Baş müzakereci Egemen Bağış’ın Ocak 2013’te İsveç’e
yaptığı geziden sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Mart ayında üç gün süren
gezisiyle birlikte gözler yine Süryani halkına çevrildi. Türkiye’nin etkili ve
yetkili ağızları Süryanilere bir yandan siz ‘’azınlık’ ’değilsiniz diyor, diğer
yandan ‘’azınlık’ ’malları ile ilgili çıkarttıkları yasa tasarısını öve öve
bitiremiyorlar... Bu ne yaman çelişki böyle !… 1915 büyük Süryani kıyımından sonra Süryaniler, 1924
Lozan antlaşmasıyla, Azınlık olarak tanımlanmasına rağmen, ’azınlık
’haklarından yararlandırılmayan tek halktır. (Süryani kardeşlerimiz sanırız artık bir karar vermek zorunda, ya bizler gibi Lozan Azınlık haklarını isteyecekler ya da bizim pozitivist, laikçi grupların yeni modaya uyarak azınlık haklarını ötekileştirme nedeni olarak görüp azınlık haklarını reddedecekler. Yalnız unutulmamalı ki, bu güne kadar azınlık olmadılar ama ötekileştirilmekten de kurtulamadılar. HYETERT)
Süryaniler azınlık olarak
görülmediği gibi, Kürtler için 1925’te çıkartılan Şark Islahat Planı’ndan,
1928’de kabul edilen Latin harflerinin kabulü ve 1934 yılında ‘’Vatandaş Türkçe
konuş ’ ’kampanyalarında en çok vurulan halk olmuştur. Cumhuriyetin kuruluşuna
değin okulları olan, kiliselerinde(medreselerinde) ‘’Süryanice eğitim
verilen ’’ Süryani kurum ve kuruluşlara
yasak getirilerek bu kez de kültürel soykırımı dediğimiz Beyaz Soykırımla zorla
tek tipleştirme süreci başlamıştır. Beyaz soykırım, günümüze değin devam
etmektedir.
Sayıları bu gün anayurdu olan Turabdin’de üç bin, Türkiye
geneli on sekiz bin kalan Süryaniler yaşadıkları baskıların yanı sıra ekonomik,
siyasi, psikolojik, sosyolojik nedenlerden ötürü ata topraklarını birer birer
terk etmişlerdir. Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaret ettiği İsveç’i neredeyse ikinci
vatanları olmuştur..9 milyon nüfusu olan İsveç’te yüz elli bin Süryani
yaşamaktadır. İsveç parlamentosu dahil belediyelerinde ve valiliklerinde
Türkiye’den çok daha fazla Süryani İsveç’te söz sahibidir. Bizde ise doksan üç
yıllık cumhuriyette ilk kez bir Süryani milletvekili (Erol Dora) meclise girebilmiştir. Sayın devlet
yetkilileri, madem bizim Anayasamızda herkes eşittir. Neden Süryanileri,
Ermenileri, Rumları parlamentoda ya da kamu kuruluşları dediğimiz Ordu’da
general v.s, Yargıda hâkim ve savcı, Emniyet teşkilatında emniyet genel müdürü,
son kırk yıldır da belediyelerde
belediye başkanı olarak göremiyoruz?. İsveç’te ‘’Türkçe ‘’ eğitim isteyen TC,
neden kendi ülkesinde Kürtlere ve azınlıklara anadilde eğitim hakkını 1924
anayasasıyla günümüze değin yasak kılmıştır?.
Parlamentoda büyük bir çoğunluğa sahip AKP Hükümeti
iktidara geldiğinden, günümüze değin sürekli barıştan, açılımdan, insan
haklarından bahsediyor. Fakat uygulamaya gelince neden bu güne değin bu ülkenin
kadim halklarına, başta en temel insan hakkı olan ana dilde eğitim hakkı olmak
üzere, eşit yurttaşlık hakkını, inanç ve düşünce özgürlüğünü hayata
geçirmiyorlar? İşine geldi mi Süryanileri azınlık olarak görüyor. İşine gelmedi
mi Anadillerini yasak ederek zorla Türkçe eğitim vereceksin. Geçtiğimiz süreçte
çıkarılan vakıf mallarıyla ilgili bir genelgeye, 1936 Beyannamesi’ni
Demokles’in kılıcı gibi gösterip işlevsiz hale getireceksin. 1942-1944 Varlık
Vergisi’yle sermayelerini elinden alıp, sermayeyi Türkleştireceksin, askerde
amele taburu olarak kullanacaksın. Sürekli bölgede Hristiyan olduğu için
ötekileştirileceksin. Milli Eğitim ders kitaplarında Ermeni ve Rum halklarının
yanı sıra Süryanileri ırkçı ve nefret söylemleri içeresinde körpecik beyinlere
kötüleyeceksin. Televizyon dizilerinde Süryani halkının kadınlarını ve
papazlarını namussuz olarak sergileteceksin. Ve hala Süryani halkından özür
dilemeyeceksin. Süryaniler, işte ancak böylesi durumlarda ‘’azınlık’’ olarak
görülürler. Fakat en temel insan hakkı olan ana dilde eğitim hakkı gibi
haklarını ise görmezlikten geleceksin. İşte ileri demokrasi, işte büyük Türkiye
!!!
TC ‘nin 1915’den bu güne değin (Ermeni, Süryani, Pontus Rum, Ezidi, Kızılbaş
Aleviler, Kürtler) kırım yaşamış halklar ve inançlardan özür dilemediği sürece
bu acılar devam edecektir.
İslami kurum ve
kuruluşlara, camilere imam vs. atayıp maaşlarını Türkiye halklarının sırtından
ödeyen TC, bu devlete vergi veren bireyler olan Süryanilerin ruhani liderlerine
neden o zaman maaş bağlamıyor?. Madem kanun önünde herkes eşittir diyorsunuz ey
yöneticiler, Süryaniler bu ülkenin yurttaşı değil mi?. Bu bir çifte
standarttır.
İsveç Parlamentosu’nun Süryani milletvekili Yılmaz
Kerimo, Cumhurbaşkanı Gül’e, Mardin'deki Mor Gabriel Manastırı'nın işgal
altında olduğunu, bazı kiliselerin ve Ayasofya’nın camiye çevrildiğini ifade
ederek, Asuri ve Süryanilerin azınlık olarak kabul edilmediklerini hiçbir
haktan faydalanamadıkları için okullarında dillerini öğretemediklerini
söyleyince Gül’ün verdiği cevap bir hayli ilginçti. ’’Geçmişte sıkıntılarınız
olduğu doğrudur, ama Mor Gabriel manastırı ibadete açıktır.1924 Lozan
Antlaşması’nda ‘’gönüllü’ olarak azınlık olmaktan vazgeçtiniz’ ’söylemini
dikkatlice inceleyelim.
Madem geçmişte sıkıntılar var, bunu da deklare
ediyorsunuz zaten, siz iktidarsınız bu sıkıntıları hemen giderecek potansiyele
sahipsiniz bu bir. Madem Süryaniler Lozan’da azınlık haklarından gönüllü
vazgeçmişler, yapılan protestolar ve eylemler gösteriyor ki şimdi gönüllü
olarak azınlık ve eşit yurttaşlık haklarından yararlanmak istiyorlar bu iki.
Üçüncüsü ise Mor Gabriel Manastırı ibadete açık diyorsunuz. Bir kapatmadığınız
kaldı zaten. Kapatın Mor Gabriel manastırını olsun bitsin bu iş. AKP’de dünün
Milli Eğitim Bakanı, bu günün Kültür Bakanı olan Ömer Çelik’te bir yandan
Süryanilere dönün çağrısı yapıyor. Sorarlar adama siz Milli Eğitim Bakanı iken
bir dizi imza kampanyaları yapıldığında neden ders kitaplarından Süryanileri
aşağılayıcı ifadeleri kaldırmadınız?.
Süryani Halkı yasal güvence olmadan ne ‘’azınlık
‘’haklarından ne de eşit yurttaşlık hakkından asla yararlanamaz. Genelgelerle
yapılan kısmi iyileştirmeler Süryani halkının sorunlarını çözmediği gibi bir
dizi sorunları da beraberinde getirecektir.
Hepimizin bildiği üzere, ülke olarak önümüzde yeni bir
Anayasa yapım süreci duruyor. Bu barış ve çözüm süreci Kürt halkıyla birlikte
başta Süryani ve bütün kadim halkları kapsayacak şekilde olmasını bekliyor ve
bütün kimliklerin ayırımsız bir şekilde yeni anayasada yer alması umudunu
taşıyorum. Kürt sorunun çözümüyle birlikte Ermeni-Süryani-Rum ve Alevilerin
sorunları çözülmediği sürece bu barış sözde barıştan öte gidemez.
ZEYNEP TOZDUMAN / zeynoege@mynet.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.