***
Soykırım Kurbanlarının Anısına Saygıya Durdular 1915
Soykırımının kabulünü ve yeni soykırımların engellenmesini talep ettiler. 1915
karanlığının üstüne yeni kara karabulutların çöktüğü şu günlerde Avrupa’nın
çeşitli ülkelerinden (Fransa başta olmak üzere Almanya, Hollanda, Belçika ve
İsviçre) gelen Türkiyeli göçmenlerden ve politik sürgünlerden oluşan bir grup,
20 Ekim 2012 tarihinde Paris´te bir araya geldiler. Amaçları, bir insani görevi
yerine getirmek ve Türkiye Cumhuriyeti devleti yöneticilerini uyarmaktı.
1915 Soykırımının kabulünü ve yeni soykırımların
engellenmesini talep ettiler.
1915 karanlığının üstüne yeni kara karabulutların çöktüğü
şu günlerde Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden (Fransa başta olmak üzere Almanya,
Hollanda, Belçika ve İsviçre) gelen Türkiyeli göçmenlerden ve politik
sürgünlerden oluşan bir grup, 20 Ekim 2012 tarihinde Paris´te bir araya
geldiler. Amaçları, bir insani görevi yerine getirmek ve Türkiye Cumhuriyeti
devleti yöneticilerini uyarmaktı.
Soykırımın kabulü için Birlik Dayanışma Grubu ve Soykırım Karşıtları
Derneği aktivistlerinden ve bağımsız aydın şahsiyetlerden oluşan grup, TC
devletinin kurulduğu günden bu yana devam eden soykırım politikasına karşı,
Tarihi soykırım gerçeğinin kabulü için 1915 Soykırımı kurbanlarının anısını sembolize
eden, Gomitas Vardabet’in anıtı ziyaret
ettiler. Ellerindeki çiçek buketini anıta bırakarak, Soykırım
Kurbanlarının anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulundular. Soykırım
Karşıtları Derneği adına bir konuşma yapan Ali Ertem, şu konulara dikkat çekti:
“İttihat ve Terakki diktatörlüğünün planlayıp yönettiği
1915 Soykırımı, onu takip eden sürgünler, Ermeni, Asuri-Süryani ve Helen
komşularımızın neredeyse tamamına yankın bir bölümünü yok etti. Mucize
kabilinde sağ kurtulanları, kuşaklar boyu tarifi mümkün olmayan acılara gömdü.
Devlet iktidarı onlara hep potansiyel düşman gözüyle baktı. Adeta yaşam
kaynaklarını kurutmak için elinden ne geliyorsa onu yaptı.
Yüz yıla yakın bir süredir gelmiş geçmiş bütün
hükümetler, tamamı yalana ve iftiraya dayalı ittihatçı katil zihniyetin
soykırım politikasını devam ettirdiler.
Yurdumuz insani değerler acısından her bakımdan çölleşti.
İnsanlık onurumuz kirletildi. Kuşaklar boyu mağdur halklara karşı kin ve
nefretle doldurulmuş yeni nesiller yetiştirildi. 1915’te işlenen devasa
insanlık suçlarının, bu güne kadar hiçbirinin gerçek anlamda hesabı sorulmadığından, rayından çıkmış
devlet terörü, kendine, yeni insanlık suçları ile “meşruiyet” kazandırmaya
devam etti.
Kürt halkına karşı,1916’dan başlamak üzere günümüze kadar
işlenen toplu cinayetler, bir halkın ulusal özelliklerinin yok edilmesi için
geliştirilen soykırımcı yöntemler, onun nasıl yeni bir soykırımın hedefi haline
geldiğini gösteriyor. Keza, devletin Alevi inancına karşı izlediği politika
bundan farklı değil. Defalarca Alevi halkını hedef alan pogromlar, milyonlarla
ifade edilen bir halkın gasp edilen inanç özgürlüğü, bu halkının da, kendine
dayatılan asimilasyona direnmesi halinde soykırımın hedefi olduğu gerçeğini
gösterdi.
Son dönemde tırmandırılan devlet terörü, Kürt halkının
başta seçilmiş temsilcileri olmak üzere kitleler halinde zindanlara
doldurulması ve buna karşı geliştirilen ölüm oruçlarına kadar varan çeşitli
eylem biçimleri, ortamın ne kadar hassas ve ne kadar gergin olduğunu göstermektedir.
Bizler, bu nedenle devletin 1915 soykırımını derhal
tanımasını ve soykırımdan kaynaklanan bütün yükümlülüklerini yerine getirmesini
talep ediyoruz! Bizler, TC devletinin Kürt halkına ve Alevi inancına mensup
halklara karşı izlediği soykırım politikasına derhal son vermesini, gasp ettiği
ulusal ve inanç özgürlüklerini koşulsuz iade etmesini talep ediyoruz!
Son olarak, ittihatçı zihniyetin şekillendirdiği
toplumsal yapının linç ahlakına ve inkâr zihniyetine iki örnek vermek
istiyorum.
Bunlardan birincisi, “Müslümanların Masumiyeti” adlı
filme ilişkin Sayın Sevan Nişanyan’ın düşüncelerini açıklaması üzerine,
harekete geçirilen ulusal linç kampanyası idi. Ortak yaşamı zehir eden pogromcu
kışkırtma, “peygamberimize hakaret” gerekçesiyle Sevan Nişanyan şahsında Ermeni
halkına karşı, politikacısından diyanetine, medyasından yayıncısına,
“aydınından” sıradan vatandaşlarına, tam bir toplumsal “tehcir” seferberliğine
dönüştü. Bu ırkçı hezeyan, Hrant Dink’e
karşı yürütülen kampanyaya ile hayli benzerlik içermesinin yanı sıra bizlere,
TC devlet çatısı altında bir Ermeni olarak yaşamanın da ne demek olduğuna dair
net bir fikir vermektedir.
Bizler, Sevan Nişanyan’ı ırkçı kalkışmaya karşı koruma
görevini hiçe sayan devletin, Ermeni düşmanı politikasını şiddetle kınıyor,
yetkilileri vatandaşlar arasında arım yapmadan korumaya davet ediyoruz!
İkinci örnekse, bu toplumun bir parçası olan ilerici
insanlık hareketine ilişkindir. Türkiye ilerici insanlık hareketi, bir sınıf
hareketi olarak otaya çıkışından buyana, eşine ender rastlanan ağır bedeller
ödemesine (katledilme, işkence, zindan, sürgün) rağmen, ittihatçı gelenekle
ideolojik bağlarını koparmayı ve toplumda bağımsız bir alternatif güç olmayı
bir türlü başaramamıştır. Çünkü sol, toplumun tarihindeki insanlık suçları ile
hesaplaşma görevini yerine getirmemiştir. Solun değişik fraksiyonları, hiçbir
zaman devletin “meşruiyetine” insanlığa karşı işlemiş olduğu soykırım suçları
acısından bakmamıştır. Bu nedenle sol, soykırım mağduru halkların hak ve adalet
talebine gereken değeri verememiştir.
Bu durum kendini, aktüel olarak bir kez daha Devrimci 78’liler
Federasyonu tarafından düzenlenen “12 Eylül Utanç Müzesi” ekinliğinde çok açık
bir biçimde göstermiştir. Devrimci 78’liler Federasyonu Yönetim Kurulu, 12
Eylül Cuntası tarafından idam edilen ASALA üyesi Ermeni devrimci Levon
Ekmekçiyan’ın ismini, idam edilenler listesine almamıştır. TKP’nin katledilen
önder kadrolarına kadar uzanan, faşizmin bizden kopardığı devrimcilere ait
büyük Fotoğraf koleksiyonunda da Levon Ekmekçiyan’ın ne fotoğrafına nede ismine
yer verilmiştir.
Bir örgütün düşüncelerini eylem yöntemlerini tasvip
etmeye biliriz. Katılmadığımız düşüncelerini eleştirme hakkınızı elimizden
almaya kimsenin hakkı yoktur. Ama biz faşist cuntanın katlettiği bir insanı
inkâr edemeyiz; yok sayamayız. Levon Ekmekçiyan’ın inkarı ile soykırımın inkarı
arasında önemli bir bağ söz konusudur.
Bizler, Devrimci 78’liler Federasyonu Yönetim Kurulunun
bu yanlışının farkına varıp düzeltmesini talep ediyoruz. 2013 etkinlilerinde
Levon Ekmekçiyan’a hakkı olan yeri ayırmasını ve anılarına saygılı olmasını
talep ediyoruz.
Hepinize teşekkür ediyor, saygıyla selamlıyorum.”
Ali Ertem’in konuşması ardından dağılan grup, akşam
yemeğinde buluşmak üzere ayrılmışlardır.
Grubumuz ertesi gün (21 Ekim 2012) sürgünde
kaybettiklerimizi anmak üzere Cimetiere du Père Lachaise mezarlığında tekrar
bir araya gelmiştir. Beraberlerinde getirdikleri çiçekleri “Çirkin Kral” Yılmaz
Güney’in ve yüreği yaralı Ahmet Kaya’nın mezarlarına bırakarak anılarına
saygıda bulunmuşlardır.
Grubumuz hak ve adalet yerini buluncaya kadar mücadeleye
devam edeceği sözüyle, etkinliğini tamamlamıştır.
Aykırıdoğrular
http://www.aykiridogrular.com/haber-967-1915-Soykiriminin-kabulunu-ve-yeni-soykirimlarin-engellenmesini-talep-ettiler.html





1 yorum:
Turkiyede son yillarda sozde bir acilim politikasi yurutulmekte dolayisiyla belli guruplara da seslerini duyurma imkani taninmaktadir,bunlardan bazilari da Kurt ve Alevi kardeslerimizdir.
Yukardaki haberde gorundugu uzere ,belli cevreler artik Ermeni soykirimini aciga vurmaktan kacinmamaktadirlar ve elbette kendileri bu tutumlariyla takdir edilmeye hak kazaniyorlar.
Turkiyede bu gelisme malesef yeni yeni ortaya cikti ve Donk etti,cunku bilindigi uzere turkiyede ulkeye tehlike olusturdugu soylenen biz azinliktaki Hristiyan guruplar artik yok denecek kadar azaldik ,fakat Turkiyenin bu kez de karsisina aldigi baska buyukce guruplar ortaya cikdi.
Bunlardan ozellikle iki buyuk gurup Kurtler ve Alevilikle baglari olanlardir.
Malesef gecmisde bu guruplar bizlere yapilan herseye karsi sessiz kalmayi yeglemis hatta bazen bizzat kendileri de bu yapilan haksizliklara ,fenaliklara ortak olamayi yeglemislerdir Taa ki siranin kendilerine geldigini gorup de isin isten gececegini anlayip bizlerin yaninda yerlerini alma zamaninin geldigini anlayincaya kadar,,,Bu kardeslerimiz de Malesef cok buyuk acilara maruz birakilmislardir bu yuzden onlari anliyor ve acilarini paylasabiliyoruz ,,keske daha evvel simdilerde oldugu gibi jetonlari dusseydi de bizlere yapilan tum haksiz muamele ve kotuluge elbirligiyle engel olunabilseydi.
Simdi ise cok gec olsa da Magdurun nasil acilarla yuz yuze gelebilecegini gorup hissetiklerinden bulunmalari gerektigi yeri iyi saptayip oralarda yerlerini aliyorlar,Umariz bir daha kimselere bizlere yapilan haksizliklar,kotu muameleler yapilmaz ve baris Huzurun paylasildigi bir Dunyada gelecege hepbirlikde umutla bakabiliriz.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.