***
Ergenekon davası kapatılmak mı isteniyor? Sakık’ın sözleri kendi tercihi mi yoksa birisi onu bu yönde ifade vermeye mi zorluyor? sorularını avukat Orhan Kemal Cengiz’e sorduk.
“Devletin Sakık’ı elinde bulunduran kesimi, demek ki
Ahmet Altan’ın çok konuştuğunu, etkili muhalefet yaptığını düşünüyor ve onu
bertaraf etmek istiyor. Sakık’ın böyle suçlamalar getirmesi bunu gösteriyor.”
“Jandarma’nın örtülü ödeneği mercek altına yatırılsa,
inanılmaz bir fotoğraf çıkar. Biz bunu Zirve davasında gördük. Malatya’daki bir
jandarma birimi bile misyoner faaliyetlerini izlemek için yüz milyarlarca lira
harcamış.”
“Erdoğan herkesin düştüğü yanılgıya düştü. Belli bir
grubu tasfiye ederek devleti kontrol ettiğini sanıyor. Oysa bu devletin
Bizans’tan gelen kodları var. Sistemi değiştirmezseniz, o sistem bir gün gelir,
sizi vurur.”
***
NEDEN ORHAN KEMAL CENGİZ
Ergenekon davasına eski PKK yöneticisi Şemdin Sakık’ın
“gizli tanık” olarak katıldıktan sonra, davanın 255. duruşmasında birden bire
kimliğini açıklaması ve davayla hiç ilgisi olmayan konularda demokrat
gazetecileri ve Taraf gazetesini suçlaması dikkatleri yeniden Ergenekon
davasına çevirdi. Sakık’ın 28 Şubat’taki gibi yeni bir “andıçla” ortaya
çıkması, Ergenekon davasında neler oluyor sorusunu sordurdu hâliyle. Bu
davaları çok yakından izleyen hukukçu ve yazar Orhan Kemal Cengiz’le Şemdin
Sakık’ın birden niye böyle konuştuğunu, onu kimlerin yönettiğini, İlker Başbuğ,
Veli Küçük, Mustafa Balbay gibi isimlerin de aralarında bulunduğu 274 sanıklı
Ergenekon davasının geldiği noktayı, eksikliklerini ve bundan sonra neler
beklenmesi gerektiğini konuştuk. Ergenekon davasında son durum ne? Şemdin Sakık
neden gerçek kimliğini açıkladı? Sakık, yalan olduğu çok kolay kanıtlanacak
yalanlar da söylüyor. Niye bu kadar açıkça yalan söylemeyi tercih ediyor?
Ergenekon davası kapatılmak mı isteniyor? Sakık’ın sözleri kendi tercihi mi
yoksa birisi onu bu yönde ifade vermeye mi zorluyor? Sakık bu sözleri devletten
habersiz söyleyebilir mi? Ergenekon’un devletin içindeki bütün ayakları ortaya
çıkarıldı mı? İnsan hakları alanındaki mücadelesiyle bilinen ve Malatya Zirve
Yayınevi davasının da avukatı olan Orhan Kemal Cengiz’e bütün bu soruları
sorduk ve çarpıcı cevaplar aldık.
***
NEŞE DÜZEL: Ergenekon davasında son durum ne?
ORHAN KEMAL CENGİZ: Şu anda Ergenekon davasında acı bir
durum yaşanıyor.
Ne yaşanıyor?
Önce şunu söylemeliyim. Tabii ki Ergenekon davasının
başlamasıyla birlikte bu ülkede altı yedi senedir faili meçhul cinayetler
bitti. Azınlıklara ve aydınlara yönelik tehditler kesildi. Çünkü bu işleri
yapanla askerî darbeyi planlayan hep aynı odaklardı. Tabii ki Ergenekon davası
olmasaydı, bu ülkede gene sayısız darbe girişimi olacaktı. Bu darbe
girişimlerinin önü davayla kesilebildi. Tabii ki davanın böyle olumlu yanları
oldu ama... Ergenekon davasında olumsuz bir durum da var.
Olumsuz olan nedir?
Bakın... Bu davada öyle sanıklar var ki! Onları sadece
Ergenekon sanığı olarak yargılamak... Yani onları sadece darbe girişiminden
ötürü yargılamak, aslında onları ödüllendirmek oluyor. Çünkü bu adamlar, faili
meçhul cinayetlerde, köylerin yakılmasında da yer aldılar. Zaten Ergenekon
davası ilk açıldığında biz JİTEM deşifre olacak, Özel Harp Dairesi açığa
çıkacak, bu adamlardan işledikleri suçların hesabı sorulacak diye umutlanmamış
mıydık? İşte bunlar olmadı, olamıyor.
Niye olamıyor? Mesela JİTEM’in başlıca isimleri hapiste
şu anda. Ergenekon davasında JİTEM yargılanmıyor mu?
Hayır yargılanmıyor. JİTEM’in kurucuları bu davada
yargılanıyorlar ama, Ergenekon davasının JİTEM’in işlediği suçlarla bir
bağlantısı yok. Mesela JİTEM’in işlediği cinayetlerin hiçbiri bu davada yok.
Nasıl olur?
Bakın... Bu dava, silahlı silahsız herkesi, “Ergenekon
üyesi” diyerek aynı paketin içine koydu ve onları darbeye zemin hazırlamakla
suçladı. Oysa ortada işlenmiş somut suçlar ve cinayetler vardı. İşte bu somut
suçların ve cinayetlerin üzerine detaylı gidilmedi. Oysa İtalya’da, Güney
Amerika’da öyle mi oldu? Onlar tek tek cinayetlerin üzerine gittiler.
Türkiye’de böyle bir süreç işleyemiyor.
Türkiye’de bu derin yapının cinayetlerinden, suçlarından
hesap sorulmamasından kim sorumlu?
Bir kere savcıların, insan hakları suçlarını araştırmak
gibi bir bakış açıları yok. Düşünün... Eski sistemi, eski adalet sistemine
yargılatıyorsunuz. Bu mahkemeler, eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin devamı.
Devletin âli menfaatlerini koruyor onlar. Bu yüzden de çok ciddi şeyler
görünmez oluyor bu davada.
Ne gibi şeyler görünmez oluyor mesela?
Mesela, bir çekirdek Ergenekon var. Türk Ortodoks
Patrikhanesi’nde toplanan çekirdek kadro bu. Hıristiyanlara yönelik saldırılar,
antimisyoner aktiviteler de zaten Ergenekon örgütünün çok önemli bir
faaliyetini oluşturuyor. Bu yüzden Rahip Santoro, Hrant Dink ve Malatya Zirve
Yayınevi katliamları hep Ergenekon örgütüyle bağlantılı olaylar.
Çekirdek Ergenekon’un üyelerinin hepsi bugün içeride
değiller mi?
Evet, ama bu bağlantıları araştırılarak içeride değil
onlar. Bu olaylarla suçlanmıyorlar. Ergenekon örgütü üyesi olmakla
suçlanıyorlar. Yani, darbe girişiminde bulunmakla suçlanıyorlar. Ergenekon
davasının bugün geldiği nokta işte bu.
Siyasi iktidar Ergenekon davasının arkasında ne kadar
duruyor peki?
Kendisine yönelik darbe girişimlerinden hesap soracak
kadar bu davanın arkasında duruyor. “Geçmişte enselerine kurşun sıkılarak
öldürülen insanların, yargısız infazların, jandarmada, kaybolanların, köy
yakmaların hesabını soracağım” diyen bir siyasi irade yok ortada. Zaten Kürt
sorununu çözemeyen bakış açısı da bu değil mi? Ergenekon davası, geçmişteki
suçlarla yüzleşmenin, toplumsal arınmanın süreci olarak görülmüyor. Bu
yaklaşım, yargıya da yansıyor. Arkasındaki siyasi irade ona hangi yönde güç
veriyorsa onu yapıyor.
Daha net anlatırsanız, yargı ne yapıyor?
Yargı sadece darbe girişimlerini araştırıyor. Siyasi
irade, “bana yönelik darbe girişimlerini bul. Darbecileri en ağır şekilde
cezalandır” diyor. Yargı da bunu yapıyor. Ayrıca şunu unutmamak lazım.
Ergenekon davasına Kürt muhalefeti de sahip çıkmadı. Solcular da sahip çıkmadı.
Sonuçta Ergenekon davası, Danıştay baskını, Cumhuriyet Gazetesi’ne bombalı
saldırı, bazı darbe ve suikast planlarıyla sınırlı kaldı ve Fırat’ın öbür
yakasına da, Azerbaycan’a da, Kıbrıs’a da uzanamadı.
Ergenekon davasına toplum tarafından eskisi kadar ilgi
gösteriliyor mu peki?
Gösterilmiyor. Bunun nedenleri var. Birincisi,
Ergenekon’u inkâr korosu, inkâr faaliyetinden hiç vazgeçmedi. İkincisi, davada
büyük hatalar yapıldı. Oysa adalet, evrensel hukuk standartları düşürülmeden
elde edilebilecek bir şeydir. Mesela... Ergenekon örgütünün cinayetlerinden ve
işledikleri suçlardan benim zerre kadar şüphem yok. Balyoz’un bir darbe planı
olduğuna dair en ufak şüphem yok ama... Mahkeme sanık avukatlarının tanık
dinletme taleplerini bile reddetti. Niye reddedildi, bunu anlamak mümkün değil.
Ayrıca...
Evet...
İddianameler de çok iyi hazırlanmadı, iddialar çok
detaylandırılmadı. Darbeciler yargılanıyor diye, evrensel hukuk
standartlarından taviz veremeyiz biz. Çok yazık oldu! Belli kesimler davayı
sulandırmak için ellerinden geleni yapacaklar tabii.
Dava neden bu kadar uzuyor?
Bu çapta bir dava için çok uzun bir süre değil bu
aslında.
Kürt muhalefetinin Ergenekon davasına sahip çıkmadığını
söylediniz. Niye sahip çıkmıyor?
Kürtler Ergenekon davasına uzak durdular. Oysa Latin
Amerika’da, Cumartesi Anneleri’nin sahip çıkmasıyla davalar yürüdü. Oradaki
Cumartesi Anneleri, “darbeden önce, sen benim oğlumun katillerini yargıla”
dediler. Bizde ise Kürt siyasal hareketi bunların araştırılmasına bir engel
koydu.
Niye faili meçhullerin araştırılmasını istemediler? Sonra
sıranın, PKK’nın yargısız infazlarına geleceğini mi düşündüler?
Bir neden bu. PKK’nın kendisinin de sayısız faili meçhulü
var. Ama bir neden de şu: Devletin faili meçhullerinin ortaya çıkarılmasında
AKP’nin kazançlı çıkacağını düşündüler ve AKP’ye bu fırsatı vermek istemediler.
Bir de tabii, araştırıldığı takdirde PKK ile Ergenekoncular arasındaki
bağlantıların açığa çıkması sözkonusuydu.
Peki, Ergenekon’un araştırılmasına sol niye ilgi
göstermedi sizce?
Solun devletçiliği, Kemalistliği ve AKP’ye olan alerjisi
bunda rol oynadı. Çünkü Ergenekon, bir anlamda devletin sopası olarak
görülüyor. Devletin sopasının ortadan kalkmasını kimse istemedi.
Ergenekon davası aslında kapatılmak mı isteniyor?
Kimse bu davanın çok ileriye ve derine gitmesini
istemiyor. O çapta bir yüzleşmeyi istemiyoruz. Mesela, üç bin 500 köy yakıldı
ama bugüne dek bir tek kişi yargı önüne çıkmadı. Köyleri yakılan bu insanlar
büyük şehirlerin varoşlarına göç ettiler. Sefalet içinde yaşadılar, suça
itildiler ama bu ülkede hâlâ köy yaktı diye bir tek kişi yargılanmadı.
Ergenekon davasında faili meçhul cinayet suçundan
yargılanan var mı peki?
Hayır yok... JİTEM’i kurduğu için yargılanan da yok.
Diyarbakır’da birkaç iyi niyetli savcının ve Avukat Tahir Elçi’nin kahramanca
çabasıyla yürüyen sadece üç sanıklı küçük bir dava var. Biraz önce de söyledim.
“Ben geçmişte işlenmiş bütün insanlık suçlarının ve faili meçhullerin hesabını
soracağım, yepyeni bir sayfa açacağım” diyen bir hükümet yok.
Hükümet bunu deseydi ne olurdu?
Biz Kürt sorununun çözümünde büyük adım atardık. Çözümün
psikolojik zemini hazırlanırdı. Çünkü korkunç hikâyeler ortaya çıkardı ve
toplum neler yaşandığını öğrenirdi, bunlarla yüzleşirdi. Kürt gençlerinin hangi
öfkeyle neler biriktirerek dağa çıktığını anlardı. Çünkü bu toplum Güneydoğu’da
neler yaşandığını hâlâ bilmiyor. Davalar derinleşseydi, Ergenekon işi büyük bir
arınmaya dönüşebilirdi. Ama Ergenekon davası bu hâliyle arınmaya dönüşemiyor.
Oysa bu kadar pisliğe batmış bir derin devlet dünyanın hiçbir yerinde yok.
Devlet, İtalya’da pis değil miydi?
İtalya’daki bile bu kadar pisliğe batmış değildi. AİHM,
bizim başvurulara Avrupa’da içtihat bulamadı. Köy yakmalarla, gözaltında
tecavüzlerle, kaybolmalarla ilk defa Türkiye’den gelen davalarla karşılaştı
AİHM. Eğer Türk mahkemeleri Ergenekon’un üzerine gitmek istiyorsa AİHM’in
tamamladığı davalara baksınlar. Ergenekon örgütünün suçlarıyla ilgili
faydalanılacak çok dava var AİHM’de.
Son olarak “gizli tanık” olarak Şemdin Sakık çıktı
Ergenekon mahkemesine. Gerçek kimliğini de açıkladı. Neden gerçek kimliğini
açıkladı?
Kimliğini açıklayarak bazı demokratlara ve Taraf’a
yönelik suçlamalarını belki daha rahat yapabilmek istedi. Ama şu var. Sakık’ın
yönlendirildiğini salak olmayan herkes anlar. Bu yönlendirmeyi hepimizin gözüne
soka soka yapmaları ve Ergenekon davasına böyle bir gölge düşürmeleri büyük
ahlaksızlıktır. Sakık’ı yönlendirip, saçma sapan iddialarla onu oraya
çıkaranlar, Ergenekon davasına en büyük ihaneti yaptılar.
Sakık kim tarafından yönlendiriliyor?
Onu oraya kim çıkarıyorsa onun tarafından yönlendiriliyor.
Ona kim ulaşıyorsa, onu o yönlendiriyor.
Taraf, Ergenekon ve Balyoz olaylarıyla ilgili ilk
bilgileri yayımlamış ve Ergenekon’la mücadeleyi başlatmış olan gazete. Taraf’ın
suça batmış derin yapıların açığa çıkması için bu ciddi mücadelesi sürüyor.
Taraf’ı yalan ifadelerle hedef almak, aslında Ergenekon’da gerçeklerin ortaya
çıkmasını engellemek anlamına gelmiyor mu?
Ergenekon’u değersizleştirmek anlamına geliyor. Taraf,
diskalifiye edilmeye çalışılıyor. Bu çok açık. Çünkü Taraf demokratik mücadelenin
bir parçası ve Ergenekon’un ortaya çıkarılmasında büyük rol oynadı. Taraf,
itibarsızlaştırılarak, artık bu alandan atılmaya çalışılıyor. Üstelik bu
tasfiye, açılmasına ve ilerlemesine çok büyük katkıda bulunduğu Ergenekon
davası üzerinden yapılıyor. Bizans ve Osmanlı usulüyle yapılan bir entrika var
ortada. Ben bu entrikanın, suçlamaların arkasının geleceğini düşünüyorum...
Arkadan ne gelecek sizce?
Başkalarının ağzından Taraf’a ve başka demokratlara
suçlamalar sürebilir. Böyle bir sürecin yaşanacağı görülüyor. Çünkü Sakık’ın
kendi inisiyatifiyle vereceği bir ifade ve suçlama değil bu asla. Sakık böyle
bir ifade vermeyi niye tercih etsin ki... Akıl alacak gibi değil. Kendisine ne
önerildiğini bilemeyiz ama, Sakık’ın bu konuda teşvik edildiği ve yönlendirildiği
çok açık.
Suçlarken, yalan olduğu çok kolay kanıtlanacak yalanlar
da söylüyor. Niye bu kadar açıkça yalan söylemeyi tercih ediyor?
Bunu, ancak bu çember tamamlandıktan sonra anlayabiliriz.
Bu ifadeler, Ergenekon davasını değersizleştiren bir dezenformasyon olarak
görünüyor ve bu bir başlangıç. Kısacası bir taşla iki kuş vuruluyor. Hem
Taraf’a hem de Ergenekon davasına saldırılıyor.
Sakık, devletin elinde biri. Devletin elinde bulunan biri
neden demokrat aydınları suçluyor?
Demek ki, devletin onu elinde bulunduran kesimi, demokrat
aydınları suçlamak istiyor. Devletin Sakık’ı elinde bulunduran kesimi, demek ki
Ahmet Altan’ın çok konuştuğunu, etkili muhalefet yaptığını düşünüyor ve onu
bertaraf etmek istiyor. Durup dururken böyle suçlamalar getirilmesi bunu
gösteriyor.
Sakık bu sözleri devletten habersiz söyleyebilir mi?
Temasta olduğu birileri ona söylettiriyor. Her kiminle
temastaysa ona bakmak lazım.
Devletin içinde Ergenekon’la ilgili değişik yaklaşımlar
var mı şu anda?
Ergenekon davalarında işin polis kısmı çok zayıf. Mesela
Rahip Santoro, Hrant Dink ve Malatya Zirve Yayınevi katliamlarını, geniş
Ergenekon’un faaliyetleri olarak kabul ediyorsak eğer... Bu cinayetlerin, en
azından polisin göz yumması olmadan işlenebilmesi mümkün değildi. Dink
cinayetine iki yıl, Zirve katliamına da sekiz dokuz ay hazırlanılmış. Zirve’de,
küçük bir misyoner grubunun içine aşırı milliyetçi bir grup sızmaya çalışmış.
Polisin nasıl olup da bu katliamla ilgili önceden hiç istihbaratının olmadığı
konusunda biz hiçbir şey öğrenemiyoruz.
Niye öğrenemiyorsunuz?
İddianamede, işin polis ayağına dair en ufak bir şüphe
yok, polisin rolüne dair en küçük bir işaret yok. Dink davasında da aynı şey
yaşanıyor. Santoro cinayeti ise tamamen kapatıldı. Oysa biliyoruz ki
Malatya’daki misyonerleri MİT, Emniyet ve JİTEM hepsi izliyorlardı. Dolayısıyla
bütün bu birimlerin bu işlerdeki payını teslim etmeden Ergenekon’u asla tam
olarak çözemeyiz. Hatırlayın... O dönemde Ergenekon’un en önemli çalışması,
toplumu misyonerlerle ilgili bir paranoya içine sokmaktı. Ankara Ticaret Odası
misyonerlerle ilgili raporlar hazırlıyordu, televizyon programları yapılıyor,
öğretim üyeleri konuşuyorlardı. Zirve davasında bununla ilgili analizler var
ama işin MİT ve polis ayağı nedense yok.
Niye yok sizce?
Belli kurumlara... Polise dokunulamıyor. Derin devlet
kaynaklı bütün suçlar açığa çıkarılamıyor. İşlenen somut suçlar
araştırılamıyor.
İktidar bu davaların artık kapatılmasını mı istiyor?
İstemiyor. Ama dediğim gibi, iktidarın, bir insan hakları
bakış açısı, geçmişle hesaplaşma, geçmişin günahlarından arınma diye bir bakış
açısı yok. Siyasi iktidar, sadece kendine yönelik darbe girişimlerini açığa
çıkarmak ve darbecilerin burnunu sürtmek, ibretiâlem olsun diye onları
cezalandırmak istiyor. Geçmişe gideyim, bütün mağdurların yüreğini soğutayım,
kendilerine yapılan haksızlıkların hesabının sorulduğu duygusunu onlara vereyim
diye bir projesi yok iktidarın. Ama bizim bu davalarda şansımız oldu.
Ne oldu?
Askerî darbeleri planlayanlar ve hazırlayanlar,
azınlıkları ve aydınları tehdit edenler hep aynı insanlardı. Çünkü bunlar,
ülkede darbe zeminini bu cinayetlerle hazırlıyorlardı. Bu kötü adamlar aynı
kişiler olduğu için, onlar darbeden içeri girince Türkiye nefes aldı ve altı
yıldır bu ülkede faili meçhul cinayet işlenmedi.
Ergenekon tümüyle ortaya çıkarılacak mı?
Ergenekon’un tamamen ortaya çıkması için bir, JİTEM’in,
iki, Özel Harp Dairesi’nin yapısının deşifre edilmesi lazım. Ama Özel Harp
Dairesi’nin kapağı bile açılmadı daha. Yapısına ilişkin iddianamelerde hiçbir
şey yok, hiçbir yargılama yok. Eğer mesele askerî vesayeti bitirmekse, askerin
içinde ne tür illegal yapılar varmış diye bakmak gerekiyor. Bunlara hiç
bakılmadı. Oysa 6-7 Eylül’ü de, Alevi katliamlarını da bunlar organize ettiler,
bunlar yaptılar. Özel Harp Dairesi yakın zamana kadar faaliyetini sürdürdü ve
Özel Kuvvetler adını aldı.
Özel Kuvvetler ne oldu? Onun da adı değişmedi mi?
Malatya davasında yeni iddialar var şimdi. TUSAT diye bir
birimin olduğu ve bunun içinde beyaz kuvvetler ve siyah kuvvetler diye
bölümlerin bulunduğu iddia ediliyor. Aslında Malatya davası, bizi bu uzun
tünelin girişine getirdi bıraktı.
Anlattıklarınızdan, Ergenekon’un devletteki bütün
ayaklarının ortaya çıkarılmadığını ve çıkarılmak da istenmediğini anlıyorum.
Öyle mi?
İşin finansal yönünün üstüne de gidilmedi mesela.
Jandarma’nın örtülü ödeneğinden yapılmış harcamalar var. Savcılar, bunların
peşine düşmedi. Oysa Jandarma’nın örtülü ödeneği mercek altına yatırılsa,
inanılmaz bir fotoğraf çıkar ortaya. Biz bunun küçük bir örneğini Malatya
davasında gördük. Malatya’daki Jandarma, misyoner faaliyetlerini incelemek için
yüz milyarlarca lira para harcamış. Küçük bir birim yapmış bu harcamayı.
Ergenekon ortaya çıkarılacak mı sizce?
Bir kere, Ergenekon’un ortaya çıkarılması konusunda
toplumsal bir irade yok ortada. Aksine geniş kesimlerde Ergenekon’a yönelik
aşırı kuşkuculuk var. Oysa Ergenekon davalarında çok hatalar olsa da, bu
davaların sağlam özleri var. Bu özleri güçlendirmek yerine, Ergenekon
davalarına sadece hatalar gözüyle bakmak çok yanlış. Mesela azınlıklara ve
Alevilere yönelik suikast planları var. Danıştay’a ve Cumhuriyet Gazetesi’ne
saldırılar var. Yani laik kesimin vurulup, böylece laik kesimin
ayaklandırılması var. Aslında Türkiye tarihinde ne varsa özet olarak Ergenekon
davasında da var.
Türkiye tarihinde ne var?
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi, derin devletin iktidarı
için bir manipülasyon ve provokasyon tarihidir. Asker bu işin odağındadır.
Ergenekon dediğimiz de gökten zembille inmedi. Bütün NATO ülkelerinde olan
Gladio acaba niye İtalya’da ve Türkiye’de kök saldı? Bu iki ülkede de zemin çok
uygundu. Çünkü İtalya’da devlet-mafya ilişkisine karşılık Türkiye’de de derin
devletin, Ermeni kırımlarından gelen kirli bir tarihi var. Devlet ile çeteler
arasındaki bu ilişkilerin, Teşkilat-ı Mahsusa’yla yaşanan çok ciddi bir
geleneği var. Zaten bu yüzden biz Topal Osman tiplemelerini bugün Ergenekon davasında
da görüyoruz.
Aynı tetikçileri ve cinayetleri mi görüyoruz?
Evet. Ermeni kırımlarının ve geçmişteki diğer
cinayetlerin hesabını sormamış bir toplum bu. Ergenekon’un ucu, yüz sene
öncesine gidiyor. Bu yüzden Ergenekon, işin ucu nereye giderse gitsin diyen bir
iradeyle ancak ortadan kaldırılabilir.
Ergenekon örgütünün gerçek yöneticileri ortaya çıkarıldı
mı sizce?
Bir kısmı çıkarıldı. Bazı kilit adamlar şu anda
Ergenekon’dan içeride. Yoksa bugünkü sükûnete ulaşmamız mümkün değildi bu
ülkede.
Ergenekon’un devlet içindeki uzantılarının ortaya
çıkarılmasını isteyen bir güç var mı peki şu anda?
Bizim Ergenekon’un ortaya çıkarılmasından anladığımız
nedir? Suça batmış derin devlet yapısının tamamen tasfiye edilmesidir. Eğer
Ergenekon bütün unsurlarıyla ortadan kaldırılmak istenseydi, Uludere’nin hesabı
sorulurdu. Çünkü Uludere, Ergenekon zihniyetinin ve geleneğinin ciddi bir
devamıdır. Ama hükümet ne yapıyor? Devleti değiştirmek yerine devletin sahibi
olmaya çalışıyor. Bu devletin sahibi olmak mümkün değil oysa.
Niye mümkün değil?
Devletin çok kirli bir geçmişi var. Siz bu geçmişle
hesaplaşmazsanız, bu yapı bir süre sonra eski usulle size dönüp sizden hesap
sorar. Başbakan Erdoğan herkesin düştüğü yanılgıya düştü. Belli bir grubu
tasfiye ederek devletin içinde her şeyi kontrol ettiğini sanıyor. Hâlbuki bu
devletin Bizans’tan gelen kodları ve entrikacılığı, saray oyunları var. Ya bu
sistemi değiştireceksiniz, ya da o sistem bir gün gelir ayağınız tökezlediği
anda sizi vurur. Bu devlet, bu hâliyle kimseye yar olmaz.
Neşe Düzel – Taraf
1 yorum:
Bu Olay ancak en basta surekli olarak durusmalardan rapor alip. Kacan generallerin muhakemelerinin gecikmeden bir sonuca baglanip cezalarinin verilmesiyle baslar en basta da 12 Eylulun Evreniyle .
Bir kere mahkemeler. Dahi kanunlarin geregini yerine getiremiyorsa O mahkemeleri yapildigi ulkeyi Yoneten Devlet kesinlile ulkeyi yonetmekden acizdir.
Erdogan iktidarina guc katabilmek amaciyla her kesimden herkesi AKP semsiyesi altinda topladi Buna ulkuculer ve Laikler de eklendi ve AKPnin Ruhu Elbette bu durumdan fazlaca etkilendi bu yuzden olmadik yerde. Erdogandan asiri milliyetci. Soylemler duyar olduk sirf Erdogan. Iktidarligini surdurebilsin diye oyleki hem Alan Memnun hem de veren memnun. Durumu hasil oldu.
Nasilsa ortada kalanin cani cikmis, kimin umrunda?
Onlari Bilmeyiz ama Turkiyenin Umurunda olmayanlari bazilari hic unutmaz.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.