***
Muş Alizurum/Tandoğan köyü yakınlarında kıyımdan geçirilmiş
Ermeniler Muş Köyleri 1915.
Bugün korkunç bir hikaye duydum, Muş'tan sürgün edilen
Ermenilerin hepsi ya öldürülmüş ya da Murat Suyu'nda boğdurulmuş. Aralarında
annem ve çocuklarıyla birlikte üç kızkardeşim de vardı. Bu haberler bize ,
geceyarısı gelen bir kadın tarafından getirildi. İlk anda onun bir hayelet
olduğunu düşündük zira mezardan çıkmış gibi bir hali vardı. İki yaşındaki
bebeğini de kurtarmayı başarmıştı.
Hemen ekmek istedi, Sadece çiğ buğday ve etle yaşadığımız
için hiç ekmeğimiz yoktu ama neyimiz varsa verdik. Yeterince yedikten sonra ona
sormak istediğimiz bütün soruları sorduk. Keyban Köyü'nden sürgüne
gönderilenlerden biriymiş .
İşte bize anlattıkları:
"Türkler , Sordar,Pazu,Hasanova,Salekan, ve Gvars
köylerindeki bütün kadın ve çocukları topladılar, beş gün tuttuktan sonra
Ziyaret'e götürdüler , Orada onlara Meğd, Bağlu, Uruğ, Ziyaret ve Keyban
sakinleri de katıldı, hepsi birlikte Murat Nahri üzerindeki köprüye doğru
götürüldüler . Yolda kafileye; Dom, Hergerd, Norag,
Aladin,Goms,Kaşkalduk,Suluk,Horonk,Kartzor,Kızılağaç,,Komer,Seklan,Avazağpür ,
Plel ve Kürtmeydan köylerinden gelen aileler de eklendi. Böylece 8.000 ila
10.000 kişilik bir topluluk oluşturdular.
"Bütün yaşlı kadınlar ve yürüyemeyecek kadar zayıf
olanlar öldürüldü.100 Kürt bize gardiyanlık ediyordu ve hayatımız onların
keyfine kalmıştı. Kızlarımıza gözlerimizin önünde tecavüz etmek onlar için
sıradan bir olaydı.Sık sık 8-10 yaşlarındaki kızların ırzına geçiyorlardı,
bunun sonucunda birçok kız yürüyemez hale geliyordu ve vuruluyordu.
Kafilemiz, arkasında ceset yığınları bırakarak yavaş yavaş
ilerliyordu. Çoğumuz neredeyse çıplaktık. Ne zaman bir köyün yanından geçsek
Kürt erkekleri ve kadınları geliyor bizi istedikleri gibi soyuyorlardı. Eger
Kürt'ün biri bir kızdan hoşlanırsa onu almasına hibir şey engel olmuyordu.
Kaçırılan kadınların bebekleri yanımızda öldürülüyordu.
"Bize gün aşırı ekmek veriyorlardı, gerçi bazıları onu
da alamıyordu.Bütün yiyeceğimiz bittiğinde tarlalardan buğday topluyor ve
yiyorduk. Birçok anne aklını kaçırıyor ve bebeğini yol kenarına atıyordu.
"Bazıları kaçmayı başarıyor, karanlık çökene kadar
tarlalarda başakların arasında saklanıyordu. O bölgenin dağlarına aşina olanlar
böylece kaçmayı başarıyor ve sevdiklerini aramak için geri dönüyordu.Sason'un
direndiğini duyan bazıları oraya gitmiş, diğerleri ise Murat Nehri'nde
boğulmuş. Ben sevdiklerimin öldürüldüğünü kendi gözlerimle gördüğüm için
kaçmaya teşebbüs etmedim.Birkaç kuruşum kalmıştı ve iki gün daha yaşamayı umut
ediyordum.
"Yolda Kürtlerden, Kürt çetelerinin Kürtmeydan ve Seklan
köylerinin 500 kadar kadın ve çocuktan oluşan bütün sakinlerini topladığını ve
çete reisi Rasit Efendi'nin emriyle yaktığını duyduk.
"Homzo Geçidi'ne geldiğimizde gardiyanlarımız yonlerini
değiştirerek güneyden batıya , Fırat istikametine döndüler.Genç bölgesi
sınırına gelince gardiyanlarımız değişti.yenileri daha da gaddardı.o zamana
kadar sayımız zaten yarıya inmişti Capağcur/Bingöl sınırında dar bir vadiden
geçerken gardiyanlarımız nehir kenarına oturup dinlenmemizi emrettiler.Bu mola
bizi memnun etmişti, su içmek için nehrin kenarına koştuk.
"Yarım saat sonra bir grup Kürt'ün Çapağcur/Bingöl
yönünden bize doğru geldiğini gördük, Etrafımızı çevirdiler ve nehri geçmemizi
emrettiler, birçokları denileni yaptı.Silahların gümbürtüsü bir anda çığlıkları
ve feryatları bastırdı.O panikte küçük oğlumu sırtıma alarak suya atladım, iyi
bir yüzücüydüm , kıymetli yükümle birlikte fark edilmeden Fırat'ın karşı
kıyısına varmayı başardım ve çalılıkların arasına saklandım.
"Akşam üzeri kafilemizden kimse sağ kalmamıştı.Kürtler
Çapağcur/Bingöl yönüne doğru uzaklaştılar.Karanlık çökünce saklandığım yerden
çıktım ve yakınlardaki bir tarlaya girdim.Buğday taneleri bulup yedim. Daha
sonra kuzeye doğru Fırat'ı takip ederek yürüdüm. Böylece zorluklardan sonra Muş
Ovası'na vardım.Orada birçok Ermeni olduğunu duyduğum için Surp Garabed
dağlarına gitmeye karar verdim.Oğlum geceleri benim için büyük teselli kaynağı
oluyordu.Yaşayan bir canlının benimle birlikte olduğunu hissetmek korkunun
şiddetini azaltıyordu.Tekrar Ermeni yüzü görduğüm için Tanrı'ya şükür
olsun"
Zavallı kadın hikayesini anlatmayı bitirdi.Kalplerimiz
acıyla burkulmuştu; çünkü o kafiledeki şansız insanlar arasında bizim
sevdiklerimizde vardı. İki gün sonra kadının oğlu yetersiz beslenmeden dolayı
öldü ve beş gün sonra kadın da devriye gezen Kürtler tarafından bulundu ve
öldürüldü.
MUŞ BOLGESİ: SÜRGÜN EDİLEN BİR KADININ MUŞLU VARTKES'E
ANLATTIĞI ,ONUN 25 TEMMUZ'DA KAYDA GEÇİRDİĞİ VE DAHA SONRA
"VAN-TOSP"ADLI ERMENİ GAZETESİNDE YAYINLANAN ANLATI
aykırı doğrular
http://www.aykiridogrular.com/haber-1064-Tandogan-koyu-yakinlarinda-kiyimdan-gecirilmis-Ermeniler.html
.jpg)
1 yorum:
Efendim Ermeniler yalan soyluyor,biz soykirim ne yaptik nede yaptirdik,hepsi yalan ve iftira Asil onlar Ruslarla birlesip bizi arkamizdan vurdular '''' bu sozler nakarat ediyor taa ki curuyunceye kadar,,,curutuldukden sonra kacacak delik de kalmadi artik.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.