***
Mahir Çayan ve arkadaşları 1972 martında Tokat’ın Niksar
ilçesine bağlı Kızıldere köyünde Özel Harp Dairesi’nin unsurları tarafından
öldürüldüler. Çoğu THKP-C’li, bir ikisi THKO’lu olan bu gençlerin hangi duygu
durumuyla hareket ettiklerini günümüz şabalak ortamında kestirebilmek çok zor.
Grubun içinden bir tek Dev-Genç başkanı Ertuğrul Kürkçü kurtuldu.
Mahir Çayan kafasında halk ihtilali kurgulayan
Marksist-Leninist bir devrimci ve THKP-C’nin de teorisyenlerinden biriydi.
Ertuğrul Kürkçü uzun yıllar hapis yattı. 1986 yılında infaz yasasında yapılan
değişikliklerle tahliye oldu. 1996 yılında değişik sol gruplar tarafından
ÖDP’nin kurulmasında görev aldı.
ERTUĞRUL KÜRKÇÜ NEREYE KOŞUYOR
Kürkçü 2011 genel seçimlerinde Barış ve Demokrasi Partisi
(BDP) ile bazı sosyalist partilerin oluşturduğu Emek, Demokrasi ve Özgürlük
bloğu adayı olarak Mersin’den milletvekili seçildi. Bir katıksız sosyalistin
meclise girmesi güzel bir şeydi. Gerici burjuvaziye karşı işçi sınıfını
savunmak için bundan güzel fırsat olamazdı. Kankası Sırrı ile birlikte
1965’teki TİP’i yeniden canlandırabilir, meclisin tozunu atıp sınıf mücadelesine
ivme kazandırabilirlerdi. Fakat öyle olmadı. Ertuğrul Kürkçü meclise girdiği
2011 tarihinden beri çarpık üretim ilişkilerine ve abdestli kapitalizme hiç
dokunmadı. Sanki metamorfoza uğramıştı. Son dönemde Sırrı Apo’nun postacılığına
soyunurken, Ertuğrul da zaman zaman şeriatçı BDP’li Altan Tan ile değişik
ortamlarda fotoğraf karesine girmekten öte bir eylem gerçekleştiremedi.
Kürtleri savunmaları güzeldi. Ama sol söylemlerle Türk ve Kürt emekçilerinin
haklarını savunmak akıllarına gelmiyordu. Daha kötüsü, Ertuğrul Kürkçü zamanla
ülke halkı için ileri demokrasi! temelinde çözümler üretmeye başladı. İki gün
önce ANF’ye verdiği demeç Ertuğrul’daki derin savrulmayı gözler önüne seriyor.
Bu görüşmede BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, solun din ile arasındaki
mesafesinin aşılması gerektiğini söyleyerek, İslam ile emek eksenli bir
ortaklığın mümkün olabileceğini savunuyor.
MARKS’IN SÖZLERİNE TAKLA ATTIRDI
Türkiye solunu ise pozitivist olmakla suçluyor. Sol
ideoloji dünya ölçeğinde, hiçbir zaman dinlerle dans etmeye kalkmadı. Sosyalist
insanlar sınıf mücadelesi verir. Kullandıkları argümanlar da üretim ilişkileri,
artı değer, emek, eşitlik, sömürü filandır. Eski sosyalist, yeni İslamcı
Ertuğrul konuşmasının devamında “Aslında Marks'ın dine bakış için geliştirdiği
metodolojinin ne yazık ki Türkiye sosyalizminde tam olarak içirilmediğini,
pozitivist bir yaklaşımın, yani insanları dininden kurtarma eğiliminin içten
içe Türkiye'de yaygın olduğunu düşünüyorum. Bu tam olarak böyle olmasa da bir
mesafe yaratıyor. Bu mesafenin aşılması şart” demektedir. Peki, ne demek
istemektedir? Karl Marks insanlığı dine yaklaştırıyordu da Türkiye solu mu bunu
anlayamadı? Hangi mesafeyi aşacağız? Kırk yıllık sosyalist Ertuğrul ileri
demokrasi panayırında bilerek faydacılığa kayıyor. Marks’ı da kendi üfürüğüne
alet ediyor. Karl Marks “Din insanlığın afyonudur (Die Religion ist das Opium
des Volkes)” başlıklı yazısında şöyle der: “Din-dışı eleştirinin temelini şu
yaklaşım oluşturmaktadır: İnsanı insan yapan din değil, dini yapan insandır…
Halkın aldatıcı mutluluğu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek
mutluluğunu istemek anlamına geliyor”. Adamın fikri de, zikri de bu. Uyanık
eski solcu Karl Marks’a takla attırıyor. İlgili konuşmada hızını alamayan
Ertuğrul Kürkçü “Ben doğrusu Müslüman emekçiyi, laik bir faşiste tercih ederim”
gibi bir de vecize üretiyor. Emekçileri Müslüman-gayrimüslim diye, faşistleri
de laik-antilaik diye sınıflandırmak ilk kez Ertuğrul Efendi’ye nasip oluyor.
Beyin boncuklaması ciddi bir maraz. Altmış sekiz kuşağının liderlerinden
Ertuğrul Kürkçü, mülakatı “Türkiye bir yandan da çok inançlı bir toplum. Bu
açıdan benim hiçbir ön yargım yok. Onlar kimseye dinlerini benimsetmeye
çalışmaz, biz de onları dininden kurtarmaya çalışmazsak, pekala aramızda emek eksenli
bir ortaklık olabilir” diyerek tamamlıyor.
BEN ERTUĞRUL KÜRKÇÜ’YE KIZAMIYORUM
Onlar dinlerini benimsetmez, biz de (sosyalistler) onları
dinlerinden kurtarmazsak İslamcılarla emek eksenli bir ekip kuruyoruz. Peki,
abdestli kapitalizmi neremize yamayacağız kuzucuk? Ertuğrul bir de yeni bir
terminoloji üretmiş: Dinden kurtarmak. Alçak laikler halkımızı dinden
kurtarmaya çalışıyorlar. Eski devrimci kırık dökük tümcelerle dindarları
gıdıklıyor. Sergilediği komediyle ufalıp cebime girecek. Karizma da sıfırın
altında. Takkeyi takıp umreye giderse şaşırmayınız. İnsan geçmişini bu kadar
ayaklar altına alır mı? Ben Ertuğrul Kürkçü’ye kızamıyorum. İleri demokraside
tüm Türkiye dağıttı dostlar. Ertuğrul’un dağıtmasını çok görmeyin.
Dr. Hasan Vasfi Altay
Odatv.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.