Arap egemenliğine karşı Ermenilerin ayaklanması (703)
Arapların ağır vergi yükü altında bunalan Ermeni
yöneticiler, 703 yılında Ermenistan yöneticisi Sımbat Bagratuni başkanlığında
gizli bir toplantı düzenler. Hâsıl olan durumdan bir çıkış yolu bulamayarak,
Bizans’a göçmeye karar verirler. İki bin kişilik süvari ordusuyla Akori
yerleşimine ulaşırlar. Uzaklaşan Ermenileri geri getirmek amacıyla büyük bir
Arap ordusu kendilerini takip eder. Ermeni muhafız birliği, Yeraskh Nehri
kıyısında bulunan Vardanakert yerleşiminde mevzilenir. Arapların, geri dönme
ültimatomu nedeniyle tarafların çatışması kaçınılmaz olur. Sabahleyin, ilk
saldıranlar Ermeni kuvvetleri olur. Ayrarat Ovası’nın çetin kış gecesini açık
alanda geçiren rakip taraf, mücadele gücünü yitirerek, direnemez ve hezimete
uğrar. Düşmanın hayatta kalan askerleri Yeraskh Nehri’ni geçmeye çalışır, fakat
nehri kaplamış olan ince buz tabakası kırılır. Vardanakert’te, beş bin kişilik
Arap ordusundan sadece 300 kişi, o da bir Ermeni prensesinin arabuluculuğu
sayesinde kurtulur.
Smbat Bagratuni, bazı yöneticilerle birlikte Tayk
bölgesine yerleşir ve Araplara karşı ortak mücadele sürdürmek amacıyla
Bizanslılarla görüşmelere başlar. Asiler, Rıştunik ve Vanand bölgelerinde de
Arap saldırganları hezimete uğratma başarısı elde ederler. Lakin akabinde baş
gösteren Pers-Bizans savaşında Bizanslılar yenilir ve destek olarak gönderilen
Arap orduları tarafından ayaklanma bastırılır.
703 ayaklanması, Araplara karşı ilk silahlı direniş
olmakla birlikte sonuçsuz kalmaz. Bu mücadele, hem Ermeniler arasında galibiyet
ümitleri uyandırır, hem de askerlerin mücadele ruhunu pekiştirir. Halifelik de,
bir süre için nispeten yumuşak ve hoşgörülü bir siyaset uygulamaya mecbur olur.
Arapların tayin ettiği yeni yönetici, Ermeni beylerine vatana dönme çağrısı
yapar ve daha önce Araplar tarafından ellerinden alınan bırakıtsal haklarını
iade eder. Buna rağmen Araplar, uğradıkları hezimetin intikamını Ermeni
beylerinden ağır bir şekilde alır. Ermeni yöneticiler, (yaklaşık 2000 kişi)
Nakhicevan’da bulunan Arap ordu komutanı tarafından, muhafız birliğinin sayımı
ve ücretlerin ödenmesi bahanesiyle çağrılır fakat topluca Nakhicevan’daki ve
Khram yerleşimindeki kiliselere kapatılarak diri-diri yakılır. Ermeni
asilzadeliği ağır bir darbe alır, fakat Ermenilerin mücadele ruhu kırılmaz.
Arapların Ermenistan’daki siyaseti
Arap egemenliği döneminde Ermenistan, Ermeniler
tarafından “Vostikan” (polis) olarak anılan halifeliğin valisi tarafından
yönetilmekteydi. Vali, hem askeri, hem siyasi yöneticiydi. Vostikan, ülkeyi itaatkâr
tutma, dış güçlerin saldırılarından koruma ve vergileri zamanında toplamakla
görevliydi. Vostikanın makamı Dvin, VII. yüzyıl sonlarından itibaren ise Partav
şehriydi. Fiili olarak vostikanın yardımcısı olan Ermeni yönetici de idari
açıdan önemli haklara sahipti ve Ermeni beylerin itaatini sağlamaya ve
vergileri toplamakta yardımcı olmaya mecburdu. VIII. yüzyıl ortalarından
itibaren Ermeni yönetici görevine sadece Bagratuni sülalesi temsilcileri
getirilmeye başlanır. Ermeni kilisesi önderi katolikos ve ordu komutanı da
Ermeni yöneticiye tabi olup, ikisi de, sadece Ermeni yöneticinin onayıyla
görevlerine tayin edilmekteydi. Arap egemenliği döneminde Ermeni yönetici ve
ordu komutanının varlığı, Ermenistan’ın belli düzeyde özerkliğini
göstermektedir. Katolikos, eskisi gibi “büyük hâkim” görevini sürdürmenin
haricinde, yabancı devletlerle de görüşmeler sürdürme hakkına sahipti.
Ülke silahlı kuvvetleri genel komutanı olan Ermeni ordusu
komutanı, Ermeni yöneticinin makamında bulunmadığı zaman kendisine vekâlet
etmekteydi. Ermeni muhafız birliği, yüksek askeri özellikleriyle göze çarpmakta
olduğundan, Araplar tarafından, yürütülen savaşlarda kullanılmaktaydı.
Arap halifeliği, egemenliğini sıkı-sıkıya elinde
tutabilmek için Ermenistan’ın Dvin, Nakhicevan, Khlat (Ahlat), Karin (Erzurum),
Manazkert (Malazgirt), Arçeş (Erciş) şehirlerinde ve kalelerinde garnizonlar
kurar. Belirtilen üslerin yakınlarında, önemli ölçüde Arap nüfusa sahip
yerleşim yerleri kurulur.
Ermenilerin, Arap devletinin vatandaşı olması, vergi vermeleriyle
ifade edilmekteydi. Vergiler başlangıç döneminde ailelere, yani büyük evler
veya sülalelere göre alınırken, 725 yılında vostikan Hert tarafından
gerçekleştirilen bir nüfus sayımı sonrasında, 15 yaşın üzerinde bulunan tüm
erkeklerden kelle vergisi alınmaya başlanır. Bu sayede vergi boyunduruğu daha
da ağırlaşır. Kelle vergisinin nakit parayla toplanması ve nakdin az olması
halkın durumunu daha da ağırlaştırır. Araplar, VIII. yüzyıl ortalarından
itibaren ölenler için de vergi talep etmeye başlar. Vergisini ödeyenlerin
boyunlarına kurşundan mühürler asarlar. Din adamları, kanun önünde vergiden
muaf olmakla birlikte, onlardan da vergi alınma, bunun haricinde, manastırlar
ve kiliseler sık-sık soygun amaçlı saldırılara maruz kalmaktaydı.
Nakit eksikliği ve vergi toplayıcıların baskıları
nedeniyle birçok kişi baba ocağını terk ederek, ulaşılması güç yerlere
sığınmakta, birçokları ise, vergi ödeme karşılığında kendilerini satmaya mecbur
olmaktaydı.
Araplar, ülkenin önemli bir bölümünü zimmetlerine geçirmiş,
bu toprakların verimli ovalarını ve bağlarını, hayvanları için otlaklara
dönüştürmüşler, Ermenileri ise, dağlık bölgelere çekilmeye zorlamışlardı.
Ermenistan’ın siyasi hayatında önemli rol oynamış olan
yönetici sülaleleri (Mamikonyanlar ve Kamsarakanlar) üzerindeki baskılar artar.
Bu sülaleler, milli kurtuluş mücadelesi esnasında son derece zayıflayarak,
siyasi arenadan çekilir. Ermeni beylerinin mülklerinin bir kısmına Araplar
sahip çıkar. Araplar, kendi idari-siyasi birimlerini oluştur ve bunları amiralık
olarak adlandırır. Amiralıklar, başlangıç aşamasında Ermeni beylikleriyle, daha
sonra ise Bagratuni krallarıyla çelişir. Arapların Ermenistan’a yerleşmesi,
Ermenilerin ülkeyi terk etmesi, özellikle de Bizans’a yerleşmesini beraberinde
getirmekteydi. Ermeni halkı, zalim Arap boyunduruğuna karşı sürekli mücadele
ederek, bu yönetimi devirip, hür ve bağımsız yaşamaya çalışmaktaydı.
http://www.findarmenia.com/arm/
Türkçeye çeviren: Diran Lokmagözyan
Akunq.net
http://akunq.net/tr/?p=22080
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.