Vakıflı köyü, malûm, bir Ermeni köyüdür ve burada “soyu tükenmiş bir tür” olan Ermeni köyünün kalmış son örneğidir. Kalabilmiş olmasının nedeni de Hatay’ın bir süre Fransız yönetiminde kalmasıdır. Daha önce Osmanlı topraklarını terk eden bir grup Ermeni o yıllarda Hatay’a dönmüş ve birkaç köye yerleşmişti. 1938’den sonra Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmasını izleyen yıllarda bu gelenlerin birçoğu da yeni koşullarla başa çıkamayıp yeniden “terk-i diyar” eyledi. Geriye, kala kala, Vakıflı gibi birkaç mini mini “nümune” kaldı... Bu özelliklere sahip bir yeri siz büyükşehire bağlı bir mahalleye çevirdiğinizde, hemen oraya göz koyacak (daha doğrusu, çoktan göz koymuş) birtakım “girişimciler” peyda olacaktır.
***
Salı gününün yazısında, geçen hafta sonunu Hatay’da geçirdiğimi yazmıştım. Oradaki toplantı dışında kalan boş vakitte sağa sola giderken, Vakıflı köyüne de uğradık. Bundan önce de bir kerelik gitmişliğim var bu köye. Bu sefer de kahvede oturduk, gelen gidenle biraz lafladık.
Şu günlerde yeni bazı “büyükşehir” belediyeleri kuran
bazı yasa konusu var. Eş dost konuşmalarından öğrendiğime göre büyükşehir
olacakların arasında Antakya da varmış. Herhalde Antakyalıları sevindirecek bir
uygulamadır (ama pek emin değilim Defne tarafı ne olacak falan diye tartışmalar
da oluyor).
Antakya’nın büyükşehir olması Vakıflı köyünde sevinçten
çok endişe yaratmış sanıyorum ya da bizim o gün kahvede karşılaşıp konuştuğumuz
kimselerde bu ruh hâli hâkimdi.
Sorun şu: yasa böyle geçtiğinde, Vakıflı kendi başına bir
köy birimi olmaktan çıkacak ve Antakya’nın bir mahallesi olacak, dediler. Böyle
olunca da, köyle ilgili kararlar Antakya’da verilecek. Bu, ortaya bambaşka bir
Vakıflı çıkması sonucunu doğurabilir...
Nedir o “bambaşka Vakıflı”? Herhalde Türkiye’nin
genelinde olandan çok da farklı bir şey değil. Çeşitli “yapılaşma”
girişimlerine izin çıkması ihtimali.
Vakıflı köyü, malûm, bir Ermeni köyüdür ve burada “soyu
tükenmiş bir tür” olan Ermeni köyünün kalmış son örneğidir. Kalabilmiş
olmasının nedeni de Hatay’ın bir süre Fransız yönetiminde kalmasıdır. Daha önce
Osmanlı topraklarını terk eden bir grup Ermeni o yıllarda Hatay’a dönmüş ve
birkaç köye yerleşmişti. 1938’den sonra Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne
katılmasını izleyen yıllarda bu gelenlerin birçoğu da yeni koşullarla başa
çıkamayıp yeniden “terk-i diyar” eyledi. Geriye, kala kala, Vakıflı gibi birkaç
mini mini “nümune” kaldı.
Görece yakın zamanlarda, Ermeni sorununun tarihi eşelenir
ve “unutturma” sisi yer yer dağılırken, Vakıflı öne çıktı. Vakıflı’nın kendisi
bir şey yapmadı ama koşullar onu öne çıkarttı. Resmî çevrelerimizin gözünde
Vakıflı “yaşayan bir Ermeni köyü” olarak önem kazandı, çünkü bütün kıyım
tartışmalarının arasında bu köyün orada öylece duruyor olması, Türkiye’nin
derin hoşgörüsünün örneği olarak sunulabilirdi. Duyduğuma göre, resmî
şahsiyetler Vakıflı’yı ziyaret eder, hatır sorarlarmış. Yani köy bu tür bir
dolaşım içine girmiş daha doğrusu “alınmış”.
Bu, kendi başına ele alındığında, kötü bir şey değil. O
bir avuç insan orada huzur içinde yaşasın. Çok da güzel bir yer, büyük kısmını
bir zevksizlik örneği hâline getirmeyi başardığımız Samandağ’da, ovada değil
bir yükseltide, defne ve narenciye ağaçları arasında, yemyeşil bir köy.
Âdetleri var, gelenekleri var.
Bu özelliklere sahip bir yeri siz büyükşehire bağlı bir
mahalleye çevirdiğinizde, hemen oraya göz koyacak (daha doğrusu, çoktan göz
koymuş) birtakım “girişimciler” peyda olacaktır. “Gelişme” kavramının bizim
ülkemizdeki serencamı üstüne daha önce de yazmıştım. “Gelişme”, bu bağlamda,
grayderi alıp dere tepe düz gitmek anlamına geliyor.
Umarım Vakıflı gelişmez, ortalığı saran gelişmenin içinde
“az gelişmiş” bir noktacık olarak sakin hayatını devam ettirir.
Murat Belge
http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-vakifli-koyu.htm
1 yorum:
Gelisme ilk basta dikilen apartmanlarla hep denk tutuldu ve Istanbulun eski semtlerinde bulunan guzelim tahtabinalar/ahsap ev,konaklar birer birer yakilip yikildi ve yerlerine kontrolsuz 5,6 katli betonarme apartmanlar dikildi fakat buna istinaden ne yollar nede artan nufusla ve istinaden arac sayilarina yeterli yer olmadigindan Istanbul artik icinden cikilmaz bir tikanikligi yasiyor.
Belki de biraz hislere kapilarak yaziyoruz fakat saniriz bunda da hakliyim cunku bu eski Istanbul semtlerimizden birkacini ornek versek icimiz sizlayarak bugun gelinen noktayi malesef tasvip etmek mumkun degil,,Ornegin Ortakoy ,Uskudar,Besiktas,beyoglu,Kurtulus vs ki bu semtler biz Ermenilerin,Rumlarin ve de Yahudilerin yasadigi Tarihi semtlerdi ve tum bu yikimlar ve yerine yapilan ucube insaatlarla birlikde koskoca bir Tarih de malesef yok edildi iste bu yuzden Vakifli koyune ayricalik getirilmelidir ve bunu da gecikmeden biz Ermeniler dile getirmeliyiz.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.