***
Türkiye-Ermenistan arasında (Van-Erivan-Van) uçak
seferlerinin 3 Nisan’da açılacağı konusunda son bir kaç haftadır bölge basında
haberler yayımlanmaktadır.
Bu hava yolunun açılması yönünde Türkiye Tur Operatörleri
Birliği yöneticilerinden Cengiz Keleci’nin özel çabasının olduğu
vurgulanmaktadır. Uçuşlar haftada iki kere BoraJet havayolu şirketinin ATR
72-500 tipi uçaklarıyla yapılacaktır. Bilet fiyatı 250 Dolar olarak tespit
edilmiştir. 12. Kafkasya Turizm Fuarına katılmak üzere Erivan’da bulunan Keleci
yaptığı açıklamada bunun sadece başlangıç olduğunu ve ileride gelecek vadeden
yeni Türk-Ermeni projelerin uygulanacağını bildirmiştir. Ermenistan Sanayiciler
ve Girişimciler Birliği Başkanı Arsen Kazaryan da bunun ‘Ermenistan-Türkiye
ilişkilerinin düzeltilmesine yardım’ USAID programı desteği ile hayata
geçirilen proje olduğunu kaydetmiştir. Bu uçak seferinden başka Erivan-İstanbul
seferi de yapılmaktadır. Ayrıca yaz mevsiminde Erivan-Antalya seferleri de
vardır.
Ermenistan elbette bu gelişmeden memnundur. Ermeni
basınında çıkan haberlerde diaspora Ermenilerinin genelde İstanbul üzerinden
Doğu Anadolu’ya-ata topraklarına geldikleri amma bundan sonra Erivan üzerinden
gelmelerine olanak sağlandığını, bunun da dolayısıyla Ermenistan ekonomisine
katkı sağlayacağı bildirilmektedir. Bu ise Türk Havayollarının ekonomik kaybı
demektir.
Türkiye neden Ermenistan ile ilişkilerini tek taraflı
geliştirmek istemektedir? 2009’da imzalanan protokoller Türkiye ve Ermenistan
Meclisinde onaylanmadı. Ermenistan Protokolleri Anayasa Mahkemesine taşıdı,
protokollerin onaylanması için üç şart ileri sürdü. Bu da bağımsız iki devlet
arasında imzalanan uluslararası hukuk belgesinin içeriği ile terstir. Önümüzde
2015 yılı-sözde Ermeni soykırımının 100. yılı vardır.
Türkiye, Ermenistan ve Ermeni diasporasının 100. yıl
propaganda çalışmalarını önlemek için Ermenistan ile ilişkilerini geliştirmeye
çalışmaktadır. Bir bakıma buna hakkı vardır elbette. Ama bu ilişkileri neyin
pahasına geliştirmeye çalıştığını incelediğimizde karşılıksız tavizler verdiği
anlaşılmaktadır. Ermenistan’ın Türkiye politikasını kısaca aşağıdaki gibi
özetlemek mümkündür:
-Ermenistan son 20 yılda Türkiye’ye karşı dostça politika
izlememiştir;
-Sözde Ermeni soykırımının uluslararası alanda
tanıtılması konusunda (11. Madde: ‘Ermenistan Cumhuriyeti 1915 yılında Osmanlı
Türkiyesi ve Batı Ermenistan’da düzenlenen Ermeni soykırımının uluslararası
alanda tanınmasına çalışmaktadır’) diaspora kuruluşları ile ortak hareket etmiş
ve onları desteklemiştir;
-Kars ve Moskova Antlaşmalarını tanımadığını bildirerek
Türkiye’nin sınırlarını da tanımamaktadır;
-Türkiye’nin doğu bölgesini Bağımsızlık Bildirgesi ve
Anayasa’da resmen Batı Ermenistan olarak telakki etmektedir;
-Ermenistan Türkiye’den toprak talep etmektedir (Devlet
Başkanı Serj Sarkisyan ‘Karabağ’ı biz aldık, Doğu Ermenistan’daki
topraklarımızı da almak genç neslin görevidir’ demiştir);
-Ermenistan Türkiye’den tazminat talep etmektedir.
-Ermenistan ASALA terör örgütünün liderlerini
barındırmaktadır;
-Ermenistan PKK terör örgütüne yardım ve yataklık
etmektedir;
-Ermenistan Türkiye’nin güvenliğini ve dolayısıyla
bölgenin güvenliğini tehdit etmektedir;
Yukarıda ifade edilen konular bu gün de Ermenistan’ın
Türkiye’ye yönelik dış politikasında öncelikli konulardır ve bu özelliğini 2015
yılına kadar koruyacaktır. Peki, durum böyleyken Türkiye neden Ermenistan’la
ilişkilerini tek taraflı geliştirmeye çalışmaktadır? Türkiye bundan ne kazanır
ve ne kaybeder? Ermenistan’ın Türkiye politikasında ciddi değişiklerin
yaşanmadığı sürece Türkiye’nin kazanacağı hiç bir şey yoktur.
Tam tersi, taviz verme politikası izlediği sürece
Ermenistan psikolojik olarak her zaman bir adım Türkiye’den önde olacak ve bunu
her fırsatta dış politikasına yansıtacaktır. AKP Hükümeti ve Türk medyasında
mütareke basını Türkiye’nin Ermenistan politikasında tek engelin Azerbaycan
olduğunu her fırsatta kamuoyuna duyurmaya çalışmaktadır. AKP Hükümeti bu
iddiayı göz önüne almadan Ermenistan ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırsa
neler olur?
Elbette Azerbaycan bu konuda hassasiyetini protokoller
imzalandığı zaman ve Türkiye-Ermenistan milli futbol takımlarının karşılaşması
zamanı yaşanan bayrak krizi zamanı gerektiği şekilde AKP Hükümetine duyurdu.
Görünen şudur ki, AKP Hükümeti dış politikasının bazı konularında sorumluluğu
sivil kuruluşların omzuna yüklemeye çalışmaktadır. Türkiye Tur Operatörleri
Birliği yöneticilerinden Cengiz Keleci bunun için uygun olanıdır. Keçeci’ye bu
tür teşebbüste bulunmasını ve destek verileceğini kim tavsiye etmiştir? Türkiye
Sivil Havacılık Kurumu BoraJet havayolu şirketini Erivan’a uçuş izni verirken
Dışişleri ile temasta olmuş mu dur? Temasta bulunmamış, görüş ve onayını
almamış olması zaten imkansız. AKP Hükümeti Azerbaycan’ın arkasından oyun mu
oynuyor? Azerbaycan’ın bu konuya sessiz kalacağını mı düşünüyor?
Zaten Azerbaycan resmileri bu konuda görüşlerini AKP
Hükümeti’ne bildirmiştir. Azerbaycan resmilerinin açıklamaları temkinli olsa
da, Van-Erivan uçak seferlerinin başlaması halinde ciddi bir kırılma noktasının
yaşanacağı muhtemeldir.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu güne kadar
Azerbaycan’dan (Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi) başka hiç bir devlet Türkiye
ekonomisine 7 milyar dolar sermaye yatırmamıştır ve 2020 yılına kadar bu
sermaye 20 milyar dolar olacaktır. Azerbaycan Türkiye ile ilişkilerinde
ekonomik, sosyal ve diğer alanlarda yaşanan sorunlarda kendi çıkarlarını göz
önünde bulundurmadan problemi halledecek kadar erdemlidir. Ama AKP Hükümeti
Karabağ sorunu halledilmeden ve Azerbaycan’ın endişeleri giderilmeden
Ermenistan ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırsa, bunun sonuçlarına
katlanmayı da göze almalıdır.
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji
Araştırmalar Merkezi Başkanı
27 Mart 2013
F.V
1 yorum:
Demokratik bir ulke olma yolunda buyuk cabalar sarfeden Turkiyenin babadan ogula gecen selefi bir dikta rejimiyle yonetilen Azerbeycanin kendi halkinin sirtindan calinmis milyarlarca petro dolarlarin satin aldigi bir dis politika surdurmesi Turkiyenin Demokratiklesme imajinin samimi olamayacaginin da bir gostergesi oldugundan elbette Turkiyenin bu konudaki duydugu rahatsizlik daha uzun yillar Azerilerin velveleciligine ragmen goz ardi edilemeyecekdir .
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.