Elif Akgül / elif@bianet.org
FIDH'in düzenlediği Siyasal Dönüşümler ve İnsan Haklar
Forumu'nun ikinci günündeki çalışma grubunda Azhar, Spees, Tubiana, Hummaida ve
Özipek din özgürlüğünü ifade özgürlüğü bağlamında tartıştı... “Tüm bu inanç
alanına şiddet ve şiddet tehdidiyle donatılmış bir program uygulandı. Cemaatler
yasa dışı ilan edildi, Sünni ve Alevi dergahları kapatıldı, Şeyhlik, Dedelik,
Babalık suç haline getirildi, ayinler yasaklandı. “On senelik AKP iktidarında
Müslüman ve gayri-Müslim dinlere yönelik bazı özgürlük alanları açıldı ancak
hala yapılması gereken çok şey var. İnanan, inanmayan ve farklı inana herkes
için devletin din ve vicdan özgürlüğünü sağlaması, kimlikler karşısında kör
olup kimseyi mağdur etmemesi gerekiyor. Din ve vidan özgürlüğünün anayasada yer
alması, laikliğe de yer verilecekse bu özgürlüklerle çelişmeyecek şekilde
tanımlanması gerekiyor.”
***
FIDH'in düzenlediği Siyasal Dönüşümler ve İnsan Haklar
Forumu'nun ikinci günündeki çalışma grubunda Azhar, Spees, Tubiana, Hummaida ve
Özipek din özgürlüğünü ifade özgürlüğü bağlamında tartıştı.
Elif Akgül / elif@bianet.org
İstanbul - BİA Haber Merkezi 24 Mayıs 2013, Cuma
Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu'nun (FIDH) 38.
Kongresi kapsamında düzenlenen Siyasal Dönüşümler ve İnsan Hakları: Deneyimler
ve Olası Sorunlar Forumu ikinci gününde çalışma gruplarıyla devam ediyor.
Düşünce, din ve vicdan özgürlüğüne saygıyı sağlamak çalışma grubunda din ile
ifade özgürlüğünün nasıl barıştırılacağı tartışıldı.
Kontras Koordinatörü Haris Azhar'ın moderatörlüğünü
yaptığı toplantıda Amerika Birleşik Devletleri'nden Center for Constitutional
Rights organizasyonundan Pam Spees, Fransa'aki Ligue des droits de l'homme
organizasyonundan Michel Tubiana, African Center for Justice and Peace Studies
organizasyonundan Osman Hummaida ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası
İlişkiler Bölümü'nden Prof. Dr. Bekir Berat Özipek konuşma yaptı.
Spees: Irak anayasası ifade özgürlüğüne ket vurdu
“Devletle kilise arasındaki kurumsal ilişki Irak'ta kabul
edilen anayasaya göre ilkesel olarak din özgürlüğü var ancak ifade özgülüğüne
ket vurulmuş durumda. Biz ABD'de Irak'taki savaşa karşı olan vatandaşların
oluşturduğu bir hareketiz ve savaştan on yıl sonra ABD'nin savaştaki vahşetten
sorumlu olduğunu öğrenmeliler.”
Tubiana: Devlet din konusunu tarafsız ele almalı
“Dinsel olgunun eleştirisinin sağlanması gerekiyor. Bilirsiniz
benim özgürlüğüm başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. Özgürlük
demokratik bir toplum için gerekli sınırları getirir, eleştiri nefret söylemini
kapsamaz.
“Tabii burada demokratik düzenin kurulması için gereken
şartların yaratılması gerekir. Şundan emin olmamız gerekiyor: Din özgürlüğü
muhakkak olmalı ama aynı zamanda dinlerin kendi inançları doğrultusunda ibadet
etmeleri için imkan sağlanmalı. İnsanlar ibadetlerini yerine getirirken
herhangi bir tehdit hissetmemeliler.
“Türkiye Anayasası'nda yer alan laiklik tanımı tam da bu
öze sahiptir. Devletin dinler karşısındaki tarafsızlığıdır esas olan. Tabii
batılı ülkelerindeki laiklik tarifinden farklıdır. Burada önemli olan devlet
için yansızlık, tarafsızlıktır. Aksi ise felakettir, mesela İslam dininin
politik amaçla kullanıldığı bazı ülkelerdeki diktatörlüğe yol açabilir.”
Hummaida: İslamiyet bireysel olduğu kadar kamusaldır
“Önce şunun altını çizmek gerekiyor: İslamiyet sadece
kişisel bireysel bir inançtan ibaret değildir. İslamiyet kamusal alanda da
vardır. Peki buna göre İslamiyet'i reformla nasıl bağdaştırabiliriz?
“İşkenceyi burada örnek alalım, işkence zalim bir
davranıştır ve aslında İslam'ın kitaplarıyla çelişir. Ancak, örneğin sız kadın
olarak dünyaya gelmişseniz ikinci sınıf vatandaş olmayı kabul etmeni gerekir.
Sudan'a bakacak olursak burada CEDAW'ın imzalanması İslamiyet'le çelişki
oluşturur.”
Özipek: Türkiye'de laiklik baskı aygıtı olarak kullanıldı
“Türkiye'de laiklik epeyce sorunlu ve uygulama biçimiyle
de din ve vicdan özgürlüğüne aykırı. Çünkü Türkiye'deki laiklik liberal tarafsızlık
ilkesine göre değil, toplumu dönüştürmeye yönelik popüler bir ilke olarak ele
alındı, özgürlüğü çoğaltmak yerine onu bastırmak için kullandı.
“Türkiye'de laiklik devlete bağlı din sistemi olarak
kullanıldı. Cumhuriyet tarihinde devlet bunu pozitivist bir inançla
bağdaştırmaya çalışsa da aslında Osmanlı'daki şeyhülislamlığın devamı olan bu
sistem değişmedi. Toplumu devlet eliyle sekülerleştirmeyi laiklik olarak
algılayan cumhuriyet dini çatışma ortamını oluşturdu.
“Tüm bu inanç alanına şiddet ve şiddet tehdidiyle
donatılmış bir program uygulandı. Cemaatler yasadışı ilan edildi, Sünni ve
Alevi dergahları kapatıldı, Şeyhlik, Dedelik, Babalık suç haline getirildi,
ayinler yasaklandı.
“On senelik AKP iktidarında Müslüman ve gayri-Müslim
dinlere yönelik bazı özgürlük alanları açıldı ancak hala yapılması gereken çok
şey var. İnanan, inanmayan ve farklı inana herkes için devletin din ve vicdan
özgürlüğünü sağlaması, kimlikler karşısında kör olup kimseyi mağdur etmemesi
gerekiyor. Din ve vidan özgürlüğünün anayasada yer alması, laikliğe de yer
verilecekse bu özgürlüklerle çelişmeyecek şekilde tanımlanması gerekiyor.” (EA)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.