6 yıl sonra İstanbul'a gelen Ermeni lobisinin en güçlü
adamı Aleksi Gövciyan, ''Türkiye'nin 'Evet bir soykırım oldu’ demesi yeterli.
Biz de sonra affederiz. Affetmek meselesi yanlış anlaşılmasın. Affedeceğimiz
zaten bugünkü Türk insanı değil'' diye konuştu.
ntvmsnbc
İSTANBUL - Fransa’daki Ermeni lobisinin en güçlü adamı,
İstanbul doğumlu Aleksi Gövciyan, geçen hafta Ankara’nın sessiz onayıyla 1915
olayları için Taksim Meydanı’nda düzenlenen anma törenine katıldı.
Fransız Parlamentosu’ndan 2005 yılında çıkan soykırım
yasasının mimarlarından olan Gövciyan, bu yüzden uzun süre doğduğu ülke Türkiye
için adeta ‘persona non grata’ yani istenmeyen adamdı.
En son, Ocak 2007’de Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Hrant Dink'in cenazesine katılan Gövciyan, 6 yıl sonra Dışişleri'nin onayıyla
İstanbul'a geldi. 24 Nisan anmasına ilk kez katılan Gövciyan, Hürriyet
gazetesinden Cansu Çamlıbel'in sorularını yanıtladı.
'Soykırım' tanınırsa arkasından toprak ve tazminat
talepleri mi gelecek? Türk devletinin yıllardır tezi bu oldu.
Onların durduğu yere bakınca, böyle düşünmeleri normal.
Ancak gerçekte tazminat ve toprak talepleriyle soykırım farklı şeyler.
Soykırımın tanınması ahlaki bir sorun. Nasıl Alman Cumhurbaşkanı Willy Brandt
Auschwitz'de Yahudi halkından özür dilediyse, Gül ya da Erdoğan, ya da her
ikisi birlikte Ermeni halkına ‘soykırım oldu’ diyebilirler. Tazminatlar içinse
soykırımın tanınmasına ihtiyacımız yok. Zaten şu anda ABD’de, Almanya’da, hatta
Türkiye’de tazminat süreçleri işliyor. Türkiye’de tapunuz ve belgeleriniz varsa
zaten gidip devlete başvurabiliyorsunuz. Toprak talebine gelince uluslararası
hukuk bunu sadece bir devletin talep edebileceğini söyler. Yani diyasporada
kimse kalkıp da böyle bir talepte bulunamaz. Bu konuda bir başvuruyu teknik
olarak sadece Ermenistan Cumhuriyeti yapabilir. Şu anda böyle bir şey yapan da
isteyen de yok.
Ama Türkiye, Ermenistan ulusal armasında Ağrı Dağı
olmasını toprak talebi olarak yorumluyor.
Türk bayrağının üzerinde de ay ve yıldız var. Şu durumda
Türkiye ay üzerinde hak talep etmiş mi oluyor? Ararat Dağı, Ermeni tarihine ait
önemli bir unsur. Ararat Dağı sadece bizim tarihimize değil tüm insanlığın
tarihine ait.
ABD Başkanı bu yıl da soykırım kelimesini telaffuz
etmedi. Soykırım demesiyle ‘Büyük Felaket’ anlamına gelen ‘Meds Yeghern’
ifadesini kullanması arasındaki fark nedir sizler için?
Obama siyasete girdiğinden beri bütün konuşmalarında
‘soykırım’ dedi aslında. Soykırım anlamına gelen tüm kelimeleri ve ifadeleri
kullandı ama soykırım demedi. Herkes biliyor ki o kullandığı kelimeler soykırım
demek. Ama Türk yetkililer alınmasın diye soykırım kelimesini kullanmadı işte.
'Türkiye 'Soykırım oldu' derse, affederiz'
Madem o anlama gelecek ifadeler kullanıyor, o zaman neden
Ermeniler bunu bu kadar büyük mesele haline getiriyor?
Amerikan Başkanının ne dediği elbette önemlidir. Burada
sorun ettiğimiz ne deyip ne demeyeceğine Türkiye yüzünden karar veriyor olması.
İstede de Türkiye olay yapacak diye kullanmıyor olması. Çünkü Türkler şöyle
diyor; ‘Ne dersen de ama ne olur S ile başlayan o kelimeyi kullanma’. Bakın
ABD’nin ve diğer ülkelerin soykırımı tanıması elbette önemlidir. Ama daha
önemli olan Türk halkının ve hükümetinin ne dediğidir. Türkiye’de insanların
tarihini bilmesi gerekiyor. 1923’te tarih yeniden yazıldı. En azından önemli
bölümleri yeniden yazıldı. Atatürk ülkenizin modernleşmesi, laikleşmesi gibi
alanlarda çok iyi bir iş yaptı. Ama işte tarihin bazı bölümlerini yeniden yazdı
çünkü milliyetçi bir eğilim vermesi gerekiyordu yeni devlete. Oldukça zor bir
süreçti. Bunu anlayabiliyorum. Ama bugün artık bu mesele çözülebilir.
Türkiye nasıl bir ifade kullanırsa bu kabul edilebilir
olur ve dosya kapanır?
Sadece ‘evet bir soykırım oldu’ denmesi yeterli. Bu
kadar. Biz de sonra affederiz. Affetmek meselesi yanlış anlaşılmasın.
Affedeceğimiz zaten bugünkü Türk insanı değil. Onlarla bir sorunumuz yok ki.
Affedeceğimiz şey geçmişte yapılanlar. Türk tarihinin özel bir döneminden
bahsediyoruz. İttihat ve Terakki dönemi ile bizim sorunumuz. Talat Paşa’nın,
Enver Paşa’nın bunu planladığı söylenebilir. Elbette bir gün bu olursa, o zaman
o kişilerin isimlerini taşıyan sokak ve caddelerin değiştirilmesi de gerekmez
mi? Mesela Ankara’daki Talatpaşa Bulvarı. Düşünsenize Avrupa’da herhangi bir
şehrin göbeğinde Goebbels meydanı olsa ya da Göring bulvarı. Şakasını bile
yapamazsınız. Türkiye bunları değiştirmeli, bu zihniyeti değiştirmeli. Ve bunu
yaparken de çabuk olmalı, çünkü iki yıl sonra 2015.
Fransa’daki soykırımın inkarını suç sayan yasa tasarısını
yeniden gündeme getirmeye çalışacak mısınız?
Elbette yeniden gündeme gelmesi gerek ama oradaki Anayasa
Mahkemesi pürüzünün aşılması lazım şu noktada. Ama aslında çok da önemli değil
biliyor musunuz. Ben Fransa’da çıkacak bir yasa yerine Türk hükümetinin
yaklaşımının değişmesini tercih ederim. O yasaları biz Türkiye devamlı
‘soykırım yoktu’ dediği için çıkartmak istiyoruz. O tür yasaların bizim
açımızdan kıymeti Ermenilerin anılarının inkarını engellemektir. Inkar olmadığı
zaman yasalara da ihtiyaç olmaz.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25438706/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.