
ne kadar doğrudur, onu sizin takdirinize bırakıyorum. Böyle bir kişi için
‘Ülkesi için canını veren, ülke sevdalısı’ denilebilir. Bir sürü isim
verilebilir, ama şehit denilemez. Bu asker kendi vatanı için öldüyse onların
anlayış tarzına göre bir değerlendirme yapmak gerekir. Ama Kuran-ı Kerim’e
inanmadığı halde bir kişiye şehit demek bence abestir.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.