Armaveni Miroğlu
1930'lu yıllarda dolambaçlı bir hukuki süreç sonucunda el konulan Surp Agop Mezarlığı'nın yerinde bugün Divan ve Hyatt Regency otelleri ile TRT binası var.14. Yüzyılda Galata’da küçümsenmeyecek sayıda Ermeninin yaşadığı ve Surp Sarkis (inşa tarihi 1361, yok oluş tarihi hakkında herhangi bir bilgi yok) ve Surp Krikor Lusavoriç (1391 tarihinde inşa edilip 1436 yılında yenilenmiş, bugün hala varlığını koruyor) adlı 2 kiliseleri olduğu ve mezarlıkların bu kiliselerin çevresinde veya yerleşim alanına yakın havadar yerlerde olduğu bilinmektedir. (1) Ermeniler 16. Yüzyılda ise Galata’dan yavaş yavaş Pera’ya göç etmeye ve oraya yerleşmeye başlarlar. 1560 Veba salgını nedeniyle ölülerin şehir sınırları içinde gömülmeleri yasaklanınca, Galata’lı Ermeniler ölülerini Surp Hagop Düşkünler Evi’nin karşısında, “Harbiye” kışlasının (2) yanında bulunan geniş mezarlığa, Pangaltı Ermeni Mezarlığına (3) gömmek zorunda kalırlar.
Not: Yazının ilk yayımlandığı Toplumsal Tarih Dergisinin fotokopileri yazının sonunda görülebilir. HYETERT.1930'lu yıllarda dolambaçlı bir hukuki süreç sonucunda el konulan Surp Agop Mezarlığı'nın yerinde bugün Divan ve Hyatt Regency otelleri ile TRT binası var.14. Yüzyılda Galata’da küçümsenmeyecek sayıda Ermeninin yaşadığı ve Surp Sarkis (inşa tarihi 1361, yok oluş tarihi hakkında herhangi bir bilgi yok) ve Surp Krikor Lusavoriç (1391 tarihinde inşa edilip 1436 yılında yenilenmiş, bugün hala varlığını koruyor) adlı 2 kiliseleri olduğu ve mezarlıkların bu kiliselerin çevresinde veya yerleşim alanına yakın havadar yerlerde olduğu bilinmektedir. (1) Ermeniler 16. Yüzyılda ise Galata’dan yavaş yavaş Pera’ya göç etmeye ve oraya yerleşmeye başlarlar. 1560 Veba salgını nedeniyle ölülerin şehir sınırları içinde gömülmeleri yasaklanınca, Galata’lı Ermeniler ölülerini Surp Hagop Düşkünler Evi’nin karşısında, “Harbiye” kışlasının (2) yanında bulunan geniş mezarlığa, Pangaltı Ermeni Mezarlığına (3) gömmek zorunda kalırlar.
1560’dan önce var olduğu bilinen Pangaltı Ermeni
Mezarlığının çevresine 1853 tarihinde duvar örülür ve 1856 yılında ise kapısına
isim levhası yerleştirilir. (4)
Sonraki yüzyıllarda İstanbul’un nüfusu gitgide çoğalır ve
Pera (Beyoğlu) gitgide genişler. Önce Pangaltı’nda daha sonra ise Şişli’de yeni
yerleşim merkezleri kurulur.
1865 yılında, yinelenen Veba’nın yanına bir de kolera
salgını eklenip İstanbulluları dehşete düşürünce, yerleşim merkezlerinin
yakınına cenaze defnetmenin tehlikeli olacağı düşünülerek, hastalığın
yayılmasını engellemek amacı ile Pangaltı mezarlığına cenaze gömmek de
yasaklanır. O tarihten itibaren mezarlık olarak kullanılmak üzere Ermeni
cemaatine Şişli’nin yukarı kısmında, Abide-i Hürriyet tepesinde, bugünkü
mezarlığın inşa edildiği geniş alan verilir. (5)
Böylece 23 Temmuz 1865 tarihinde Pangaltı Surp Hagop
Mezarlığında sona eren cenaze defnetme işlemleri hemen ertesi günden itibaren
Şişli Ermeni Mezarlığında başlar.
(1)Agop Siruni- Istanbul ve Etkisi- I. Cilt- Beyrut-
1965- Sahife 199 ve 235
(2)1862 yılında Saray mimarı Garabet Balyan (1800-1866)
tarafından inşa edilen Kışla, 10 Şubat 1993 den itibaren “Askeri Müze”ye
dönüştürülmüştür..
(3) "G.Solakhyan'ın 7 Haziran 1939 tarihli 'Nor Lur'
gazetesinde yayımlanan makalesinde bildirdiğine göre, Pangaltı Mezarlığının
arsası Sultan Süleyman (1494-1566) tarafından, yaptığı hizmetlere karşılık Baş
aşçısı Vanlı Manuk Karaseferyan'a hediye edilmiş ve Ermeni Cemaatinin
ölülerinin defneetmesine tahsis edilmiştir". Aynı bilgiyi "Abdullah
Muratoğlu- Yeni Şafak Internet Gazetesi 5 Şubat 2007" ve "Kevork
Pamukçuyan- Zamanlar, Mekanlar, İnsanlar- İstanbul 2003 Sahife 264"
(4) İstanbul Ermeni Kiliseleri- Pars tuğlacı- İstanbul-
1991- Sahife 217
(5) H. Hagop Vrt. Kosyan- İstanbul Katolik Ermeni
Kabristanı- Viyana- 1931- Sahife 8-12
1872 yılında, yakınındaki kışlaya verilmek üzere Pangaltı
Ermeni Mezarlığına el konmak istenir. Aynı yılın Aralık 22’sinde Trakya bölgesi
dini lideri Tatyos Episkopos önderliğinde Ermeni ruhaniler Sultan Abdülaziz’e
bir dilekçeyle bu durumu bildirir ve adalet isterler. Sultan, özel bir
fermanla, mezarlığın Ermenilere ait olduğunu onaylar. (6)
1874 yılında Türkiye Ermenileri Patriği Nerses
Varjabetyan, erken yaşta ölen hayırsever Püzant Karagözyan’ın vasiyetini
gerçekleştirmek için merhumun kardeşlerinin kararı ile Pangaltı Ermeni
mezarlığının arsası içinde bir Ermeni Ticaret okulu kurulması için gerekli
padişahlık iznini elde eder. Ama o yıllarda meydana gelen ekonomik buhran
nedeniyle tahvillerin değer kaybetmesi ve bazı başka nedenlerden bu vasiyet
gerçekleşemez. (7) (Karagözyan Yetimhanesi daha sonra, 1912’de Dikran Efendi
Karagözyan’ın vasiyeti gereği Şişli’de kurulur.)
1909’da Belediye Pangaltı caddesini genişletmek için
Mezarlığın yol üstündeki bölümünün bırakılmasını talep eder. Belediye ve Cemaat
yönetimi arasında doğan anlaşmazlık hükümetin müdahalesiyle ve terk edilen
toprağın değerine uygun bir bedelin ödenmesiyle son bulur. Ancak İstanbul
Belediye Meclisi 11 Şubat 1909 tarihli kararla, toprağın bedeli olarak değil,
sadece yapılacak masraflara (duvar yapımı, kemiklerin ve mezar taşlarının
taşınması vs.) karşılık olmak üzere 15.000 altın vermeyi kabul eder. Buna neden
olarak da mezarlığın kamuya ait olduğu, kamusal araziye tapuyla sahip olmanın
imkansız olduğu ileri sürülür. (8)
1926 yılında Beyoğlu Belediyesi Beyoğlu’nda bulunan
mezarlıklara gömme işlemlerini yasaklar ve Pangaltı Ermeni Mezarlığını uygun
bir yere nakletmeye karar verir. (9) İstanbul Belediyesi 1931’de Tapu İdaresine
müracaat ederek Pangaltı Ermeni Mezarlığının arsasının “Sultan Bayazıt Veli”
adlı bir vakfa ait olduğunu ve metruk (10) bir mezarlık olduğundan “1580 sayılı
Mezarlıklar kanununun 167. maddesine” (11) göre bütün metruk mezarlıklar gibi
kendisine devredilmesi talebinde bulunur.
(6) Aynı yerden- Sahife 318
(7)Karagözyan Eytemhanesinin Tarihçesi (1913-1948)- Toros
Azatyan- İstanbul 1949- Sahife 16
(8)“Aztarar” günlük gazete-İstanbul- 5 Mayıs 1931
(9)“Haraç” günlük gazete- Paris- 21 Mayıs 1926
(10)Terk edilmiş, sahipsiz kalmış
(11)1580 sayılı Mezarlıklar Kanununun 167. Maddesi der
ki.” Metruk, sahipsiz ve vakf edilmiş kamusal mezarlıklar, genel haklar ve
sorumluluklarla belediyelere devredilir.”
(12) Arevelk- Günlük gazete- Istanbul- 1 Aralık 1931
Tapu Idaresi bu talebi Ankara’daki Tapu Genel Merkezine
iletir. Bu arada resmi bir belgeyle de Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi Yönetim
Kurulundan Mezarlığın tapu senedini getirmesini talep eder. Cemaat Cismani
Meclisi, gerekli bütün belgeleri hazırlayarak Ankara’daki Tapu Genel Merkezine
müracaat etmek üzere iki temsilci ( K. Torkomyan ve M. Narlıyan) gönderir.
Temsilciler Tapu Genel Merkezi Idaresine müracaat ederek, belgelerle gerekli
açıklamaları yapar, Pangaltı Ermeni Mezarlığının sahipsiz veya metruk
olmadığını ve zamanında sadece sağlık nedenlerinden dolayı oraya ölülerin
gömülmesinin yasaklandığını, o tarihten sonra birçok kereler oranın Ermeni
Cemaatinin mülkiyeti olduğunun tespit edildiğini ve bu yüzden Türkiye Millet
Meclisi tarafından onaylanan “ Mezarlıklar Kanunu”na göre el konması gereken
mezarlıklardan olmadığını izah ederler. (13) Fakat buna rağmen Tapu Merkezinden
Istanbul Tapu Idaresine Belediye’nin isteğine olumlu cevap vererek, mezarlığı
onun adına kaydetme emri verilir.
Belediye hem Pangaltı mezarlığına el koyar, hem de
mezarlığa ait dükkan ve garajların gelirine haciz koyar. Patrik Mesrop Naroyan
ve K. Torkomyan mezarlığın metruk olmadığı ve mülkiyet hakkı olduğu
gerekçesiyle Ermeni Patrikhanesi adına Belediyeye karşı dava açarlar.
Belediye’nin avukatı, İstanbul 4. Hukuk Mahkemesinin bu davayla uğraşmasına
itiraz eder, mahkemenin buna hakkı olmadığını ifade ederek davayı Devlet
Şura’sına teslim etmesini talep eder. Fakat Patrikhane avukatları mahkeme
heyetine sundukları belgelerle karşıt tarafın itirazlarını çürütürler ve
İstanbul 4. Hukuk Mahkemes,i oy birliğiyle bu davayla uğraşmaya hakkı olduğuna
karar verir. (14) Böylece İstanbul 4. Hukuk Mahkemesinde devam eden davada
Patrikhane avukatları Narlıyan ve Necati Bey “Tedbir i İhtiyati” ele alınmasını
yani mezarlığın mahkeme sonuçlanana kadar resmen Belediye’ye geçmesine izin
verilmemesini talep ederler. Mahkeme bu talebi kabul eder, fakat karşılığında
Belediye’nin mahkeme nedeniyle arsayı geç elde etmesinden oluşacak değer
kaybından doğacak zararları karşılamak için 20.000 Türk Lirası kefalet
gösterilmesini şart koşar. (15)
Daha sonra Belediyenin avukatları Türkiye’de Ermeni
cemaati ve Ermeni Patrikhanesi mevcut olmadığı konusunda israr ederler.
Bakanlar Kurulunun 19 Temmuz 1915 tarihli ve 729 sayılı kararnamesiyle Ermeni
Patriğinin Yerusalem’e sürgün edildiği ve Patrikhanenin de oraya
nakledildiğini, bugün İstanbul’da böyle bir kurumun var
(13)The Gotchnag- Armenian Weekly – New York- 24 Ocak
1931
(14)Aztarar Günlük Gazete – 22 Mart 1931
(15)Aztarar Günlük Gazete- 26 Şubat 1931
olmadığını ve dolayısıyla Patrik Naroyan’ın dava açma
hakkına sahip olmadığını ifade ederek itirazda bulunurlar. (16)
Patrikhane avukatları mahkemeye Ermeni cemaatinin
varlığını ispat eden çok sağlam kanıtlar sunarlar. Bunlardan Patrikliğin ve
Patrikhane yönetmeliğinin yeniden onaylanışını gösteren 18 Ekim 1915 tarihli ve
1334 sayılı kararname Belediye avukatlarının itirazına net bir cevap olur. (17)
Mahkeme karşıt tarafın israrlarını reddederek Patrikhanenin dava açma hakkı
olduğunu kabul eder.
Böylece, İstanbul 4. Hukuk Mahkemesinin kararıyla iki
önemli şey hukuki olarak kabul edilir.
1.- Türkiye’de hukuksal şahsiyetlere mahsus tüm haklara
(taşınmaz satın alma, satma, idare ve kontrol etme) sahip bir Ermeni cemaati mevcuttur.
2.- Mezarlık davasının davacısı Patrik Mesrop Naroyan, bu
cemaatin hak sahibi önderidir. (18)
Bu hukuksal sonuçla İstanbul 4. Hukuk Mahkemesi Ermeni
Patriğinin Cemaatin tüm taşınmazlarının mütevellisi olduğuna karar vermiş olur.
Beyoğlu’nun en geniş ve en işlek caddesi üzerinde bulunan
ve 56.000 metrekare arazi ve 5.000 metrekare binalardan oluşan (19) Pangaltı
Ermeni Mezarlığını, bu değerli durumundan dolayı herkes bir şekilde elde etmek
ister. İstanbul Belediye’sinden başka “Ayaz Paşa Mütevelliliği” de bu arazinin
“Ayaz Paşa Vakfı”na ait olduğu konusunda ısrar eder. (20)
Dava devam ederken, Belediye mezarlığın “Sultan Bayazıt
Veli Vakfı”na ait olduğu konusunda ısrar eder ve Patrikhane ile Belediye
arasındaki bu tartışmayı çözüme ulaştırmak, mülkiyet hakkını belirlemek için
eski divanları altüst edip belgeler meydana çıkarmak gerekir. Mahkeme bu vakfın
“hudutname”sini istemeyi uygun bulur. Aynı zamanda bu konuyu uzmanlara teslim
etmeyi kararlaştırarak Mezarlıklar Müdürü, Kadastro Müdürü, tarihçiler, Müze
Müdürü ve bir tapu memurundan oluşan “uzman araştırmacılar heyeti” kurulur.
(21) Bu heyet yerinde araştırmalar yaparak araştırma
(16)Aztarar Günlük gazete 23 Mart 1931
(17)Aztarar günlük gazete 17 Nisan 1931
(18)Aztarar günlük gazete 26 Nisan 1931
(19)Nor Lur günlük gazete- 14 Şubat 1935
(20)Arax Journal Armenien- Egypt- 17 Ekim 1931
(21)Arevelk günlük gazete- 16 Şubat 1932
sonucunda hazırladığı raporu Mahkeme’ye sunar. Bu rapora
göre mezarlık Sultan Bayazıt Vakfı sınırları içindedir.
Türk uzman ve tarihçilerin hazırladığı rapor sonucuna
dayanarak İstanbul Hukuk Mahkemesi, Pangaltı Ermeni Mezarlığının “Mezarlıklar
Kanunu”na göre metruk mezarlık olarak kabul edilip Belediye’ye geçmesine karar
verir. (22)
Patrikhane avukatları Yargıtay’a başvururlar. Yargıtay
konuyu derinlemesine araştırmadan, yani mezarlığın kime ait olduğunu
araştırmadan 1933 yılının 4 Mart günü kararını iletir. << Madem ki bu
arazi kiliseye ait akar değil, Patriğin davacı olmaya hakkı yoktur. Tüzel
kişiler kanununa göre, cemaat liderlerinin dini veya hayri kurumlara ait olan
fakat akar olmayan topraklar üzerinde hiçbir hakkı yoktur.>> (23)
Yargıtay’ın bu kararına karşılık Patrikhane Yargıtay’a
tekrar başvurarak “Tashih ı karar” talep eder fakat Yargıtay kararında israr ederek
onu değiştirmez. (24)
Sultanahmet’deki Adliye Binası (daha sonra Adliye Sarayı)
3 Aralık 1933 Pazar gecesi çıkan ve İstanbul İtfaiyesinin seferber olmasına
rağmen, fırtına nedeniyle hızla büyüyen yangında içindeki tüm belgelerle
birlikte bütünüyle yanıp kül olur. (25) Pangaltı Ermeni Mezarlığı davasına ait
belgeler ve kağıtların birer örneği gerçi Tapu Dairesinde ve Belediyede
mevcuttur ama yine de dava mahkemelerin yeniden faaliyete geçişine kadar
ertelenir.
1 Mart 1931’de başlayan Pangaltı Mezarlığı davası 26
Kasım 1934’de sona erer. Mahkeme Patrikhaneyi mahkeme masraflarını ve Belediye
Vekilinin 150 lira avukatlık masrafını ödemeye mahkum eder. (26)Ayrıca “Tedbir
i ihtiyati”yi de kaldırır.
Bu karardan sonra aslında verilen kararın davanın özüyle
ilgisi olmadığını yani Mezarlığın mülkiyet hakkı veya metruk olmasıyla ilgili
bir sonuç olmadığını fark eden Beyoğlu Yönetim Kurulu, Başkan Prof. Celal
tarafından 1. Hukuki Mahkemeye müracaat ederek dava açar ve “Tedbir i ihtiyati”
talep eder. Böylece aynı davada ikinci bir dönem başlamış olur. Mahkeme talep
edilen “Tedbir i ihtiyati”yi mezarlığın arazi kısmı için kabul etmez, ancak
üzerinde bina bulunan kısımlar için 10.000 Lira kefalet gösterilmesi şartıyla
kabul eder. (27) Mezarlığın üzerinde bina bulunan kısımları dava sonuçlanana
kadar
(22)Aztarar günlük gazete- 6 Mart 1933
(23)Aztarar günlük gazete- 23 Ekim 1934
(24)Haraç günlük gazete- Paris- 13 Eylül 1933
(25)Haraç günlük gazete- Paris- 5 Aralık 1933
(26)Aztarar günlük gazete- 27 Kasım 1934
(27)Arevelk günlük gazete- 6 Aralık 1934
Cemaate kalırken, Belediye dava sonucunu beklemeden
mezarlığın arsa kısmının tapularını çıkarttırarak mezarlığı bölme haritalarını
hazırlattırır, her bölümün metrekare değerini tespit eder. Böylece ön taraflar
için 90 ve arka taraflar için 70 lira değer biçer ve bölünme işleri sona erince
bölümler halinde satmayı planlar. (28) Bu arada mezarlık arazisinin değer
tespit talebi ile Mahkemeye müracaat eder. Mahkeme tespit komisyonu kurarak
arazinin 3 yıl öncesiyle mevcut değeri arasındaki farkı tespit etmek için 27
Ocak 1935’de değer tespiti çalışması yaptırır. Belediye, mezarlık arazisinin 3
yıl içinde değer kaybına uğradığını öne sürerek tazminat ve ayrıca da geçen 3
yılda tahsil edilen toprak kiralarını talep eder. (29)
Belediye bu arada Pangaltı Mezarlığının boş arazisi için
Belediye adına bir tapu çıkarılması için Beyoğlu Tapu İdaresine müracat eder.
Sonraki günlerde Beyoğlu Yönetim Kurulu Tapu İdaresine bir dilekçeyle
başvurarak, dava sonuçlanana kadar Belediye’ye böyle bir kağıt verilmemesi
talebinde bulunur. (30)
Bu arada Mezarlıklar Müdürlüğü Mezarlığın bina ve arsa
paylarını belirlemek için Belediye kanalıyla Beyoğlu Yönetim Kurulundan Surp
Lusavoriç ( S. Krikor Lusavoriç’e ithaf edilmiş Khor Virap Kilisesi) Kilisesi
ve Mezarlık arazisi üzerindeki diğer binaların ( Garajlar ve dükkanlar) inşa
izin belgelerini talep eder. (31) Yönetim Kurulu Kiliseninki hariç tüm
binaların inşa izin yazılarının noterden tasdikli birer örneğini sunar. 1865
yılının 28 Temmuz’unda - yani Pangaltı Surp Hagop mezarlığa sağlık nedenleriyle
ölü gömmenin yasaklanmasından sonra- getirilen ölülerin dini bir törenden sonra
Şişli Mezarlığına nakledilmesi amacıyla Mezarlığın güney kısmına inşa edilen
Surp Lusavoriç kilisesi’nin, Sultan Aziz tarafından 1865 yılında verilen ve
Beyoğlu S. Yerrortutyun (Üç Horan) kilisesi Yönetim Kurulu odasında muhafaza
edilen fermanı, 1871 yılı Beyoğlu yangınında odayla birlikte yanmıştır .(32)
Tapu Merkez Kurulu mezarlık arazisinin tapusunu
Belediye’ye vermeyi kararlaştırır. Bu tapuda, 51.968 metrekare mezarlık
arsasının Belediye’ye ait olduğu yazılıdır. (33) Sınırlar Belediye’nin
hazırladığı yeni haritaya göre tespit edilir. Buna göre Surp
(28)Haraç günlük gazete –Paris- 4 Ocak 1935 (Gazete bu
bilgiyi 30 Aralık 1934 tarihli Türkçe “Zaman” gazetesinden almıştır)
(29)Arevelk günlük gazete- 28 Ocak 1935
(30)Arevelk günlük gazete- 7 Şubat 1935
(31)Nor Lur günlük gazete- 26 Şubat 1935
(32)Mardiros Hanesyan- Beyoğlu Üçhoran Kilisesinin 125
yıllık Tarihçesi- İstanbul- 1932- Sahife 292
(33)Haraç günlük gazete- Paris- 19 Nisan 1935
Lusavoriç kilisesine ait yol, bahçe ve tramvay yolu
üzerindeki kapı mezarlık arsası içine alınır ve kiliseye sadece bitişikte çok
dar bir geçit bırakılır. Belediye “Hokevor Diroç Tamparanı” na (Hokevor Der’in
mezarı) götüren çiti de çaktırarak oraya geçişi engeller. (36)
Mahkemenin tespit komisyonu (uzmanlar heyeti) ise yaptığı
ayrıntılı incelme sonucunu bir raporla bildirir. Bu rapora göre, Pangaltı
mezarlık arazisinin değeri 3 yıl içinde 10 lira/metrekare’den 7,5
lira/metrekare’ye düşmüştür. Değer kaybı toplam 124.000 Lira olarak tespit
edilir. (37) Kısa süre sonra mezarlık kapısındaki “Ermeni Mezarlığı” yazısı ve
Haç kaldırılır. (38)
Belediye Ermeni Patriği ve kefillere karşı zarar ziyan
davası açar ve mezarlığın mülkiyeti için açılan davayla satışın gecikmesi
nedeniyle sebep olunan zarara karşılık 180.000 Lira talep eder. (39)
Birkaç ay sonra, Pangaltı Mezarlığı Vakıflar Genel
Müdürlüğü ve Belediye arasında da sorun olur. Çünkü iki taraf da buranın
aslında kendilerine ait olduğu konusunda ısrar ederler. (40)
Belediye ile Cemaat arasında uzun yıllar boyunca devam
eden sorun İç işleri bakanlığının emriyle barışcıl ve idari yöntemle, İstanbul
Valisi Muhittin Bey ve Beyoğlu Yönetim Kurulundan yetkili Doktor A. Surenyan
arasında imzalanan anlaşma ile son bulur. Mezarlığın mülkiyet ve zarar tazmin
davaları sona erer ve binalar (yaklaşık 6.000metrekare) cemaate bırakılırken
kalan arazi 8 50.000 metrekare) Belediye’ye geçer. Arazi ile kilise arasında
kalan 1287.5 metrekare arsa ise bazı kişiler arasında paylaştırılır. Cemaatten
barışcıl yöntemle son bulan mahkeme masrafı olarak 3200 Lira talep edilir. (41)
İstanbul Belediyesi 1938 başlarında Pangaltı Mezarlığını
boş arsaya döndürüp daha sonra orada konutlar ve bir park yapmaya karar verir
ve ilgilenenlere en geç 15 gün
(34)Nor Lur günlük gazete- 17 Nisan 1935
(35)Merhum Hagop IV. Katolikos’un vucudunun demir
kafeslerle çevrelenmiş mermer bir mezara konmasıyla oluşturulan Hokevor Der
mezarı, Ermeniler için olduğu gibi birçok Türk için de kutsal ziyaret yeri
olmuştur.
(36)Nor Lur günlük gazete- 1 Mayıs 1935
(37)Nor Lur günlük gazete 14 Mayıs 1935
(38)Nor Lur günlük gazete- 23 Mayıs 1935
(39)Nor Lur günlük gazete- 2 temmuz 1935
(40)Nor Lur günlük gazete- 6 Ekim 1935
(41)Jamanak günlük gazete- 7 Aralık 1937
içinde mezarlarını kaldırmalarını duyurur. (42) Patrik
Mesrop Naroyan Beyoğlu Yönetim Kuruluna, merhum Hagop Gatoghikos
Chughayetsi’nin (ölüm 2 Agustos 1680) mezarının (Hokevor Der) Pangaltı
Mezarlığından alınarak Üç Horan Kilisesinin bahçesine nakledilmesi için resmi
makamlara gerekli müracaatın yapılması konusunda bir yazı yollar. (43)
Merkezi, geniş, havadar, deniz görür (o dönem önü açık)
konumuyla daima iştahları kabartan Pangaltı Surp Hagop Ermeni Mezarlığı birçok
resmi belgenin varlığına ve onun mülkiyeti hakkında şüphe bırakmamasına rağmen
(tapular, inşa izin belgeleri, vakıf mevcut olmadığını gösteren ve mülk
olduğuna dair kayıtlar) 8 yıllık uzun mücadeleli bir mahkeme döneminden sonra,
1939’da bütünüyle istimlak edilir. Surp Krikor Lusavoriç’e ithaf olan Khor
Virap kilisesi yıkılır.
Belediye “Emval i Metruke” lerle aynı sonu paylaşan ve
bugün varlığı hakkında çok az kişinin bilgi sahibi olduğu mezarlığın, olayların
sessiz tanıkları olan sahipsiz mezar taşlarını Park’ın basamaklarının yapımında
ve büyük oranda Eminönü meydanının tamirinde kullanır. (44)
(42)Arevelk günlük gazete- 9 Şubat 1938
(43)O günlerde nakledilen mezar, halen Beyoğlu Üç Horan
kilisesinin bahçesinde korunmaktadır.
(44)Kevork Pamukçuyan- Zamanlar, Mekanlar, İnsanlar-
İstanbul 2003 –Sahife 266
aykırıdoğrular
http://www.aykiridogrular.com/haber-474-El-Konulan-Surp-Agop-Mezarliginin-Yerinde-Bugun-Divan-ve-Hyatt-Regency.html
Armaveni Mirıoğlu bize yazının ilk yayımlandığı Toplumsal Tarih Dergisinin fotokopilerini gönderdi. Yazı Hyeyet'de de yanılmıyorsak farklı bir başlıkla yayımlanmıştı. HYETERT
Armaveni Mirıoğlu bize yazının ilk yayımlandığı Toplumsal Tarih Dergisinin fotokopilerini gönderdi. Yazı Hyeyet'de de yanılmıyorsak farklı bir başlıkla yayımlanmıştı. HYETERT

.jpg)




1 yorum:
teşekkürler
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.