Ufuk Coşkun – Taraf
Günümüz Almanya’sında ve İtalya’sında artık faşist
ideolojinin unsurlarını taşıyan yemin metinleri kaldırılmış durumdadır… 4+4+4’ün
ileriye dönük başarılı olması bekleniyorsa eğer öncelikle yeni modelin evrensel
insani değerler temelinde, çoğulcu, özgürlükçü, alternatif eğitim modellerinin
de uygulanabilir olduğu yeni bir eğitim anlayışı çerçevesinde işlerlik
kazanması gerekmektedir... Taraf’ın haberine göre Mazlum- Der Diyarbakır Şubesi, dört yıldır okullarda okutulmasının kaldırılması için mücadele verdiği “Andımız” için -yerinde bir kararla- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürmeye hazırlanıyor.
***
Günümüz Almanya’sında ve İtalya’sında artık faşist
ideolojinin unsurlarını taşıyan yemin metinleri kaldırılmış durumdadır.
4+4+4 kademeli 12 yıl zorunlu eğitim sistemi uygulamaya
sokuldu. 4+4+4’ün ileriye dönük başarılı olması bekleniyorsa eğer öncelikle
yeni modelin evrensel insani değerler temelinde, çoğulcu, özgürlükçü,
alternatif eğitim modellerinin de uygulanabilir olduğu yeni bir eğitim anlayışı
çerçevesinde işlerlik kazanması gerekmektedir. Aksi takdirde değişen bir şey
olmayacaktır. Bu bakımdan yeni sistemle ilk yapılacak değişiklik; her gün
çocuklara askerî komutlarla ezberlettirilen “andımız” adlı yemin metninin
kaldırılması olmalıdır. Bilindiği gibi yeni sistemde -tüm tartışmalara rağmen-
60-66 aylık çocukların okula başlamaları kararlaştırıldı. Bu bir bakıma 5,5-6
yaşındaki bir çocuğa rahat hazır-ol komutlarıyla andımız okutturulması anlamına
da gelmektedir. Oysa bu durum ne pedagojik ilkelerle nede evrensel hukukla
bağdaşmaktadır. Bu bakımdan çocuklara her gün rahat hazırol komutlarıyla
ezberlettirilen “andımız” adlı yemin metninin kaldırılması gerekmektedir. Kaldı
ki demokratik ülkeler 19 yüzyıldan kalma bu türden yemin metinlerini ve eğitim
anlayışlarını çoktan geride bıraktı.
Taraf’ın haberine göre Mazlum- Der Diyarbakır Şubesi,
dört yıldır okullarda okutulmasının kaldırılması için mücadele verdiği
“Andımız” için -yerinde bir kararla- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)
götürmeye hazırlanıyor. İlköğretim okullarında 76 yıldır okutulan “öğrenci
andı” neredeyse her dönem eleştirilen bir metindir. Yıllardır okullarda
okutulan bu andı yazan kişi (23 Nisan 1933) ‘dönemin Milli Eğitim Bakanı olan
Dr. Reşit Galip’tir. Afet İnan’ın’ Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler’ adlı
eserinde anlatılanlara göre; Dr. Reşit Galip 23 Nisan 1933 tarihinde kendi
çocuklarıyla bayramlaşırken onlara bir şeyler söylemek istemiş ve ortaya bu and
çıkmış. Daha sonra Dr. Reşit Galip Çankaya’ya çıkarak bu andı “Cumhuriyetimizin
23 Nisan çocuklarına armağanı olsun” diyerek Atatürk’e sunmuş.” “Andımız” adlı
yemin metni, her ne kadar böylesi masumane bir duyguyla sunulmaya çalışılsa da
acaba işin aslı öyle midir?
Hitler ve Mussolini de çocuklara yemin ettirmiştir
1920’li ve 30’lu yıllar bilindiği gibi dünyada faşizmin
hâkim olduğu yıllardır. Esen rüzgâr Türkiye’yi de etkilemiş ve o yıllarda
Türkiye’de de ideolojik bir yapılanmanın faaliyete geçirilmeye çalışıldığı
görülmektedir. Almanya ve İtalya gibi ülkelerde hüküm süren diktatörlerin,
hâkim ideolojilerini çocuklara daha küçük yaşlardan itibaren endokrine etmeye
başladıklarını biliyoruz. Bu bakımdan dönemin liderleri eğitime ayrı bir önem
vermişlerdir.
Dante L. Germino’ya göre eğitim faaliyetlerinde belki de
en başarılı olanlar Hitler ve Musssolini olmuştu. İlköğretim öğrencilerine
aşılanması gereken en önemli duygu Hitler’e bağlılığın ne kadar kutsal bir şey
olduğuydu. Bu öğretmenlerin de zorunlu bir göreviydi. Okulda her gün yaklaşık
on dakika süreyle Hitlerin resmi önünde selamlamada bulunulurdu. Hitler okul
dışında yaygın eğitime de önem vermekteydi. Okul dışındaki vakitler için
kurulmuş olan öğrenci kampları yaygınlaştırılıyordu. Hitler 6-18 yaş arası
çocukları kurduğu gençlik gruplarında yetiştirerek onlara Nasyonal Sosyalizmi,
Führeri ve Yahudi düşmanlığını aşılıyordu. İlk zamanlar gönüllü bir
organizasyon olan bu gençlik grupları 1936 yılından itibaren çocuklar için
zorunlu tutulmaya başlandı. İdeolojik eğitimin ve beden eğitiminin verildiği
gençlik kamplarında çocuklara şöyle yemin ettiriliyordu: Führer e adanmış
kanımın her damlasıyla; ben tüm enerjimi ve gücümü Adolf Hitlere ve ülkeme
adayacağıma yemin ediyorum. Onun için, sahip olduklarımdan hatta hayatımdan
bile vazgeçeceğime söz veriyorum ve bunun için Tanrıdan yardım diliyorum.
Almanya’daki bu pratiklerin benzeri İtalya’da da
yaşanıyordu. İtalya’da Duçe lakaplı Mussolini de çocukların gençlerin rejime
bağlı bir şekilde eğitilmesine önem vermişti. İlköğretimden itibaren Faşist
ideoloji çerçevesinde yetiştirilen çocuklara ve gençlere şöyle bir yemin
ettiriliyordu: Tanrının adıyla ben liderimin bütün emirlerini yerine
getireceğime, gerekirse bu uğurda kanımın son damlasına kadar mücadele
edeceğime yemin ederim, yaşasın faşist devrim...
Mete Tunçay, “Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti
Yönetiminin Kurulması” adlı kitabında Türkiye’de, Almaya ve İtalya’dan etkilen
bazı siyasetçi ve aydınların benzer uygulamaların Türkiye’de de olması yönünde
öneriler sunduklarını ifade eder. Örneğin “Falih Rıfkı Atay, Faşizmin beden
terbiyesini, gençlik örgütlenmelerini Türkiye’ye örnek gösterirken, Adalet
Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, İstanbul Üniversitesinde verdiği İnkılâp Tarihi
derslerinde Faşizmi, ırkçılık anlayışını dışarıda bırakarak, Kemalizm’in bir
kopyası olduğunu ifade ediyordu. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri
Atatürk ve İnönü’nden sonra üçüncü adam konumundaki Recep Peker 1937 yılında
TBMM’nin üstünde faşist ülkelerdeki gibi bir konseyin kurulmasını teklif
ediyordu. Sonuç olarak 1930’lu yıllar Avrupa’daki Faşizm rüzgârının Türkiye’yi
etkilediği yıllar oldu. Kısacası rejimi oturtma, devrimleri güçlendirme amacı,
disiplinli yurttaş oluşturma idealiyle “And” Türk eğitim sistemine dâhil
edildi.”
Andımız bizde de kaldırılmalı
Günümüz Almanya’sında ve İtalya’sında artık faşist
ideolojinin unsurlarını taşıyan yemin metinleri kaldırılmış durumdadır. Bizde
ise ne yazık ki çocuklar hala “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” cümlesini
her gün rahat hazır-ol komutlarıyla tekrar etmektedirler. Bu sene okula yeni
başlayan minik öğrenciler belki de hayatlarında ilk kez askeri komutları
duydular ve bir hayli şaşkındılar. Çünkü bu tür uygulamalar çocukların sosyal,
fiziksel ve psikolojik gelişim aşamalarına uygun düşmeyen kısacası pedagojik
açıdan da son derece sorunlu uygulamalardır. Çünkü militarist uygulamalar
bireyin yaratıcılığını bitirdiği gibi özgür ve bağımsız düşünme kanallarını da
tıkar. Bakıldığında demokratik dünyanın hiçbir yerinde küçük çocuklara asker
komutlarıyla bu denli ağır bir yemin ettirilmiyor. Ne var ki bazı kesimler
öğrenci andına maalesef anayasanın değiştirilemez bir maddesiymiş gibi
yorumlamaktadırlar. Gelinen noktada artık andımız bir tabu olmaktan
çıkartılmalıdır.
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 2009 yılında
bir üniversite öğrencisinin sorusu üzerine ilköğretim okullarında her sabah
okunan ve “Ne mutlu Türküm Diyene” sözüyle biten Öğrenci Andı’nın
kaldırılmasının “tartışılabilir” olduğunu ifade etmişti. Ardından verdiği bir
röportajda; “Bunun bir İstiklal Marşı gibi nitelendirilmesinden ve buna önemli
bir kutsiyet atfedilmesinden yana değilim” demişti. Kaldı ki öğrenci andının
çocuklara “evrensel insanlık değerleri” adına kazandırdığı bir şey yoktur.
Türkiye’de yıllardır insan hak ve özgürlükleri alanında yaşanılan sıkıntılar
eğitimden bağımsız ele alınamaz. Sorun özellikle bazı kesimler tarafından
eğitimin tek parti zihniyetinin tekeli altında tutulmak istenmesi sorunudur. Bu
bakımdan eğitim Türkiye’de öncelikle bir zihniyet meselesi olarak ele
alınmalıdır.
Türkiye’de Kürt sorunu, Alevi sorunu, düşünce ve ifade
özgürlükleri, din ve vicdan özgürlüğü gibi köklü sorunların çözümünün
zorlaşmasında eğitim sisteminin sürekli ürettiği militarizmle ve tek
tipleştirici özelliğiyle ciddi bir payı bulunmaktadır. Bu bakımdan köklü
sorunlar tartışılırken bu sürece mutlaka eğitim de dâhil edilmelidir. Son
zamanlarda eğitim yeni model çerçevesinde kamuoyunda tartışılmaya açıldı ancak
tartışma çok dar bir çerçevede ilerledi. Ve ne yazık ki kimse eğitimin özüne
dönük resmi ideoloji-militarizm dayatması ve olağanüstü zamanlarda yürürlüğe
sokulan eskiden kalma kanunlarını dillendiremedi. Oysa eğitimin asıl sorunu bu
alanlardır. Temel/köklü sorunlar ortadan kalkmadan getirilecek “yeni”
modellerin işe yaramayacağı bilinmelidir. Çocuklara her gün rahat hazır-ol
komutlarının çektirildiği bir sisteme dünyanın en demokratik ülkesinin modelini
de uygulasanız eğitimde kalite artışı sağlanamayacağı gibi özgür bireyler de
yetişmeyecektir.
Ufuk Coşkun – Taraf

2 yorum:
Cagdisi kalmis bulunan andimizi soyle birde biz hatirlayalim,,,
Turkum,dogruyum,caliskanim,yasam,kucuklerimi korumak,buyuklerimi saymak,yurdumu ,milletimi ozumden cok sevmektir,varligim Yurk varligina armagan olsun,Ey bugunumuzu yaratan Ataturk, gosterdigin yolda hicdurmadan gidecegime and icerim,Ne mutlu turkum diyene,,,VS,,Bu satirlara bakinca zaten kimin kime ne soylettigi ortada,,,Turkiyede hadi biz TC vatandasi Ermeni ,Rum ve Yahudi azinliklari artik birakalim(cunku zaten artik neredeyse yok denecek kadar az kaldik)yaklasik 75 Milyon ahalinin icinde kendini Turk olarak gormeyen belki de 25,30 Milyon insan varken hem de tum bu insanlar bazi disardan gocmen gelmislerden daha fazla ulkede yerliyken ,Malesef bu gocmen gelenlerin yerli ahali uzerinde kurdugu egemenligin sonucu bu gibi ipe sapa gelmez cikmazlar olusursa elbette ulkede karmasa bitmez.
Sen kalkiyorsun insanini eziyorsun,ezmekle sana karsi iclerinde kizginlik,kin ve nefret yaratiyorsun ,Ondan sonra da bu insanlarin 5,6 yaslarindaki cocuklarinin okullarda resmi ideolojini dikte ettirip onlarin Resmen ailelerine karsi yetismelerine yol acabilecek beyin yikama And icmelerini bir zorunluluk olarak hergun okul baslamadan evvel tekrar ettiriyorsun.
Bu gibi And icmeler Dunyada batili ulkeler arasinda artik yorurlukde hic gorulmezken ,Turkiye olarak Avrupa ve ABDnin ardindan giderken ,onlarin hemen herseyini ornek almisken boylesi Cagdisi Fasizm Kokan bir uygulamada israr etmek bir tezattir.Avrupada boyle bir uygulama gorunmezken,ABDde Devlet okullarinda gecmisde ezbere okutulan bir nevi Sabah dualari da Laiklige aykiri bulundugundan artik pekcok Eyalette uygulanan bir yontem degil,,,,
Bizim cocuklugumuzda Istiklal marsini ezberlememiz zorunluydu cunku TC vatandaslari en azindan ulkenin resmi marsini bilmelidirler fakat Bu And icme durumunu bizler bile o yaslarda iken bir turlu kaniksayamiyorduk cunku okullarimizda Birer Turk Mudurumuz ve diger Turk ogretmenlerimizin farkli olduklarini cocuk da olsak idrak edebiliyorduk.
Hadi o yillar cok geride kaldi diyelim cunku Kibris savasinin hep hissedildigi yillardi ve bizler Rum olmasak dahi oldukca korkulu gunlerde yasadigimizi hep hissetik,ya bir de Rum olsaydik nasil dusunurduk orasini bilemiyorum…Simdilerde ise BDPnin liderligini yaptigi bir Kurt toplumu var ve sanirim yukardaki belirttigimiz tum bu uygulamalara onlarin Hisleri daha da belirgin ,Bu yuzden Turkiyenin kendi vatandaslarinin hisslerini anlamakda daha fazla caba sarf etmesinde yarar vardir.
Beyler bu milliyetcilik degil,cocuklari irkciliga hazirliyan beyin yikamadir.Bu gün Almanya Fransa vs.gibi yüzbinlerce türk iscisinin calistigi Avrupa ülkelerinde aynisi yapilsa TC hükümetinin ne diyecegini merak ediyorum.Sen bu andi emrivaki ictirdigin bu cocuklara ve ailelerine yaptigin fiili ve manevi eziyetlerle bu insanlarin güvenini kaybettigin gibi sen de ictigin anda ihanet etmis oluyorsun.
(Türküm,dogruyum,caliskanim.......)
Sayin Ufuk Coskun,makalenize tesekkürler.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.