Hükümetin dini özgürlüklere saygı yönündeki eğiliminin yıl boyunca önemli ölçüde değişmediği belirtilen raporda, şunlar yer aldı: "Genellikle Rum, Ermeni ve Süryani Ortodokslar ile Ermeni Protestan ve Yahudi toplumu dahil Osmanlı döneminde resmi olarak tanınan dini grupların üyeleri, kendi ibadetlerini uygulama özgürlükleri bulunduğunu bildirdi. Hükümet, önceki yıllarda el konulan azınlıklara ait dini vakıfların mülklerinin iadesine veya tazminine devam ediyor. Hükümet, 40 yıldır kapalı durumda olan Heybeliada Ruhban Okulu'nun hangi yasal merci altında tekrar açılabileceğine açıklık getirmedi.
***
Raporun Türkiye bölümünde, devletin dini özgürlüklere
saygısının yıl boyunca devam ettiği ancak Sünni İslami gruplara lehte muamelede
bulunduğu savunuldu
WASHINGTON - Raporun Türkiye'ye ilişkin bölümünün
özetinde, Türk Anayasası ve kanunların dini özgürlükleri koruduğu ancak bazı
yasa, politikalar ile anayasal hükümlerin bu hakları kısıtladığı ileri sürüldü.
Devletin, dini grupların üyelerini etkileyen birçok
kısıtlamaları uyguladığı iddia edilen raporda, "Dini inançları nedeniyle
askerlik yapmayı reddeden en azından bir kişinin tutuklanması dahil dini
özgürlüklerin suistimal edildiğine dair bazı raporlar var" ifadesi
kullanıldı.
‘HÜKÜMET DİNİ VAKIFLARIN MÜLKLERİNİN İADESİNE VEYA
TAZMİNİNE DEVAM EDİYOR’
Hükümetin dini özgürlüklere saygı yönündeki eğiliminin
yıl boyunca önemli ölçüde değişmediği belirtilen raporda, şunlar yer aldı:
"Genellikle Rum, Ermeni ve Süryani Ortodokslar ile
Ermeni Protestan ve Yahudi toplumu dahil Osmanlı döneminde resmi olarak tanınan
dini grupların üyeleri, kendi ibadetlerini uygulama özgürlükleri bulunduğunu
bildirdi. Hükümet, önceki yıllarda el konulan azınlıklara ait dini vakıfların
mülklerinin iadesine veya tazminine devam ediyor. Hükümet, 40 yıldır kapalı
durumda olan Heybeliada Ruhban Okulu'nun hangi yasal merci altında tekrar
açılabileceğine açıklık getirmedi.
Devlet kurumlarında ve ilköğretim okullarında başörtüsü
yasağı yürürlükte kalmaya devam ediyor ama hükümet, üniversitelerde ve bazı
çalışma mekanlarında bu yasağı dayatmıyor. Bazı dini gruplar, üyelerini ve din
adamlarını eğitmede, mülk satın almada, devlete kaydolmakta kısıtlamalarla yüz
yüze kalmakta. Dini konuşmalar ve din değiştirme yasal olsa da bazı Müslüman,
Hristiyan ve Bahailerin devlet kısıtlamaları, gözetleme ve çocuklara dini
bilgiler sağlama veya din propagandası yapma suçlamasıyla ara ara tacizlerle
karşı karşıya bulunmakta".
"SÜNNİ MÜSLÜMANLARLA DİĞERLERİNE FARKLI
MUAMELE"
Hükümetin Sünni İslami gruplara lehte ve ön yargılı
muamelede bulunduğu savunulan raporda, Diyanet İşleri Başkanlığının görevine
değinilerek, hükümetin diğer dinlerden liderler, eğiticiler ve görevlileri
istihdam etmediği vurgulandı.
Raporda, cami arsalarını devletin bağışladığı, çoğunlukla
cami inşaatlarının Diyanet İşleri Başkanlığı ve belediyeler tarafından
fonlandığı ve yine belediyelerin, buraların elektrik, su gibi faturalarını
yatırdığı belirtilerek, "Bu imtiyazlar eşsiz bir şekilde sadece Sünni Müslümanlara
yönelik. Ülkedeki birçok cami, yarı devlet kurumu olan Diyanet'e ait. Devlet,
Alevileri heterodoks (kabul edilmiş din kurallarına aykırı) Müslümanlar olarak
görüyor ve Alevi Müslümanların dini ibadetlerini finansal olarak
desteklemiyor" ifadesine yer verildi. Raporda, cami ve mescitlere
uygulanan kolaylıkların ve kriterlerin kilise ve diğer dini mekanların
açılmasında uygulanmadığı ve Sünni Müslümanların ibadet yerlerine yönelik tek
taraflı ayrımcılık uygulandığı değerlendirmesinde bulunuldu.
Dini görevlilerin, görevleri sırasında devleti
"kötülemesinin" yasak olduğu, devletin sadece Sünni Müslüman din
adaları için eğitim verdiği kaydedilen raporda, dini gruplar dahil tüm
organizasyonların dernek veya birlik olarak kaydolması gerektiği, dini grupların
kayıt yaptırabilmesi için kendilerini yardım veya kültürel konularla
ilişkilendirmeleri gerektiği belirtildi.
Raporda, Rum ve Ermeni Ortodokslar ile Yahudi toplumunun
Milli Eğitim Bakanlığının nezaretinde okullar açabildiği, 2012-2013 öğretim
yılında hükümetin, kayıtlı olmayan Ermeni göçmenler dahil, Türk vatandaşı
olmayan Rum ve Ermeni Ortodokslar ile Yahudilere kendi toplum okullarına kayıt
yaptırma izni verdiği ama Süryani Ortodokslar azınlık olarak görülmediği için
bu toplumdaki çocukların kendi dini eğitimlerini alamadığı bildirildi.
İmam hatip liseleri ile ilgili yeni düzenlemelere
değinilen raporda, bunun dini eğitimin daha küçük yaşlardan itibaren
alınabilmesine imkan tanıdığına işaret edildi.
Nüfus cüzdanlarında kişilerin dininin yazılı olduğu ama
Bahai, Alevi ve Yezidi'lerin dinlerini nüfus cüzdanına yazdıramadığı ifade
edilen raporda, devletin, "laik devleti" koruma gerekçesiyle hükümet
kurumlarında İslami ifadelere yönelik kısıtlamaları dahil, Müslümanlar ve diğer
dini gruplara yönelik sınırlamalarının ise devam ettiği ileri sürüldü. Buna
rağmen üniversiteler dahil birçok devlet kurumunda mescitlerin bulunmaya devam
ettiği ama bir mescidi bulunan TBMM'de, Alevi milletvekillerinin ibadetleri
için cemevi kurma taleplerinin ise hükümet tarafından reddedildiği belirtildi.
Raporda, sufi ve diğer tarikat ve cemaatlerin 1925
yılından bu yana yasak olmasına rağmen aktif ve yaygın olmaya devam ettiği ve
devletin de bu yasağı uygulamadığı ifade edildi.
FAZIL SAY RAPORDA
Raporda, devletin kutsal şeylere hakaret bağlamında
çeşitli vesilelerle kişi ve kurumlara cezalar getirdiği bildirilerek, sanatçı
Fazıl Say'ın aldığı cezaya değinildi ve konunun ayrıntılarına yer verildi.
‘İLK KEZ BİR DİNİ AZINLIK GRUP LİDERİ TBMM'DE TOPLANTIYA
KATILDI’
Raporda, Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos'un geçen
yılın şubat ayında TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda konuşmasıyla Türkiye
Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir dini azınlık grup liderinin TBMM'de
toplantıya katıldığı, Süryani Ortodoks toplumu temsilcilerinin de bu komiteye
sunum yaptığı bilgisi yer aldı.
Raporda, hükümetin, azınlık (cemaat) vakıflarına, önceki
yıllarda el konulan mülklerini tekrar almaları ve tanzimine izin vermeye devam
ettiği hatırlatıldı.
Bunun yanında, 2010 yılında olduğu gibi hükümetin,
"Selçuk'taki Meryem Ana Evi, Demre'deki St. Nicholas, Antakya'daki St.
Peter ve Van'daki Akdamar kiliseleri ile Trabzon'daki Sümela Manastırı"
gibi, daha önceden devlet müzesi haline dönüştürülen önemli dini mekanlarda,
yıllık dini ayinlerin yapılmasına yine izin verdiğine işaret edilen raporda,
Diyarbakır Belediyesinin de terk edilmiş Ermeni kilisesi olan St. Giragos'un
renovasyonu sonrasında 97 yıl sonra ilk kez ayin düzenlendiğine değinildi.
Raporda ayrıca ülke genelindeki birçok belediyenin de
terk edilmiş veya ticari mekanlar haline gelmiş kiliselerin, binanın dini
önemini vurgulayacak kültür merkezleri veya müzelere dönüştürme konusunda
planlar başlattığına dikkat çekildi.
"DİNİ ÖZGÜRLÜKLERE SAYGI..."
Dini özgürlüklere saygının toplumsal statüsü ile ilgili
bölümde de Türkiye'de dini inanç ve pratiklere yönelik toplumsal ayrımcılık ve
ihlallerin olduğuna dair raporların bulunduğu belirtilerek, Hristiyan, Bahai ve
Aleviler dahil Sünni olmayan birçok Müslüman ve diğer dini azınlıkların tehdit
ve toplumsal şüphecilikle yüz yüzü olduğu değerlendirmesinde bulunuldu.
Yahudi liderlerin toplumdaki bazı kesimlerde Yahudi
düşmanlığına yönelik düşüncelerin ifade edilmeye devam ettiğini bildirdiği
belirtilen raporda, İslam'dan başka bir dine geçmek isteyenlerin yakınları ve
komşularınca şiddete ve tacize uğradığı kaydedildi. Raporda, Türkiye'deki
Musevi liderlerin, Yahudi karşıtlığına dair kaygılarını ve Yahudi karşıtı duvar
yazıları ve tehditlerin, doğrudan Ortadoğu'daki olaylarla bağlantılı olduğuna
inandıkları ifade ettiği belirtilen raporda, Musevi liderlerin, azınlık cemaat
liderleri ve sinagoglara yönelik Türk otoritelerin sağladığı koruma ve
işbirliğinden de memnuniyetlerini bildirdikleri kaydedildi.
Raporda, "milliyetçilik ve dinin iç içe geçtiği, bu
nedenle birçok olayın, özellikle etnik veya dini hoşgörüsüzlükle ilgili olup
olmadığı ayrımının zorlaştığı" yorumu yapıldı.
Raporla ilgili ABD Dışişleri Bakanlığında düzenlenen
toplantıda konuşan ABD'nin Uluslararası Dini Özgürlükler Özel Temsilcisi Suzan
Johnson Cook, Türkiye'nin dini kıyafetlere yönelik kısıtlamaları gevşeterek,
kız öğrencilerin belirli dini sınıflar ve İslami okullarda başörtüsü
takmalarına izin verdiğini söyledi.(aa)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.