***
Ben Melki Tekin Turabdin ‘nın Enhil köyünde doğdum,
Köyümde bana Melke Nisa diyorlar çünkü dedemin adını aldım. Enhil köyünde beni
doğuran ebaveynlerden iyi bir terbiye aldım.. Enhil’deki ilkokulu ve
Süryanice Okulu okuduktan sonra hemen İstanbul’a gittim.
Ben Melki Tekin Turabdin ‘nın Enhil köyünde doğdum, Köyümde bana Melke Nisa
diyorlar çünkü dedemin adını aldım. Enhil
köyünde beni doğuran ebeveynlerden iyi bir terbiye aldım. Enhil’deki ilkokulu
ve Süryanice Okulu okuduktan sonra hemen İstanbul’a gittim.
İstanbul’a geldiğimde aşağı yukarı 13-14 yaşındaydım ve İstanbul
da Sayın İbrahim Eğo’nun hazır giyim atölyesinde çalıştım ve sonra Meyser
adında ilk ustasında çalıştım ve böylece hazır giyim sanayinin ustalığına
geldim. Bir kaç ay bir ailenin yanında kaldıran sonra, Enhilli genç bekârların
yanına gittim. İstanbul un çeşitli semtlerinde: Kumkapı, Beyazit, Tarlabaşı,
Yenişehir, Kurtuluş ta yaşadım; aşağı yukarı 5 yıl kaldım.
İSTANBULDA SENİ
ETKİLEYEN OLAYLARDAN ANLATABİLİR MİSİN?
Beni en çok etkileyen
olay, benle Aziz Karataş Yenişehir’de otururken Mesih’in Gelişinden ve gelecek
gazaptan ve günahın kurtuluşundan söz eden imanlı Süryani kardeşlerdi! Mesih
tekrar gelirse, bütün Hıristiyanları değil yalnız onun seçmiş olduğu insanları melekûtuna
alacaktır diye beni çok etkiledi. Bu
etki benim hayatımın arzularımı değiştirmeğe başladı ve Kutsal kitabı artık
kendim için okumaya başladım. Çünkü o yıllarda gençlik şehvetlerine varırken
beni günahın uykusundan uyandıran bu kardeşlere çok müteşekkirim. Rab gelinceye
kadar imanlarında sadık kalmalarını dilerim.
İSVİÇREYE NE ZAMAN GELDİN?
İsviçre’ye takriben 19 yaşındayken geldim ve bir kaç sene
işçi olarak çalıştıktan sonra evlendim ve 8 çocuk babası oldum ve sonra
Terzilikle ilgili işyeri aldım ve bu işin yanında, düğüne, festivale layık bayan elbise satış
mağazamız da vardır.
İsviçre’ye gelirken imanlı bir toplumun arasına katıldım ki
henüz İstanbul’dayken onlarla temasım olmuştu. Diyebilirim ki onların vasıtasıyla
kendi kendimi tanıdım ve imanımda pekiştirdim. İmanda kuvvetlenmek için haftada
3 kez toplantılarımız oluyor ve bu toplantılarda, her imanlı aldığı ışığı söyleyebilir. Bu
imanlıların toplumu eski bir kuruluş değildir; aşağı yukarı 100 yılı olmuştur.
Bu toplumun öğretişi yayan ilk kardeşler, her imanlı, kendi ışığını şamdan
üzerine yakmasına öğretmişlerdir. Bu demektir ki her imanlı mikrofona gidip
kendi nurunu diğer imanlılarla paylaşma imkânına sahiptir. Böyle bir imanlı
bakirelik sıfatına ve çağrısına kavuşabiliyor!
MESİHİN GELİŞİNİ BEKLİYEN BAKİRELER NE DEMEKTIR
Mesih’i bekleyen bakirelerin toplumu okuduğumuza göre çok
eski bir -kadim bir kilise- değildir.
Ancak Mesih’in gelişine hazır olmağa kurulmuş yeni bir bakirelik kilisesidir.
Bakire, temiz bir imanlı demektir.
Bakirelik kuruluşu diğer kadın kiliselerden değişiktir. Çünkü her bakire kendi
ışığını- kandilini -yakma öğretişine
sahiptir. Bundan dolayı bakirelik çağrısına gelen Hıristiyanlara ne mutlu! Ama akıllı davranan bakirelere daha da ne
mutlu! Bunlar henüz inayet kapısı kapanmadan güveyi’nin düğüne girerler!
Mat.25:10 Mesih, inayet kapısını
önümüzde kapatırsa, artık ne kadar tövbe etsek, ağlasak ve pişmanlık duysak
bile hiç faydası yok! Bundan dolayı bugün Mesih’in sözünü yüreğimizde yer
verebilsek, bir kaç yıl sonra bu söz semere veren bir ağaç gibi içimizde
olduğunu ve gittikçe büyüdüğünü kendimiz fark edeceğiz ve Rab Mesih bedenimizde
de gittikçe izhar olunacak!
Her kilisede birinci ve ikinci sınıf imanlılar olduğu
gibi, bakirelerin toplumunda da akıllı ve akılsız bakireler vardır.
SÜRYANİ ORTODOX KİLİSESİ NASIL GÖRÜYORSUN?
Süryani kilisesi benim annemdir! O olmasaydı ben
doğmazdım. Ben küçükken onun sütünü içtim ve Onun vasıtasıyla okuduğum ve
öğrendiğim kutsal yazıları için çok müteşekkirim! Zaten insan küçükken ne öğrendiyse, büyüyünce
meyvesini verir. Çocuğu tutması gereken yola göre yetiştir, Yaşlandığında o
yoldan ayrılmaz. S.M.22:6. Esas küçükken kutsal yazıları okuyan hikmetli
olabileceğini okuyoruz. 2.Tim.3.15
Ara sıra İsviçre’deki Süryani kiliselere gidiyorum.
İsviçre’deki papazlarla iyi temaslarım vardır, cenaze ve taziye zamanında
Süryani kardeşlerime Rabbin sözü vermeğe çağrılıyorum
Benim Mesih’e olan yalvarışım, Süryani milletime şimdi uyanmalarıdır!
Bizi günah uykusundan uyandıran çobanlara ne mutlu! Çünkü
uyanık kalamayan bir Hıristiyan, çevredeki karanlık ruhlardan hemen etkilenir!
Bilhassa Avrupa da!
Süryani kilise küçük hayatımda iyi bir temel bıraktı. Bu
temel üzerinde bazılarımız altın, gümüş ya da değerli taşlarla, bazılarımız de
tahta, ot ya da kamışla inşa ediyor. Herkes http://www.aydinlikgazete.com/s nasıl inşa
ettiğine dikkat etsin. Bir kimsenin inşa ettiği ateşe dayanırsa, o kimse
ödülünü alacak. Yaptıkları yanarsa,
zarar edecek. Kendisi kurtulacak, ama ateşten geçmiş gibi olacaktır. İzzetli
kurtuluş ödül almaktır!
Bu son zamanlarda Süryani kilise, imanda zayıfladığından dolayı günah hayatı
çoğaldığını ve sürünün içinde boşanmalar olduğunu görüyorum. Bu küçük sürü’nün
çobanları daha da bilinçli olarak gıda alıp ve sürüye vermelerini beklerim.
Tabi ki Mesih'i seven çoban Ondan gıda alır ve sonra verebilir. Kilisenin başı
olan Melihle ve Onun Ruhu ile sürekli irtibat bağlılığımız olmalıdır!
SON ZAMANDAN BAHSEDİYORSUN ACABA DÜNYANIN SON ZAMANLARA
YAKLAŞTIK MI?
Evet yaklaştık! Son
zamanlarla ilgili Rab Mesih, Peygamber Daniel
kitabini okumamızı istiyor! Mat.24.15 Bu zamandaki Irak ve bati devletlerin savaşı
Daniel Peygamber binlerce yıllardan önce görmüş ve savaşı söyle açıklıyor:
Ben (Daniel) ulay ırmağı
yanında idim (şimdiki Irak memleketindeydi) işte ırmağın önüne bir koç durmakta
idi ve iki boynuzu vardı… koçu garba (Suriye’ye) ve şimale (Irana) ve cenuba
(Kuveyt’e) doğru tos vurmakta gördüm ve
onun önünde hiç bir hayvan duramadı ve onun elinden kurtaran yoktu ve dileğine
göre yaptı ve kendini büyüttü.
Ve ben düşünmekte iken işte bütün yeryüzü üzerine batıdan
bir er geç geldi ve ayağı yere dokunmuyordu. Ve ergecin gözleri arasında göze
çarpan bir boynuzu vardı. Ve ırmağın önünde durmakta olduğunu gördüğüm iki
boynuzu olan koçun yanına geldi ve onun üzerinde kuvvetinin şiddetiyle seğirtti
ve koçun yanına yaklaşmakta olduğunu gördüm ve ona karşı kudurdu ve koçu vurup
iki boynuzunu kırdı ve koçta onun önünde durmağa kuvvet yoktu.
Anla ey âdemoğlu, çünkü bu rüyet sonun vaktinden ötürüdür
ve bana dedi: İşte gazabın son vaktinde ne olacağını ben sana bildireyim; çünkü
sonun MUAYYEN vakti içindir. Gördüğün iki boynuzu olan koç Medya ve Fars krallarıdır.
( bugünkü Irak memlekettir) Ve o killi
ergec Yunan ili kıralları. (Batı devletler) ve gözleri arasında olan büyük
boynuz birinci kırandır (ABD) Dan.8:2-20
Sevgili kardeşler, bu rüyet gerçekleşmiş ve yerine gelmiş
dünya hayati olduğunu hepimiz gördük ve diyebiliriz ki dünyamızın sonu buraya
kadar geldi!
Diğer arta kalan son dünya zamanımızı bu rüyetten takip
edebiliriz: Birinci kral kırılmış ve yerine dört boynuz çıkmış olana gelince, o
milletten dört krallık çıkacak, fakat onun kuvvetinde olmayacaklar. Ve onların
krallığının son vaktinde günahkârlar ölçülerini doldurunca, sert yüzlü ve
bilmeceler anlayan bir kral çıkacak. Ve onun kuvveti büyük olacak, fakat kendi
kuvvetiyle değil ve şaşılacak surette haram edecek ve işi iyi gidecek ve
istediğini yapacak ve zorlu adamları ve mukaddes kavmi helak edecek. Ve
siyasetiyle elinde hileyi başaracak ve kendini büyütecek…. fakat kendisine el
dokunmadan kırılacak. Dan.8.22-27
Hali hazır dünya, göze çarpan boynuz denilen birinci
kralın hâkimiyeti altındadır. Bu kral yani ABD kırıldıktan sonra Hıristiyan kavmin
helaki yaklaşacaktır! Hem de inayet kapısı akıllı bakirelerin arkasında
kapanmış olabilir. Bundan dolayı henüz gündüzken birbirimizle çalışalım. Ve
Mesih'in krallığını içimizde büyütelim!
YAKINDA MESİH DÜNYAMIZA TEKRAR GELECEK Mİ?
Evet, İsa Mesih
yakında bu dünyaya tekrar geleceğini şüphesiz inanıyorum ve bu dünyayı
hükmetmeğe başlamadan; önce kendi evi olan Hıristiyan kavmini tasfiye edip
hükmedeceğini 1.Petr.4.17 de okuyoruz.
Özellikle onun kavminde mesuliyet almış hizmetçilerden
hesap isteyecektir. Efendisinin muradını bilen ve hazırlık yapmayan
hizmetçilerin vay başına! Luk.12.47. Doğrusu Rab İsa onları işkence edicilerin
eline verecektir. Mat.18.34.
RAB MESİH HRİSTİYAN KAVMINI NASIL TASFİYE EDIP HÜKMEDER?
Şu anda iyi bir zaman içindeyiz, yani bütün Hıristiyanlar
üzerinde ve dünya üzerinde Rabbin inayeti vardır, fakat bu inayet kapısı İncil'de
okuduğumuz gibi akıllı bakirelerin arkasında kapanıyor (Mat.25.10) ve artık inayetsiz
bir zaman başlayacak ki buda belirli bir müddet içindir. İşte bu inayetsiz zamanda
kalan Hıristiyanlar dünya milletlerinin rejiminden işkence edilecekler ve
böylece Rab kendi kavmini tasfiye edip hükmedecektir! Tabii ki bu inayetsiz
zamanda birçok Hıristiyanlar deneyime girecekleri için birbirlerinden kızıp
nefret edecekler ve dünya rejimine kendilerini teslim ettirecekler Mat,24.10.
DÜNYA REJİM’İ
HRİSTİYANLARA NASIL İŞKENCE VERİR?
Kutsal kitap bize berrakça gösteriyor ki son zamanlarda
denizden yani milletlerden on boynuzlu, yedi başlı kızıl renkli bir canavar
yani bir rejim çıkacak ve bu canavar Kutsallarla savaşıp onları yenmesine izin
verildi. Canavar her oymak, her halk, her dil, her ulus üzerinde yetkili
kılındı. Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu'nun yaşam
kitabına adı yazılmamış olan herkes ona tapacak. Dünya rejimi Hıristiyanların İmanına karşı
savaşacak Vah.13,7 ve hatta imanını inkâr etmeyen bir Hıristiyan onunla alış
veriş yapılmayacak ve ona çok işkence ve eziyet edilecek!
Yine Daniel kitabında okuyoruz:’ krallığı mukaddeslerin edindikleri
zaman gelinceye kadar onları yendi. Dan.7:22’
Tekrar Vahi kitabında Bab 13,4 te okuyoruz:’Canavara
-rejime secde kıldılar ve ona büyük şeyler ve küfürler söyleyen ağız verildi ve
ona kırk iki ay işlemeğe salahiyet verildi... Mukaddeslerle cenk etmek ve
onları yenmeğe ruhsat verildi.
Matta 24:7den okuyoruz:’...çünkü bunların vaki olması gerektir;
fakat daha sonu değildir savaşlar olacak... O zaman sizi sıkıntıya koyacaklar
ve öldürecekler ve benim ismimden ötürü bütün milletler sizden nefret edecekler...
Ancak sona kadar dayanan kurtulacaktır. Bütün milletler dünya rejimi damaktır.
Mesih'in imanı
uğruna ölümü seçen, kısa bir süre sonra dirilir ve yazıldığı gibi bin yıl Melihle
saltanat sürer! Vah.20,4. Fakat beden ölümünden korkup imanını inkâr eden tabi
ki milletlerle yaşar, ama çok kısa bir süre sonra ebedi ölüme gider! Vah.
14.9-10. Şimdiden Mesih’te ölmeği ve sonra dirilmeği seçelim!
ÇOK SULAR ÜZERINDE OTURAN BÜYÜK FAHİŞE KADIN NE DEMEK?
Fahişe kadının üzerinde oturduğu sular; milletler kavimler
ve dillerdir. Ve gördüğün on boynuz ve canavar, fahişe kadından nefret
edecekler; onu perişan ve çıplak edecekler... Çünkü Allahın sözleri itmam
oluncaya kadar kendilerinin kiralığını canavara vermeği onların yüreğine
koydu.Vah.17:16-17.
Kısa bir sözle bu kadın hem Allah'la ve hem de dünya ile
dostluğunu sürdüren Hıristiyanlık âlemidir! Tabi ki başta Romalı kilise olsun
ve sonra diğer kiliseler olsun vesaire. Velhasıl kutsal kitaba bize berrakça
söylüyor: Ey fuhuş işleyenler, bilmiyormuşsunuz ki dünyaya dostluk Allaha
düşmanlıktır? Kim Dünyaya dost olmak isterse, kendini Allaha düşman eder. Yak.4,4.
! Rab Mesih dedi ki tatsız tuz ayakaltında çiğnenmelidir Mat.5,13 Bundan dolayı
bu fahişe kadın’ı çiğnenmekten başka bir şeye yaramaz! İki erkekle yatan
kadının sonu ölümdür!
(burada kendi hayatimizi imtihan ettiğimizde onu
temizlemek için işsiz kalmayacağız!) yani fahişelik hayattan kendimizi temizleyeceğiz!
Ve tek efendimize kulluk etmekten lezzet bulacağız! Mambona kulluk etmeyelim
ancak onun aracılığıyla kendimize dostlar yapalım ki o tükendiği zaman ebedi
konuklara gidelim!
GÜNEŞLE GİYİNMİŞ KADIN NE DEMEKTIR?
Güneşle giyinmiş bir kadın, ruhani anlamda Melihi giyinmiş
bir kilise damaktır. Çünkü yücelerden doğan güneş, Melihi temsil eder Lük.1.78.
Dünyanın ışığı ve nuru Mesih tır Yuh.8,12. Ve bu kadının başı üzerinde on iki
yıldızdan tacı vardı ki Hıristiyanlığı yayan on iki şakirt de ondan çıktığı
için başına taçtırlar. Tabii ki ruhanice kadın kilise anlamıdır. Efes.5.23 -32.
Bu kadın gerçek Hıristiyanların annesi temsil ediyor. Ve hatta Hıristiyanlıktan
önceki olan Allah kavminin yani İsrail’in on iki sıpt’ı da bu milletten çıktığı
için başına taçtır. Bu kadın dünya üzerinde diğer Hıristiyan ülkeler gibi
savaşmadı ve kendine hükümet kurmamış bundan dolayı ay yakaları altındadır. Bu
kadının üzerinde araştırmak çok faydalıdır! Çünkü okuyoruz ki bu kadının bir
çocuğu milletler arasında yaşarken
onlara demir çomakla gıda verdikten sonra Rabbin tahtına
alındı (bu alınış yakında akıllı bakirelerle vuku bulacak) sonra kadın kartal aracılığıyla
çöle kaçıyor ve Ejder onun soyundan geriye kalanlarla Tanrı'nın buyruklarını
yerine getirip İsa'ya tanıklıklarını sürdüren (Orthodox. Katolik. Protestan
alemine) savaşmaya gidiyor Vah.12:17 Her şeye kadir Rab, bu ejderin
mukaddeslerine karşı savaşını önceden gördü ve kullarına vaki olmadan önce
bildirmektedir! İşte bu olaylardan sonra Rab Mesih ve onunla beraber olanlar göğün
bulutları üzerinde kudretle ve BÜYÜK İZZETLE gelecekler ve bütün milletlerin
rejimi denilen ejder mukaddeslere ne ettiyse ona daha fazla edilecek! Bu
krallar döneminde Göklerin Tanrısı hiç yıkılmayacak, başka halkın eline
geçmeyecek bir krallık kuracak. Bu krallık önceki krallıkları ezip yok edecek,
kendisiyse sonsuza dek sürecek. İnsan
eli değmeden dağdan kesilip gelen taşın demiri, tuncu, kili, gümüşü, altını
parçaladığını gördün. Ulu Tanrı bundan sonra neler olacağını krala
açıklamıştır. Düş gerçek, yorumu da güvenilirdir.›› Dan.2:45
SON ZAMANDA SÜRYANİ HRISTİYAN MİLLETİNE NE OLACAK
Son savaş zamanda Melihin ismini taşıyan gerçek Süryani
millet, kendi Melihini inkâr atmasın! Ancak uykusundan kendi mirasına uyansın!
Bu küçük millet kim olduğunu kendi kendini görecek, yalnız bu millet değil,
bütün dünya insanları son netice’ye geldikleri için herkes kim olduğunu kendini
görmek zorunda olacaklar! Canavar kim olduğunu, fahişe kadın kim olduğunu,
güneşle giyinmiş kadın kim olduğunu, alınan çocuk kim olduğunu ve akıllı
bakireler kim olduğunu ve akılsız bakireler de kim olduğunu kendilerini
tanıyacaklardır!
Dünya üzerinde ilk çıkan canavar (krallık) aslana
benziyordu ve kartal kanatları vardı. Biz bu krallıktan arta kalmış bir parçasıyız.
Dan.7,4 te okuyoruz: “ Birinci krallık aslana benziyordu, kartal kanatları
vardı. Ben bakarken kanatları koparıldı, krallık yerden kaldırıldı, insan gibi
ayakları üzerine durduruldu. Ona bir insan yüreği verildi.” Ve şimdiye kadar bize insanlık yüreği
verildi. Ama her şeye kadir Rab Allah imiz,
son zamana mahsus tekrar milletimize bu kartalın iki kanadını verecek!
Bu kartal daha da dikkatli ve bilinçli
çalışmalar yapacağını ümit ederek bekliyorum. ! Evet, şimdiden görüyorum ki
Rab, Süryani kartalı uyandırmağa başlamıştır. Bu kartal (sivil kuruluş)
milletini toplasın ve onu ejder denilen eski yılanın önünden kendi çöl
toprağına götürsün diye şimdi bile uyandığını görüyorum.
Sevgili Süryani anneme sesleniyorum, ilerde sana ve senin zürriyetine karşı büyük
saldırılar edilecek ama beden ölümünden hiç korkma! Fakat günah işlemekten
şimdi korkup kendimizi Mesih’in kanında temizleyelim! Çocuklarını öldüren o
tilki ruh, tekrar diriliyor ve ayni o ruh yine sana ve senin zürriyetine
saldıracak, fakat korkmayınız! Kralınız Mesih, bu sefer tilki ruhlara son
verecektir! Ve her gün dua ettiğimiz dua: Ey göklerde olan Babamız, senin
iraden olsun ve senin Melekûtun gelsin gerçekleşecektir!
Melki Tekin
1 yorum:
Kimse darilmasin ,Hepimiz Hristiyan inancinin geregi cok acilar cektik ve hala da cekiyoruz,bu yazidan da aldigimiz mesaj eli kolu bagli olarak Mesihin gelmesini beklemekden baska bir anlama gelmiyor.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.