Kortay’ın “Hep Vardı Tiyatro” başlıklı bildirisinini tam metni şöyle:
HEP VARDI TİYATRO…
Bilim, ilim, teknolojinin hızla ilerlediği yaşamımızda,
gelişimini tamamlamış çağdaş, modern ülkelerde kültür ve sanat da aynı
paralelde değişmekte… Ülkemizde, bereketli Anadolu toprakları üzerinde antik
çağlardan beri hüküm sürmüştür tiyatro… Kazıldığında neredeyse her
metrekaresine bir antik amfi tiyatro düşecek kadar zengin, başlıbaşına bir
kültür hazinesi Türkiye… Osmanlı İmpartorluğu döneminde de tiyatro geleneği
ortaoyunu, meddahı, Karagözü-Hacivatı ile çok dilli, çok kültürlü dokusunu
korumuş, saraydan halka, halktan saraya bir köprü olmuştur. Cumhuriyetimizin
kuruluşundan sonra bir Rönesans yaşandı adeta Türkiyemizde… Cumhuriyet
kurumları ve kazanımları içinde, diğer sanat dalları ile birlikte, gerekli ve
önemli yerini aldı tiyatro…
Lâik, demokratik cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder
Atatürkümüzün vurguladığı gibi: “Sanatsız kalmış bir milletin, hayat
damarlarından biri kopmuş demektir.” Çünkü sanat, ülkenin çatısına destek veren
temel dayanaklardan biridir.
Özgürlükçüdür, özgürlüktür tiyatro… Işıktır… Aydınlanmadır.
Uygar insan düşünen, yorumlayan, araştıran, eleştiren, özgün insan olmalıdır.
Ufkumuzu genişletmek, beynimizi ve ruhumuzu zenginleştirmek için tiyatro
yaşamda vazgeçilmezlerden, olmazsa olmazlardandır.
Birey çağına tanıklık eder tiyatro aracılığıyla; sorar,
sorgular. Güçlüdür tiyatro sanatı; çünkü anlatacak sözü vardır hep… Dinamiktir,
enerjiktir tiyatro, en yalın eğitim aracıdır. Dil birliği bir ülkenin temel yapı
taşlarındandır…. Her ülkede dilin en güzel kullanıldığı yer tiyatro sahnesidir
kuşkusuz. Günümüzde aşırı derecede yozlaşan Türk dili kullanımının doğru
çizgide gelişmesinde çok önemli bir rol üstlenir tiyatro.
Hoşgörü yoksunluğunun alabildiğine egemen olduğu ülkemizde
olayların, sorunların şiddetle değil; anlatarak, anlaşarak çözülebileceğini
vurgular tiyatro. Aydın insan şiddete başvurmayan insandır. Barışçıl bir dünya
düşler tiyatro… Şiddetten uzak.. Bölücü değil; bütünleştiricidir, yıkıcı değil,
yapıcıdır tiyatro.. Eleştirir, inceler, yanlışı, kötüyü haykırır yüzümüze..
Toplumun gelişmesine, değişmesine öncülük eder..
Ancak günümüzde ne yazık ki durum farklı. Nicel olarak zaten
yetersiz kalan tiyatro salonları yıkılıyor, yok oluyor. Sanatın beşiği bu
şehr-i İstanbul’da tam nitelikli tiyatro salonu sayısı her geçen gün azalmakta.
Ödenekli tiyatrolar bile salonsuzluk sorunuyla karşı karşıya…
Tüm engellemelere ve zorluklara karşın, İstanbul gibi pek
çok kültürün aynı potada eridiği böyle muhteşem bir kentte, bugün irili ufaklı
mekanlarda üç yüze yakın oyun sergilenmekte… Pırıl pırıl, yetenekli gençler,
mesleklerini sürdürebilmek adına, buldukları her delikte, dehlizde, kovukta,
apartman katında, odasında, bodrumunda vurucu, etkileyici oyunlar sahnelemekte…
Ne var ki bu alternatif mekanların çoğu da yıkılarak otel, alışveriş merkezi
olma yolunda. İstanbul’daki karamsar tabloya karşın, neyse ki Anadolu’nun
çeşitli kentlerinde giderek tiyatrolar yeşermekte.
Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde ekonomiden öte en önemli
asal kriter kültür, sanat ve elbette tiyatrodur. Nüfusu iki milyonun altındaki
AB ülkelerinde, kasabalarda bile opera, tiyatro varken bizde neden olmasın? Bu
bağlamda, gelin her ile, her kasabaya bir tiyatro hayalini hedef belirleyelim.
Bu hayal, yalnızca daha iyi eğitimle gerçekleşebilir.
Tiyatro aşktır, sevdadır, tutkudur, yaşam biçimidir. Haydi
bizler de harekete geçelim, her ile, her kasabaya; tüm Anadolu’ya tiyatro
tohumları serpelim… Gelin tiyatroya, bizimle birlikte yaşayın, YAŞATALIM…
Hep vardı TİYATRO… Hep var olacak TİYATRO….
http://haber.sat7turk.com/tiyatro-ozgurlukcudur-ozgurluktur/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.