Son günlerde medyada tanık olduğumuz üzere İslamiyet’i ve
İslam Peygamberi Hz. Muhammed’i hedef alan aşağılayıcı ve hakaret dolu bir film
duyarlı çevrelerde haklı olarak infial uyandırmıştır. Bu tarz filmler ve
geçmişte olduğu gibi utanç verici karikatürler veya benzeri yayınlar ancak
kendilerine güveni olmayan ve bencil insanların dimağında şekillenebilir.
Böylesi insanlar hem kendilerinden farklı olana karşı saldırgan bir tutum
sergiler, hem de dünyanın farklı yerlerinde barış ve huzurun bozulmasına neden
olurlar.
İnsana verilen en büyük armağanlardan biri de düşünme
gücüdür ve insandan beklenen bilgelik yolunda adım atmasıdır. Kutsal Kitap
“Bilgeliğin temelinin Rab korkusu olduğunu” öğretiyor. Bilgelikle hareket
edebilmek için her şeyden önce kişisel tutkulardan sıyrılmak gerekir. Kendi
dışında kalan, kendinden farklı inanan ve düşünenlere saygı göstermek, onlara
ve fikirlerine değer vermek, toplumsal barış ve huzurun vazgeçilemez bir
gereğidir.
Batı dünyasındaki İslam karşıtı akımlar, bunları
gerçekleştiren bireylerin ve onların destekçilerinin sorumsuzluklarının bir
üründür. Zira, birkaç kendini bilmezin ürettiği zehire karşı sevgi panzehirini
üretebilen insanların da varlığı azımsanmayacak kadar çoktur. İnançlara ve
kutsal değerlere hakaret etmeyi, onları küçük görmeyi, aşağılamayı,
karikatürlerle ve filmlerle veya bu gibi hareketleri desteklemek suretiyle alay
konusu yapmayı özgürlük gibi kutsal bir değerle bağdaştırmak doğru değildir.
Ülkemiz insanı dış mihraklar aracılığıyla serpilen nifak
tohumlarını fark edecek kadar sağduyuludur. Düşünce ve ifade özgürlüğü
şemsiyesi altında kaynağı belli olmayan kışkırtmalarla gündem yaratmak,
adaletsiz ve mesnetsiz ifadelerle yanlışı doğru gibi göstermeye çalışmak, en
hafif tabirle akıl tutulması olarak nitelenebilir.
Tüm insanlar aynı coğrafyayı paylaşıyorlar. Tarih, bu
birlikteliğin tanığıdır. Necranlı Hıristiyanlara Mescid-i Nebevi’yi ibadet
etmeleri için birkaç saatliğine tahsis eden İslam Peygamberi Hz. Muhammed,
Müslümanların Kudüs’teki kiliseleri camiye çevirmelerinden endişe duyduğu için
kilisede namaz kılmayan Hz. Ömer, İslam’a ve Peygamberi’ne dil uzatanlara
önemli dersler vermekteler. Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Mehmet
Görmez’in “Başka insanların yüce değerlerine hakaret etmek insanı yüceltmez,
bilakis küçük düşürür” veciz sözleri de kendini bilmez topluluklara rehber
niteliğindedir.
İnsan haklarına dayalı, demokratik bir yönetim sistemini
arzu etmek her insanın hakkıdır. Farklı dini inanç, felsefi görüş ve düşünceye
sahip olması nedeniyle kimsenin horlanmadığı, dışlanmadığı, saldırıya
uğramadığı bir toplum yapısı günümüzde arzu edilen bir yapıdır. İnsanlığın
yapılanması yönünde herkesin kendisi için kurduğu ulaşılamaz yapılarından
dışarıya çıkması ve insan sevgisi tabanında birbirlerine yaklaşması bir
zorunluluk haline gelmiştir. Bu konuda her bireye eşit derecede görev
düşmektedir.
Tanrı’nın yoktan var ettiği dünyada herkese yer vardır. Âdem
ve Havva’nın çocuklarının dini, milli, ırksal ve sosyal aidiyetleri nedeniyle
birbirlerini yaralayıcı davranışlarda bulunmak yerine, hep birlikte el ele
vererek, karşılıklı sevgi, saygı ve anlayışla insanlığı ileriye taşımaları çok
daha yerinde olacaktır. Tanrı’nın suretinde yaratıldığımızı ve O’nun özüyle
hayat bulduğumuzu hatırlamak, kin, öfke ve sevgisizlik olumsuzluklarını sevgiye
ve anlayışa çevirmeye yetecektir.
Hepimiz aynı gemide yolculuk ediyoruz. Aynı arza basarak
yürüyoruz. Aynı semayı paylaşıyoruz. Aynı ayın ışığından, aynı güneşin
ısısından yararlanıyoruz. Yeryüzü hepimize yetecek kadar geniştir. Yeter ki biz
kinimizle, öfkemizle, kibrimizle onu daraltmayalım. Yaratıcının peygamberler
aracılığıyla bize gönderdiği hak, barış, adalet ve ahlak ilkelerine riayet
ettiğimizde yeryüzünü cennete çevirebiliriz.
Bu bağlamda, insanları ve sahip oldukları değerlerini alay
konusu yaparak bölge ve dünya barışını tehlikeye atmaya matuf hareketleri
kınıyor ve bu tarz hareketlerde bulunanları kutsal değerleri hatırlayıp bu
doğrultuda davranmaya davet ediyoruz.
3 Ekim 2012
9766
TÜRKİYE ERMENİLERİ PATRİKLİĞİ
1 yorum:
Biz Turkiyede yasamakda olan Hristiyanlar ,gayrimuslumler,Ermeni olan ve olmayanlar Patrikligimizden yapilan bu aciklamanin akli selim bir aciklama oldugunun hepimiz farkindayiz ve hemfikiriz.
Dikkat edin Turkiyede yasamakda olanlarimiz demekde fayda gordum cunku bunun aksi fikirde olup bunu beyan etmek kendi eliyle idam fermanini imzalamis olmak oluyor Turkiye ve ortadogu ulkelerinde.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.