Bu sürece mesafe alarak, nesnel bir biçimde yaklaşmak, her aktörün
neyi niye yaptığını anlamaya çalışmak mümkün. Diğer taraftan devlet adına
yapılanların ‘bilinçli' olduğu gerçeği ile de yüzleşmek durumundayız. Tehcirin
sadece kadınlar, yaşlılar ve çocuklardan oluşan bir milyonun üstünde kişiyi
kapsadığını düşünürsek, Ermeni toplumunun birkaç yüz bin erkeğine ne olduğunu
sormak zorundayız. İttihatçılar ve Mahsusacıların niçin bütün belgeleri imha
ettikleri üzerinde düşünmek zorundayız. Nihayet Ermenilerin şahıs ve vakıf
mallarının şimdi kimlerin elinde olduğunu da görmek zorundayız… Ermeni meselesi
bir hukuki mesele değil. Hukuki tarafı işin aslını göz ardı etmekten başka işe
yaramıyor. Esas mesele kendimizle barışmak… Ve Türkiye bu samimiyeti
yaşayabilecek ve hatta bunun keyfini çıkarabilecek olgunluğa çok yakın.
(Doğrusu soykırım gibi bir insanlık suçunu hukuki
bir mesele olarak görmemek değişik bir görüş. HYETERT)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.