Atatürkçü Düşünce
Derneğinden bir ileti aldım. “Bu iletide belirtilen gerçekleri bilmek sizlerin
de hakkıdır,” diye düşünerek iletiyi paylaşımlarınıza sunuyorum: 1915'lerde ve
tabii bugün de Türkiye'de pek çok Agop Martayan'lar vardır. Eğer Türkler
Ermenilere soykırım uygulasaydı bu topraklarda bir tek bile Agop Martayan'ın
mezarı dahi kalmazdı. (Sayın Yazarın mantığına hayran (!) olmamak elde değil. Agop Maratayan gibi kişiler sağ kaldığına ve hatta Osmanlı devletinde görev aldıklarına göre soykırım olmamıştır. Müthiş basit bir çözüm. Bu duruma göre Avrupa'da, Almanya'da binlerce Yahudi hayatta kaldığına ve Hitler öncesi binlerce Yahudi Alman Devleti hizmetinde görev aldığına göre Yahudi soykırımı da yalan olur. Sırp ve Ruanda Soykırımları ise hayal ürünüdür(!). Ayrıca ADD'ni de tebrik ederiz geç de olsa A. Dilaçar yerine Agop Martayan demeyi öğrenmişler .HYETERT)
Agop Martayan
İsminden de anlaşıldığı üzere bir Ermenidir.
22 Mayıs 1895'te
İstanbul Büyükdere'de ticaretle uğraşan köklü bir Ermeni ailesinin çocuğu
olarak doğmuştur.
Sizlerin,
"Osmanlı bize soykırım uyguladı" dediğiniz 1915'te Robert Kolej'i
bitirmiştir.
Neymiş? Demek ki,
Bir Ermeni 1915'te Robert Kolej'de okuyabiliyormuş.
Ticaretle uğraşan
ailesine yan gözle bakılmıyormuş.
Üstelik Agop
Martayan bir Ermeni olarak Osmanlı ordusunda Birinci Dünya Savaşı'nda yedek
subay olarak görev alır.
Demek ki yine
neymiş:
Osmanlı o
yıllarda bir Ermeni'yi en mahrem noktasında eline silah verip vatan ve
bayrağını ona emanet edebiliyormuş. Soykırım yapan bir millet böyle
“abukluk”lar yapar mı?
Hitler,
Yahudileri orduya alıp subay yaptı mı, ellerine silah verdi mi?
Doğu cephesinde
yani kimi Ermenilerin Osmanlıyı arkadan vurduğu
cephede Osmanlı
saflarında görev yapan Agop Martayan bu cephenin ihanet eden soydaşlarının da
yardımıyla çözülmesi üzerine Güney Cephesinde görev alır.
Ve burada Mustafa
Kemal Paşa'nın karşısına kötü bir talih olarak "esir" diye
çıkartılır.
Uzatmayalım...
Mustafa Kemal
Paşa Agop Martayan'a hürriyetini iade eder. Cebine para koyar, eline serbestçe
dolaşabileceğini dair bir belge verir.
Bu süreçte
gelişen ilgi çekici olayları bilmeyenlerin merakını tahrik için atlıyor, sonuca
geçiyorum.
Hani biz Mustafa
Kemal Paşa'ya "Atatürk" diyoruz ya..İşte bu Agop Martayan, Mustafa
Kemal Paşa'ya "Atatürk" soyadını teklif eden adamdır.
Agop Martayan,
Mustafa Kemal Paşa'ya "Atatürk" dediği için
biz O'na Atatürk
diyoruz.
Çünkü Mustafa
Kemal vatanı kurtarıp Cumhuriyeti kurduktan sonra her
alanda olduğu
gibi Türk dili üzerinde de derinlik ve genişliğine
çalışmalara
başlar.
22 Eylül 1932
tarihinde Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen Türk
Dili
Konferansı'na Agop Martayan ile birlikte İstepan Gurdikyan ve
Kevork Şimşyikyan
da uzman olarak davet edilirler.
Çünkü Agop
Martayan devrin en büyük dil alimlerinden biridir.
İngilizce,
Yunanca, İspanyolca, Latince, Almanca, Rusça ve Bulgarca
bildiği gibi,
"Türkçe gramer" kitabı da yazmıştır.
"Türk-Sümer
ve Hitit Dilleri Arasındaki İlişkiler" bildirisini Agop bu
kurultayda sunar.
Ve 1934 yılında
Atatürk tarafından TDK Başuzmanı olarak atanır.
Yabancı
sözcüklerin kökünü açmada uzman olduğu için Atatürk tarafından
kendisine
"Dilaçar" soyadı teklif edilir,
O da bu soyadı
memnunlukla kabul eder.
"Beni buraya
Atatürk getirdi, ölünceye kadar O'na ve Türkçeye layık
olmaya
çalışacağım" diyen Agop Dilaçar TDK Başuzmanı olarak 45 yıl
görev yaptı.
Soyadı Kanununda
Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyadını teklif eden de oydu.
Ey, "Türkler
Ermenilere soykırım uygulamıştır" diyen iftiracılar, Agop
Martayan'ı bu
tezinizde nereye oturtacaksınız?”
3 yorum:
Peki niye Agop Martayan niye hiçbir zaman esas adi olan Agop ile taninmadi da hep A. Dilaçar diye tanindi?
Vefat ettigi zaman vefat haberinde adi niye Adil Dilaçar diye yazildi?
Niye adinin yazili oldugu sokak plaketinde A. Dilaçar yazar?
Acaba niye VMustafa Kemal Paşa'nın karşısına kötü bir talih olarak "esir" diye çıkartılır?
Bunlari bir düsünün ondan sonra kararinizi verin!
Sn.Nurhan B.,
rahmetli Martayan oldugunde TRT televizyonu olumunu duyurdugunda Turk dil kurumu baskani A.Dilacar hayatini kaybetti denilmisdi.Cenazesine katilan tum Medya daha sonralari bu ayibi sorgulamisdi,Neden Turkiyenin Resmi bir Kurumu Turkiyeye ve Turkceye bir Turkun veremeyecegi kadar katkida bulunan bu degerli vatandasimizin Ismini saklamisdi ,Turkiyede bir Ermeni olmak yasa disi veya ayip bir seymiydi diyerek de sorgulayanlar olmusdu da Devletten tek bir se cikmamisdi.
Evet ,1915de Istanbulda yaklasik 150bine yakin Ermeni yasiyordu bunula birlikde Anadoluda da 2Milonu geckin bir Ermeni Milleti vardi ki bunlardan birisi de Canakkalede savasan vede adi defterlerden silinen Kayserili Ermeni Yuzbasiydi.
Istanbuldaki Ermeniler Batinin gozonunde bulunduklarindan Anadoludaki Ermenilerin ugramis olduklari facialarin pek cogundan muaf olabildiler fakat Anadoludakilerin akibeti Malesef ayni olmadi.Bahsini ettigimiz Ermeni Yuzbasi Canakkalede savasirken geride biraktigi ailesi katledilir ,bazilari da surgune gider.
O yillarda Balkanlarda savasan binlerce Ermeni asker de varmis,ne oldu da bu askerler Osmanliya karsi durup Bulgara esir olmayi yeglediler acaba,bunu hic yoktan kendi kendilerine mi yaptilar yoksa geride birakdiklari ailelerinin akibetini ogrendikden sonra artik Osmanliyla ayni safda savasmanin mumkun olmayacagini anladiklarindan mi?
Evet,bilenler bilir,zaten hikayeyi yazan muhteremimiz de ucundan kosesinden yazip aslini anlatmamis zaten .
O devirde Martayan Robert koleji mezunu olarak latince yaziyi da en iyi bilenlerden biriymis,bu yuzden Mustafa Kemal Arapca Alfabeden Latince alfabeye gecmenin daha fazla geciktirilmesini istememis fakat Memlekette bunu anlayip yapacak ,yaptiracak kimse yok,bu yuzden Martayan ozel bir Af uygulamasiyla Turkiyeye getirilir ve bu Gorev ona verilir boylece de Turk Dil Kurumu Baskani Sifatina sahip Kilinir.
Martayan olunceye kadar yurt disina seyahat etmemis,en azindan biz boyle biliyoruz cunku Ataturk ona bu sadece tek giris ozel iznini vermis ve oyle de kalmis..
Yukardaki bu yaziyi yazan kisiye de sormak lazim,Turk Dil Kurumu bir resmi Devlet Kurumudur vede calisanlari memurdur,,,Memuriyete de sadece Turk olanlar getirilir.Bu durum yillarca degismedi herhalde bu yuzden olacak Martayan oldugunde TRT onu A.Dilacar olarak duyurdu…Bu durum Turkiyenin ayibi degil midir?Neden hala bir Ermeni,Rum,yahudi Turkiyede bir Memur sifatiyla belediyede Copcu bile olamiyor?
Avrupada artik Musluman turkler heryerde Milletvekilligine bile soyunurken Biz turkiye Cumhuriyeti Vatandasi Gayri Muslumler ,Ermeniler neden bir copcu,bir Turk hava Yollari Pilotu ,Hostesi,veya Devlet memuru olamiyoruz?
Evet tabi ki cok cok ozel durumlarda Martayanin Turk Dil Kurumu Baskanligina Getirildigi gibi ayricaliklar 50 yilda bir olabiliyor nasil ki gecen yil Turkiyede dogmus,Londra ve ABDde ogrenimini tamamlamis ve Dunyaca une sahip Ekonomist Acemogluna Pariste gorev almasi icin yapilan teklif gibi?
Kimse aklini peynir ekmekle yemedigi gibi Allah vergisi o akil da sokaga atilmaz elbette ,Turkiye de bu akla ihtiyac duyunca ancak belli kurallarin disina cikabiliyor fakat yine de falso yapmakdan kendini alamiyor,,Iste durum bundan ibaret.
Dursun Bey: Açiklamalariniz icin tesekkurler. Ben sadece okuyuculari ve de Feyzi Gunes'i ignelemeye calisoyordum.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.