SAMATYA'da yaşlı Ermeni kadınlara yönelik saldırılar ve
aralarından birinin vahşice katledilmesinin ardından "Gayrimüslimlere yönelik
'derin güçler' yeniden mi harekete geçti" sorusuyla karşı karşıyayız.
Malum Ergenekon dahilinde hayata geçirilen Kafes Eylem Planı'nın, gayrimüslimleri
hedef aldığı iddia ediliyor.
Son günlerde jandarma bağlantılarının kanıtlandığı
iddia edilen yeni belgeler ele geçirildi. Konuyu Kafes davasını yakından takip
eden Avukat Orhan Kemal Cengiz'e sordum: Söyleşinin bazı bölümlerini, sizleri
de aydınlatacağı ümidiyle paylaşıyorum: "Kafes" nedir?Kafes Eylem
Planı, spesifik olarak Türkiye'de yaşayan gayrimüslimleri (GM) hedef alan bir eylem
planıdır. Amaç gayrimüslim vatandaşlarda bir tür terör duygusu yaratmaktı.
Daha
önce olduğu gibi yine kitlesel olarak Türkiye'yi terk etmelerini sağlamak ve
AKP iktidara geldikten sonra Türkiye'nin GM'lerin yaşayamayacağı bir ülke
haline geldiği izlenimini dış dünyaya vermekti. Kafes ve GM'leri hedef alan
diğer saldırıların amacının, darbeden sonra AB ve ABD'den gelmesi muhtemel
tepkiyi azaltmak olduğunu düşünüyorum.Kafes'in iki özelliği daha var: Santoro,
Dink ve Malatya cinayetlerinden "operasyon" olarak söz etmesi ve bu
operasyonların istenen amaca ulaşamadığının altını çizmesiydi. Bunlar başarıya
ulaşamadığı için, tedhiş hareketinin devam etmesi gerektiğini söylüyor bu doküman.
Bu çerçevede Agos abonelerine tehdit mektupları gönderilecek, GM mezarlıkları
talan edilecek, GM'lerin dini liderlerine suikastlar düzenlenecek. Aynı
zamanlarda Adalar'da ve İstanbul'un çeşitli semtlerinde yaşayan GM'lere ve
okullara çok sofistike tehdit mektupları gitmeye başlamıştı, belli mezarlıklar
talan edilmişti. Ergenekon operasyonları başlamasaydı muhtemelen bu saldırılar
daha da hızlanarak devam edecekti.Senin de hedef olduğun doğru mu?
Benim hedef
haline gelmem, Rahip Santoro gibi sessiz sedasız kapanacağını düşündükleri
Malatya katliamını kurcalamamla alakalı. Normal koşullarda bu cinayetin,
cinayeti işleyen beş çocuğun yargılanmasıyla kapanacağı planlanıyordu. Ancak
kısa bir süre sonra tecrübeli bir avukat grubunun davayı takip etmeye
başlaması, işin kendilerine ulaşacağını düşünen, özellikle Malatya Jandarma içinde
yapılanmış olan Erge-nekon hücresini paniğe sevk etti. Dava başladıktan bir süre
sonra, benimle ilgili yoğun bir kampanya başladı, uzun süre korumayla dolaşmak
zorunda kaldım. Ciddi tehdit altındaydım.Kafes, Ergenekon şemasının neresine
oturuyor?Bugün anlaşılıyor ki, Malatya'daki bu jandarma grubu, sadece kamuoyunu
aldatmak için değil, aynı zamanda kendi üst komutanlarını da manipüle etmek için
sahte belge üretiyormuş. Misyonerlerin PKK ile bağlantılı olduğuna ilişkin ürettikleri
çok sayıda belge var. Bu belgeleri üst komutanlarına da sunuyorlarmış. Bu da
bize gösteriyor ki, Malatya'da bu hücrenin başında bulunan Albay Mehmet ülger
ve arkadaşları, paralel başka bir yapıdan emir alıyor ve ona göre davranıyorlardı.
Yapı, Hurşit Tolon'un kurduğu iddia edilen TUSHAD mıdır, yoksa MİT'in yakın
zamanda TBMM'ye sunduğu belgelerde sözünü ettiği, Malatya, Hatay ve Trabzon'da
faaliyet yürüttüğünü söylediği Seferberlik Tetkik Kurulu mudur onu zamanla
anlayacağız. Seferberlik Kurulu, özel Harp Dairesi'nin bir alt kuruluşu. Bu
yapıları, Ergenekon'un üzerinde ve asıl erk sahibi yapılar olarak görüyorum.
Eğer Ergenekon davası Türkan Saylan'la uğraşmak gibi salaklık ötesi işlere
bulaşmasaydı bence puzzle'ı çözme yönünde ciddi bazı adımlar atılmış olacaktı.Samatya
saldırıları planlı mı? Samatya'daki Ermeni kadınlara yönelik saldırıları aşağı
yukarı aynı sıralarda meydana gelen Rum kilisesinin taşlanması, İzmit Protestan
kilisesine yönelik son derece sofistike ve uzun zamana yayılmış suikast
planıyla birlikte düşünmeli. Bütün bunların aynı anda cereyan ediyor olmasının
asla tesadüf olamayacağını düşünüyorum.Hükümet bu konuda yeterince duyarlı mı? Hükümetin
bu konularda bilinçli ve farkındalığı olan bir duyarlılığı olduğunu düşünmüyorum.
Türkiye'de herkes gibi onlar da milliyetçilikle ve resmi tarih tezleriyle
enfektedir. Bu enfeksiyonun yarattığı kafa bulanıklığı, Ermeni'yi "şüpheli",
ülkesine sadakati olmayan, güvenilemez birisi olarak görür.Şöyle düşün: Erdoğan'ı
okuduğu şiirden dolayı mahkum eden bir yargıç, herhangi bir şekilde terfi
ettirilebilir miydi? Ama Hrant'ı 301 'den mahkum eden yargıç ombudsman yapıldı.
Bu korkunç bir olaydı. Halbuki, Erdoğan'ı da Hrant'ı da mahkum ettiren aynı
derin iradeydi.
http://www.haberturk.com/yazarlar/amberin-zaman/815427-ha-samatya-ha-malatya
1 yorum:
Erdogan mi bile bile kendini yargilayan hakimi terfi ettirecekdi,bu olsa olsa planli olarak yapilmis bir oyundan ibaret olurdu ki ilerde denilebilsin ki efendim bakin yargi herkesi esit olarak ele alir diye,,neyse tebi ki bu yapilmadi fakat haberde de deginildigi gibi onu yargilayan hakim kesinlikle terfi yuzunu bile ruyasinda goremez fakat Hrantinkinde olay bambaska ve bu zihinlerde cok sorular yaratti ne de olsa AKP catisi altinda her kesimden vekil var ve bunlarin konumlari ve siyasi gorusleri de yabana atilamadi.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.