
İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal
özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren
öğreti” olarak ifade ediliyor ırk ayrımı... Birleşmiş Milletler 1966 yılında 21
Mart gününü “Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Günü“ ilan etti... Irkçılık,
milliyetçilik ve soykırım kelimelerinin sözlük anlamları birbirinden bağımsız
olsa da milliyetçiliğin aşırısının sonu her zaman ırkçılığa ve soykırıma
uzanıyor... Türkiye’de de etnik kimliklere baskı uygulanmaktadır. Aşırı
milliyetçilikten kaynaklanan bu baskıların hatırı sayılır bir geçmişi vardır.
Ermenilere, Kürtlere, Lazlara yönelik baskılarla asimilasyon politikası el ele
yürümüş ve bundan da Türkiye’deki bütün etnik gruplar nasibini almıştır.
***
İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal
özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren
öğreti” olarak ifade ediliyor ırk ayrımı. 21 Mart 1960 tarihinde Güney
Afrika’da ayrımcı rejimin polisi barışçıl bir şekilde,“eşit haklar ve
ırkçılıkla mücadele” talep eden insanlara ateş açtı. Bu kanlı olayı ve onun
ardındaki insanlık dışı dünya görüşünü kınamak ve gündemde tutmak için Birleşmiş
Milletler 1966 yılında 21 Mart gününü “Uluslararası Irkçılıkla Mücadele Günü“
ilan etti.
Yaşadığımız dünya, tüm canlılara ev sahipliği yapmasının
yanında, birçok ırkın gelip geçtiği bir coğrafyadır. Bu nedenle bir insanı
rengi, teni, dili, inançları ve kültürel farklılıkları yüzünden dışlamak,
aşağılamak, yok saymak, bundan dolayı baskı yapmak, kimi durumlarda öldürmek ve
bunu soykırıma kadar vardırmak bir insanlık suçudur.
Irkçılık, milliyetçilik ve soykırım kelimelerinin sözlük
anlamları birbirinden bağımsız olsa da milliyetçiliğin aşırısının sonu her
zaman ırkçılığa ve soykırıma uzanıyor.
Her zaman siyasal bakımdan başat grubun ekonomik
ayrıcalıklarını ve üstün toplumsal konumunu korumanın aracı olan ırk ayrımı,
yakın geçmişte daha çok beyazların başka gruplar üzerindeki üstünlüğünü renk
temeline dayalı hukuksal ve toplumsal düzenlemeler yoluyla sürdürmesiyle
ilişkilendirilmiştir. Beyaz azınlık lehine güdülen ırk ayrımı günümüzde Güney
Afrika Cumhuriyeti’nin resmi devlet politikasıdır. Ama tarih boyunca Asya’da
Moğollar, Afrika’da Bantunlar, Amerika’da Aztekler gibi halklar de
egemenlikleri altına aldıkları halklar üzerinde ayrımcı politikalar
izlemişlerdir. Hawaii ve Brezilya gibi, ırkların büyük ölçüde kaynaştığı yerler
dışında dünya da çok ırklı toplulukların yaşadığı hemen her yerde yasal
düzenlemelerle ırk ayrımı görülmüştür. Dünyada yakın tarihte görülen yasal ırk
ayrımcılığının en çok tartışılan örneklerinden biri, ABD’nin güney
eyaletlerinde önceki köleci düzenlemelerin uzantısı olarak 19. Yüzyıl
sonlarından 1950’lerin sonuna değin Siyahlara karşı izlenen ayrımcı
uygulamalardır. (1)
Türkiye’de de etnik kimliklere baskı uygulanmaktadır.
Aşırı milliyetçilikten kaynaklanan bu baskıların hatırı sayılır bir geçmişi
vardır. Ermenilere, Kürtlere, Lazlara yönelik baskılarla asimilasyon politikası
el ele yürümüş ve bundan da Türkiye’deki bütün etnik gruplar nasibini almıştır.
Etnik kimlikleri yok saymayı, onları kendi kültürlerinden
koparmayı, dillerini ve dinlerini unutturmayı, ait olmadıkları bir kalıba
sokmayı, renklerinden ve farklılıklarından dolayı insanları aşağılamayı, onları
yok etmeyi amaç edinmeyi bir insanlık suçu kabul ediyoruz ve ortak yaşam
alanımızda “birlikte” yaşamak istiyoruz.
Hiçbir ırk, bir diğerinden üstün değildir. Farklılıklarımız
renklerimizdir. Etnik farklılıklarımız bizlere atalarımızdan mirastır.
Kültürsüz ve kimliksiz insanlık olamayacağı için bu kültür hazinelerini
korumamız gerek.
Geçmişte ve şimdi uygulanan ayrımcı ve ırkçı politikalar
yüzünden hayatını kaybeden tüm insanları saygıyla anıyoruz.
http://www.dezavantaj.org/index.php/oeneml-guenler/7714
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.