Teröre güvenli yuva sağlamak da, teröristleri evinde infaz etmek de Türkiye’nin geleneğinde yoktur. Oysa 3 PKK’lının infaz edildiği Fransa her iki geleneğe de sahiptir. Fransa uzun yıllar Ermeni terörüne ev sahipliği yapmış bir ülke... Son olarak Cumhuriyet 1 yıl önceki yalanları yeninden birinci sayfasına taşıdı. Cumhuriyet’i kınıyorum. Belki de amaçları Türkiye’de mezhep kavgası çıkarmaktır. Hakkımı mahkemede elbette arayacağım. Ama halkımızın da Cumhuriyet’in gazeteden çok daha başka bir şey olduğunu görmesini isterim. Cumhuriyet, Aydınlık ve benzeri yayınlar ısrarla benim ağzımdan Şii kardeşlerimiz aleyhine yalanlar üretmekteler.
***
Teröre güvenli yuva sağlamak da, teröristleri evinde
infaz etmek de Türkiye’nin geleneğinde yoktur. Oysa 3 PKK’lının infaz edildiği
Fransa her iki geleneğe de sahiptir. Fransa uzun yıllar Ermeni terörüne ev
sahipliği yapmış bir ülke. 1970’lerde ve 80’lerin başında Ermeni terör
örgütlerine maddi manevi her türlü desteği verdiler. Terör kendilerine dönünce
kendi elleriyle teröristleri Fransa’dan attılar.
İngiltere de birçok IRA militanını evlerinde veya bir
otel odasında tek kurşunla infaz etmiştir. MI5 ajanlarının IRA militanı
kılığında İrlanda sınırını aşarak İrlanda köylerinde sivil halka saldırılar
düzenlediği, bu sayede İrlanda’nın Katolik teröristlere desteğini kesmeye
çalıştığı da bilinir. Cebelitarık’ta silahsız IRA üyelerini sırtından vuran da
İngilizlerdir.
Rusya ve İran da son dönemin infazcı devletleri arasında.
İddialara göre Rusya istemediği kişileri Londra’nın ortasında da olsa sessiz
sedasız infaz ediyor. Rusya’nın hedefindeki grupların başında ise Çeçenler
geliyor. Şüpheli Çeçen cinayetlerinin bir kısmı Türkiye’de de yaşandı. İran ise
1979 Devrimi’nden bu yana başta muhalif Halkın Mücahitleri olmak üzere rejim
karşıtlarına karşı çok sayıda infaz gerçekleştirmiş. Bunların bir kısmı
Türkiye’de, İstanbul’da yaşandı. Gazetelerimiz öldürülüp bir arabanın bagajında
ya da boş arazide bırakılan bir çok İranlı haberiyle doludur.
Amerikalıların El Kaide üyelerine karşı pek çok cinayet
işlediği tahmin ediliyor. İsrail ise devlet eliyle infazı göstere göstere yapan
bir ülke. Bundan 2 yıl önce MOSSAD ajanları Dubai’de bir otelde bir
Filistinliyi öldürmüştü. MOSSAD yakın dönemde Filistin’de, Şam’da ve
Macaristan’da silahsız kişileri infaz etti.
Buna karşın Türkiye Cumhuriyeti’nin başka bir ülkede
gerçekleştirdiği bu türden bir infaz hatırlamıyorum. Gizli kalmış varsa
bilemem. Ama ne Ermeni teröristlerine karşı, ne de PKK’ya karşı böyle bir
infazı ne okudum, ne de duydum. Dolayısıyla Paris’in ortasında 3 kadın
PKK’lıyı, binlerce kameranın ve güvenlik önleminin ortasında Türkiye’nin
öldürttüğünü düşünmek mümkün değil.
Aynı şekilde derin devletin böyle bir cinayeti işlemesi
de zor. Türkiye’de bile son dönemde bu tür cinayetleri eline yüzüne bulaştıran
bir yapının Paris’te böyle bir cinayete tek başına girişmesi mümkün değil. Eğer
altında derin devlet varsa bu ancak bir başka istihbarat biriminin yardımıyla
olabilir.
Bu durumda geriye sadece iki seçenek kalıyor: Ya PKK içi
bir hesaplaşmayla karşı karşıyayız, ya da başka bir devlet doğrudan veya
taşeronlar aracılığıyla saldırıyı gerçekleştirdi. Eğer Paris cinayetleri burada
kalırsa, yani arkası gelmezse olayı ‘basit bir iç hesaplaşma’ olarak
değerlendirebiliriz. Ancak cinayetler devam eder ise, örneğin birkaç önde gelen
PKK’lı daha bu şekilde ve seri halde öldürülmeye devam eder ise işte orada
büyük bir oyun oynanıyor demektir. Çünkü bu tarz seri cinayetlere PKK dayanamaz
ve devlet ile yapılan tüm görüşmeler iptal olur, PKK daha kanlı bir örgüt
olarak yoluna devam eder.
Cumhuriyet’i kınıyorum
Diğer taraftan defalarca yalanmış olmama rağmen hala
geçen yıl hakkımda atılan iftiralar ile uğraşıyorum. Son olarak Cumhuriyet 1
yıl önceki yalanları yeninden birinci sayfasına taşıdı. Cumhuriyet’i kınıyorum.
Belki de amaçları Türkiye’de mezhep kavgası çıkarmaktır. Hakkımı mahkemede
elbette arayacağım. Ama halkımızın da Cumhuriyet’in gazeteden çok daha başka
bir şey olduğunu görmesini isterim. Cumhuriyet, Aydınlık ve benzeri yayınlar
ısrarla benim ağzımdan Şii kardeşlerimiz aleyhine yalanlar üretmekteler. Benim
ağzımdan asla çıkmamış sözleri gerçekmiş gibi manşetine taşıyan Cumhuriyet’in
Şii ve Alevi kardeşlerimizi yalanlarla kışkırtma çabaları neyin peşinde
olduklarının açık kanıtıdır. Cumhuriyet’in benim hakkımda söylediklerinin yalan
olduğunu biliyorum, öyleyse başkaları hakkında söylediklerine neden inanayım?
Star
http://www.turkishny.com/sedat-laciner/111309-paris-cinayetleri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.