Etiketler

İnkâr değil, ikrar değil, önce idrak

Şahin Alpay / s.alpay@zaman.com.tr
Hasan Cemal, “1915 Ermeni Soykırımı” başlığını taşıyan son kitabında (Everest Yayınları, Eylül 2012), kısaca “Ermeni sorunu” olarak andığımız “Osmanlı Ermenilerine ne oldu?” sorusuyla yüzleşmesinin serüvenini anlatıyor…Kitap, çeşitli yönlerden dikkate değer… Moskof, Ermeni’yi Türk’e musallat etti. Türk ‘ölmemek için Ermeni’yi öldürmek lazımdır’ fikrine düştü…” Kitapta altı çizilen bir bilgi, Türkiye’deki ulusalcılar açısından büyük değer taşıyan bir köşe yazarı olan (rahmetli) İlhan Selçuk’un ölünceye değin annesinin Ermeni olduğunu saklama ihtiyacını duymuş olması… Kitabın başka bir önemli yanı, Türkiye’de aydınların ülkenin temel meselelerini tartışırken, tabuları göğüslemede ne denli cesur olabildiklerinin yeni bir örneğini vermesi… Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Osmanlı Ermenilerinin başına gelen Büyük Felaket’ten dolayı özür dilemesini, el konulan malları tazmin etmesini, dileyen aile üyelerine yurttaşlık vermesini savunuyorum. Ne var ki, yaşananların soykırım olarak kabulünde ısrar edilmesini, büyük çoğunluğuyla Türkiye’nin Osmanlı Ermenilerinin başına gelen Büyük Felaket’le yüzleşmesinin önünde ciddi bir engel olarak görüyorum.

4 yorum:

Murat Bebiroğlu dedi ki...

Sayın Alpay, Eğer 1915 büyük felaketi soykırım değildir derse, buna bir diyeceğimiz olamaz. Yeni bir şey söylemiş olmaz. Ancak son yıllarda görülen soykırımdır ama soykırım demeyelim çünkü çoğunluk bunu kabul etmez tavrı da bir aydın tavrı olarak kabul edilemez.Hiçbir ülke soykırımı çoğunluk kabul ettiği için kabul etmemiştir.Ne Almanya, en Sırbistan ne de Ruanda. Soykırımın nasıl kabul edileceği bellidir.Bir kötülüğün tekrarlanmaması için ismiyle tanınması gerekir. Etnik arındırma ya da insanlık suçu hiçbir zaman soykırım anlamına gelmez.Soykırıma etnik arındırma demek, tecavüze taciz demekten farklı değildir.Elbette soykırım değildir diyenlere başta da söylediğimiz gibi söylenecek bir şey yok.

Dursun dedi ki...

Anliyamadigimiz bir baska nokta''
Simdiye kadar yaygin bir anlayis sekli olan Eger Soykirim denilirse Turkiye cok zor durumda kalacak soylesilerinin bir baska sekli de bu olsa gerek.
Efendim,1915de acilar ceken aile bireylerinin geride kalanlarina gerekirse tazminat odensin,isteyene vatandaslik hakki verilsin falan,,,Buna Diaspora evet yerine su cevabi verir ,,,NE SAMIN (DAMASCOS)SEKERI NEDE ARABIN YUZU ,,,bu yuzden verilmis olan kesin bir kararda da Mucadeleye devam edeceklerinden kimsenin zaten suphesi yok,zira tum gelismeler de 2015'e kadar Soykirimin 100.yildonumunde Tum dunyada bunun bir Soykirim oldugunun kesinlikle dile getirildigini gormek istemeleri ve elbette Turkiyenin buna karsi cikacagini da bildikleri halde .Kaldi ki Turkiye de eli kolu bos oturmamakda,Basinda aciklanan bircok haberlerde Ankaranin da karsi ataga gecip Soykirimin Ermenilere degil de asil Turklere karsi yapildigi iddiasini ileri surmesidir ,bu yuzden simdilerde Balkanlardaki Osmanlinin kayiplarini kalkip 1915 olaylariyla karsilastirmaya yonelik bircok yazilar da zaten yazilip ciziliyor.
Durum Turkiyenin bu karsi atak cabalarinin surduruldugu surece nekadar da bazi aydinlarin soylemlerinde Ermeni soykirimina yonelik bakis acilarinin biraz daha hafiflemis oldugu izlenimi verilse de Sonucda Degismis degildir.

Adsız dedi ki...

Sayin Alpay,
"Ermeni Sorunu" terimi 19.uncu yuzyilin son ceyreginde kullanilmaya baslanmistir.
Bu "sorun" Sultan II. Abdulhamit doneminde Ermeni vatandaslarin yogun olarak yasadigi vilayetlerde olusturulan asiret birliklerince ( Hamidiye Alaylari ) gaspedilen tarima elverisli arazi ve otlaklarin sahiplerine iade edilmesi konusunda devlet yonetimince yapilan taahhutlerin yerine getirilmemesinden ortaya cikmistir. Onun icin "Question Agraire" de denmistir. Yoksa, "sorun" Ermeniler hakkindaki tarihsel gerceklerle yuzlesmenin getirdigi bir sancilar sorunu degildir. Bu sancilara "sorun" degil de toplumsal vicdanin bastirilmis ifadesi olarak bakmak da bir baslangictir.

Giryan dedi ki...

Alpay bey,soykirimina "soykirimi"dedigimiz icin özürmü diliyelim?Yillardir gerceklerle yüzlestirimiyen,yalnis bilgilerle egitilen bir toplumun gercekleri idrak etmesi nesiller sürer,bunu yapabilecek politikacinin cesareti olsa da politik hayati sönmüs demektir,gercekleri yazan kisilerin aldigi tehditler ortada.
Saygilar

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.