İstanbul'un fethedilmesine yakın yaşanan o meşhur
hadiseyi, Kardinal Külahıyla Osmanlı sarığı hikayesini yeniden yazmanın zamanı
geldi. Eğer Müslümanlık buysa, adalet buysa, adaletiniz bu kadarsa, kusura
bakmayın, ben Osmanlı sarığı göreceğime Kardinal Külahı görmeyi tercih ederim.
Ayasofya Allah'ın adli inayeti sayesinde cami olmuştu. Bugün memleket
yöneticilerinin ve yönetici namzetlerinin tavırlarına bakarak da şunu
söylüyorum: Ayasofya cami değil, kilise olsun. Yeter ki adalet yerini bulsun.
İsterse kıyamet kopsun. Trabzonspor taraftarı bugün İsviçre'de, UEFA binası önünde "adalet" arıyor. Adaletle taçlanmamış her baş eğilmeye mahkum, ister sarık olsun o kafada, ister külah. Fark etmiyor.
***
Ben diyeyim fethe 10 gün kala, siz diyin 5. Meşhur bir
hikayedir. Fethin yaklaştığı günlerde, fethin ne kadar kaçınılmaz olduğunu
göstermek için anlatılan meşhur bir hikaye: Bizanslılar, adaletsizlikten ve
baskılardan o denli bıkmışlardı ki "Şehirde Kardinal külahı görmektense
Osmanlı sarığı görmeyi tercih edecek" hale gelmişlerdi. O günler,
İstanbul'un İslambol olduğu, adaletin herkese eşit dağıtıldığı günler kadar
geride kaldı.
Bugün "Yeni Osmanlı" akımı ortalığı kasıp
kavuruyor. Dış işlerinde Osmanlıcılık oynuyoruz. Muhafazakarlaşmayı
Osmanlıcılık sanıyoruz, daha fazla İmam Hatip açılınca, daha dindar olunca
Osmanlı oluyoruz. Komşularımıza kükreyince, iç işlerine müdahale edince... Bir
şeyler eksik. Kimse görmüyor. Adaletsizliğe, adaletsizliklere kimse ses etmiyor
ve neredeyse popüler anlamda Osmanlı olabilmenin en temel şartı olan
Adaletsizlik herkes tarafından normal karşılanıyor. Hatta "ötekilere"
uygulandıkça bir hakmış gibi algılanıyor. Özetle, adalet eski bir Türk efsanesi
artık, belki Ergenekondan daha eski. Basit bir oyunu bile adil yönetemiyoruz.
Ki bir oyunu bile adil yönetemeyenlerden ciddi bir iş olan ülke yönetiminde
adil olmalarını bekliyoruz. Komedi.
3 Temmuz 2011'den beri öyle rezaletler yaşandı ki ülke
futbolunda, Fuzûli bugün yaşasaydı binlerce şikayetname yazacak malzemeye sahip
olurdu. Halbukii temel çok basitti. Merkezini adalet olarak belirleyen her
vicdanın varacağı yer belliydi. Olmadı. İş dallandıkça dallandı, budaklandıkça
budaklandı. Şikeden hapse atılan bir yöneticinin kulüp başkanı, şikeyi
"Şark Usülü" çözmek için Federasyon başkanı oldu. Şark kurnazlığı bu
kadarla da sınırlı kalmadı. Sağır gözün, kör kulağın gördüğünü ilk bakışta çok
net gören kurullar, Şark kurnazının bulandırdığı suda tatlı su kurnazı
kesildiler. İşlem tamamlandı. Şike vardı ama sahaya yansımadı, yansıdıysa da
adaletin güneşi gözümüzü aldığı için göremedik bu yansımayı. Yedik. Avrupa'nın
başladığı topraklarda durum böyleyken, bittiği topraklara bir öz atalım.
İskoçya futbolunda da bir devrim yaşandı bu sezon başında. İskoç futbolunun
yüzyıllık çınarı, en büyük 2 futbol markasından biri olan Glasgow Rangers
kulübü borçları nedeniyle ligden ihraç edildi.
Bu kararı şöyle özetlediler: "Bizim Allah’ımız para
değil. Bu adaletle ilgili" Bunu bir Hıristiyan söyledi. Peki bizim
Başbakanımız, Spor bakanımız, Ana muhalefet Başkanımız, tiyatro dekorundan
farksız siyasi partilerin, iki kelimeyi bir araya getiremeyen başkanları ne
dedi?
"Yüzyıllık kulüpleri küme düşüremeyiz." Dedi.
"Şike sahaya yansımadı." dedi
"Kişilerle kulüpler ayrılmalıdır." dedi
"Fenerbahçe'ye komple* yaptılar dedi."
Ben hiçbir ayette, hiçbir hadiste, hiçbir Cuma
hutbesinde, menkıbede vs böyle bir şey duymadım: "Bu insan yüzyıllık
tecavüzcü, yüzyıllık hırsız, yüzyıllık katil, buna ceza vermeyelim." diyen
bir kaynağa rastlamadım. "Günah deftere yansımadı." diyen melek de
görmedim. İstanbul'un fethedilmesine yakın yaşanan o meşhur hadiseyi, Kardinal
Külahıyla Osmanlı sarığı hikayesini yeniden yazmanın zamanı geldi. Eğer
Müslümanlık buysa, adalet buysa, adaletiniz bu kadarsa, kusura bakmayın, ben Osmanlı
sarığı göreceğime Kardinal Külahı görmeyi tercih ederim. Ayasofya Allah'ın adli
inayeti sayesinde cami olmuştu. Bugün memleket yöneticilerinin ve yönetici
namzetlerinin tavırlarına bakarak da şunu söylüyorum: Ayasofya cami değil,
kilise olsun. Yeter ki adalet yerini bulsun. İsterse kıyamet kopsun.
Trabzonspor taraftarı bugün İsviçre'de, UEFA binası önünde "adalet"
arıyor. Adaletle taçlanmamış her baş eğilmeye mahkum, ister sarık olsun o
kafada, ister külah. Fark etmiyor.
http://www.medyaspor.com/yazarlar/ayasofya-kilise-olsun-3094803
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.