***
Ermenistan dış politikasında bağımsızlığın uluslararası
alanda tanınması konusu 1992 yılı sonlarına kadar gündemde kalmış, bu tarihten
sonra ise Karabağ Ermenilerinin ayrılıkçı taleplerine uluslararası destek
bulmak, ülkenin güvenliğini sağlamak ve ekonomik sorunları halletmek öncelikli
konular olmuştur.
Bütün bu konularda Ermenistan Rusya’nın desteğini
alabilmiştir. Tabii ki, Rusya da Ermenistan ile askeri ilişkilerini
geliştirmekle kendi çıkarlarını korumaya çalışmıştır. Rusya’nın savunma
politikasında güney bölgelerden gelebilecek saldırıların karşısının alınması ve
aynı zamanda Ermenistan’ın güvenliğinin sağlanması ve Kafkasya’nın jeopolitik
özelliği bakımından Rusya için Ermenistan’da askeri varlığının devam etmesi
büyük önem taşımaktadır. Ermenistan’ın
Rusya ile askeri ve askeri teknik işbirliğinin en temel nedenlerinden biri de,
uzun vadede Rusya’nın bu bölgede askeri-siyasi varlığının devam etmesini
sağlamaktır. Bazı Ermeni uzmanların kanaatine göre Ermenistan’ın Türkiye’den
algıladığı askeri tehdit de ülkedeki Rus askeri varlığının devam etmesini
sağlayan etkenlerden biridir. Bu
bakımdan Ermenistan ve Rusya arasında askeri işbirliği her iki ülke açısından
büyük önem taşımaktadır. Ermenistan, yerleştiği coğrafi konum ve bağımsızlık
sonrasında izlediği yayılmacı politikası gereğince Rusya’nın askeri desteğine
ihtiyaç duymuş, 1991’den itibaren Rusya ile özellikle askeri ilişkilerine önem
vermiş, ulusal ordu kuruculuğunda Rusya’nın askeri ve ekonomik desteğini
almıştır.
Ermenistan bağımsızlığını kazandıktan sonra başta Rusya
olmak üzere BDT çerçevesinde askeri ilişkilerini geliştirmiş, bu bakımdan 15
Mayıs 1992’de BDT’ye üye devletlerin Taşkent’te imzaladığı Kolektif Güvenlik
Örgütü’ne katılmış ve 7 Ekim 2002’de kabul edilen tüzüğü Ermenistan
Parlamentosu onaylamıştır. Üye
devletlerarasında askeri-politik işbirliğini öngören BDT Devlet Başkanları
Komitesi’nin kabul ettiği ‘BDT Entegre Çalışmalarının Genel Yönleri’ adlı
memorandum Ermenistan tarafından desteklenmiştir. Ermenistan 10 Şubat 1995’te
‘Ortak Güvenlik Antlaşması’na Dahil Olan Üye Devletler Arasında Kolektif
Güvenlik Konsepti’ adlı anlaşmayı kabul etmiş ve Kasım 1995’te Parlamento bu
anlaşmayı onaylamıştır. Ermenistan, BDT çerçevesinde ‘Hava Savunma Sistemi
Koordinasyon Komitesi’ ve ‘Askeri Teknik Komite’ olmakla iki askeri organda
temsil olunmaktadır.
İki ülke arasındaki askeri işbirliğinin temeli Ermenistan
Devlet Başkanı Petrosyan döneminde atılmış, Koçaryan döneminde ise daha da
gelişmiş, çeşitli askeri analaşmalar imzalanmıştır. 1992’ye kadar eski
Sovyetler Birliği’nin 7. Muhafız Ordusu Ermenistan’da bulunmuştur. Aynı yılın
ortalarında 7. Muhafız Ordusuna bağlı 16. ve 17. Tümen Ermenistan’a
devredilmiştir.
Ermenistan ve Rusya arasında 21 Ekim 1994’de imzalanan
anlaşma şartlarına göre, Rusya’ya Gümrü ve Erivan’da olmak üzere iki askeri üs
kurmasına izin verilmiştir. Aslında bu
askeri üsler daha Sovyetler Birliği dağılmadan önce de Ermenistan’da
bulunmaktaydı. Ancak Ermenistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra bu üslerin
hukuki statüsü ile ilgili belirsizlik söz konusu olmuştur. Ermenistan bu üsleri
ulusal bağımsızlıklarının garantörü olarak gördüğünden dolayı bu konuda Rusya
için sorun çıkarmamıştır. O dönemin Ermenistan Savunma Bakanı Serj Sarkisyan
‘Trend Haber Ajansı’na verdiği bir demeçte ‘Ermenistan’da bulunan Rus askeri
üslerinin varlığı bizim ulusal güvenliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır’ ifadesini kullanmıştır.
Petrosyan’ın Ağustos 1997’de imzaladığı ‘Rusya ile
Dostluk ve Karşılıklı Yardımlaşma Anlaşması’nın 2. maddesinde ‘...Anlaşmaya
varan taraflar, herhangi bir silahlı saldırı tehlikesi ile karşılaşır veya
silahlı saldırıya uğrarsa, en kısa sürede anlaşmayı imzalayan diğer tarafla
görüşmelere başlayarak savunmayı sağlayacak, barış ve güvenliğin korunması
yönünde ortak hareket edeceklerdir.’ 3. maddede ise ‘...Anlaşmaya varan
taraflar, herhangi bir devlet veya devletler grubu tarafından barış ve
güvenliği tehdit edildiği takdirde, barış ve güvenliğin sağlanması için BM
anlaşmasının 51. maddesi gereğince askeri yardım da dâhil olmak üzere
birbirilerine yardım edeceklerdir.’
ifadesi göz önünde bulundurulursa Sarkisyan’ın, Türkiye ve Azerbaycan’ı
uyararak bu devletlerin Ermenistan’a saldırıda bulunması halinde Rus askeri
üslerinin de kullanılacağını ima ettiği anlaşılmaktadır. Anlaşma imzalandıktan
sonra Azerbaycan Rusya’ya itiraz ederek Ermenistan’ın fiilen Azerbaycan ile
savaş durumunda olduğunu ve bu anlaşmanın Azerbaycan’a karşı imzalandığını dile
getirse de, Rusya ve Ermenistan bu anlaşmanın herhangi bir devlete karşı
imzalanmadığını açıklamıştır. Dağlık Karabağ Savaşı devam ettiği bir zamanda
Türkiye’nin Nahçivan’a asker göndermesinin gündeme gelmesi üzerine, Rusya buna
ciddi şekilde itiraz etmiş, BDT Savunma Bakanı Şapoşnikov, konuyla ilgili
yaptığı açıklamada ‘Türkiye’nin sadece Nahçivan’a ordu göndermesi değil,
Kafkasya’daki gelişmelere müdahale etmesi bile üçüncü dünya savaşına neden
olur’ ifadesini kullanmış, Rusya Devlet Başkanlığı Ofisinden ise Türkiye’nin
Nahçiva’a ordu gönderdiği takdirde taraflar arasında imzalanmış Kars ve Moskova
Anlaşmaları’nın yeniden gözden geçirebilecekleri vurgulanmıştır.
Dr. Hatem Cabbarlı, Avrasya Güvenlik ve Strateji
Araştırmalar Merkezi Başkanı
F.V

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.