Harput vilayetinin başka bir köyü olan Akhor, hakkında
pek çok mucize efsanesi anlatılan Akhor Bab adlı bir kilise vardı. Hripsime
Hanım, bu efsanelerden birini kocasından dinlemişti;
Bir gün bir çoban ayine katılmak için Akhor Bab'a gitmiş.
Bir de bakmış ki kilisede bulunan herkes sırtında bir semer, papazın sırtında
ise
iki tane semer var. Çoban kendi kendine "Demek ki
şimdi adet böyle. Ben de gidip bir tane alıvereyim" diyerek hayvanlarının
yanına dönmüş, bir semer almış, omuzlarının üzerine yerleştirip kiliseye
girmiş.
Kilisedeki insanlar bu tuhaf manzarayla karşılaşınca
sıradan bir çoban olan bu adama gülmeye başlamışlar. Papaz ona neden semer
taktığını sormuş; çoban yanıt vermiş: "Etrafıma bakıyorum, herkesin
sırtında bir semer var. Bakın sizde de var, hem de iki tane!"
Zeki bir adam olan Papaz cemaate dönüp şöyle demiş:
"Ey Cemaat, bu adama gülmeyiniz. O, aramızdaki günahsız kişidir. Hepimiz
onun sırtındaki semeri görebiliyor, onunla alay ediyoruz. Ama bizler kendi
omuzlarımızda taşıdığımız günahları ve hataları göremiyoruz. Bunları yalnızca
günahkâr olmayanlar görebilir.
Kendise de Akhorlu olan Vartan Bey, Akhor Bab'ın bütün
civar köylerde, mucizevî şifalar veren bir yer olarak tanındığını
hatırlatıyordu. Akhor Bab'ın özellikle felç geçirmiş insanlar ziyaret eder,
hepsi şifa bulurdu. Buraya Hıristiyanlar kadar Türkler ve Kürtler de gelir, dua
edip mum yakarlardı. Duaları kabul olduğu halde yaktığı mumları söndürmeden
gidenler ise “su katılmamış kâfirlerdi” Hatta bu yüzden büyük bir yangın
çıkmış, kilise ancak çok kapsamlı bir onarımdan sonra tekrar kullanıma açılabilmiş,
fakat bu olaydan sonra hiçbir zaman eski gücüne kavuşamamıştı.
Aykırı Doğrular
http://www.aykiridogrular.com/haber-1101-Elazig-Merkez-Ilcesine-bagli-Ermeni-koyunden-bir-aile.html

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.