Dildilianlar, Osmanlı Türkiye’sinde yaşamış bir Ermeni
aile. Ailenin üyelerinden Krikor Dildilian, Yozgat’ın en ünlü kunduracısı.
Yangın ve kıtlık yüzünden Sivas’a göç eder abisiyle. Atölyesinin
pencerelerindeki sardunyalar nedeniyle Çiçekli Kunduracı diye tanınır. Yıl
1872. Krikor Dildilian’ın oğlu Tsolag Dildilian, baba mesleğini sürdürmek
istemez zira onun hayali ‘fotoğrafçılık’tır.
Babasının aldığı 5X7 inç kamerasıyla, kardeşi Aram’ın
fotoğraflarını çekerek başlar işe. Anadolu’da stüdyolar yok o dönemlerde.
Seyyar fotoğrafçılar, birkaç günlüğüne uğradıkları şehirlerden fotoğrafları
çekip baskıyı yaptıktan sonra ayrılır. İşte böyle bir dönemde deneyimli bir
ortakla birlikte çarşı içinde bir fotoğraf stüdyosu açar Tsolag Didilian.
Merzifon’a kadar alır yürür ünü. Orada Amerikalılar tarafından açılan Anadolu
Koleji, Dildilian’ı okulun resmi fotoğrafçısı olarak işe alır. Tam da o
sıralarda, babası ve annesi 5 ay içinde art arda ölünce, dört kardeşiyle
Merzifon’a taşınır Tsolag. Henüz 22 yaşındadır. Kolejin mezuniyet
fotoğraflarını çeker; bununla da yetinmez şehri, insanları fotoğraflamaya
başlar. 27’sinde evlenir. 6 çocuk dünyaya getirir. Aile de, yaptıkları fotoğrafçılık
işi de giderek büyür. Anadolu’ya gidip fotoğraf çekmeye başlar kardeşi gibi
gördüğü kuzeniyle. Artık Dildilian Kardeşler adı bir markadır. 1904’te kardeşi
Aram, ABD’ye gidip Illinois College of Photography’de eğitim alır. Onun
sayesinde her gün biraz daha geliştirirler işi.
Ve 1915 gelir. Tehcir başlar. Fotoğraf makinesi
değiştirir ailenin kaderini. Önemli kamusal olayları ve kişileri fotoğraflamak
isteyen devlet yetkilileri; yakın çevrede başka fotoğrafçı olmadığından
Dildilian’ları tehcire yollamaz. Devlet hizmetinde çalışmaya başlar Tsolag ve
Aram kardeşler. Aile dostları olan yüksek bir subayın önerisiyle din
değiştirmek zorunda kalırlar. Birer de Türk ismi alırlar; Tsolag için Pertev,
Aram için Zeki... Ev halkı kurtulur ama Merzifon dışındaki akrabalarından bir
daha haber alamazlar.
1920 yılında Tsolag, işgal kuvvetleriyle olan ilişkisi
nedeniyle hedef olarak gösterilir. Samsun’daki kardeşi Aram’ın yanına
taşınırlar. Orada sürdürür fotoğrafçılığı. Kurtuluş Savaşı’nın bir dönemine
tanıklık ederler makineleriyle.
Merzifon’da durum günden güne daha kötüye gitmekte, Ermeniler
öldürülmektedir. Aile 1922’de Ermeni ve Rum yetimlerin Yunanistan’a nakli için
gelen gemiye binip, memleketlerinden ayrılmak zorunda kalır. Tsolag gemide de
çok sayıda fotoğraf çeker. Atina’ya vardıklarında Kokina’da bir stüdyo açar;
aile geleneği kızı ve oğluyla devam eder. Aram
Kaliforniya’ya gider. Aile dağılır.
İşte bütün bu hikayenin fotoğraflarını saklar aile.
‘Yitik’ geçmişlerinin fotoğraflarını... O fotoğraflar, ailenin hikayesiyle
birlikte Depo’da açılan “Dildilian Kardeşler’in Objektifinden Bir Ermeni
Ailesinin Yitik Geçmişine Tanıklıklar” adlı sergide sergilenmeye başlandı.
Sergi Dildilianlar’ın hikayesi özelinde bir kez daha geçmişle yüzleşme fırsatı
veriyor, gönlü olana, anlayana... Siyah beyaz bir vakarla. 1872-1923 yılları
arasındaki Anadolu’yu belgeleyen bu fotoğraflara bakınca ister istemez soruyor
insan: Acaba tehcir yaşanmasaydı, bugün Anadolu nasıl bir yer olurdu?
Ruhu şad oldu
Cuma akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde rüya gibi bir konser
gerçekleşti. Dünyanın en eski orkestralarından olan New York Filarmoni
Orkestrası, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Anma Konserleri kapsamında İstanbul’daydı.
Orkestra, Bernstein’ın solo keman, yaylılar, arp ve perküsyon için Eflatun’un
“Şölen”inden esinlenerek bestelediği “Serenat” isimli eserinde kemanın dahi
çocuğu Joshua Bell’e eşlik etti. Bell, olağanüstü virtüözitesiyle, “Şölen”deki
diyaloglara kemanıyla ses verirken, salonda onu nefesini tutarak dinleyen
yüzlerce izleyiciyi kendinden geçirdi.
Bernstein, “Serenat”ın dokusuna, ‘yakınlarına doğum günü
hediyesi olarak veya vefatlarının ardından yazdığı kısa piyano parçalarından
oluşan Yıldönümleri’nden üç bölümü’ de işlemiş. Velhasıl doğumunun 100.,
ölümünün 20. yılında böyle incelikli bir konserle anılan Nejat Eczacıbaşı’nın
ruhu eminim şad oldu o gece.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.