Cezaevlerindeki açlık grevlerinin 51. gününde aydınlar
hükümete ölümler başlamadan bir an önce adım atması için çağrıda bulundu… Aralarında
Yaşar Kemal, Mehmet Bekaroğlu, Murathan Mungan, Zülfü Livaneli, Yıldız
Ramazanoğlu, Fatma Gök, Gencay Gürsoy, Oya Baydar, Aydın Engin gibi birçok
aydın Taxim Hill Oteli'nde bir araya geldi… Yazar Yaşar Kemal, daha önceki
açlık grevlerinde hayatını kaybedenleri hatırlatarak "Bir nesli yok
edecekler, daha fazla söz söylemek istemiyorum" dedi.
***
51. gününe giren açlık grevlerinin son bulması için
aydınlar hükümete adım atması için çağrıda bulundu. Yazar Yaşar Kemal kısa
konuştu: "Bir nesli yok edecekler."
Nilay VARDAR nilay@bianet.org
İstanbul - BİA Haber Merkezi 01 Kasım 2012, Perşembe
BU HABERİN UZANTILARI
Sanatçılar Grevdekilerin Sesi Oldu
Cezaevlerindeki açlık grevlerinin 51. gününde aydınlar
hükümete ölümler başlamadan bir an önce adım atması için çağrıda bulundu.Aralarında
Yaşar Kemal, Mehmet Bekaroğlu, Murathan Mungan, Zülfü Livaneli, Yıldız
Ramazanoğlu, Fatma Gök, Gencay Gürsoy, Oya Baydar, Aydın Engin gibi birçok
aydın Taxim Hill Oteli'nde bir araya geldi…
Aydınlar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "açlık
grevindekiler şov yapıyor, yemek yiyorlar" açıklamalarına tepki göstererek
grevdekilerin geri dönüşü olmayan kritik bir aşamada olduklarını söyledi.
Grevdekilerin taleplerinin hükümet nezdinden zaten kabul
edildiğini sadece harekete geçilmesi gerektiğini belirten aydınlar, olası
ölümlerden Başbakan ve hükümetin sorumlu olacağını belirtti.
Yazar Yaşar Kemal, daha önceki açlık grevlerinde hayatını
kaybedenleri hatırlatarak "Bir nesli yok edecekler, daha fazla söz
söylemek istemiyorum" dedi.
Mungan: Tecrit sadece İmralı'da değil
"İnsanın 60 kitapta imzasının olması bu çaresizliği
güzel ifade edebileceği anlamına gelmez" diyen yazar Murathan Mungan,
herkesin açlık grevlerine ses çıkarması gerektiğini söyledi.
"Bu ülkede er ya da geç herkes anadilini kullanacak
ama buna ne kadar erken ulaşırsak o kadar iyi. Bir insanın bedenine şiddet
uygulamak zorunda kalmanın çaresizliğini anlamak zorundayız. Sadece İmralı'da
değil, Türkiye'de tecrit var. İnsanların gerçekleri öğrenme hakkı üzerinde
tecrit uygulanıyor. Bu kadar kayba rağmen hala bir arada yaşamayı öğrenemedik,
daha kaç insan ölmeli?"
Livaneli: Başbakan yenilgi gibi görmemeli
96'da ölmüş ve ölmek üzere olan ölüm orucundaki
insanların hala rüyalarını girdiğini söyleyen sanatçı Zülfü Livaneli, muhatabın
grevdekiler değil hükümet olduğunu söyledi.
"Benim davam canımdan daha kıymetli diyen insanlara
bir şey diyemezsiniz. Muhatap Başbakandır, bunu bir yenilgi gibi görmeden adım
atmalıdır."
Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, Başbakan'ın grevdekilerin
yemek yediğine dair açıklamalarıyla ilgili "Siz nasıl Müslümansınız ki
ölüm üzerine böyle konuşabiliyorsunuz" dedi.
"Ölüm oruçlarını tasvip etmiyoruz ama anlıyoruz.
Mesele bu insanların bedenlerini ölüme yatıracak kadar çaresiz bırakılmasıdır.
Kürt halkında oluşan güven problemini çözmek için bu açlık grevleri hükümet
için de bir fırsat olabilir."
Engin: Talepleri hükümet zaten kabul etmişti
Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Başbakan Erdoğan'ın "açlık
grevi yok açıklamaları" için önceki ölüm oruçlarında da siyasilerin aynı
açıklamaları yaptıklarına dikkat çekerek "İki cümle ile bu grevi
bitirmeyen Başbakan, ölümlerden sorumlu olacak" dedi.
Gazeteci yazar Aydın Engin de grevdekilerin İmralı
tecridinin kaldırılması ve anadilde savunma hakkı taleplerinin zaten hükümet
nezdinde kabul edildiğini belirtti.
"Başbakan 'İmralı ile görüşülebilir' demişti. Adalet
Bakanı, anadilde savunma hakkı ile ilgili tasarının imzaya açıldığını
belirtmişti. Grevdekiler de bunları talep ediyor zaten."
Aktan: Hekimler cezaevine giremiyor
"Geri dönüşü olmayan bir noktadayız diyen" Türk
Tabipleri Birliği Başkanı (TTB) Özdemir Aktan, mahpuslarla görüşmek için hala
Adalet Bakanlığı'ndan kendilerine izin çıkmadığını söyledi.
Dünya Tabipler Birliği'nin kabul ettiği Malta
Belgeleri'nde açlık grevinin bir protesto biçimi olarak kabul edildiğini
söyleyen Aktan, hekimlerin mahpuslara müdahale edemeyeceğini sadece onları
durumları hakkında bilgilendirmesi gerektiğini belirtti.
Yazar Yıldız Ramazanoğlu, bir ölümün dahi kardeşlik
arasındaki mesafeyi daha da açacağını belirterek "Bu süreçte hiç kimse
masum değil" dedi. Prof. Dr. Fatma Gök de taleplerin Kürt sorunun
demokratik ve barışçıl yollardan çözümü için makul ve meşru olduğunun altını
çizdi. (NV)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.