Başbakan Erdoğan, "Avrupa Birliği Parlamentosunun
bizlerle ilgili alacağı kararı ben tanımıyorum" diyerek AP'ye tepki
gösterdi... Davutoğlu, ''AP'nin kararı kabul edilemez. Türkiye hiç kimseden
ders alma noktasında değildir. Bu karar bize iletildiğinde aynen iade
edilecektir'' dedi... Bağış, Türkiye’nin iç meseleleriyle ilgili bu kadar rahat
ve cesur konuşmanın bedeli olduğunu bazı parlamenterlerin anlaması gerektiğini
ifade ederek, şöyle devam etti: "Ulusal ve uluslararası kirli planlara
alet olup bunların manipülasyonlarına, iftiralarına kanmasınlar. Bu
yanılsamayla gaza gelip durumdan da kendilerine vazife çıkarmasınlar. Türkiye
muz cumhuriyeti değildir. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir, neyi
nasıl yöneteceğini de kendi devlet geleneği içerisinde gayet iyi bilir.
***
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu AP'nin Gezi kararı ile
ilgili öyle açıklamalar yaptı ki..
İNTERNETHABER.COM/ Başbakan Erdoğan'ın AP'nin alacağı
kararı tanımıyorum açıklamasının ardından AP Gezi metnini onaylayınca Dışişleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu'ndan zehir zemberek karşılık geldi.
Davutoğlu, ''AP'nin kararı kabul edilemez. Türkiye hiç
kimseden ders alma noktasında değildir. Bu karar bize iletildiğinde aynen iade
edilecektir'' dedi.
EN RAHATSIZ EDİCİ CÜMLE
Davutoğlu metindeki en rahatsızlık verici cümleyi de
açıkladı ; "Bizi rahatsız eden şudur: Türkiye'deki gelişmelerden
kaygılıyız kelimesi rahatsız edicidir."
Davutoğlu bu kelime konusundaki hassasiyeti de şöyle izah
etti;
"Çünkü başka ülkelerde olanlar için bu ifade
kullanılmamışsa ve sanki Türkiye'nin öngörülemez bir süreç içinde olduğu gibi
bir ifade ima verilmişse... Mesela 2005 Fransa varoşlarında yangınlar yaşandı.
Eğer o dönemde Fransa demokrasisi için kaygılıyız kelimesi kullanılamamışsa
Türk demokrasisi için de konuşulamaz. Kim kullanırsa buna karşı mesajımız net
ve açık olur. Türk demokrasisi Fransız, İngiliz ve Alman demokrasisi kadar
olgundur ve kendi içinde problemleri çözecek araçlara sahiptir. Bunun
tartışılmaya açılması ve kaygılıyız ifadesi etrafında bir belirsizlik ortamı
yaratılmaya çalışılmasını iyi niyetle bağdaştırmayız."
AHMET DAVUTOĞLU'NUN DİĞER ÖNEMLİ BÖLÜMLER;
AP'DEN ANKARA'YI ÇILDIRTACAK KARAR
Avrupa Parlamentosu, Türkiye'deki gelişmelerle ilgili
hükümeti ve Başbakan Erdoğan'ı eleştiren metni oy birliğiyle kabul etti.
AP'de Hristiyan Demokratlar, Sosyalistler, Liberaller,
Yeşiller ve Muhafazakarların uzlaşmasıyla hazırlanan ortak karar metninde
Türkiye'de, şehir ve bölgesel kalkınma planlarında halka danışılması çağrısı
yapıldı.
Bağlayıcı olmayan kararda, ekonomik kalkınmanın sosyal,
çevresel kültürel ve tarihi faktörlerle dengelenmesi ve tüm projelerde çevresel
değerlendirme analizlerinin yapılması istendi.
Türkiye her zaman özgürlüklerini savunacaktır. AP'nin bu
aldığı karar kabul edilemez. Her meseleyi kendi içimizde çözeriz. Kimsenin
Türkiye'ye üst dille konuşmasına izin vermeyiz. Karar bize iletildiğinde aynen
iade edilecektir.
HER ZAMAN KONUŞMAYA HAZIRIZ
Bugün 17. gün. 2 günde güvenlik alandan çekildi.Taksim'de
dün akşam piyano gösteri de yapıldı. Barışçıl yapılan her şeye tölerans
tanınır. Provokatörlerine karşı önlem almak hepimizin görevi. Demokrasi en
geniş anlamda ülkemizde uygulanıyor.
Avrupa'da acaba gençler Başbakanı ile görüşüyor mu? Her
zaman gençlerimizle oturmaya konuşmaya hazırız. Bu kaygıların istismar
edilmesine izin verilemez. Gezi Parkı'ndakiler kaygılarını dillendirmiştir.
Artık buna bir son vermek gerekmektedir. Taksim Gezi Parkı'nda olan herkes
kanaatlerini iletecek kanallara sahiptir. Görüşme süreci başladığı için hedefe
ulaşılmıştır. Şuanda da oranın boşaltılması önem taşıyor.
Türkiye hiçbir ülkeden ders almaz yönlendirme kabul
etmez. O zaman bizde kaygılarımızı açıkça söyleriz.
ERDOĞAN'DAN AP'Yİ TANIMIYORUM RESTİ
Başbakan Erdoğan, "Avrupa Birliği Parlamentosunun
bizlerle ilgili alacağı kararı ben tanımıyorum" diyerek AP'ye tepki
gösterdi.
SAÇMALAMAK DA ÖZGÜRLÜKTÜR
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,
Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye hakkında alınan kararla ilgili olarak,
Türkiye'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu, neyi nasıl
yöneteceğini kendi devlet geleneği içerisinde iyi bildiğini belirtti.AB Bakanı
ve Başmüzakereci Bağış, konuya ilişkin değerlendirmelerinin yer aldığı bir
açıklama yaptı. Yazılı açıklamasında Bağış, "Son günlerde Batı medyasında
ve Avrupa içerisinde bazı yetkililerin ve parlamenterlerin oldukça cesur ve
akli melekelerini kaybetmiş gibi sorumsuz açıklamalar ve yayınlar yaptıklarını
görüyoruz" ifadesini kullandı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi
Catherine Ashton ve AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle'nin
Türkiye'nin AB üyeliğine daha çok sahip çıkılması gerektiği, 23. ve 24.
fasılların açılması gerektiği yönündeki pozitif, yapıcı mesajlarının Türkiye
tarafından önemsendiğini belirten Bağış, şunları kaydetti:
"Avrupa içinde aklıselim ve objektif duruşunu
kaybetmeyen dostlarımızı takdirle takip ediyoruz. Ancak Avrupa Parlamentosu'nda
bazı parlamenterlerin medyatik olmak uğruna saçmalama özgürlüklerini de
doyasıya kullanma hevesleri ortadadır. Ama saçmalamak da bir özgürlüktür, bu
özgürlüğe saygı duyuyoruz. İnşallah o kaybettikleri melekeleri en yakın sürede
bulmaları için de kendilerine dua ediyoruz. Orantısız, dengesiz ve mantık dışı
açıklamalar yapmak, parlamento kürsüsünü bu tür akıl tutulmasına alet etmek her
şeyden önce Avrupa Parlamentosu’nun güvenilirliğine ve imajına zarar veriyor.
Avrupa Birliği yetkililerinin de buna alet olmak yerine dur demeleri daha
akılcı bir yol olur."
Bağış, Türkiye’nin iç meseleleriyle ilgili bu kadar rahat
ve cesur konuşmanın bedeli olduğunu bazı parlamenterlerin anlaması gerektiğini
ifade ederek, şöyle devam etti:
"Ulusal ve uluslararası kirli planlara alet olup
bunların manipülasyonlarına, iftiralarına kanmasınlar. Bu yanılsamayla gaza
gelip durumdan da kendilerine vazife çıkarmasınlar. Türkiye muz cumhuriyeti
değildir. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir, neyi nasıl
yöneteceğini de kendi devlet geleneği içerisinde gayet iyi bilir. Bu geçici
durum karşısında gaza gelip bugün sadece Hükümetimizi değil Türkiye
Cumhuriyeti'ni de hedef almanın maliyetlerini umarım hesaplamışlardır. Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'ni şiddet uygulamakla suçlamak kimsenin haddi değildir.
Hele hele bu konuda sicili bozuk olan sözüm ona ülkelerin ve bazı Avrupalı
siyasetçilerin böyle bir iddiada bulunmaları kabul edilemez. Türkiye’de devlet
şiddeti yoktur. Çevre hassasiyetiyle eylem yapanların arkasına sığınarak
hukuku, asayişi ayaklar altına alanlara müsaade edilmemesi vardır."
Bu oyunun ulusal ve uluslararası uzantılarını çok iyi
bildiklerine işaret eden Bağış, "Güvenlik güçlerimiz içerisinde
müdahalenin dozunu abartanlar için zaten soruşturmayı bizzat başlattık. Hükümet
olarak bu sorunu bile demokrasiyi güçlendirecek bir mekanizmayla çözmenin
arayışında olduk ve gösterilere konu olan Topçu Kışlası için referanduma
gitmeyi öngörebileceğimizi söyledik" ifadesini kullandı.
Bağış, şunları kaydetti:
"Bu her şeyden önce demokrasiye, millet iradesine
duyduğumuz güvenin bir tezahürüdür. Türkiye’de şu anda Avrupa’nın en reformcu
ve güçlü hükümeti ve dünyanın en karizmatik, en güçlü liderlerinden biri
işbaşındadır. Eğer dertleri buysa hiç kusura bakmasınlar. Tayyip Erdoğan’ın
liderliği altında eziliyor olmak bu ezikliği yaşayanların sorunudur. Avrupa
ülkelerinde en masum gösterileri bile bir şiddet sarmalına dönüştürenlere
sessiz kalan da Avrupa Birliği, Türkiye’de Vandalizm'e karşı güvenlik güçlerimizin
haklı mücadelesini farklı yansıtan ve orantısız değerlendiren de Avrupa
Birliği. Aynı şekilde Suriye’de her gün yüzlerce insan katledilirken sesini
yeterince yükseltemeyen de Avrupa Birliği? Biz hangi Avrupa Birliği’ne
inanacağız? Bu oyunun yurt içinde ve yurt dışındaki uzantıları hiç boşuna
heveslenmesinler. Recep Tayyip Erdoğan’ı faiz lobisine de uluslararası
şebekelere de yedirtmeyiz. Buna kimsenin gücü yetmez. Türk milleti buna izin
vermez. Sel gider kum kalır. Gösteriler gelir geçer. Peki bu geçici duruma, bu
kirli kampanyaya alet olup Türk halkının onurunu zedeleyici davranışlarda
bulunanlar o zaman yüzümüze nasıl bakacak. Rüzgar ne kadar sert eserse essin,
kayadan alacağı sadece tozdur. Sele kapılıp gidenler için de rüzgarla savrulup
gidenler için de yapabileceğimiz bir şey yoktur."
TÜRKİYE İÇİN DEĞİL AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN BİR TEHDİTTİR
Bazı parlamenterlerin ve yetkililerin, Avrupa Birliği
sürecini askıya almanın Türkiye için hala caydırıcı bir tehdit olduğunu
düşünmelerini "saflık" olarak nitelendiren Bağış, açıklamasında şu
ifadelere yer verdi:
"Türkiye ile ilişkilerin askıya alınması Türkiye
için değil, Avrupa Birliği için bir tehdittir. Biz her şeye rağmen Avrupa
Birliği reform sürecindeki kararlığımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu kararlılığın
bir tezahürü olarak 15 Haziran 2013 Cumartesi günü Bakanlığımızın ev
sahipliğinde Adalet Bakanımız Sayın Sadullah Ergin, Dışişleri Bakanımız Sayın
Ahmet Davutoğlu ve İçişleri Bakanımız Sayın Muammer Güler'in, yani dört bakanın
katılımı ile Reform İzleme Grubu toplantımızın hazırlığı içerisindeyiz.
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin kendi mecrasında ve olması gerektiği
zeminde ilerlemesi herkes için en iyi seçenektir. Biz bu seçeneği tercih eden
taraf olarak sonuna kadar reform sürecindeki kararlılığımızı muhafaza edeceğiz.
Bu çerçevede, yakın dönemde planlanmış bazı olumlu gelişmelerin de önünü
tıkayan bir tutum takınmanın Türkiye-AB ilişkilerini geri dönülemeyecek bir
yola sokacağı konusunda uyarıyoruz."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.