”Dirilt dilini, ey okuyan, dilsiz millet olunmaz hiç bir
zaman.” Hepimizin malumudur ki, anadilimiz olan Batı Ermenicesi yok olma
tehlikesi altındaki diller arasına alındı ve bunun manası, maalesef yüzyıl
içinde bu dili konuşan pek kişi kalmayacak olarak açıklanıyor.Diaspora tabir
edilen Hay topluluklarında olduğu gibi, Atayurdumuz olan bu memleket
topraklarında yaşayan biz, elli altmış bin Hay cemaati de aynı hayati
sorunlardan muzdaripiz. Nüfusumuz eriyor… Anadilimiz hızlı bir biçimde
zayıflıyor… Karışık evliliklerimiz çoğalıyor.
Cemaat hayatımız, sosyal hayatımız pek de huzurlu
sayılmaz. Tespit edilmesi ve çözüm yoluna sokulması gereken pek çok sorunumuz
var. Bu sorunlar bu cemaat üyeleri tarafından çözülecek ki bin yıllardır
yaşayan ve bizlere aktarılan bu büyük, tarihi kimlik ve onun zengin ve
bereketli kültürü bizler tarafindan bizden sonraki Hay nesillerine aktarılsın.
Bizim milletimize, kimliğimize karşı olan yegane sorumluluğumuz budur.
Kimliğimizin ve kültürümüzün en büyük zenginliği
anadilimizdir. Yalnızca milletimize ait bize özel bir alfabemiz var. Gerçekten
çok zengin ve güzel bir dilimiz var. Bu dilin yüzbinlerce sene, sahibi olan
milletimiz tarafından yaşatılmasını sağlamak zorundayız. Anadilimizi yaşatmanın
ve nesillerce korunmasının yegane yolu onu kullanmaktır.
Anadilimizi konuşan bir cemaat olmalıyız. Evlerimizde,
aile içinde anadilimizi kullanmalıyız. Okullarımızda, kiliselerimizde,
derneklerimizde anadilimizle konuşmalıyız.
Anadili öğrenmenin esas yeri ailedir. Doğan Hay
çocuklarımızla ilk günden anadilimizle konuşalım. Okul buna başlamak için geç
bir dönem. Elbette bu sorunun halledilebilmesinin en önemli vasıtası
okullarımız, ama her biri Hay okullarından mezun genç ailelerimiz yavrularıyla
doğduğundan itibaren Hayeren konuşmalıdır.
Ayrıca maalesef Hayeren gazetelerimizin okunma oranları
çok ama çok düşük. Bu gazeteleri takip etmek anadilimizi öğrenmek, geliştirmek
açısından çok büyük bir önem arz ediyor. Bu günlük Hayeren gazetelerimizin
okullarımız vasıtasıyla evlerimize sokulmasının ve okunmasının sağlanmasının
anadilimiz açısından çok yararlı olacağı açıktır.
Anadilimizi korumak ve yaşatmak, bizim gibi azınlık
cemaatlerinin varlığını koruyabilmesinin en önemli gereklerinden biridir.
”Dirilt dilini, ey okuyan, dilsiz millet olunmaz hiç bir
zaman.”
Akunq.net
http://akunq.net/tr/?p=21895

5 yorum:
Ermenice dilimizin yavas yavas kayipolmasi bizlerin kabahati degil. Vebali Milli Egitim bakanliginin boynunda. Bakanligin Ermeni okullarina yaptigi baski yuzunden okullarimizda Ermenice lisan dersleri azalmistir.
Gecmis zamanda ( 50 yil evvel ) okullarimizda derslerin yuzde 70 orani ermenice yapilirdi. Ders kitaplarimiz turkce idi fakat derler ermeice yapilirdi. Dogal olarak Ermenicemiz kuvvetli idi.
Sag olsun Ankaralilar bunun onunu alip lisanimizi oldurmege calisiyorlar.
Bu tip Ermenileri gercekten hic anlayamiyorum. Bati Ermenicesi zaten bir dil degildir. Ermenilerin artik bir ulkesi var, o ulkenin kendi dili ve bu dili yoneten kurumlari var. Bati Ermenicesi, Ermenice (arevelahayeren)nin sadece bir diyalektidir. Diyarbakirli Turkler de farkli telaffuzlu bi Turkce konusuyor ama onlar kendi dillerine Dogu Turkcesi demiyor. Yazi dili her yerde ayni olmak zorunda (Bati Ermenice'nin gramer farklari da var). Tum yazili edebiyat dogu Ermenicesinden devam etmeli zaten oyle de oluyor ve dogru olan bu. Isteyenler istiyorsa evde bati Ermenicesi konusabilir bu yoresel bir sey. Ben konusulmasin demiyorum ama resmilestirilmesi Ermenileri sadece bolunmeye goturuyor.
Sayın Rosenyan, Batı Ermenicesi bir dil değildir ama bir lehçedir. Bir çok köklü dil gibi Ermenicenin de lehçeleri ve şiveleri vardır. Madem Türkçeyi örnek gösterdiniz söyleyelim, Diyarbakır'daki Türkçe, Türkçe'nin bir şivesidir. Adı da Diyarbakır şivesi olur.Azeri Türkçesi ise Türkçe'nin bir lehçesidir. Bu nedenle Azerbaycan Türkçesi olur.Bu yüzden Batı Ermenicesi Ermenicenin bir lehçesidir ve lehçeler de diller gibi korunup yaşatılmalıdır.Dünyada ana dilinin lehçelerini yok etmek isteyen ne bir devlet ne de bir toplum vardır.
Lehcelerimiz ayri da olsa sonucda hepimiz ayni ulusun evlatlariyiz ve ayni musterek alfabeyi degisik gramerle kullaniyoruz.
Gunumuzde Sovyet Ermenistani doneminde Moskovanin onderliginde gunumuzdeki yeni sekliyle kullanimi saglanmis Yazili Ermenice dialekti yine dogu Ermenicesi olan Iranli Ermenilerin killandigi sekilden cok farkli bir hale getirilmisdir dolayisi ile orada da uzerinde durulmasi gereken bir nokta vardir ve Gunumuz Ermenistandaki kullanilan yazili Ermeniceyi ogrenmis Ermeniler Yurt disina cikip da Buralarda diasporanin kurmus oldugu okullara cocuklarini gonderdiklerinde cocuklarinin ogrendigi bati Ermenicesi onlara ters gelmektedir cunku Alfabenin kullanimi farkli olarak uygulanmaktadir.
Evet aslinda biz bati Ermenicesini bilen ve kullananlar dilimizi konusurken zorluk cekmeyiz ama yazmaya gelince dilimizin sahip oldugu gramer kurallarini malesef tam ogrenemedigimizden hep imla hatalarina duseriz cunku bu kurallari ogrenmek icin gercekden uzun bir egitim gereklidir Ermenicemizde ve bu da su andaki Turkiyede Ermeni okullarinda uygulanan mevzuatlarla malesef oldukca zordur.
Haftada sadece birkac saate indirilmis Ermenice derslerden nasil bir sonuc alinacaksa iste ancak o kadari mumkundur .
Ben cocuklugunda okulun yaninda bir kilise egitimi almis biri olarak gercekden yine de sansli bir nesile aitim,yasim 49 ve bizler ilkokulun ilk birkac yilinda guzel bir ortamda bu sansa sahip olduk fakat malesef daha sonralari Okul ile kiliselerin bagi kesildi ve o guzelim Ermenice konusulan ortamdan yoksun birakildik.
Ben cocukluk yillarimi gecirdigim Ortakoyumuzde Tarkmanchats varjarana gittigim ilk 4 yilda Ortakoyumuzde ne kadar okul cagindaki cocuk vardiysa bi tamam Varjabet Nurhan Baharyan(yasiyorsa uzun omur versin aramizdan ayrildiysa Isiklar icinde yatsin)'in ogretisi altinda kilise cocuk korosunda muhakkak yerimizi alir ve kesinlikle Ermenice konusurduk fakat bu durum malesef 1973de son buldu ve biz okul cagindaki cocuklar kilisedeki dogal olarak aldigimiz Ermenice ogretimimizden mahrum kalmis olduk.
O donemde kilise icinde de bir cekisme vardi ,dualar Krapar Ermenicesiyle mi devam olsun yoksa Ashkharapara mi cevirilsin diye ve bu ikilemde cozum bulunamadigindan da dogan sonuc malesef kilisedeki edinilen Ermenice egitiminden Mahrumiyeti de dogurdu ,elbette Laik gecinen cevreler de bu kozlarini vesilesiyle cok iyi kullanip hepimizi o guzel ortamimizdan yoksun birakdilar.
Her ne olursa olsun en azindan orta dogudaki sayilari azaln Ermeni toplumuna bu konuda buyuk bir yuk dusuyor ve bu yuku de paylasmak hepimizin gorevidir.
Murat beyin dediklerini destekliyorum.Her ne kadar kaybolmaya yuz tutuyor dense de zaman icinde bizlerin calismalariyla ve bu ugurda gosterecegimiz cabalar neticesini gosterecektir sanirim.Bizler bu guzel lehcenin kaybolmamasi icin calismalara basladik bile(Los Angeles te).Hayastan disinda butun okullarimiz yuzde 90 olarak parali olarak devam ediyor.Bizler bu arada Amerikan hukumetinin vermis oldugu Charter School programlarina katilip ucretsiz okullar aciyoruz.Ararat Charter School da bunlardan biri.Bu arada Diasporada yalniz bizler degil diger ulke insanlari da ayni problemleri yasiyorlar ve bu konu uzerinde calisiyorlar.Her ulus kendi dilini korumaya calisiyor.Bizlerin de bu calismaya katilmamiz lazimdi yaptik.Yalniz bati Ermenice lehcesi degil Dogu Ermeni lehcesi de yavas yavas degismeye baslamis bile Once Imla yi degistirdiler arkasindan internasyonal kelimeler ve dahasi Rusca kelimeler kullaniyorlar.Butun dunya ermenileri bu dilin kendi ozune donmesi icin calismalara baslamasi gereklidir zannediyorum.Kalin saglicakla Dr.Kulak
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.