“Belirleyici olan nereye bakıldığı değil, nereden
bakıldığıdır.” Pierre Tailhard de Chardin...AGOS gazetesi genel yayın yönetmeni Rober Koptaş’a, Dün bir dostumun gönderdiği linkten katılmış olduğun
AYKIRI SORULAR adlı TV programını izleyebilme olanağıyla henüz haşır-neşir
olmaktayken bunun ardından sahibinin sesi bir yazının geleceğini de tahmin
etmiştim doğrusu... Ancak, kaleme aldığın ‘Hocalı Sorumluluğu’’ başlıklı yazın
kadar sorumsuzca yazılmış bir makaleye hayatımda hiç rastlamamıştım, inan !
Kendi hayal dünyanda tasavvur ettiğin ve yaşanmış
gerçeklerle herhangi bir ilgisi-ilişkisi olmayan olguları, sanki onlar gerçeğe
istinat ediyorlarmış gibi sunma durumuna söz kültürünün sanat sayıldığı
Fransızcada etki altına almayı hedeflediğin kesimlerdeki insanlara yönelik “Le
leurre”, yani TUZAK olarak kullanılan YEM denmekte ve zorlamacı bu yöntemin
toplum sosyal-psikolojisini doğrudan yönlendirmede kullanımını da “Leurrer”,
yani ALDATMAK, KANDIRMAK olarak adlandırmaktalar.
Öyle ki, tüm yazında, kendi öne sürdüğün çoğu uydurma
anlatımlarına kendince koyduğun NOKTA’lardan her ama her biri insanlara mahsus
doğru bilgiler sunabilme yerine, toplumu neredeyse tavuk yemiyle beslemeye
yönelik, Fransızca’da LEURRE adlandırılan bu çok basit ve sade aldatmacadan
başka da birşey yapmadığını görmek, insani açıdan çok üzücüydü işte !
Yaşadıkları toplumun vicdanı olabilmeyi beceremeyenlerin
hiç olmazsa “Varolmanın dayanılmaz hafifliğini” bir ‘Made in neo-İstanbul’
modus vivendi’si olarak algılayan Konstantiniye Dersaadet’inden sayılma
karşılığı, yüzyılın en büyük sahtekârlıklarından birinin güpegündüz ve göz göre
göre kurbanı edilmek istenen Ermeni halkının bu katmerli mağduriyetinin dahi bu
denli ucuz pazarlamalara peşkeş edilmesinden irkilmiş bulunuyorum.
Pek yakından tanıdığım bir camianın, tek bir insanı
tarafından bile kabul görmeyeceğinden emin olduğum yazında, Hocalı hakkında var
olan yadsınmaz gerçeklerin bilinçli olarak hasıraltı edilerek, bas-bas bağıran
doğrular yerine Azerbaycan’daki ırkçı-faşist diktatörlüğünün 21 yıllık
yalanlarıyla harmanlanmış, eşi görülmemiş sahtekârlığını şimdi de sana
yaptırılan “kopyala-yapıştır” metoduyla “o gece orada ne olup bittiğini yakın
zamana dek bilmeyen Türkiyeli Ermeni toplumuna sunma” gayretkeşliğine şahit
olup da insan olarak üzüntü duymamak ne yazık ki mümkün değil !
Yazın, içinde yaşadığın toplumların genel kültür düzeyi
temelinde, onlara bir mesaj iletebilmekten bile yoksun iken, yukarıdan aşağıya
kendi söylediği hikâyelere kendisini inandırmakta inat eden şımarık bir çocuğa
ait anlatılarla resmetmeye çalıştıklarının da pek çocuksu, ama hiç de masum
olmayan yalanlardan başka da bir değeri olmadığının farkında olmanı da
isterdim.
Doğruların bile bile, bilinçli olarak sunulmadığı bir
yazıyla, Ermenilere işlemedikleri bir suçun ağırlığını yüklemek ve zaten zor
günler geçiren İstanbul Ermeni toplumunu duyulmadık-görülmedik bir suçluluk
duygusuyla zan altında bırakmaya sebep olmanı kesinlikle anlayabilmiş değilsem
de, neden kısacık bir yazıda ‘gına getiren’ temelsiz yalanları birkaç kez
tekrarlayıp, kaynak olarak sunduğun Thomas de Waal adlı kişinin, Hocalı
olaylarının vuku bulduğu zaman bölgede belgesel film çekimleri gerçekleştirmiş
olan Praglı Çek rejisör bayan Dana Mazalova’nın
http://www.facebook.com/l/QAQEHLy5EAQGRcDuqXsIm6DLXz1S4tFtpDtKD_EAbAiulCw/www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=jzFRC2sB1R8
hiç ama hiç bir sorusuna cevap veremeyen bir aciziyet
sergileyerek, Ermenistan’da bulunduğu dönem onunla gazeteciler önünde
yüzleşip-tartışmaktan kaçındığını söyleyebilme dürüstlüğünde bulunmaktan
kaçınışın, bence Ermeni toplumu tarafından ciddi olarak sorgulanmalı ve
böylesine pervasızca sergilediğin anlaşılmaz tavrının perde arkasında yatan
asıl nedenlerinin toplumumuz tarafından açık ve net olarak anlaşılması için
gereken her adım mutlaka atılmalıdır diye düşünüyorum.
Gazetecilik etiğiyle hiç uyuşmayan bir davranışla, Hocalı
olayında gerçeklerin bilinmesi açısından neredeyse “Bulunmaz Hint Kumaşı”
değerinde olağanüstü büyük kaynak teşkil eden değerli Azerbaycanlı aydın Ramiz
Fataliyev’in merkezi Prag’da bulunan Azadlık-Liberty radio istasyonuna verdiği
söyleşiyi
http://www.facebook.com/l/YAQFjrHpRAQENZwn6hhEHebxZt4Y04ZF0zplyRIkiaOI4NQ/www.xocali.net/AZ/azadlig.html
Hocalı ile ilgili doğruları dile getirdiği için 1992
haziranında hunharca katledilen kıymetli gazeteci Cengiz Mustafayev’in
http://www.facebook.com/l/_AQEY48YpAQGpBpRDTIHuLQ0Lj1GEDH0WVSSUPmx7ui2fvA/www.xocali.net/RU/ChingizMustafaev.html
şahane yazısıyla yaptığı belgesel filmi, yine doğruları
söylediği için o zamandan beri hapiste bulunan bir diğer gazeteci Eynullah
Fatullayev’in
http://www.facebook.com/l/bAQFQRhkqAQGIszMjMEfU24QOW_250xG83LHh84PnYA-_QA/www.xocali.net/images/Xocali-ATC.pdf?url=http%253A%252F%252Faz-ar.narod.ru%252F1%252FEynulla-Fatullayev-interview-ATC.AZ.pdf
yayınladığı
günlüğüyle, Bakü’de meslektaşı gazetecilere söyleşisini ve yine bir başka
gazeteci sayın Tatiana Chaladze’nin
http://www.facebook.com/l/3AQHmsZKzAQGza1sRFPqQeICXEVJonbtFmG-tNCVrWPY43g/www.xocali.net/RU/TChal.html
“Azerbaycan’a
hizmet ettim” başlıklı kitabı ile, dönemin Azerbaycan cumhurbaşkanı sayın Ayaz
Mutalibov’un
http://www.facebook.com/l/7AQEQtPwyAQGAX-sBNSjHx92-UwIq4omxMaYW-ArcrCYhJg/www.xocali.net/EN/ayaz-mutalibov.html
meseleyle ilgili
şahadetleriyle, o zaman Azerbaycan Ordusu’nda görevli subay Aşın
Zeynalov’un
http://www.facebook.com/l/aAQHaVhsgAQGPvf0-ceDxK_MtAYTewj-yCHC5-bD5lguhqw/www.xocali.net/RU/ashinzeynalov.html
gazetecilerle söyleşisini ve buna benzer daha istemediğin
kadar kaynağı okuyucularla namuslu olarak paylaşıp, toplumda yalanların
tekrarını sağlamak yerine doğruların bilinmesine hizmet etmek istersen eğer “o
gece orada ne olup bittiğini yakın zamana dek bilmeyen Türkiyeli Ermeni
toplumu” da gerçekleri fazlasıyla detaylı olarak öğrenir, emin ol !...
Tüm bunlara ek olarak, aynı Türkiyeli Ermeni toplumundan
olduğu halde yaşamının tam dört buçuk yılını Dağlık Karabağ’da gönüllü asker
olarak yaşamam sayesinde şahidi olduğum HOCALI ile ilgili olayları yazmış
olduğum
http://www.facebook.com/l/aAQHaVhsgAQH3ktRG8HuUetwv7ymYe5bzvIwfE5WuQK_l-g/www.gelawej.net/index.php/sarkis-hatspanian/3608-26-27-ubat-1992-lhocali-katlamir-yalaninin-anatoms-.html
çok detaylı bilgiler barındıran bir makalemle, Karabağ
Her İnsan İçin Bir Vicdan Aynasıdır
http://www.facebook.com/l/mAQErdiJ6AQEeq94e5dYHDpaU4DxcKkTQ8RoNvCA67-aFdQ/www.hayastaninfo.net/sarkis-hatspanian/2793-karabag.html?showall=1
yazımı AGOS
okurlarına ulaştırmaktan herhangi bir çekincen yoksa eğer, bununla her şeyin
herkes tarafından kolayca anlaşılmasına katkıda bulunacağını göstermiş
olacağını da sağlayacağın açıkça bilinmelidir. Öyle ki HOCALI ile ilgili top
şimdi sende artık, oyna da gazetecilik etiğinin İstanbul’larda nasıl bir şey
olduğunu hep beraber görelim ve takdir edelim bakalım !
Bundan sadece günler önce epeyi genç gazeteciyle birlikte
Ermenistan’daydın, burada geçirdiğin günlerde, yaptığın görüşmelerde, yan yana
bulunduğun insanların potansiyel Hocalı soykırımcıları olduğunu içinden
geçirmiş olduğun halde, onlardan hiç birine samimiyetle içini dökerek,
gerçekleri öğrenme amaçlı sorgu-sual etmeyi denemeyişin bile benim için ne
kadar anlaşılmaz ise, Yerevan’dan İstanbul’a dönüşün sonrası bilinçli olarak
işlediğine inandığım bu hatalı davranışının var olması da bir o kadar
anlaşılmazdır.
Manevi hiçbir hakkın olmadığı halde, sırf böylesine bir duruş
sergilemek adına (!) halkını zan altında bırakan sözlerinin ne kadar çok
insanımızı haksız yere yaralayarak, rencide edeceğini düşünüyorum da yaşamak
zorunda kalacağın ağır ruh halini göz önüne getirerek durumun hakkında
kaygılandığımdan da... İÇİNDEKİ KARA DELİK’i kapatmayı denemen hayrına
olacaktır diye düşünüyorum.
Önümüzdeki dönemde vicdanınla yapmak zorunda kalacağın
muhasebende pek yalnız kalacağın pek aşikâr olsa da, şahsi tecrübem gereği
insanın kendi vicdanıyla muhasebesinin en güzel örneklerini yaşamamı sağlayan
Karabağ özgürlük mücadelesine olan tüm şükranlık duyguları ve samimiyetimle,
HOCALI’DA İNSANİ ONUR ve SORUMLULUĞA sahip olduğunu, dosta da, düşmana da, bir
değil bin kez göstermiş olan halkını daha yakından tanıman için çok daha fazla çaba
sarfetmeni diliyorum.
Saygılarımla,
Sarkis HATSPANIAN
01.mart.2013
Yerevan – Doğu Ermenistan
------------------------
Armenak Taçyıldız notification+oj_o24cc@facebookmail.com
3 yorum:
Ellerine saglik, sevgili Sarkis!
Robert'in bu cikisi, bana Hrant Dink'in bazi ciksilarini hatirlatti. Hrant Dink, Ermeni Soykirim'inin yabanci parlamentolar tarafindan taninmasina karsi cikiyordu.Gittigi her yerde, yutici ve yurtdisi, konustugu her panel'de, her parlamento'da Ermeni Soykirimi hakkinda sunlari söylerde: "Ermeni meselesine karismayin, birakin ermeniler ve turkler kendi aralarinda cözer.Eger soykiim inkar yasasi Fransa parlamentosundan gecerse, ben Fransa'ye gider ve o yasayi ihlal ederim" diyordu.Bir de surekli Diaspora'ya catardi.Sanki Diaspora uzaydan gelen insanlardi! O'nun katledilmesi her ermeni icin cok uzucu olmus.Ama acikcasi, öldurulmesinden bir yil öncesine kadarki tutumu, ermeni davasina cok buyuk zararlar vermistir.Simdi Robert Koptas, Hocali konusunda bir iki referans gösteriyor ve nerdeyse "soykirim" diyecek kadar, sacmalamis!Örnegin yanilmiyorsam, Etyen bu konuda cok daha farkli dusunuyor. Bakin Etyen, Zaman Gazete'sindeki kösesinde gecen yil bu konuda nasil yazmis:http://www.zaman.com.tr/etyen-mahcupyan/hocali-katliami_1250937.html
Acikcasi, Robert'ten böyle bir cikis yapmasini beklemiyordum. Bu sekilde konusmak, kendi halkina zarar vermekten baska bir sey degildir. Artik, ermeni karsitlari her zaman BAY Robert'i referans olarak gösterirler ! Yaziklar olsun!
Vallahi arkadaş doğru söyleyeni yedi köyden kovarlar. Şimdi Türkiye Ermenileri bir yana diaspora bile seni suçlayacaktır.İnsanların yanlışlarını yüzlerine vurmak,idollerine laf etmek kolay değil.Kolay gelsin:)
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.