Füsün Özbilgen
Korku duvarları yıkıldı. Berlin duvarının yıkılması gibi
oldu. Bir gecede kentin bütün
yakalarındaki insanlar sokağa döküldüler ve kaynaştılar.Başbakan buna
“ideolojik” diyor. Onun saldırıları karşısında sürekli kendini savunmaya
çalışan ve sokağın bu korkuları yıkıp attığının hala ayrımına bile varamayan
bazı şaşkınlar da “Yooo valla da billa da ideolojik değil. Bu halk hareketi bak
kadınlar bile sokağa çıkmış” diye saf saf yanıt vermeye çalışıyorlar. Neden
böyle yapıyorlar? Çünkü sokağa çıkıp o kadınları dinlemeden, ekranlardan,
plazalarından izleyip eski anlayışlarına göre hüküm vermeye çalışıyorlar. Aslında
Başbakan haklı. Bu eylemler ideolojik. Ancak başbakanın anlayamadığı şu: Bu
ideoloji karşı ideoloji. AKP’nin dayattığı ideoloji neyse, nelerse, işte onun tam da karşısında olanların karşı
ideolojik hareketi bu.
***
Korku duvarları yıkıldı. Berlin duvarının yıkılması gibi
oldu. Bir gecede kentin bütün yakalarındaki insanlar sokağa döküldüler ve
kaynaştılar. Başbakan buna “ideolojik” diyor.
Füsun ÖZBİLGEN
İstanbul - BİA Haber Merkezi 05 Haziran 2013, Çarşamba
İnsanlar sokaklarda, caddelerde, meydanlar neredeyse zil
takıp oynuyorlar. Kadınlar çoğunlukta.
Kadınlar başı çekiyor. Tencereler çalınıyor. Marşlar söyleniyor, sloganlar
atılıyor. Herkesin yüzü gülüyor, gözleri parlıyor.
Korku imparatorluğu yıkıldı.
Eskiden (ya sabır) çekip korkup susan pısan insanlar,
20’li yaşlardaki gençlerin polis toma’larının karşısına geçip bağrını açması
ile, kimyasal gazlara, gaz bombalarına karşı yüzlerine maske takıp yürüyüşe
geçmesi ile kendine geldi.
Korku duvarları yıkıldı.
Berlin duvarının yıkılması gibi oldu. Bir gecede kentin bütün yakalarındaki insanlar sokağa
döküldüler ve kaynaştılar.
Başbakan buna “ideolojik” diyor.
Onun saldırıları karşısında sürekli kendini savunmaya
çalışan ve sokağın bu korkuları yıkıp attığının hala ayrımına bile varamayan
bazı şaşkınlar da
“Yooo valla da billa da ideolojik değil. Bu halk hareketi
bak kadınlar bile sokağa çıkmış” diye saf saf yanıt vermeye çalışıyorlar.
Neden böyle yapıyorlar?
Çünkü sokağa çıkıp o kadınları dinlemeden, ekranlardan,
plazalarından izleyip eski anlayışlarına göre hüküm vermeye çalışıyorlar.
Aslında Başbakan haklı. Bu eylemler ideolojik.
Ancak başbakanın anlayamadığı şu:
Bu ideoloji karşı ideoloji.
AKP’nin dayattığı ideoloji neyse, nelerse, işte onun tam da karşısında olanların karşı
ideolojik hareketi bu.
4 artı 4 artı 4 gibi numaralarla çocuklarının zorla imam
hatipli yapılmasına karşı çıkan anneler elbette sokakta.
Kentlerine karşı yapılan saldırıya, her boş arsaya
dikilen gökdelene ve kentin rant yağmasına teslim edilmesine karşı çıkanlar
elbette sokakta.
Rujlarının kırmızısına kadar karışan bir iktidarın
ideolojisine karşı çıkan genç kızlar da elbette sokakta.
İnsanlara saat kaça kadar içki alabileceklerini yasayla
dikte eden ve sonra da sadece eve gidip kapanıp içmelerini söyleyen AKP’ye
karşı çıkanlar gençler de elbette sokakta.
Bir partinin, bir sol grubun, bir siyasi hareketin, bir
yörenin, bir çevreci hareketin ideolojisi değil bu ideoloji.
Hepsinin ortak hareketi, AKP’nin dayattığı ideolojinin
karşı hareketi.
Direniş bu, muhalefet bu.
Dün Taksim’de Gezi parkında, sokakta, vapurda, belediye
otobüsünde, finikülerde, metroda dolandım durdum İstanbul’u.
İnsanlar korkuyu yıkmış atmış. Gözlerde ışıltı,
hareketlerde dostluk ve dayanışma var.
Gezi parkında kadınlar erkekler yanyana (başbakanın kabul
etmediği gibi ) aynı bankta değil yerlerde yanyana, el ele omuz omuza oturuyorlar. Binlerce
insan. Parkı bekliyorlar. Ağaçlar kesilmesin kente saldırılar dursun diye nöbet
tutuyorlar.
Her grup kendi bayrağını açmış. Sol bayraklar da var Türk
bayrakları da, sloganlar da var, eğlence müzik ve oyunlar da. Başörtülüsü de
var, taytlısı da. Kimse kimseye kendi ideolojisini dayatmıyor. Herkes kendi
bildiği gibi yaşıyor ve davranıyor.
Taksim’de herkes mutlu..
Taksimde, İstiklal’de motorlarda vapurlarda, herkesin
boynunda maskesi takılı. Gaza karşı tedbir.
Akşam saat 21 sıralarında Taksim’e bir gaz geldi bir
yerlerden. Kim “helikopterden atılıyor” dedi. Kimi “Beşiktaş’tan geliyor” dedi.
Ancak Taksimde bir cafe’de oturanların ortak tavrı şuydu. Hemen maskeler
ağızlara kapatıldı ama insanlar içeri bile kaçışmadılar. Arada bir maskelerini
indirip ağızlarını açarak biralarını ve kahvelerini yudumlayarak sohbetlerini
sürdürdüler.
Korku duvarı yıkıldı. Bu halk artık AKP’nin dinci,
Osmanlıcı, kent yağmacısı, ABD’nin
dediğini yapıp kendi halkını ezen ideolojisi
(adı her ne ise) işte tam da o ideolojinin karşısında direnişte.
Sokaklarda el ele omuz omuza. (FÖ/HK)
* Fotoğraf: Fatih Pınar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.