***
Panorama.am haber portali muhabirine konuşan Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü Müdürü Hayk Demoyan “1992 yılında Hocalı yakınlarında vuku bulan trajediye ilişkin, yıldan yıla yeni detaylar ortaya çıkmaktadır” dedi. Demoyan “Hocalı sakinlerinin kitlesel öldürülmelerinden dolayı Ankara, daha doğrusu Türk özel servisleri suçlanabilir. Azerbaycan Devletbaşkanı Ayaz Mutalibov, Azerbaycan’ı Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi yapmaya çalışan ve Rusofil politika üreten bir başkan olarak, Türkiye’ye elverişli değildi. SSCB’in yıkılmasının ilk ayından beri Batı’nın ve ABD’in desteğini gören Türkiye, kendisini devlet sisteminin örnek modeli olarak tanıtmaya çalışmaktaydı. Türkiye yöneticileri, Azerbaycan Halk Cephesi şahsında, Azerbaycan’daki etkisini pekiştirmek için iyi bir dayanak bulmuştu.
Bu konuda “Hürriyet” gazetesinin 17 Mayıs 1992 tarihli
sayısı sansasyonel olarak değerlendirilebilir. Bu tarihten iki gün önce
Mutalibov tahttan indirilmişti. Sözü ettiğimiz sayıda Türkiye Dışişleri
Bakanlığı bir üst görevlisinin şu sözlerine yer verilmekteydi: “Gençlerimiz
başardı”. Aynı sayıda bu yetkilinin sözlerinin İngilizce olarak da basılmış
olması da ilginçtir: “Our boys have done it”. Bu “gençlerin” kim olduğunu
tahmin etmek zor değildir”,- diye belirtmiştir.
Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü Müdürü, bu olayın
sebeplerinin şunlardan kaynaklandığını kaydetmektedir: “Öncelikle Türk tarafı,
Ermenistan’ın bağımsızlığa kavuşmasından sonra Ermeni Soykırımının resmen kabul
edilmesini ve tazminat ödenmesini talep edebilen bağımsız Ermenistan’dan
korkmaktaydı. Bu açıdan Ermenileri kitlesel katliamlar gerçekleştirebilen bir
ulus olarak tanıtmak Türkiye’nin işine yaramaktaydı. Bu konuda Hocalı olayları,
kötü imaj olarak kullanmak iyi bir fırsat sayılmaktaydı.
Ayrıca, Rusofil Azerbaycan Cumhurbaşkanı Mutalibov da
Türkiye’nin işine yaramazdı. Azerbaycan Halk Cephesi önderi Abulfaz Elçibey ise
Türk olan her şeye karşı sempati duyduğunu saklamayarak hep Pantürkizm ruhunu
korunmuştur. Benzer kitlesel öldürmeler ise her önder için menfi bir olaydır.
Son olarak, bu senaryonun başarılı olduğunu görmekteyiz. Mutalibov’un tahtan
indirildiğinin ardından Azerbaycan Halk Cephesi iktidara geldi”.
Demoyan, ilginç bir olay daha kaydetmekte: “25 Şubat’ta
İran Dışişleri Bakanı Ali Akbar Velayti arabuluculuk misyonuyla Bakü’de
bulunmaktaydı. Velayti, Stepanakert’i de ziyaret edip, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti
yöneticileriyle müzakereler yapmak istemekteydi. 27 Şubat’ta Velayti, uçakla
Dağlık Karabağ Cumhuriyeti başkentine hareket ederken, uçağı Hocalı’ya indi.
Hocalı, tamamen Ermeni kuvvetlerinin kontrolü altında bulunurken, Şuşi savunma
komutanı Rahim Haciyev, telefonla “Hocalı için savaş devam etmektedir” diye
beyan etti. Ondan sonra Haciyev “Ermeniler tarafından Hocalı’nın işgal edilmesi
durumunda ateşkes kararının yanlış olduğunu” beyan etti. Bu açıklamada
Azerbaycan Halk Cephesi ve Türkiye özel servisleri, Velayti’nin misyonunu
başarısızlığa uğratmaya çalışmaktaydılar. İran’ın Azerbaycan üzerindeki
etkisinin artması ve Karabağ meselesinde İran’ın arabuluculuk yapması, Ankara
için kabul edilir değildi. Belirtmek gerekir ki, o dönemde Batılı bazı
liderler, Güney Kafkasya ve Merkezi Asya’nın, Türkiye’nin kontrolü altında
bulunduğunu açıkça ilan etmekteydi. Ancak, bana göre, Türkiye için en önemlisi,
bu gibi kitlesel katliamlar organize etmekle Ermenileri, insanlığa karşı suç
işlemekle suçlamaktı”.
Türkçeye çeviren Meline Anumyan
Akunq.net
http://akunq.net/tr/?p=22322
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.