Mari Hovhannisyan’ın “Geçmiş ve geleceğin çatışmas,
Ermeni Soykırımı’nın toplumsal hafızası ve Türk inkârcılığı” (Collision of Past
and Present The Collective Memory of the Armenian Genocide and the Turkish
Denial) araştırması, İngilizce olarak 2012 yılında Almanya’nın Saarbrücken
şehrinde yayınlanmıştır. Ermeni Soykırımı’yla ilgili Ermeni ve yabancı
yazarların araştırmaları farklı ve çeşitlidir. Yeni nesil Ermeni araştırmacılar
da Ermeni Soykırımı’nı araştırma konusundaki önemli çalışmaya katkılarını
sunmaktadır.
Mari Hovhannisyan’ın “Geçmiş ve geleceğin çatışması.
Ermeni Soykırımı’nın toplumsal hafızası ve Türk inkârcılığı” araştırması,
soykırım biliminin günümüzdeki temel sorunları ve bunların araştırılması
açısından, Türkiye tarafından sürdürülen Ermeni Soykırımı’nın inkârına yönelik
devlet politikasına atılan bir eldiven niteliğindedir.
Mari Hovhannisyan, çağdaş bir araştırmacı olarak, değerli
incelemesiyle Ermeni soykırım bilimine önemli bir katkı sunmaktadır. Yazar,
Ermeni Soykırımı’nın toplumsal hafızası ve Türk inkârcılığıyla ilgili sorunları
yeni bir yaklaşımla değerlendirip, yeni bulgulama imkânları ortaya koymaktadır.
Araştırma, bilimsel açıdan ciddi değere ve çağdaş öneme haizdir.
M. Hovhannisyan’ın “Geçmiş ve geleceğin çatışması, Ermeni
Soykırımı’nın toplumsal hafızası ve Türk inkârcılığı” araştırması, farklı
tarihi kaynaklar, farklı dillerde yayınlanmış eserlerin eleştirel irdelenmesi,
basın taraması ve irdelenmesi ile mülakatlar üzerine kurulmuştur. Araştırmanın
tabanını V. Dadıryan, R. Hovhannisyan, H. Marutyan, İ, Çarni, T. Akçam ve daha
farklı tanınmış bilim adamlarının araştırmaları oluşturmaktadır.
Özellikle röportajlar, yazarın çalışmasına yeni bir nefes
sunmaktadır. M. Hovhannisyan, sorularının cevabını bulmak amacıyla, araştırmanın
bir kısmını İstanbul’da gerçekleştirmiş, inkârcılığın sebeplerini
betimleyebilmek ve ülke içinde süregelen faaliyetlerin görgü şahidi olabilmek
amacıyla Türk ve Ermeni bilim adamlarıyla röportajlar yapmıştır. Akabinde
çalışmasına Ermenistan’da devam etmiş, Ermenistan Cumhuriyeti Bilimler Milli
Akademisi Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü’nün bilimsel arşivlerinde var olan
belgeleri araştırmış, Ermeni aydınlarla röportajlar gerçekleştirmiştir.
Yazarın çalışması, kendi içlerinde alt başlıklara ayrılan
üç başlıktan, önsözden, sonuç bölümünden, kaynakça ve ek bölümlerinden
oluşmaktadır.
Araştırmanın başlıkları, özgün yaklaşımlarıyla dikkat
çekmektedir. Birinci kısım “Ermeni Soykırımı, betimlemesi, tarihi bakış ve
ideolojisi” başlığını taşımakta olup, Soykırım teriminin betimlemesine,
Ermenilere yönelik gerçekleştirilmiş olan Soykırım’ın anlatımına ayrılmıştır.
Mari Hovhannisyan, temel sorunu daha kapsamlı ve bütüncül
duruma getirebilmek amacıyla, var olan değerli kaynaklara ek olarak, Ermeni
Soykırımı’nın toplumsal hafızasını araştırıp sunmuş ve çalışmasının neticesini
araştırmanın ikinci başlığında (“Toplumsal hafıza”) toplamıştır. Yazarın,
konuyla ilgili olarak ortaya atmış olduğu sorular ilgi çekicidir. “… Geçmişin
galibiyetlerini görüyor muyuz, geçmişteki kahramanları milletimizden dışlıyor
muyuz? Cevap birdir, hayır! Bu durumda geçmişin suçlarını nasıl görmezden
gelebiliriz? Ermeniler, Soykırım trajedisini hafızalarından nasıl silebilirler
ve Türkler cumhuriyet Türkiye’sinde yaşayıp, XX. yüzyıl başındaki olaylarla
ilgileri olmadığını nasıl açıklarlar? Yeni rejimin kurulmasıyla, yeni bir
millet mi şekillenmiş oluyor? Tabii ki hayır! Her halk, zamanın değişimlerine
tabi olarak milli karakter ve kimlik değişimlerine maruz kalmaktadır, lakin
bugün, geçmişin bir devamıdır”[1].
Yazar, her bir düşüncesinin değerini ve bunun okur
üzerindeki etkisinin çok iyi bilincindedir. İnançlı bir şekilde geçmişi
hatırlamaya telkin etmekte ve bunun önemini gerekçelendirmektedir. M.
Hovhannisyan, adaleti yeniden tesis etmek, ruh sarsıntısı sonuçlarından onmak
ve uyuma varmak için geçmişin hafızasının belirleyici olduğunu vurgulayarak,
okura iyimserlik telkin etmektedir[2].
Var olan literatür ve söyleşilerin analizi, yazarı,
farklı cemaatlerde yaşayan Ermenilerin, görgü şahidi oldukları olaylar ve
bulundukları ortama bağlı olarak, Soykırımı farklı şekillerde kavradığı
sonucuna ulaştırmıştır. M. Hovhannisyan, cemaatler birbirlerinden ayrı olarak
Soykırım hafızasını ayakta tutulduğu, aralarındaki ilişkilerin ise diyalog
vasıtasıyla daha sağlamlaştığına ikna olmuştur. Yazarın, Soykırım hafızasının,
suskunluk dönemlerinde dahi canlı kalmış olduğu konusunda şüphesi
bulunmamaktadır.
M. Hovhannisyan, diaspora Ermenilerine değinerek
“…Yabancı ülkede yaşayan Ermeniler, misafir olduğu ülkenin dilini bilip,
ülkenin adetlerini benimseyerek, kendilerini birleştiren bu hafızalarını
taşımışlardır”[3],- diye belirtmektedir.
Yazar, Soykırım’ın Ermeniler tarafından farklı şekilde
hatırlanmasına rağmen hafızanın, Ermenilerin fikrinde ve yüreğinde yaşamaya
devam ettiğine emindir. M. Hovhannisyan’ın aşağıda belirtilen iddiası hayli
kararlıdır, “… Türkiye tarafından Soykırım’ın inkârı var olduğu sürece hafıza,
Ermenilere delici bir acı vermeye devam edecektir… Bir buçuk milyon Ermeni’nin
şahadetinin suçu hâlâ inkâr edilmektedir, tarihi haksızlık hâlâ cevapsız
kalmıştır. Kayıp vatanın acısı hâlâ canlıdır”[4].
Karabağ hareketi süresinde Azerbaycan’ın Sumgait şehrinde
Ermenilere karşı gerçekleştirilen gaddarlıkları belirtip, irdeleyen yazar, tüm
bunların Ermeniler arasında, Batı Ermenistan’daki çileleriyle ilgili hatıralar
uyandırmış olduğunu kanıtlamaktadır. M. Hovhannisyan, bu araştırmayı yaparken,
başından itibaren, geçmişi hatırlama konusunda bu iki trajedi arasında sıkı bir
ilişki olduğuna dair kanaate sahip olmuştur.
M. Hovhannisyan, “Ermeni Soykırımı konusunda Türk
inkârcılığının temel görüşlerine bir bakış” başlığını taşıyan son bölümü, Türk
gerçekliğinde on yıllarca var olan inkâr çeşitlerinin analizine ayırmıştır.
Yazar, Ermeni Soykırımı’nı sürekli Türk inkârcılığı
açısından araştırırken, Stanley Cohen tarafından önerilen, literal-başlangıç,
interpretiv-ilgili ve implicatory-sonuç çıkaran olarak, inkârcılığın üç temel
kategorisi olduğu konusundaki teorisini takip etmiştir.
M. Hovhannisyan, araştırmasının bu bölümünde,
inkârcılığın şekillerinin çok yönlü incelenmesinin, geçiş adaletinin temel
konseptlerinden biri olup, geçmişte gerçekleşmiş olanı belgelemenin haricinde,
benzer cürümlerin tekrarlanmasını önlemeye yönelik olduğunu kanıtlamaktadır.
Yazar, inkârın geçmişten kaçış olup, geçmiş hataların kabullenilmesi
yaklaşımın, sorumluluğun takip etmesi gerektiği ve kurbanlar ile onların
nesillerine yönelik işlenmiş olan adaletsizliğin gerektiği gibi tanzim edilmesi
konusunda emindir[5].
M. Hovhannisyan tarafından İstanbul’da yapılan
söyleşilerden, günümüz Türk toplumu tarafından inkâr siyasetinin benimsenmiş
olduğunu görmekteyiz. Araştırmacının, özellikle “Türkiye’ye yaptığım ziyaret,
Ermeni Soykırımı kurbanlarının anma günü olan 24 Nisana denk geldi. Modern
Türkiye tarihinde ilk defa olarak (2010 yılında-Akunq web sayfası yöneticileri),
bir grup Türk ve Kürt aydın tarafından, 1915 kurbanları hatırasını anma
niyetiyle bir gösteri düzenlenmişti. İlk bakışta, Türkiye gerçekten de kendi
tarihini kabul etme ve geçmişi irdeleme yolunda bulunuyor gibi gözüküyordu,
fakat Ermeni Soykırımı’nı anan insanların sayısını göz önünde bulundurup,
şehrin (İstanbul) nüfusuyla karşılaştırdığımızda, meydanın diğer tarafında da
milliyetçilerin, pankartlar ve propaganda amaçlı el ilanlarıyla toplanmış
olup, “hainler” diye bağırdıklarını
hesaba kattığımızda, inkâr karşıtı Türk çabalarının o denli ümit vadeden
olmadığını görmekteyiz. “Ermenilerin acısını paylaşan” göstericilerin sayısı o
denli büyük değildi. Yaklaşık 2000 kişiydiler ve yarısı İstanbul’da yaşayan
Ermenilerden oluşmaktaydı. Hâlbuki şehrin nüfusu, son verilere istinaden, 13
milyon dolaylarındaydı (Türkiye istatistik enstitüsü)”[6],- kaydı ilginçtir.
M. Hovhannisyan, Türk resmi söylemlerini, bilim adamları
ve basit insanların açıklamalarıyla karşılaştırıp, bu verileri, Stanley
Cohen’in önermiş olduğu teori çerçevesinde inceleyerek, Türk inkârcılığının
büyük çaplarda gerçekleştiği ve Soykırım inkârı propagandasının her yerde
yaygın olup, mümkün ve gayrimümkün tüm metotlarla ilerletildiği sonucuna
varmaktadır.
Yazar, “Geçmişin inkârı, kurbanları aşağılamakla
kalmayıp, aynı veya başka bir halka yönelik yeni katliamlar veya soykırımlar
gerçekleştirme konusunda suçlulara imkân sunmaktadır… Türk inkârcılığının temel
öğelerinin araştırılması, öncelikle benzer cürümlerin tekrarlanmasını önlemeye
yöneliktir. Soykırım inkârcılığının araştırılması, belli oranda adaletin
yeniden tesis edilmesi ve geçmişle ilgili soruları cevaplandırmak anlamına
gelmektedir”[7].
Mari Hovhannisyan’ın araştırmasından, bilgili ve kararlı
bir genç araştırmacıya layık cesaretle donatılmış bir yazarla karşı karşıya
olduğumuz anlaşılmaktadır.
M. Hovhannisyan, özgün lisaniyatıyla göze çarpan ciddi
bir çalışma gerçekleştirmiştir. Yazarın “Geçmiş ve geleceğin çatışması. Ermeni
Soykırımı’nın toplumsal hafızası ve Türk inkârcılığı” çalışması, Ermeni
Soykırımı tarihinin araştırılması alanında büyük bir katkı ve Ermeni Soykırımı
olgusunun tanınıp, kınanması yolunda önemli bir adımdır.
Yazar hakkında
Mari Hovhannisyan, 22 Mart 1985 tarihinde Yerevan’da
doğar. İlköğrenimini 150 No’lu Nansen okulunda görür. 2006 yılında Yerevan
Devlet Üniversitesi’nin Gazetecilik Fakültesi’nden mezun olur ve 2009-2010
yıllarında Budapeşte Merkezi Avrupa Üniversitesi’nin (CEU) Siyaset
Fakültesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamlar.
2010-2012 yıllarında Ermenistan Cumhuriyeti Bilimler
Milli Akademisi Ermeni Soykırımı Müze-Enstitüsü’nde çalışır. M. Hovhannisyan,
bilimsel makaleler ve yayınlara sahiptir. Bilimsel ilgi alanı soykırım bilimi,
çatışma bilimi ile kriz sonrası ve geçiş döneminde bulunan toplumların
demokrasi tesisi sorunlarını kapsamaktadır.
Türkçeye çeviren Diran Lokmagözyan
Akunq.net
[1] Hovhannisyan M., Collision of Past and Present: The
Collective Memory of the Armenian Genocide and the Turkish Denial, Saarbrücken,
2012, p. 16.
[2] A.g.e., s.17.
[3] A.g.e., s.20.
[4] A.g.e., s.27.
[5] A.g.e., s.29.
[6] A.g.e., s.36.
[7] A.g.e., s.48.
http://akunq.net/tr/?p=22165

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.