***
Gazeteci ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşak,
Bi Sormak Lazım adlı programda İmralı tutanaklarındaki Gülen cemaatine yönelik
iddialarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Uşak, Öcalan'ın Fethullah Gülen'e ve Gülen Cemaati'ne
yönelik sözleri için, "Kargalar bile güler" dedi. Uşak, kendi
sözlerine işaret eden, "Gülen cemaatinden Sayın Öcalan açılımı"
haberleri için, "Ben direkt Sayın Öcalan ifadesini kullanmadım" dedi.
"Dindarlığın sorgulanması gerektiğini, dindarlığını etiket olarak
kullanıldığını" ifade eden Uşak, "Sünni dindarların Alevilerin
problemlerini hissetmediğini" kaydetti. Cemal Uşak, Gülen hareketine
yakınlığı ile bilinen televizyon kanallarındaki Güneydoğu dizileri için,
"O dizilerdeki üslubun, kılığın kıyafetin tavrın Kürt kardeşlerimizi
rencide ettiğini düşünüyorum" dedi. Dizilerdeki yanlışları Fethullah
Gülen'e fatura etmek ya da ondan çözüm beklemek haksızlık olur" ifadesini
kullanan Uşak, "her vatandaşımız her izleyici, kanal ortada, kanalın
adresi belli. Tepkilerini demokratik bilinç içerisinde dile getirsinler"
dedi.
İMRALI TUTANAKLARI İÇİN SIZDIRMA İFADESİ DOĞRU DEĞİL
Milliyet'in yaptığı İmralı tutanakları haberi için
sızdırma ifadesini doğru bulmuyorum. Burada kullanılacak tabir İmralı zabıtlarının
yayınlanmasıdır. Sızdırma kavramı düşmanlığı, çatışmayı ima ediyor. Bir
gazeteci ben bir devlet adamı ya da siyasetçi değilim, işin toplumsal
sorumluluğunu kenara bırakarak, ben gazeteciyim diyebilir. Bu belge elime bugün
gelseydi, ben bunu aynen yayınlamazdım. Zabıtları süzgeçten geçirerek
yayınlardım. Nitekim bu zabıtların da aynen olduğu gibi yayınlanmadığı ifade
ediliyor. Söz gelimi zabıtlardaki bazı isimlerin çıkartıldığı söyleniyor.
Zabıtlardaki isimlerin Öcalan ile irtibatlandırmak kamuoyunda yapıcı bir etki
yapmayacağı düşünülerek çıkartıldı ise, Milliyet'teki arkadaşlarımızın bu
ölçüyü bütün özel isimler için uygulaması gerekirdi. Belirli isimleri
çıkarttıysanız o zaman Fethullah Gülen'in, Said-i Nursi'nin ismi, Emre
Uslu'nun, Osman Kavala'nın ismi niye orada?
VARSAYALIM BEDİÜZZAMAN ERMENİ, KİME NE!
Uşak, Öcalan'ın Fethullah Gülen'in, cemaate yönelik
iddialarına şu yanıtı verdi: "Öcalan o sözleri ile birilerine şu mesajı
veriyor. Fethullah Gülen hareketinden her kim rahatsız ise, onlara mesaj
veriyor. Ben de Gülen hareketinden rahatsızım diyor… Said-i Nursi'nin Ermeni
olduğuna işaret ederek, doğduğu köye bakmak lazım diyor. Bunun tarihi bir
karşılığı yok, o köy Ermeni köyü değil. Fakat varsayalım ki, Ermeni köyü
olsun.Varsayalım Bediüzzaman Hazretleri de Ermeni kökenli olsun, müftedi,
Müslümanlığı kabul etmiş bir Ermeni olsun, kime ne! Burada Ermeniliği bir
ırkçılık, nefret diliyle dışlamış oluyor. Bu dille, Fethullah Gülen'in ve
hizmetin bölgedeki faaliyetlerinden rahatsız olanlara, ben de rahatsızım demiş
oluyor. Öcalan'ın "darbeyi ben engelledim" sözlerine kargalar bile
güler. Mit krizini Hocaefendi ile ilişkilendirmek bir iftiradır."
İMRALI NOTLARINI YAYINLAYIP, HASAN CEMAL'İN YAZILARINI
BASMAMAK ÇELİŞKİ
Milliyet'in İmralı zabıtlarını yayınlayıp, Hasan Cemal'in
yazılarını yayınlamamak çelişkidir. Hasan Cemal'in bir an önce yazılarına devam
etmesini dilerim, gazeteciliğin duayenlerindendir. Patronlarla görüştüğünüz
zaman biz bu işlere müdahil diyoruz. Bazen patronun ilişkilerini dikkate
alarak, vazife çıkarın yayın yönetmenleri olabiliyor. Bunu maalesef gördük. Bu
değerlendirme bir gazeteyi ima ediyor değilim, genel bir görüş.
BEN DİREKT SAYIN ÖCALAN İFADESİNİ KULLANMADIM
Ben direkt Sayın Öcalan ifadesini kullanmadım. Bu süreçte
Öcalan merkezli yayın yapmanın barışçı bir dil olduğunu düşünmüyorum.
"Öcalan dedi ki, Anayasa'nın kritik bölümlerini şunlar yazsın. Öcalan
krize el koydu, İmralı'ya gidecek heyet belli oldu…" Bu tip bir dilin
yapıcı olduğunu düşünmüyorum.
İNSANIN FARKLI FİKİRLERİ OLAMAZ MI, CEMAATİN SÖZCÜSÜ
DEĞİLİM
Bu haberlerin Kürt olmayan vatandaşların duygularını
tahrik ettiğini düşünüyorum, dedim. Yanı sıra bu süreçte medyanın yıllardan
beri kullandığı cümlelerin de barışa hizmet etmediğini düşünüyorum dedim.
Örneğin "bebek katili Öcalan" diye başlayan cümlelerin bu sürece
zarar vereceğini düşünüyorum. Söz gelimi, onu da kinaye olarak kullandım,
karşılıklı görüşmelerde asgari konuşmalarda "sayın" ifadesi
kullanılır dedim. Orada bir kavrama takılındı. Ve sözlerim cemaatle
ilişkilendirildi. Bu benim şahsi görüşümdür, ifadelerim kişiseldir. Gazeteci
Yazarlar Vakfı ile bütünleşmiş bir durumum var elbette. Ama benim ayrı bir
kişiliğim de var. İnsanın farklı fikirleri olamaz mı? Ben sözcü değilim.
DİNDARLIĞIMIZ SORGULANMALI
Biz dindarlar Kürtlerin ıstırabını hissedemedik sözüm,
kendi adıma bir itiraftı. Ben kendi adıma Kürt kardeşlerimden özür dileyerek
helallik istiyorum dedim. Ama dindarların bir kısmı, biz görevimizi yaptık
dediler. Burada tartışma açmak istemiyorum. Fakat benim içinde bulunduğum camia
hislerimize tercüman oldun dedi. Hatta Hocaefendi bu manada bir konuşma yaptı.
Genelde Nur camiası aynı şekilde siz görevimizi yapamadık, dedi. Ama bazı Milli
Görüş hareketinden bazı gazeteci dostlarımız buna karşı çıktı. Zamanında
yaptıkları toplantılardan söz ettiler. Eğer bu ülke halkı kamuoyu anketlerine
verdikleri cevaplardaki gibi dindar ise, ki ben dindarlığımızın sorgulanması
gerektiğini düşünüyorum. O zaman bu sorunları niye yaşıyoruz.
DİNDARLIĞIMIZ ETİKET OLARAK KULLANILIYOR
Dindarlığımız unvan olarak ve etiket olarak kullanılıyor.
Sorumluluk boyutu, "ahlaki" boyutu olmayan genelde ritüellere
katılımla sınırlı bir dindarlık. Bana göre dindarlık İslam'ın kutsal
değerlerinin birey ve toplum bazında yaşanmasıyla ilgili bir husustur. Günde şu
kadar namaz kılmak, bu kadar oruç tutmakla ilgili değildir. Dinin öngördüğü
temel değerler o dinin mensuplarının hayatlarına ne kadar yansıyor? Burada
sorun sadece Kürtler'in haklarıyla ilgili yaşamadık. Söz gelimi en mütevazı
rakamla 7 milyon Alevi vatandaşlarımızın problemlerini, sorunlarını diğer Sünni
dindarlar hissedebildi mi? Ben bunun yapamadıklarını düşünüyorum. Onlara da
küçük bir zümre, Allah onlara hidayet versin gibi bakıldı. Alevilerin yaşama
hakları adeta saygıyla karşılanmadı bu ülkede.
GÜNEYDOĞU DİZİLERİNİN FATURUSANI GÜLEN'E KESMEK HAKSIZLIK
O kanalların sorumlusu değilim. O dizilerdeki üslubun,
kılığın kıyafetin tavrın Kürt kardeşlerimizi rencide ettiğini düşünüyorum.
Fakat bir yıl öncesine göre hataların daha düzeldiğini düşünüyorum. Umarım
hatalar tamamen sonlanır.
"İlgili dizileri Fethullah Gülen izleyip, onaylıyor
mu" sorusu üzerine Uşak şu yanıtı verdi: "Fethullah Gülen'i nasıl
hayal ediyorlar, oturduğu yerden bütün dünyada onun adıyla anılan faaliyetlerin
bütün detaylarıyla ilgilenen biri olarak mı? 70 küsur yaşına her gün bir avuç
ilaçla ayakta durmaya çalışan biri var karşımızda. Ona fatura etmek ya da ondan
çözüm beklemek haksızlık olur. Burada her vatandaşımız her izleyici, kanla
ortada, kanalın adresi. Tepkilerini demokratik bilinç içerisinde dile getirsinler."
(ahaber)
http://www.timeturk.com/tr/2013/03/06/varsayalim-bediuzzaman-ermeni-bundan-kime-ne.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.