Taner Yener
Barış için akademisyenler girişimi öncülüğünde çözüm
sürecine destek vermek için başlatılan imza kampanyasına Türkiye genelinde 305
akademisyenden destek geldi... Girişim adına basın bildirisini Boğaziçi
Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kerem
Saysel okudu... "Biz aşağıda imzası bulunanlar bir kez daha açıklıyoruz ki
barış sürecinin ve görüşmelerinin arkasındayız. Sürecin ve görüşmelerin bu
toprakların halklarının özgürlük ve barış talepleri açısından sağlıklı geçmesi,
zorlukların aşılması, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve en önemlisi de özgürlük
getiren bir barışın ve adil bir ülkenin tesis edilmesi için akademik
çalışmalarımıza hız veriyoruz ve sürece her türlü desteği sağlamaya hazırız.
Sürecin en geniş toplumsal kesimleri kapsamasını ve tüm etnik kimlikleri, inanç
gruplarını, sınıfları ve cinsiyet kimliklerini içine alacak şekilde
ilerlemesini kolaylaştırıcı bilgi ve becerileri paylaşmaya adayız. Bu bağlamda
yaptığımız incelemede öncelikle akil insanlar komisyonu benzeri bir yapının
oluşturulmasının uygun bir yöntem olduğu kanısını paylaşıyoruz. Ancak bunun
yasaya bağlanması ve meclis güvencesinde olması gerektiğini düşünüyoruz.
***
İSTANBUL - Barış için akademisyenler girişimi, kamuoyunu
bilgilendirmek amacıyla Beyoğlu Cezayir restoran toplantı salonunda basın
toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü
öğretim üyesi Yrd. Doç.Dr. Esra Mungan, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Küçük, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji
Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Nükhet Sirman ve Boğaziçi Üniversitesi Çevre
Bilimleri Enstitüsü Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kerem Saysel katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji
bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç.Dr. Esra Mungan, Türkiye genelinde 50'nin
üzerinde üniversiteden 305 akademisyenin 'Barış için akademisyenlerden çağrı'
başlıklı iki sayfalık metin için imza attığını söyledi.
Mungan, sayının dünyada akademik olarak bir ilk olduğunu
belirterek, "Çünkü metinler genelde ihtiyatla kaleme alınır. Biz barış
için akademisyenler girişimi olarak bir araya geldik. Daha barış süreci
başlamadan Kürt sorununun çözümü için akademik çalışmalarda bulunuyorduk. Bugün
sizleri çağırma nedenimiz üstünde çalıştığımız programı aktarmak.” dedi.
BARIŞIN TOPLUMSALLAŞABİLMESİNE KATKI
Girişim adına basın bildirisini Boğaziçi Üniversitesi
Çevre Bilimleri Enstitüsü Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kerem Saysel okudu.
Saysel, Ocak ayından bu yana süren barış görüşmelerine
destek verdiklerini, süreç sonunda kalıcı ve adil bir barışın tesis edilmesine
yönelik her türlü katkıyı yapacaklarını söyledi. Akademisyenler olarak barışa
en önemli katkının bilgi üretimi olduğunu ifade eden Saysel, "Önümüzdeki
süreç kolay olmayacak. Engelleri aşmak için hem soğukkanlı hem yaratıcı olmaya
ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Dünyada 1990-2010 arasında 100'ü aşkın barış
görüşmesi gerçekleşti. Bizler bu barış süreçlerini incelemeyi ve ürettiğimiz
bilgileri ilgili aktörlerle, taraflarla, kadınlarla, akil insanlar ve kamuoyu
ile paylaşmayı gündemimize almış bulunuyoruz. Amacımız dünyadaki farklı
tecrübelerin, Sudan, Meksika, Guatemala, Güney Afrika , İrlanda gibi yerlerde
yaşanan barış müzakereleri süreçlerinin, bize ne gösterdiğine bakıp, neler
eksik kaldığında süreçler başarıya ulaşmamış, neler devreye girdiğinde ise daha
başarılı olunmuş bilgisini edinmek. Sonrasında Türkiye ile karşılaştırmalı
çalışmalar yaparak daha kalıcı ve gerçekçi bir barış süreci yaşanabilmesine ve
barışın toplumsallaşabilmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz.” dedi.
YAKINLARI ÖLDÜRÜLMÜŞ VE KAYBEDİLMİŞLERİN SÜRECE DAHİL
EDİLMESİ ŞART
Türkiye'de barışı inşa etmek için hem savaşın sebeplerini
anlamak ve çözmek hem de savaşın yarattığı ağır tahribatı saptayarak tazmin ve
telafi etmek gerektiğini vurgulayan Saysel, "Dünyada benzer örnekler
kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın her şeyden önce toplumsal aktörlerin
katılımı, çoğulcu ve demokratik bir anayasanın yapılması, anadilinde eğitim hakkının
sağlanması, siyasi tutukluların serbest bırakılması ve egemenliğin farklı
toplumsal kesimlerle eşit şekilde paylaşılması ile mümkün olduğunu gösteriyor.
Ayrıca savaş sırasında işlenmiş suçların ortaya çıkması, tazmin ve telafisi
gerekiyor. Zorla göç ettirilmişlerin, yakınları öldürülmüş ve kaybedilmişlerin,
tacize ve tecavüze uğramışların, yaşam alanları ve ekolojileri tahrip
edilmişlerin ve yoksullaştırılmışların sürece dahil edilmesi şart. Nihayetinde
onlara danışmadan, onların talepleri karşılanmadan savaşın yaraları
sarılamayacaktır. Barışın inşa edilmesi ancak hakikatlerin ortaya çıkarılması
ve bunların bir daha gerçekleşmemesini sağlayacak yasaların ve mekanizmaların
hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır.” dedi.
HERKESİ BU SÜRECE AKTİF KATILIMA DAVET EDİYORUZ
Akademisyenler olarak barış süreci görüşmelerinin
arkasında olduklarını ifade eden Saysel, "Biz aşağıda imzası bulunanlar
bir kez daha açıklıyoruz ki barış sürecinin ve görüşmelerinin arkasındayız.
Sürecin ve görüşmelerin bu toprakların halklarının özgürlük ve barış talepleri
açısından sağlıklı geçmesi, zorlukların aşılması, kamuoyunun bilgilendirilmesi
ve en önemlisi de özgürlük getiren bir barışın ve adil bir ülkenin tesis
edilmesi için akademik çalışmalarımıza hız veriyoruz ve sürece her türlü
desteği sağlamaya hazırız. Sürecin en geniş toplumsal kesimleri kapsamasını ve
tüm etnik kimlikleri, inanç gruplarını, sınıfları ve cinsiyet kimliklerini
içine alacak şekilde ilerlemesini kolaylaştırıcı bilgi ve becerileri paylaşmaya
adayız. Bu bağlamda yaptığımız incelemede öncelikle akil insanlar komisyonu
benzeri bir yapının oluşturulmasının uygun bir yöntem olduğu kanısını
paylaşıyoruz. Ancak bunun yasaya bağlanması ve meclis güvencesinde olması
gerektiğini düşünüyoruz. Komisyonun barış ve yeniden inşa sürecini aktif bir
şekilde düzenlemesi ve gözlemlemesini destekliyor, komisyonda Türkiye'nin çoğul
yapısının ve mağdur kesimlerinin temsil edilmesini önemsiyoruz. Yine dünya
örneklerinden yola çıkarak ve Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda barış
sürecinin her aşamasında kurulacak komisyonların yüzde elli kadınlardan
oluşması gerektiğini beyan ediyoruz. Önümüzdeki süreç Türkiye'nin yüz yıldır en
can almış sorunlarının tartışılacağı bir dönemdir. Herkesi bu sürece aktif
katılıma davet ediyoruz.” dedi.
KADINLARIN ÇOK BÜYÜK ROL OYNADIĞINI GÖRDÜK
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi
Prof. Dr. Nükhet Sirman ise akademisyen olmasına rağmen 4 yıldır Barış için
kadın girişiminin bir üyesi olarak görev yaptığını kaydetti. Sirman,
"Barış için kadın girişimi, 2009'dan beri savaşın kadınlar için
tahribatını araştıran bir grup. Akademisyen arkadaşlarımızın özellikle Nazan
Üstündağ'ın yaptığı çalışmaya göre, Dünyadaki barış anlaşmalarında kadınların
olmasının çok büyük bir rol oynadığını gördük. Barış sürecinde kadınların
olmazsa olmaz olduğunu gördük. Ama bunların en önemlisi kadınların gerçekten
kurulacak olan tüm komisyonlara, süreçlere en az yüzde katılması. En önemlisi
kadın sorunlarının masada barış anlaşmalarının önemli bir parçası olarak ortaya
çıkmasını talep ediyoruz. Kadınların hem savaşın mağduru ama aynı zamanda da bu
süreç içerisinde güçlü sesini duyurmuş bir kesim olarak var olması gerektiğini
düşünüyoruz.” dedi.
ALTERNATİF İSİM LİSTESİ ÖNERMEK İSTİYORUZ
Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi
Yrd.Doç. Dr. Bülent Küçük ise 'Akil insanlar' listesiyle ilgili, "Biz
böyle bir şeyi alternatif bir isim üzerinde düşünüyoruz. Alternatif derken bu
bir paralel listede olabilir çalışan liste yada bir izleme grubu da olabilir. Fakat
asıl itirazımızdan bir tanesi bunun bir askeri bir formatta söylendiği için
psikolojik harekat mekanizması olarak akil insanları düşünmüyoruz. Biz bu
komisyonun veya heyetinin, izleme gruplarının bu sürece aktif olarak dahil olup
bu süreci kontrol edecek, kolaylaştıracak, daha fonksiyonel bir mekanizma
olarak düşünüyoruz. Kendimiz gelecek günlerde alternatif bir paralel isim
listesi önermek istiyoruz." dedi.
DHA - Taner YENER
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.