***
Selahattin Demirtaş:Ermenilere karşı Türkler ve Kürtler
olarak borcumuz var ve o borcu yerine getirene kadar da Ermeni halkının
karşısına rahat çıkamayacağız.
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Şu soru Kürtlere
sorulabilse, artık pek çoğu ayrı bir devlette yaşamak istiyorum diyecektir.
Çünkü bu devletin Türk’e ait olduğu, bütün kurumların, imkânların Türk’ü
geliştirmek için kullanıldığı, geri kalan kesimlere sus payı dağıtıldığı,
susmayanlara da sopa politikasının uygulandığı Kürtler tarafından artık çok net
hissediliyor” dedi.
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş'ın
sorularını yanıtlayan Demirtaş, müzakere sürecinden beklentileri, Kürt halkının
içinde bulunduğu haletiruhiye ve Kürt hareketinin Ermeni sorununda geçmişle
yüzleşmek için yapması gerekenleri anlattı.
Koptaş'ın Demirtaş'la 'Kürtlere sorulsa, çoğu ayrı devlet
istiyorum diyecek’ başlığıyla Agos'ta bugün (4 Ocak 2013) yayımlanan söyleşisi
şöyle:
Son günlerde ortaya
çıkan Öcalan-MİT görüşmeleri hakkında BDP olarak ne biliyorsunuz?
Somut bilgiye dayalı konuşamam, çünkü hükümetin bu süreçte
bizimle paylaştığı bir bilgi yok. Maalesef biz de medyadan takip ediyoruz. Ancak,
böyle bir görüşme varsa, elbette ki önemsiyoruz.
Başlayan süreci müzakere olarak değerlendiriyor musunuz?
Müzakerenin başlangıç aşaması olarak görüyoruz. Sayın Öcalan
ile heyetlerin görüşmeye başlaması en önemli başlangıç adımıdır. Bunun üstüne biz,
süreci nasıl derinleştirebiliriz, nasıl sorumluluk alabiliriz, BDP olarak bunu
tartışıyoruz.
İmralı, Kandil, örgütün Avrupa ayağı derken sanki BDP bu tip
dönemlerde süreç dışı kalıyor. Halbuki siyaset de burada, siz Ankara’dasınız,
Meclis'tesiniz… Oynayabileceğiniz daha etkin bir rol yok mu?
Çok öyle dışlandığımız filan yok. Dışarıdan böyle
değerlendirmeler olabilir ama taraflar bizi dışlama eğiliminde değiller.
Kapıların bize kapalı olduğunu düşünmüyoruz. Tam da bu başlangıç aşamada
katkıda bulunabiliriz. Nasıl olabilir? Kamuoyunun hazırlanması, desteğin
sağlanması…
Bunun için gereken ne?
Hükümetin daha açık ve şeffaf olması lazım. Sadece bize
karşı değil, tüm kamuoyuna karşı… Biz müzakere süreçlerinde her şeyin
açıklanamayacağını biliyoruz. Ama belli ölçülerde açıklık da şart. Öyle olursa
BDP de rolünü oynayabilir. Ayrıca, kullandıkları dil ve üslup kesinlikle
sürecin ilerlemesine katkı sunan bir tarzda değil. Bunun değişmesi zaruridir.
BDP sürecin ilerlemesi için yeni bir dilin oluşturulması için katkıya hazır.
Bu konuda size de eleştiriler var. Zaman zaman sizin
söyleminiz de sertleşiyor.
Bu eleştirilere bazen hak verebiliriz. Ama madem ki hükümet
bu süreci derinleştirmek istiyor, biz katkı sunarız. Yeter ki ciddiyet ve
samimiyet görelim.
Kamuoyunu hazırlamak dediniz. Bence, BDP’ye Kürt tarafından
çok Türk tarafını hazırlamak bakımından tarihsel bir rol düşüyor. Türk
toplumuyla nasıl daha sağlıklı diyalog kurabileceğiniz konusunu tartışıyor
musunuz?
Haklısınız. Çünkü Kürt kamuoyu barışa hazır. Ama
söylediğinizi sadece BDP'nin üstüne yıkmak doğru olmaz. Bu her şeyden önce Türk
kamuoyunu bu hale getirenlerin sorumluluğu. Yani bugüne kadarki bütün sistem
partilerinin. Kürtlere ve bütün ötekilere karşı ayrımcılığı yayan dil, barış
süreçlerine karşı kullanılan dil...
Kabaca “Türk sorunu”
olarak nitelendirebileceğimiz sorundan söz ediyorsunuz.
Tabii. Bütün bunları tek başına BDP düzeltemez. Hükümetin de
bunun için çalışması gerekir.
Ne yapmalı hükümet bu konuda?
Medya hükümetin kontrolünde. Medyadaki BDP sansürünün
kaldırılması lazım. Hükümetin artık hiçbir kuruma BDP‘lileri çıkarmayacaksınız
dememesi lazım. İkincisi de, hükümetin bize karşı kullandığı, siyasi bir lince
dönüşen dilden vazgeçmesi lazım.
Zor bir soru olduğunu biliyorum, ama çözüme giden yol
haritanız nasıl bir harita olurdu?
Çok zor gerçekten. Zor, çünkü, tek başına bizim işimiz
değil. Bütün aktörlerin ortaklaşabileceği bir harita olmalı. Gerçekçi olmalı,
hayallere dayanmamalı.
Gerçekçi tabirini kullandığınız için soruyorum: Tek taraflı
özerklik ilanı gibi adımları düşündüğümüzde, yakın geçmişe dair bir
özeleştiriniz var mı?
Öyle tek tek olaylar bazında özeleştiri değerlendirilebilir
belki ama biz süreci bozan tarzda açıklamalar içinde olmadık genel olarak. Asıl
süreçler bozulduğu için biz tavır koyduk.
Müzakere sürecinin
sonucunda neyin gerçekleşmesini arzu ediyorsunuz?
Müzakereler sorunlarımızın demokratik siyasetle çözümüne
imkan vermeli. Sorunlarımızı tümden çözmeyebilir, ama en azından orta vadede
demokratik siyasetle çözümüne imkan vermeli.
Anayasa’nın bu konuda
kilit bir rol oynayabileceğini düşünüyor musunuz?
Dışarıda uzlaşma olursa uzlaşma komisyonuna yansır; şu anda
o uzlaşma yok. Dört parti dört ayrı köşede duruyor.
Partiler arası ikili-üçlü ittifaklar gelişebilir mi?
Bu kapıları bence kapatmamak lazım.
Kürt siyasetinin
Anayasa’da statü ve özerklik ısrarı vardı. Ama bu meseleleri mevcut
mekanizmalar içinde çözmek çok kolay görünmüyor. Esneklik gösterecek misiniz?
Bu meseleler partimizin siyasi programıdır. Bunları hangi
takvimle hayata geçirebileceğimizi ise kestirmek zor. Meselenin bir de silahlı
mücadele ve çatışma boyutu var. Bunlar silahı elinde bulunduranların da
talebidir. PKK'ye silah bıraktırmak isteyenler, örgütün bu taleplerini de
tartışmaya açacaklarsa, bu önemli bir gelişme olur.
Türkler ve Kürtler arasındaki kopmanın son raddeye geldiğine
dair kaygılar giderek güçleniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Eskiye göre kopma daha büyük. Şu soru Kürtlere sorulabilse,
pek çoğu ayrı bir devlette yaşamak istiyorum diyecektir. Çünkü bu devletin
Türk’e ait olduğu, devletin bütün kurumlarının, imkânlarının Türk’ü geliştirmek
için kullanıldığı, geri kalan kesimlere sus payı dağıtıldığı, susmayanlara da
sopa politikasının uygulandığı Kürtler tarafından artık çok net hissediliyor.
Bu noktadan sonra geriye dönüş nasıl olacak?
Türk devleti artık Kürtler adına tek başına yönetim
yetkisini kullanamaz. Ya bir özerk yönetim hakkı verecek, ya bir bölgesel
yönetim verecek ya da Kürtler bağımsız olmak istiyorlarsa, oturup Türklerle
birlikte, kan dökmeden konuşarak bu işi çözecekler. Bizim arzumuz ortak
sınırlar içinde egemenliğin paylaşılmasıdır. Burada BDP ya da KCK kendine ait
bir bölge istiyor sonucu çıkarılmasın, özerk bölgelerde bütün partiler seçime
girmekte özgürdür, bütün dünyada da böyle bu.
Bu, Batı demokrasileri açısından doğal bir kabul ama Türkiye
için şu anda lüks görünüyor. BDP talep ve önerilerini Türkiye’ye anlatmak
açısından eksik kalmıyor mu?
Bu konudaki eksikliklerimizi kabul ederiz. Ama unutmayalım
ki son üç yıldır hükümetin terörü altında inim inim inleyen bir BDP, on bin
üyesi tutuklanmış bir BDP var. Bu kadar önyargıyla boğuşan bir BDP ortalama
Türk'e ne anlatabilir?
Kürtlerin bağımsızlık talebinin Türkiye'de şu ortamda kabul
görmeyeceği aşikar. Silah her daim masanın üstündeyken, bu talebin çok daha
fazla kan dökülecek bir boğazlaşmaya yol açma ihtimali ürkütücü değil mi?
Elbette ki öyle. Umarım böyle bir süreç yaşamayız. Kürtlerin
hak kazanma konusunda tek yolu silah da olmamalı. Suriye'de ortalık kan gölüne
dönmüşken Kürtler silahsız bir şekilde güç kazandılar. Bizim öncelikli yolumuz
elbette ki kansız, silahsız yöntemdir. Ben ileride bağımsızlık olsun demiyorum
ama Kürtler için başka çare yoksa da, Kürtler bütün halklar gibi kendi kaderini
tayin etme hakkına sahiptir.
Bu nasıl olacak?
Böyle bir şey referandumla olsun isterim şahsen. İnsanlara
siz bu bölgenin nasıl olmasını istiyorsunuz diye sorsunlar. Benim arzulayacağım
yöntem budur.
Tam da gerçekçilik konusuna yaptığınız vurguya ters düşmüyor
mu bu? Türkiye’de şu anda böyle bir ortam yok. Türkler böyle bir şeye ikna
olmadığı müddetçe neler yaşanacağını konuşmuyor muyuz asıl olarak?
Haklısınız. Ama bu soruyu bölgede, Kürdistan’da yaşayan
insanlara sormamız gerekiyor, Bursa’da, Antalya’da yaşayanlara değil.
Türkiye’yi o olgunluğa getirebilecek adımları atmak
siyasetin işi değil mi?
Elbette. Bu seçeneğin güçlü olması bile sorunun çözümü için
çok kolaylaştırıcı olur. Belki hiç referanduma gerek kalmadan birlikte yaşam
seçeneği hâkim olur.
Birkaç defa Roboski katliamıyla ilgili emrin Başbakan’dan
gittiğini söylediniz. Bu iddianız bir kanıta
dayanıyor mu?
Hayır. Kanıt olsa bunu savcılığa vermekten çekinmeyiz. Ama
güvenilir kaynaklardan duyumlarımız var. Bizimki bir iddiadır, savcılar
soruşturmalı.
Ermeni meselesi çözülmezse Kürt meselesi de çözülmez
Kürt toplumu 1915'te yaşananları Türklere nazaran daha iyi
biliyor. Geçen yıl Osman Baydemir, “Biz Hamidiye alaylarındaki dedelerimizi
değil, Ermenileri koruyan dedelerimizin mirasını kabul ediyoruz” dedi. Ama bu
tutum BDP açısından bir politika haline gelmiş değil. Oysa bu ülkede yaşayan
hemen herkesi mağdur eden sistemin sacayaklardan biri 1915 soykırımı. Bu konu
Kürt siyaseti içinde konuşulmuyor mu, önemsenmiyor mu, yoksa Kürt sosyolojisi
içinde buna direnç mi var?
6 yıldır siyasetteyim, bu dediğinizin eksikliğini hep
hissettim. Muhtemelen, Kürt halkının kendi ulusal kimliği için verdiği mücadele
o kadar başat ki, diğer meseleler, onun çözülmesiyle kolayca çözülecek tali
meseleler olarak kalıyor.
Bu da 1960’lı, 70’li
yıllarda pek çok sorunun çözümünü devrimden sonraya öteleyen solun tavrını
anımsatıyor.
Evet. Oysa bunların hepsinin birlikte tartışılması resmin
tamamlanmasını da, genel anlamda çözümü de kolaylaştırır. Ermeni Soykırımı’nı,
Nasturilerin, Ezidilerin başına geleni
konuşmayacaksak, geçmişle yüzleşmeyiz. Bu gerçekleşmezse Kürt sorunu da
çözülemez. O zaman, TC ile Kürtler arasında diğer halkların kanı üzerine
kurulmuş kaypak bir uzlaşma oluyor demektir.
Yakın geçmişte çokça dillendirilen “kurucu unsur” söylemi de
bu dediğiniz kaypak uzlaşma arayışını yansıtmıyor muydu?
Orada bir yanlış vardı. Bu topraklardaki bütün halklar
kurucu unsurdur ve bu toprakların sahibidir. Ermeni meselesi Türkiye'nin Kürt
meselesinden çok daha büyük bir tabusudur ve onu çözmeden Kürt meselesi de tam
anlamıyla çözülemez.
Dünyaya dağılmış olan Ermenilere ne söylemek isterdiniz?
Çocukluğumuzda Diyarbakır’da Ermeni sözcüğünün küfür olarak
kullanıldığı bir toplumda büyüdük ve bugün halen Ermeni sözcüğünün hakaret
olarak kullanıldığı bir ülkede bir partinin eş başkanlığını yapıyorum. Bir
şekilde o suça bulaştırıldık. Kendimizi tanıyana, neyin ne olduğunu anlayana
kadar Ermeni’nin hakaret olduğunu düşündük. Bundan dolayı ben, Ermeni halkına
karşı bir eziklik hissediyorum. Aynı topraktan, aynı tarladan beslendiğimizi
biliyoruz. Ermenilere karşı Türkler ve Kürtler olarak borcumuz var ve o borcu
yerine getirene kadar da Ermeni halkının karşısına rahat çıkamayacağız.
http://t24.com.tr/haber/demirtas-kurtlere-sorulsa-cogu-ayri-devlet-istiyorum-diyecek/221016
1 yorum:
Sn.Demirtas Turkiyede herseyin Turklerin gelismesi icin yapildigini geriye kalana da sus payi verildigini soyluyor,,,Yalan da degil hani,,Biz Ermenilerin Anadolu topraklarinda yok edilmesine yol acan tum o melun olaylarda cevremizdeki komsularimiza adeta hep sus,susmazsan eger sen de payini alirsin denmis boylelikle de hemen herkesin bize yapilan zulumlara katilimi saglanmamis miydi?
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.