Biraz daha geriye gidelim. Osmanlı 1299′da kuruldu, Türkler
Anadolu’ya 1071′de geldi. Alparslan’la birlikte Anadolu’ya kaç Türk geldi?“Türkler
kim” sorusunu atlayıp başka soruya geçelim. Bugün “Türk” olduğunu söylediğimiz
70 milyon insan Alparslan’la birlikte gelen “Türklerin” özbeöz çocukları mı? Yoksa
biz o gelen Türklerle Anadolu’da o zamanlarda yaşayan Bizanslıların,
Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin ortak çocukları mıyız? Nasıl oluyor da
“ecdadımız” sadece Türkler ve Müslümanlar oluyor o zaman?... Bugüne kadar
Kemalistler bir tarih uyduruyordu, şimdi sıra muhafazakârların tarih
uydurmasına geldi.
***
(Ahmet Altan’dan eleştiri: “Aranızdan bir kişinin, Başbakan
da dâhil, Kanunî’nin dedesinin adını bilmediğine eminim.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya Zafer Havalimanı’nın
açılış töreninde rating rekorları kıran Muhteşem Yüzyıl dizisini sert bir dille
eleştirdi. Erdoğan, “Biz böyle Kanuni tanımadık. Kanuni’nin 30 yılı at üstünde
geçmiştir. Ben o dizinin yönetmenlerini de televizyon sahiplerini de kınıyorum”
dedi. Erdoğan’ın sözleriyle başlayan tartışma devam ediyor. Taraf gazetesi
başyazarı Ahmet Altan da bugün Erdoğan’ın sözleri üzerinden “Ecdat” başlıklı
bir köşe yazısı kaleme aldı, Osmanlı’ya ilişkin ayrıntılara yer verdi. “Özbeöz
Türk müyüz yoksa Türklerle Anadolu’da o zamanlarda yaşayan Bizanslıların,
Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin ortak çocukları mıyız. Sahip olduğunuz tarihin
zenginliğiyle övünün, palavralarla övünmekten daha iyidir.” dedi. İşte Altan’ın
o yazısı..
http://www.haberliyorum.com/md16522ahmet_altan_turk_degiliz_ermeni_ve_rumlarin_ortak_cocuklariyiz.html
)
“ECDADIMIZ PALAVRALARI”
Kabul edelim ki biz Türkler pek bir şey “icat” edemeyiz ama
iyi uydururuz.Belki en palavracıları en yukarılara çıkarmamızın nedeni de
budur, belki de siyaseti de bir uydurma yarışması sanıyoruz.En iyi uydurduğumuz
şeylerin arasında herhalde “tarih” güzide bir yer tutar.“Ecdadımız” palavraları
kabul edeyim ki ben en çok sevdiklerim arasındadır.
“PADİŞAHLARIMIZIN DEDELERİ HIRİSTİYANDI, TOPKAPI’DA KİLİSE
VARDI”
Bizim “ecdadımız” dediğimiz halifelerimiz efendilerimizin, o
“attan inmeyen” padişahlarımızın hemen hemen hepsinin dedesinin Hıristiyan
olduğunu hatta bir kısmının da papaz olduğunu biliyorsunuz değil mi?
Aranızdan bir kişinin, Başbakan da dâhil, Kanunî’nin
dedesinin adını bilmediğine eminim.
II. Bayezid diye öyle öyle bilgiç bilgiç gülümsemeyin, o
babasının babası, annesinin babası kimdi?
Peki, halife efendilerimizin sarayı Topkapı’nın bahçesinde
neden bir kilise var? Peki, bizim ecdadımız dediğimiz Osmanlı’dan önceki
atalarımız kimler?
Osmanlı kim peki? Osmanlı’nın Kayı Aşireti’nden çıktığını
biliyorsunuz diyelim, Kayı Aşireti hakkında ne biliyorsunuz?
Çok fazla bir bilginiz olamaz çünkü tarihte de çok fazla bir
bilgi yok, Kayı Aşireti’nin varlığı bile kuşkulu.
“BİZ RUMLARIN-KÜRTLERİN-ERMENİLERİN ÇOCUKLARI MIYIZ”
Biraz daha geriye gidelim. Osmanlı 1299′da kuruldu, Türkler
Anadolu’ya 1071′de geldi. Alparslan’la birlikte Anadolu’ya kaç Türk geldi?“Türkler
kim” sorusunu atlayıp başka soruya geçelim. Bugün “Türk” olduğunu söylediğimiz
70 milyon insan Alparslan’la birlikte gelen “Türklerin” özbeöz çocukları mı? Yoksa
biz o gelen Türklerle Anadolu’da o zamanlarda yaşayan Bizanslıların,
Ermenilerin, Rumların, Kürtlerin ortak çocukları mıyız?
“KENDİMİZE TÜRK VE MÜSLÜMAN TARİH YAZIYORUZ”
Nasıl oluyor da “ecdadımız” sadece Türkler ve Müslümanlar
oluyor o zaman?
Ecdadımız arasında Bizanslılar yok mu?
“Kahpe Bizans” demek neden ecdadımıza hakaret sayılmıyor?
Çünkü tarihi uyduruyoruz.
Kendimize Türk ve Müslüman bir tarih yazıyoruz.
Anadolu’nun bütün halklarını, koskoca Bizans’ı yok
sayıyoruz.
Sanırsın ki hayat Anadolu’da Alparslan’ın ordusuyla başladı.
Tabii tarihi böyle uydurmaya başlayınca her şeyi
uyduruyoruz.
Osmanlı padişahları da başka bir uydurmanın konusu oluyor.
“ÖNCE KEMALİSTLER UYDURUYORDU ŞİMDİ SIRA MUHAFAZAKARLARDA”
Bugüne kadar Kemalistler bir tarih uyduruyordu, şimdi sıra
muhafazakârların tarih uydurmasına geldi. Onlara göre Osmanlı padişahları attan
inmeyen, öpüşmeyen, sevişmeyen, başını duadan kaldırmayan pirifâniler.
Halife II. Selim’in lakabı “sarhoş Selim”, IV. Murat içkiden
öldü. Siz halifelerin payitahtı İstanbul’a gelen içki miktarını hiç merak
ettiniz mi?
O zamanlar yapılan “ithalatın” kayıtları var, merak
ediyorsanız bir bakarsanız.
“BAŞBAKAN’A GÖRE TARİH UYDURACAKSAK YANDIK”
Halifelerin haremleri kadınlarla doluydu. O haremdeki kadınlardan
sadece biriyle mi beraber oldu padişahlar?
Havuz âlemleri yapmadılar mı?Sarayda kadınlar entrikalara
karışmadılar mı?
Hadi sizin güzel hatırınıza “içoğlanlar” meselesine hiç
girmeyeyim.
Biz böyle her başbakana göre yeni bir tarih uyduracaksak
yandık.
“RESMİ TARİH UTANÇLARLA DOLU TARİHİ DEĞİŞTİRİR”
Her devletin “resmî tarihi” vardır, her toplumun tarihi
utançlarla dolu olduğu için onların bir kısmını “değiştirir” resmî tarih. Ama
insanoğlunun “cahil” kalmasını sanatçılar, bağımsız tarihçiler önler, onlar
gerçekleri anlatır.
Bir toplum da resmî tarihin yalanlarından arındıkça gelişir
ya da geliştikçe yalanlardan kurtulur. Tarihi bir “fetiş” hâline getirmek,
“putunu kendi yapar, kendi tapar” usulü bir tarih uydurup o tarihe tapınmak,
geri kalmışlığın en belirgin özelliklerindendir.
Kendi kendimizi böyle bir geriliğe, böyle zavallı bir
ezikliğe mahkûm etmenin ne âlemi var anlamıyorum, iyisiyle kötüsüyle koca bir
tarihin çocuklarıyız, iki büyük imparatorluğun ortak topraklarında yaşıyoruz, o
imparatorlukların mirasçısıyız.
“PALAVRALAR YERİNE ZENGİN TARİHİNİZLE ÖVÜNÜN”
Bugün zevkle dinlediğiniz “alaturka” müziğin kaynağı
Bizans’tır. Osmanlı devlet “geleneklerinin” ve yönetim tarzının önemli bir
kısmı Bizans’tan ödünç alınmıştır.
“Ecdadımızın” bütün “ecdatlar” gibi iyi yanı da vardır, kötü
yanı da, böyle kendimize bir tarih uydurup, bir de o uyduruk tarihin
kalıplarına sığmayanları savcılara şikâyet etmek, ecdadımızın öpüşmesinden,
sevişmesinden çok daha utanç verici bir zavallılığı ortaya koyar.
Gerçeklerden korkacak bir şey yok.
Her toplumun imreneceği kadar zengin bir tarihiniz var, o
tarihin içinde her ırktan, her dinden “ecdat” yer alıyor, insanlığın her hâli
var orada.
Sahip olduğunuz tarihin zenginliğiyle övünün, palavralarla
övünmekten daha iyidir.
http://www.haberliyorum.com/md16522ahmet_altan_turk_degiliz_ermeni_ve_rumlarin_ortak_cocuklariyiz.html
http://akunq.net/tr/?p=20333
2 yorum:
Cesitli yerlerde makaleye yapilan yorumlari ve yazara nasil tepki gösterildigini okuyunca, aklima ilk gelen "Saraptan dönmüs sirke keskin olurmus"lafi aklima geldi.
Saygilar
Agzina saglik ama senin basbakanin hala benim ecdadima laf soyletmem deyip heryerde Kasimpas kabadayiligini ispata hazir oyle ki balik bastan kokmussa o balik artik yenemez.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.