Çemişgezek
Hağtuk/Tekeli köyü, 1914'te 297 nüfuslu Ermeni yerleşimi idi; Surp Minas ve
Yerits Mangants adına iki kilisesi vardı. Çemişgezek sınırlarında olmakla
beraber yönetsel olarak Hozat’a bağlı bulunan bu köylerin Ermenileri, sürgün
sırası kendilerine gelmeden toplu halde Dersim içlerine çekilme fırsatı
bulurlar.
***
Çemişgezek
Hağtuk/Tekeli köyü ,1914'te 297 nüfuslu Ermeni yerleşimi idi; Surp Minas ve
Yerits Mangants adına iki kilisesi vardı.
Çemişgezek
sınırlarında olmakla beraber yönetsel olarak Hozat’a bağlı bulunan bu köylerin
Ermenileri, sürgün sırası kendilerine gelmeden toplu halde Dersim içlerine
çekilme fırsatı bulurlar.
Çemişgezek ve
köyleri sürgün edilirken yoğun çalışma içinde olan Hağtuklular habersiz
kalırlar. Bir gün Sukoyan Avedis şehire giderken Mecid Mayle’de karşılaştığı
Mümeyiz’in oğlu İdris onu olanlardan haberdar eder ve çarşıya inmemesi için
uyarır. Avedis hemen köye dönüp duyduklarını anlatır. Ertesi gün de şehirden
Hağtuk’a gelen üç kaçak bu haberleri doğrular. Sonradan Fransa’ya göçmüş olan
Merger Sukiasyan Marsilya’dan gönderdiği mektupta gelişmeleri şöyle anlatıyor:
“O günü iyi
hatırlıyorum. Çemişgezek’ten gelen üç sürgün kaçağı bize orada olup bitenleri
anlattılar ve hemen o gün köy halkının güvenli yerlere çekilmesi için
tavsiyeler yaptılar. Köyün büyükleri zaman kaybetmeden toplanıp o gece köyü
boşaltmak üzere halka bildirim yaptı. Haber hızla köy içinde yayıldı. Herkes
kendi evini boşaltmaya girişti. Eşyalarını Hağtuk’ta Hüseyin Ağa’ya ve
Brasdik’te Ali Ağa’ya emanet ettiler. İkisi de Kürtlerdi.
Akşam hava
kararınca köyün bütün halkı Xardişar (Hadişar)’a doğru hareket etmeye başladı.
O gecenin insan manzaralarını tasvir etmek için kalemim zayıf kalır. Yalnız
bizim köy değil, Dekke’nin Ermeni nüfusu ve başka yerlerden gelmiş kaçaklar da
katılmıştı bu göçe. Kervanın bir ucu Agnik (Eğnik) yakınlarındayken öbür ucu
Hağtuk’tan daha yeni dışarı çıkıyordu.
Yolun yarısında
şehir tarafından halk üzerine ateş edilmeye başlandı. Çokları bir kaç günlük
erzaklarını da bırakarak Xardişar’a doğru kaçmak zorunda kaldılar. Silah
seslerini duyan Xardişarlı Küçük Ağa kendi üç oğlunu hemen olay yerine
gönderir. Onlar bırakılan eşyaları kurtarıp getirirler.
Xardişar’a yetiştiğimizde
şafak sökmek üzereydi. Küçük Ağa halkın ormanlara çekilmesini öğütledi. Çünkü
hükümet kuvvetleri takip edip köyü aramaya gelebilirdi. Biz de onun istediği
gibi hareket ettik”.
Aynı günün sabahı
Çemişgezek Binbaşısı düzenli ordu gücüyle Hağtuk’u kuşatır, fakat köyü boş
bulur. Xardişar’a gittiklerini duyar ve Küçük Ağa’ya haber gönderir. Eğer kendi
köyünün top ateşine tutulmasını istemiyorsa Hağtuk’tan gelenleri teslim
etmesini ister.
Savunma
tedbirlerini almış olan Küçük Ağa Hağtuk’a kendi gitmeyip oğullarını gönderir.
Binbaşıyı Xardişar’a davet eder ve kendi yanında bulunan Ermenilerin durumunu
şahsen görmesini ister. Öncelikle onu bir yemek ziyafetiyle ağırladıktan sonra
15 kadar ihtiyar ve çocuğu getirtip “İşte benim yanımdaki Ermeniler, hepsi bunlar.
İstersen sana hediye ediyim” der. Binbaşı kendisine gösterilen ağırlamadan
etkilenmiş olarak “Eğer ki gerçekten olanın hepsi buysa ben de sana hediye
ediyorum” diyerek gider.
Hağtuklu ve
Dekkeli Ermeniler Xardişar’da kalmazlar. Her bir aile kendi tercih ettiği
ağanın yanına gider. Bunlar çoğunlukla Koçuşağı aşiretinden ağalardır. Yola
düşen Hağtuklular Kürtler içinde barınma ve beslenme güçlükleri çeker. Köyde
Hüseyin Ağa’ya emanet ettikleri eşyalardan hiç bir şey geri alamazlar.
Kanaatimize göre binbaşıya onların Xardişar’a gittikleri haberini veren de
Hüseyin Ağa’dır. Bir kaç aile köye geri döner ve kendi evlerinde oturan
Kürtlere yarıcı olarak çalışırlar. Bir kaç kişi o kış açlıktan ölür.
Rus ordusu
Erzincan’ı ele geçirince büyük çoğunluk oraya gider ve Erzurum’a geçer. Yolda
belli kayıplar verdikten sonra Ardzıtuk köyüne yerleşir ve oradan da Kafkas
bölgesine geçerler. Bir çok Hağtuklu bu süreçte Ermeni gönüllü birlikleri
içinde askerlik yapar. Çatışmalar içinde Rupen Sukoyan ölür. Daha önce Xardişar’a
kaçış sırasında açılan ateşle dizinden yaralanmış olan Rupen’i Kürtler tedavi
etmişlerdi. Dekkeli iki kardeş, Ağazar ve Bağdasar Mardirosyan ise Erzincan’da
ölürler.Aykırı Doğrular
http://www.aykiridogrular.com/haber-1121-1915TE-HAGTUK-AHTUK-ve-DEKKE-KOYLERINDE-NE-OLDU.html

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.