***
İtilaf devletlerinin “Üçlü İttifak”ı yenmesiyle
sonuçlanan 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı’nın doğurduğu dev jeopolitik
süreçler, uluslararası ilişkilerin Versay-Washington sistemine dayalı yeni bir
dünya düzenine geçmesiyle tanınmıştır. Dünya siyasi haritasında, çöken Almanya,
Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Rus İmparatorluklarının enkazı üzerinde,
kısmen bağımsızlığını geri kazanan kısmen de yeni kurulan bağımsız devletler
ortaya çıkmıştır.
http://politikaakademisi.org/?p=5261
1917 Şubat Devrimi ve sonrasında yaşanan Bolşevik Ekim
Devrimi, Rus İmparatorluğu’nun çöküşüyle sonuçlanarak, eski imparatorluk
sınırlarında yeni ulusal devletlerin kurulma sürecine ivme kazandırmıştır. Bu
süreç Polonya ve Finlandiya’da oldukça başarılı olmakla birlikte, diğer ulusal
eyaletlerde, özellikle Ukrayna ve Kafkasya’da, ulusal güçlerle Bolşevik güçler
arasında şiddetli mücadeleler ve yabancı devletlerin askeri müdahalesiyle
birlikte görülmüştür. Bu gibi olaylar Azerbaycan’da, özellikle de Bakü
petrol-sanayi bölgesinde de gözlemlenmekteydi. Buna ilaveten, bu olaylarda iç
ve dış etkenler birbirine geçmekteydi[i].
1918-1920 yıllarında Azerbaycan’da meydana gelen dramatik
askeri ve siyasi olaylar şiddetli sosyal çatışmalar ve karmaşık uluslararası
çatışmalar ekseninde yaşanıyordu. XIX yüzyılın sonu, XX yüzyılın başlarında Rus
İmparatorluğu’nun en büyük sanayi merkezlerinden birine dönüşen Bakü’nün petrol
kaynaklarına göz diken yabancı devletlerin yayılmacı amaçları durumu daha da
karmaşıklaştırıyordu.
Birinci Dünya Savaşı döneminde İtilaf devletleriyle “Üçlü
İttifak” arasında şiddetlenen sert jeopolitik rekabet ve her iki askeri ve
siyasi oluşuma düşman olan yeni Sovyet Rusya’nın oluşması, tüm
Karadeniz-Kafkasya-Hazar jeopolitik coğrafyasında denetim sağlama mücadelesinin
Orta Doğu’da öncelikli nitelik kazanmasıyla sonuçlanmıştır[ii].
Rusya’da Şubat ve Ekim 1917 tarihlerinde meydana gelen
devrimci olaylar Birinci (1804-1813) ve İkinci (1826-1828) Rusya-İran Savaşları
Azerbaycan devletinin yeniden kurulması için uygun koşullar yaratmıştır. Fakat
Azerbaycan halkının bağımsızlık yolu, oldukça karmaşık olan iç ve dış askeri ve
siyasi olaylarla doluydu. 1918 İlkbahar-Yaz aylarında antiulusal Bakü
kommunasının varlığı ve Türkiye, Almanya, İngiltere ve Sovyet Rusya arasında
Kafkasya ve Hazar’da süre giden şiddetli jeostratejik rekabet, durumu daha da
karmaşıklaştırıyordu. Azerbaycan halkının bağımsızlığa baş koyması sonuçta 28
Mayıs 1918 tarihinde Doğu Müslüman dünyasında ilk meclis cumhuriyeti olan
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulmasına yol açmıştır.
1918-1920 yıllarında Azerbaycan Cumhuriyeti, hem iç hem
de çevresinde oluşan oldukça karmaşık askeri ve siyasi ortamda, tüm
Kafkasya-Hazar bölgesinde büyük devletlerin şiddetli jeostratejik rekabeti
zemininde, birbiri ardına kurulan beş Bakanlar Kurulu’nun hepsinin öncelikli
görevi, ülkenin ulusal güvenliğinin sağlanmasına yönelik çok yönlü önlemler
alınması ve bunların uygulanmasıydı. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ulusal güvenlik
anlayışı, daha net ve yoğunlaştırılmış olarak üçüncü, dördüncü ve beşinci
Bakanlar Kurulu’nda, 26 Aralık 1918 ile 14 Nisan ve 22 Aralık 1919 tarihlerinde
meclis kürsüsünden dile getirilen resmi bildirilerinde yer almıştı.
Üçüncü Bakanlar Kurulu’nun bildirisiyle, 26 Aralık
1918′de meclisin beşinci oturumunda F. Hoyski söz almıştır. Bu bildiride
hükümetin “ilk ve başlıca görevi”nin, Azerbaycan’ın bağımsızlığının
pekiştirilmesi olacağı özellikle kaydedilmiştir. Belgede, “bağımsızlığın ‘Çin
Seddi’ ile diğer halklardan soyutlanma demek olmadığı”; “özgür Azerbaycan’ın
Rusya topraklarında kurulan diğer devletlerle, keza Rusya ile de en sıkı
ilişkilerde bulunabileceği ve büyük olasılıkla bulunacağı” gösteriliyordu[iii].
Ülkenin uluslararası durumunun güçlendirilmesinde
hükümet, Azerbaycan temsilciler heyetinin takip eden Paris Barış Konferansı’na
katılımına büyük umut besliyordu. Bu konferansta, Azerbaycan’ın bağımsızlığına
olumlu yaklaşan “özgür Amerika’nın, demokratik İngiltere’nin ve Cumhuriyet
Fransası’nın desteğini almak ve uluslararası toplum tarafından tanınmayı
başarmak” gerekiyordu.
Komşularla karşılıklı ilişkilere gelince, bildiride;
Azerbaycan’ın “kimseye karşı saldırgan amaçları olmadığı ve tüm tartışmalı
meseleleri barış yoluyla çözmek istediği” özellikle anılıyordu[iv]. Ayrıca,
bildiride Azerbaycan’ın 1918 yılı sonunda gerçekleşen Ermenistan-Gürcistan
silahlı çatışmasında arabuluculuk görevini yerine getirmeye hazır olduğu da
ifade ediliyordu. Genel olarak ise, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin barışçı dış
politikası, tüm komşu devletlerle diplomatik ve ekonomik alanlarda dostluk
ilişkileri kurmaya” çalışmasıyla anlatılıyordu.
Ulusal güvenliğin sağlanmasına sahip çıkma, dördüncü
Bakanlar Kurulu’nun bildirisinde de gözlemleniyor. Bu bildiriyle 14 Nisan
1919′da meclisin 29’uncu oturumunda Başbakan N. Usubbeyov söz almıştı. Muğan’da
toplanan Azerbaycan karşıtı kuvvetlerin bölücülük tehlikesiyle ilgili
Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne somut tehditlere, ayrıca “Erivan ve Tiflis
vilayetlerinin Azerbaycan’a ait bölümlerinde buraya kendi iktidarını yayarak
güçlendirmek isteyen iddiaçılarla karşı karşıya olduğumuza” işaret eden Başbakan,
tüm tartışmalı meselelerin müzakere yoluyla, “tarafların yasal haklarına
karşılıklı saygı göstererek” çözümleneceğini umduğunu bildirdi[v].
Milletler arası ilişkiler alanında iç siyasi istikrarın
sağlanması konusuna değinen Başbakan; “yabancı adı altında yüz yıldan fazladır
inleyerek, manevi ve ekonomik hayatta kısıtlamalarla boğuşan Azeri Türklerinin,
Azerbaycan topraklarında yaşayan tüm halklara kendi dinlerinin yanında kültürel
ve ulusal özelliklerini de sürdürme olanağı sağlayarak, onlara eşit şekilde
hoşgörü beslemesi gerektiğini” ve “Azerbaycan’ın burada yaşayan tüm halkların
benimsediği bir vatana dönüşmesi için, hükümetin tüm olanaklarını seferber
edeceği…diğer uluslara karşı düşmanlıkla tüm gücüyle savaşacağı ve onu kökünden
keseceğini” bildiriyordu[vi]. Bildiride ayrıca o zaman A. İ. Denikin’in gönüllü
birliklerine karşı ağır silahlı mücadele yürüten Dağlılar Cumhuriyeti ile
dayanışma da ifade ediliyordu[vii].
Meclisin 22 Aralık 1919 tarihli 109’uncu toplantısında
beşinci Bakanlar Kurulu’nun bildirisini ilan eden N. Usubbeyov, Karabağ
meselesine değinerek, Ermenistan tarafından Zengezur bölgesinin ilhagının
tehlikeli olduğunu not ediyordu: “Zengezur yüz, hatta bin yıllardan beri,
Azerbaycan’ın ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle, bu entrikanın başarılı
olmayacağı açıktır”. Burada Başbakan Azerbaycan’ın tüm tartışmalı meselelerin
barışçıl yolla çözümüne sadık olduğunu hatırlatıyor ve bu amaca götüren yolun
“Ermeni ulusal azınlığının kültürel haklarının tanınmasına ilişkin şartların
kabul edilmesi ve hükümetin somut olarak himayesi altına alınması” olduğunu
gösteriyordu. Bu yönde hükümetin aldığı önlemlere işaret eden Başbakan,
“Azerbaycan ve Ermenistan’ın geleceğinin ulusal azınlıkların haklarının
sağlanmasına bağlı olduğuna” değiniyordu[viii].
Hükümetin bildirisinde komşu devletler olan Gürcistan,
Ermenistan, Türkiye, İran ve Rusya ile karşılıklı ilişkilere geniş yer
verilmişti.
Başbakan 27 Haziran 1919 tarihinde son bulan
Azerbaycan-Gürcistan savunma antlaşmalarının dış tehlikelerden korunmada her
iki devlet için büyük öneme sahip olduğunu kaydediyor ve hükümetin savunma
işini daha da güçlendirmeye kararlı olduğunu memnuniyetle vurguluyordu.
Ermenistan’a gelince, bildiride tüm tartışmalı sınır meselelerinin barışçıl
yolla çözüleceği umut ediliyordu. “Yakın gelecekte Kafkas cumhuriyetleri
arasında yoğun ilişki ve ebedi dostluk kurulacağı” kaydediliyordu. Bir sonraki
“konfederasyon ya da bir başka ittifak biçimine… Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin
de katılması gerektiği” özellikle vurgulanıyordu. Kuzey Kafkasya’da
Denikincilere karşı gerilla savaşı yürüten dağlılarla dayanışma içinde olduğunu
bir kez daha bildiren hükümet, “dağlıların bağımsızlığının yok edilmesinin
kendi bağımsızlığımıza da büyük tehlike” olduğunu görüyordu[ix].
Savaşın ağır sonuçlarının ortadan kaldırılması ile
uğraşan Türkiye ile karşılıklı ilişkilere gelince, bildiride, “gelecekte iki
özgür ve bağımsız Türk devleti arasında daha yoğun ilişkiler, sonsuz dostluk ve
samimi komşuluk ilişkileri kurulması” umut ediliyordu. İran’la karşılıklı
ilişkiler meselesine geçiş yapan Başbakan, bu “iki kardeş devlet” arasında
resmi diplomatik ilişkiler kurulması yönünde önemli, olumlu adımlar atıldığını
belirtiyordu[x].
Bildirgede, “Rusya’da savaşan güçlerin hiçbirinin,
Rusya’nın eski sınırlarına tekrar kavuşamayacağını ve kendi kaderini yeni
belirlemiş halkları yönetmenin bir hayal olduğunu anlamadığı ya da anlamak
istemediğini” üzüntüyle bildiriliyordu. Hem beyaz hem de kırmızılar tarafından
bağımsız Azerbaycan’a somut tehditler bulunduğunu dikkate alan hükümet;
“bağımsızlığı tehdit eden güçlerden korunmak için, son nefesine kadar
mücadeleye hazır olduğunu” bildiriyordu[xi].
Feteli Han Hoyski ve Nesip Bey Usubbəyov’un Bakanlar
Kurulu’nun üç bildirisinin ana içeriğinin analizi 1918-1920 yıllarında
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ulusal güvenlik anlayışının çeşitli göstergelerini
belirtme olanağı sağlıyor. Bunlar arasında; barışçıl dış politika uygulanması,
komşuları ile tüm sınır anlaşmazlıklarının öncelikle masa başında ve görüşmeler
yoluyla çözülmesi; konfederasyon ya da diğer biçimlerde Kafkasya Devletler
Birliği’ni oluşturarak bölgede ortaklaşa güvenliğin sağlanmasına çalışma;
ülkede yaşayan ulusal azınlıklara karşı tüm demokratik norm ve özgürlükler
gerçekleştirilerek, özellikle uluslararası ilişkiler alanında iç siyasi
istikrarın güçlendirilmesi; ülke genelinde bölücülüğe eğilimli durumların
önlenmesi ve devletin toprak bütünlüğünün sağlanması vardır.
28 Mayıs 1918′de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilan
edilmesi, yirminci yüzyılın başlarında Azerbaycan’ın siyasi tarihinde önemli
bir olay olmuştur. Sonraki yaklaşık iki yıl boyunca ulusal meclis ve hükümetin
devlet yapılanması, diğer bir değişle askeri alanda, cumhuriyetin toprak
bütünlüğünün sağlanması yönünde çalışmaları meyvesini vermekte idi.
Oldukça karmaşık dış ve iç politik ortamda Azerbaycan
Cumhuriyeti Hükümeti tarafından ulusal güvenlik anlayışı geliştiriliyor,
düzenli ordu yapılanması ve savunma amaçlı diğer önlemler hayata geçiriliyordu.
Bu, öncelikle 1919-1920 yıllarında Azerbaycan’a kuzeyden gelen Denikin
tehdidini saf dışı bırakmak, ülkenin güney ve batı bölgelerinde (Muğan,
Zengezur ve Karabağ’da) ise saldırgan ayrılıkçılık durumlarıyla mücadele etme
gerekliliğiyle ilgiliydi.
Aynı zamanda, Bakü’de silahlı darbe hazırlığı işini
ülkedeki gergin sosyo-politik durumu beceriyle kullanan yerli gizli Bolşevik
kurumların kışkırtma amaçlarına karşı önlemler almak da gerekiyordu.
Uluslararası tecrid ve düşman ablukası ortamında olan, Sovyet Rusya ile yüz
yüze kalan, güvenilir müttefiki olmayan Azerbaycan Cumhuriyeti 1920 yılı Nisan
sonunda XI Kızıl Ordu’nun müdahalesi sonucu yıkıldı. Fakat ülkede yeni
yönetimin kurulması, 1920 yılı boyunca ülkenin bölgelerinde işgal karşıtı
silahlı isyanlar zemininde meydana geliyordu, bu da Azerbaycan halkının
bağımsızlığını yeniden kazanmaya baş koymasından ileri geliyordu.
1991 yılında SSCB’nin çöküşü ile 70 yıldan sonra
bağımsızlığını tamamen yeniden kuran Azerbaycan’ın önünde, asırlık tarihinde
hem bölgede hem de bölge etrafında karmaşık askeri ve siyasi süreçlere sahne
olan yeni bir sayfa açılmış oldu. Fakat yirminci yüzyılın sonunda yaşanan
jeopolitik sarsıntılar ve XXI yüzyılda gözlenen dinamik değişiklikler bile,
Ermenistan’ın 1918-1920 yıllarındaki bilinen eylemlerinden sonra Azerbaycan’a
karşı ikinci kez saldırgan politika yürüttüğü koşullarda bile, Odlar Yurdu çok
kısa bir tarihsel süreçte (20 yıldan biraz fazla) Birleşmiş Milletler’e üye
olmuş ve artmakta olan ekonomi ve savunmaya ilişkin potansiyeli bakımından,
Güney Kafkasya’da bölgesel bir öndere dönüşerek uluslararası nüfuz kazanmıştır.
Prof. Dr. Pervin DARABADI
[i] Каземзаде Фируз. Борьба за Закавказье (1917-1921). –
Стокгольм: CA& CC PRESS, 2010, s.83-125, 159-168, 211-221; Гасанлы Дж. Внешняя
политика Азербайджанской Демократической Республики (1918-1920 гг.). – Москва:
Флинта, Наука, 2010,s.171, 317-336. 469-479, 494.
[ii] Черчилль У. Мировой кризис. – М.-Л.: Государственное
военное издательство, 1932, s.50; Деникин А.И. Очерки русской смуты. – М.:
Мысль, 1991, s.139; Людендорф Э. Мои воспоминания о войне 1914-1918 гг. – Том
2-й. – М.: Госиздат, 1924, s.187, 219-220; Лавров С.В. Политика Англии на
Кавказе и в Средней Азии в 1917-1921 годах// Вопросы истории, 1979, № 5, s.81.
[iii] Азербайджанская Демократическая Республика
(1918-1920 гг.). Парламент (Стенографические отчеты). Баку: Изд-во
«Азербайджан», 1998, s.81.
[iv] A.g.e.s.82.
[v] Азербайджанская Демократическая Республика (1918-1920
гг.). Парламент (Стенографические отчеты). Баку: Изд-во «Азербайджан», 1998,
s.349.
[vi] A.g.e.s.350.
[vii] Азербайджанская Демократическая Республика
(1918-1920 гг.). Парламент (Стенографические отчеты). Баку: Изд-во
«Азербайджан», 1998, s.349.
[viii] A.g.e.s.809.
[ix] Азербайджанская Демократическая Республика
(1918-1920 гг.). Парламент (Стенографические отчеты). Баку: Изд-во
«Азербайджан», 1998, s.811.
[x] A.g.e.
[xi] Азербайджанская Демократическая Республика
(1918-1920 гг.). Парламент (Стенографические отчеты). Баку: Изд-во
«Азербайджан», 1998, s.812.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.